Karşıyaka’da yaşanan şey basit bir boykot değildir. Bu, siyasi operasyondur.
Karşıyaka’da bugün sadece bir belediye meclisi toplanamadı.
Daha fazlası oldu.
Bir fotoğraf çekildi.
Hem de öyle sıradan bir fotoğraf değil.
CHP’nin kendi içinde nasıl didiştiğini, kişisel hesapların nasıl belediye yönetiminin önüne geçtiğini, bir belediye başkanının nasıl yalnız bırakıldığını gösteren ibretlik bir fotoğraf.
AK Parti grubu meclise gelmedi.
Buna şaşırır mıyız?
Hayır.
Muhalefettir.
Siyasi taktik yapar.
Meclisi kilitlemek ister.
Kendi hesabını yapar.
Ama asıl mesele orada değil.
Asıl mesele şu: Tam 18 CHP’li meclis üyesi de meclise gelmedi.
Yani CHP’li belediye başkanını, kendi partisinin meclis üyeleri boykot etti.
Buyurun buradan yakın!
BU İŞİN ADI PARTİ İÇİ MUHALEFET DEĞİL
Şimdi kimse çıkıp da bize “demokratik tepki” masalı anlatmasın.
Kimse “yönetim anlayışına itiraz” diye süslü cümleler kurmasın.
Kimse “asansör ihalesi” falan diyerek mevzuyu teknik bir tartışma gibi göstermeye çalışmasın.
Geçiniz.
Bunlar kılıf.
Bunlar bahane.
Bunlar işin vitrinine konulmuş küçük gerekçeler.
Asıl mesele başka.
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’a karşı düğmeye basılmış görünüyor, ve bu düğmenin nereden basıldığı da Karşıyaka siyasetini biraz bilen herkesin malumu.
Cemil Tugay’ın Yıldız Ünsal’a karşı mesafesi artık sır değil.
Aralarındaki soğukluk da sır değil.
Belediye hizmet binası tartışmasında yaşanan gerilim de sır değil.
Yıldız Ünsal’ın bazı konularda kendi duruşunu ortaya koyması da belli ki birilerini rahatsız etti.
Sonuç?
Meclis kilitlendi.
Başkan yalnız bırakıldı.
Karşıyaka halkının iradesi siyasi hesapların ortasına atıldı.
AK PARTİ İLE CHP’Lİ BOYKOTÇULAR AYNI ÇİZGİDE NASIL BULUŞTU?
Gelelim işin en çarpıcı tarafına.
AK Parti grubu meclise gelmiyor.
CHP içindeki bazı isimler de gelmiyor.
Ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor.
Bir tarafta muhalefet.
Diğer tarafta CHP içinden boykotçular, ve ikisi de aynı sonuca hizmet ediyor: Başkan Yıldız Ünsal’ın yönetimini zora sokmak.
Şimdi sormayalım mı?
Bu nasıl tesadüf?
Bu nasıl aynı anda aynı noktada buluşma?
Bu nasıl siyasi denk geliş?
AK Parti’nin siyasi hamlesiyle CHP içindeki bazı isimlerin tavrı aynı kapıya çıkıyorsa, burada durup düşünmek gerekir.
Çünkü bu tablo masum değildir.
Bu tablo sıradan değildir.
Bu tablo “meclise katılmama” meselesi hiç değildir.
Bu tablo, Karşıyaka’da açık açık bir güç gösterisidir.
TUGAY’IN PRENSLERİ SAHNEDE Mİ?
Boykot eden isimlere bakınca tablo daha da netleşiyor. Boykotçuların Başkanda Cemil Tugay’ın prenslerinden, Candaş Yeter, Atilla Baysak, Mithat Salepçioğlu, Mustafa Özuslu, Saadet Çağlın, Sedredil Coşkuner ve Nilüfer Bakoğlu Aşık’ın başını çektiği Özenç Kalkan ve diğerleri...
Bu isimlerin bir kısmı Cemil Tugay’a yakınlıklarıyla biliniyor.
Karşıyaka siyasetinde kimin kime yakın durduğu, kimin hangi siyasi hattın içinde hareket ettiği üç aşağı beş yukarı bilinir.
O yüzden kimse kimseyi kandırmasın.
Bu iş “Yıldız Ünsal’ın yönetim tarzına tepki” diye geçiştirilecek kadar basit değil.
Bu işin arkasında Karşıyaka’yı dizayn etme çabası var.
Bu işin arkasında “Başkan kim olursa olsun, ipler bizde olsun” anlayışı var.
Bu işin arkasında kişisel hırs var.
Ego var.
Geçmiş hesaplar var.
Ve ne yazık ki CHP’ye zarar verecek kadar büyüyen bir iç kavga var.
ENKAZI KİM BIRAKTI, FATURAYI KİM ÖDÜYOR?
Şunu da açık açık söyleyelim; Karşıyaka Belediyesi bugün zor bir mali tabloyla boğuşuyorsa, bunun tek sorumlusu Yıldız Ünsal mı?
Hayır.
Personel yükü, borçlar, mali darboğaz, idari sıkışmışlık...
Bunların tamamı bugünün meselesi değil.
Dünden gelen yükler var.
Geçmiş dönemlerden kalan faturalar var.
Yıllardır biriken sorunlar var.
Ama bugün ne oluyor?
Enkazı devralan Başkan Yıldız Ünsal hem mali krizle uğraşıyor hem işçiyle boğuşuyor hem memurla karşı karşıya kalıyor hem de kendi partisinin içinden siyasi dayak yiyor.
Böyle adalet olur mu?
Böyle yol arkadaşlığı olur mu?
Böyle parti disiplini olur mu?
Yıldız Ünsal, bugüne kadar 50 yıllık partililere taş çıkartacak bir vakar gösterdi.
Konuşmadı.
Bağırmadı.
Partisini hedef almadı.
Kendi derdini kamuoyu önünde pazarlık konusu yapmadı.
Ama belli ki bazıları bu suskunluğu zayıflık sandı.
Yanılıyorlar.
Çünkü bazen susmak korkudan değil, partisine zarar vermemek içindir.
Buradan CHP Genel Merkezi’ne, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’e açık çağrımdır.
Bu mesele artık Yıldız Ünsal meselesi değildir.
Bu mesele CHP’nin kendi belediye başkanına sahip çıkıp çıkmayacağı meselesidir.
Bu mesele parti disiplininin olup olmadığı meselesidir.
Bu mesele seçilmiş bir belediye başkanının, kendi partisinin meclis üyeleri eliyle yalnızlaştırılmasına seyirci kalınıp kalınmayacağı meselesidir.
Yıldız Ünsal’ın sesini duymanız için ne olması gerekiyor?
Başka partiye mi geçsin?
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’la ilgili eski defterleri mi açsın?
Mahkeme kapılarına mı gitsin?
Parti içi gerilimi kameraların önünde mi patlatsın?
Yani bir belediye başkanına sahip çıkmak için illa kriz mi büyümeli?
İlla kavga mı derinleşmeli?
İlla CHP kamuoyu önünde daha fazla mı yara almalı?
YARIN SAAT 10.00’DA HER ŞEY BELLİ OLACAK
Yarın sabah saat 10.00’da meclisin ikinci birleşimi var.
İşte gerçek sınav orada.
CHP İl Başkanı o salona gitmelidir.
En öne oturmalıdır.
Hiçbir şey söylemesine gerek yok.
Sadece orada bulunması yeter.
Bakalım o boykotçu meclis üyeleri, İl Başkanı’nın gözünün içine baka baka o meclise girmeme cesareti gösterebilecek mi?
Bakalım CHP, kendi belediye başkanını yalnız mı bırakacak, yoksa siyasi iradesini mi gösterecek?
Bakalım Karşıyaka halkının iradesi mi kazanacak, yoksa kulis mühendisliği mi?
Yarın saat 10.00 sadece bir meclis toplantısı olmayacak, CHP’nin Karşıyaka’daki fotoğrafı çekilecek.
Ve o fotoğrafta herkes yerini belli edecek.
Kim Başkan Yıldız Ünsal’ın, Kim Karşıyaka’nın ve CHP’nin yanında?
Kim kişisel hesapların peşinde?
Göreceğiz.
Ama şunu bugünden yazalım: Karşıyaka’da yaşanan şey basit bir boykot değildir.
Bu, siyasi operasyondur.
Ve bu operasyonun altında kalan sadece Yıldız Ünsal olmaz.
CHP de kalır.
Benden Söylemesi….
Daha fazlası oldu.
Bir fotoğraf çekildi.
Hem de öyle sıradan bir fotoğraf değil.
CHP’nin kendi içinde nasıl didiştiğini, kişisel hesapların nasıl belediye yönetiminin önüne geçtiğini, bir belediye başkanının nasıl yalnız bırakıldığını gösteren ibretlik bir fotoğraf.
AK Parti grubu meclise gelmedi.
Buna şaşırır mıyız?
Hayır.
Muhalefettir.
Siyasi taktik yapar.
Meclisi kilitlemek ister.
Kendi hesabını yapar.
Ama asıl mesele orada değil.
Asıl mesele şu: Tam 18 CHP’li meclis üyesi de meclise gelmedi.
Yani CHP’li belediye başkanını, kendi partisinin meclis üyeleri boykot etti.
Buyurun buradan yakın!
BU İŞİN ADI PARTİ İÇİ MUHALEFET DEĞİL
Şimdi kimse çıkıp da bize “demokratik tepki” masalı anlatmasın.
Kimse “yönetim anlayışına itiraz” diye süslü cümleler kurmasın.
Kimse “asansör ihalesi” falan diyerek mevzuyu teknik bir tartışma gibi göstermeye çalışmasın.
Geçiniz.
Bunlar kılıf.
Bunlar bahane.
Bunlar işin vitrinine konulmuş küçük gerekçeler.
Asıl mesele başka.
Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’a karşı düğmeye basılmış görünüyor, ve bu düğmenin nereden basıldığı da Karşıyaka siyasetini biraz bilen herkesin malumu.
Cemil Tugay’ın Yıldız Ünsal’a karşı mesafesi artık sır değil.
Aralarındaki soğukluk da sır değil.
Belediye hizmet binası tartışmasında yaşanan gerilim de sır değil.
Yıldız Ünsal’ın bazı konularda kendi duruşunu ortaya koyması da belli ki birilerini rahatsız etti.
Sonuç?
Meclis kilitlendi.
Başkan yalnız bırakıldı.
Karşıyaka halkının iradesi siyasi hesapların ortasına atıldı.
AK PARTİ İLE CHP’Lİ BOYKOTÇULAR AYNI ÇİZGİDE NASIL BULUŞTU?
Gelelim işin en çarpıcı tarafına.
AK Parti grubu meclise gelmiyor.
CHP içindeki bazı isimler de gelmiyor.
Ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor.
Bir tarafta muhalefet.
Diğer tarafta CHP içinden boykotçular, ve ikisi de aynı sonuca hizmet ediyor: Başkan Yıldız Ünsal’ın yönetimini zora sokmak.
Şimdi sormayalım mı?
Bu nasıl tesadüf?
Bu nasıl aynı anda aynı noktada buluşma?
Bu nasıl siyasi denk geliş?
AK Parti’nin siyasi hamlesiyle CHP içindeki bazı isimlerin tavrı aynı kapıya çıkıyorsa, burada durup düşünmek gerekir.
Çünkü bu tablo masum değildir.
Bu tablo sıradan değildir.
Bu tablo “meclise katılmama” meselesi hiç değildir.
Bu tablo, Karşıyaka’da açık açık bir güç gösterisidir.
TUGAY’IN PRENSLERİ SAHNEDE Mİ?
Boykot eden isimlere bakınca tablo daha da netleşiyor. Boykotçuların Başkanda Cemil Tugay’ın prenslerinden, Candaş Yeter, Atilla Baysak, Mithat Salepçioğlu, Mustafa Özuslu, Saadet Çağlın, Sedredil Coşkuner ve Nilüfer Bakoğlu Aşık’ın başını çektiği Özenç Kalkan ve diğerleri...
Bu isimlerin bir kısmı Cemil Tugay’a yakınlıklarıyla biliniyor.
Karşıyaka siyasetinde kimin kime yakın durduğu, kimin hangi siyasi hattın içinde hareket ettiği üç aşağı beş yukarı bilinir.
O yüzden kimse kimseyi kandırmasın.
Bu iş “Yıldız Ünsal’ın yönetim tarzına tepki” diye geçiştirilecek kadar basit değil.
Bu işin arkasında Karşıyaka’yı dizayn etme çabası var.
Bu işin arkasında “Başkan kim olursa olsun, ipler bizde olsun” anlayışı var.
Bu işin arkasında kişisel hırs var.
Ego var.
Geçmiş hesaplar var.
Ve ne yazık ki CHP’ye zarar verecek kadar büyüyen bir iç kavga var.
ENKAZI KİM BIRAKTI, FATURAYI KİM ÖDÜYOR?
Şunu da açık açık söyleyelim; Karşıyaka Belediyesi bugün zor bir mali tabloyla boğuşuyorsa, bunun tek sorumlusu Yıldız Ünsal mı?
Hayır.
Personel yükü, borçlar, mali darboğaz, idari sıkışmışlık...
Bunların tamamı bugünün meselesi değil.
Dünden gelen yükler var.
Geçmiş dönemlerden kalan faturalar var.
Yıllardır biriken sorunlar var.
Ama bugün ne oluyor?
Enkazı devralan Başkan Yıldız Ünsal hem mali krizle uğraşıyor hem işçiyle boğuşuyor hem memurla karşı karşıya kalıyor hem de kendi partisinin içinden siyasi dayak yiyor.
Böyle adalet olur mu?
Böyle yol arkadaşlığı olur mu?
Böyle parti disiplini olur mu?
Yıldız Ünsal, bugüne kadar 50 yıllık partililere taş çıkartacak bir vakar gösterdi.
Konuşmadı.
Bağırmadı.
Partisini hedef almadı.
Kendi derdini kamuoyu önünde pazarlık konusu yapmadı.
Ama belli ki bazıları bu suskunluğu zayıflık sandı.
Yanılıyorlar.
Çünkü bazen susmak korkudan değil, partisine zarar vermemek içindir.
Buradan CHP Genel Merkezi’ne, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’e açık çağrımdır.
Bu mesele artık Yıldız Ünsal meselesi değildir.
Bu mesele CHP’nin kendi belediye başkanına sahip çıkıp çıkmayacağı meselesidir.
Bu mesele parti disiplininin olup olmadığı meselesidir.
Bu mesele seçilmiş bir belediye başkanının, kendi partisinin meclis üyeleri eliyle yalnızlaştırılmasına seyirci kalınıp kalınmayacağı meselesidir.
Yıldız Ünsal’ın sesini duymanız için ne olması gerekiyor?
Başka partiye mi geçsin?
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’la ilgili eski defterleri mi açsın?
Mahkeme kapılarına mı gitsin?
Parti içi gerilimi kameraların önünde mi patlatsın?
Yani bir belediye başkanına sahip çıkmak için illa kriz mi büyümeli?
İlla kavga mı derinleşmeli?
İlla CHP kamuoyu önünde daha fazla mı yara almalı?
YARIN SAAT 10.00’DA HER ŞEY BELLİ OLACAK
Yarın sabah saat 10.00’da meclisin ikinci birleşimi var.
İşte gerçek sınav orada.
CHP İl Başkanı o salona gitmelidir.
En öne oturmalıdır.
Hiçbir şey söylemesine gerek yok.
Sadece orada bulunması yeter.
Bakalım o boykotçu meclis üyeleri, İl Başkanı’nın gözünün içine baka baka o meclise girmeme cesareti gösterebilecek mi?
Bakalım CHP, kendi belediye başkanını yalnız mı bırakacak, yoksa siyasi iradesini mi gösterecek?
Bakalım Karşıyaka halkının iradesi mi kazanacak, yoksa kulis mühendisliği mi?
Yarın saat 10.00 sadece bir meclis toplantısı olmayacak, CHP’nin Karşıyaka’daki fotoğrafı çekilecek.
Ve o fotoğrafta herkes yerini belli edecek.
Kim Başkan Yıldız Ünsal’ın, Kim Karşıyaka’nın ve CHP’nin yanında?
Kim kişisel hesapların peşinde?
Göreceğiz.
Ama şunu bugünden yazalım: Karşıyaka’da yaşanan şey basit bir boykot değildir.
Bu, siyasi operasyondur.
Ve bu operasyonun altında kalan sadece Yıldız Ünsal olmaz.
CHP de kalır.
Benden Söylemesi….