Başkan Vekili Serkan Yıldız’ın Seferihisar gölgesi Karabağlar’a vurdu
Karabağlar Belediye Başkan Vekili Serkan Yıldız hakkında Seferihisar’dan yükselen iddialar, artık kulis dedikodusu olmaktan çıkmış durumda. Eğer bir siyasetçinin adı imar, kaçak bölüm, baskı girişimi ve ruhsat tartışmalarıyla anılıyorsa, orada mesele yalnızca yapı değil; ilke, ahlak ve siyasi etik meselesidir.
Geçen meclis toplantısı…
Yer: Karabağlar.
Kürsüde AK Parti Grup Başkanvekili Fırat Eroğlu var. Hedefinde ise Karabağlar Belediye Başkanvekili Serkan Yıldız.
Ortam gergin.
Tartışma sert.
Cümleler artık siyasi polemiğin sınırını aşmış.
Tam o sırada Fırat Eroğlu, Serkan Yıldız’ı işaret ederek o cümleyi kuruyor: “Seferihisar’a gidin, bu arkadaşın adını soyadını sorun, size ne olduğunu anlatsınlar.”
Şimdi…
Siyasette kürsüden böyle bir cümle kurulursa, o söz havada kalmaz.
Hele hele yerel siyasette hiç kalmaz.
Gazeteci o sözün peşine düşer.
Ben de düştüm.
Kısa bir araştırma, birkaç kritik telefon görüşmesi…
Ve Seferihisar’da konuşulan iddialar, duyduğumda insanın ağzından ister istemez şu cümleyi döküyor:
“Yok artık…”
Çünkü ortaya atılanlar hafife alınacak gibi değil.
İddia bir:
Serkan Yıldız’ın Seferihisar’da yaptığı 4 adet villa var. Şikayetler artınca Seferihisar Belediyesi yetkilileri gidip inceleme yapıyor. İddiaya göre yapılan incelemelerde bu villalarda kaçak bölümler tespit ediliyor.
İddia iki:
Sadece bazı eklentiler değil… Otopark girişinin bile kaçak yapıldığı konuşuluyor.
İddia üç:
Asıl can alıcı nokta ise şu: Bunun bir ilk olmadığı öne sürülüyor. Yine iddiaya göre Serkan Yıldız, daha önce yaptığı bazı inşaatlarda da kaçak bölümler yaptı. Ruhsat sürecini aşabilmek için de o kaçak kısımları sonradan yıkmak zorunda kaldı.
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere…
Yani ilkeye.
Yani ahlaka.
Yani siyasi etiğe.
Karabağlar gibi büyük bir ilçede belediye başkanvekilliği koltuğunda oturacaksın…
Bu kentin imarından, düzeninden, hukukundan söz edeceksin…
Vatandaşa “kurallara uyacaksın” diyeceksin…
Ama sonra adın, başka bir ilçede kaçak yapı iddialarının tam ortasında dolaşacak.
Olmaz.
Olduğunda da buna siyaset denmez.
Buna güven aşınması denir.
Buna kamu vicdanının yara alması denir.
Buna siyasi ahlakta çatlak denir.
Çünkü siyasi etik dediğiniz şey, rakibe yüksek sesle konuşmak değildir.
Siyasi etik, önce kendi siciline bakabilmektir.
Kamu ahlakı dediğiniz şey, meclis kürsüsünde nutuk atmak değildir.
Kamu ahlakı, hakkınızda ortaya atılan ciddi iddialar karşısında susmamaktır.
Hele ki belediyecilik gibi imar, ruhsat ve şehir düzeniyle birebir ilgili bir alanda…
Buradan Sayın Serkan Yıldız’a açık ve net soruyorum:
Bu iddialar doğru mu?
Seferihisar’daki söz konusu 4 villada kaçak bölümler tespit edildi mi?
Otopark girişiyle ilgili ileri sürülen usulsüzlük iddiası gerçek mi?
Geçmişte ruhsat süreçleri öncesinde yıkılan kaçak bölümler oldu mu?
Çıkın açıklama yapmasını kamoyunu bilgilerdirmesini umuyorum...
“Bunların tamamı iftiradır” diyorsanız, koyun evrakı ortaya.
Kamuoyu görsün.
Biz de aynı açıklıkla verelim.
Ama suskunlukla geçiştirilecek bir konu değil bu.
Çünkü siyaset bazen sandıkta yıkılmaz…
Önce itibarla çöker.
Ve bir siyasetçi hakkında imar mevzuatıyla, kaçak bölümlerle, ruhsat tartışmalarıyla ilgili bu kadar ağır iddialar dolaşıyorsa; orada mesele artık yalnızca teknik bir belediyecilik başlığı değildir.
Doğrudan doğruya meşruiyet tartışmasına dönüşür.
Çünkü kendi yapısıyla ilgili kamuoyunu ikna edemeyen bir ismin, bir ilçeye nizam vermeye kalkması trajikomiktir.
Daha açık söyleyelim: Karabağlar Belediye Başkanvekilliği koltuğu, siyasi gösteri yapılacak bir vitrin değildir.
O koltuk temiz sicil ister.
Şeffaflık ister.
Güven ister.
Aksi halde o makamın ağırlığı taşınmaz.
Ama asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bu kaçak yapılara ilişkin cezalar kesildikten sonra ne oldu?
Başkan vekili durmuş mu?
Hayır.
İddialara göre baskılar olmuş…
Araya adam sokulmuş…
Ricalar devreye girmiş…
Ama belediye geri adım atmamış.
İşte belediyecilik budur.
İşte kamu görevi budur.
İşte devlet ciddiyeti budur.
Koltuk sahibine göre eğilip bükülmeyen, nüfuz karşısında esas duruşunu bozmayan, “kaçak yapıya göz yummam” diyen anlayış budur.
Eğer gerçekten belediye çalışanları bütün bu baskılara rağmen geri adım atmadıysa, görevini yaptıysa, kaçak yapıya müsamaha göstermediyse; burada alkışı hak edenler bellidir.
Başta Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin olmak üzere, görevini düzgün yapan belediye çalışanlarını tebrik etmek gerekir.
Çünkü bu ülkede asıl mesele, kaçak yapan kadar; kaçağa göz yumanların düzenidir.
Ve bir yerde o düzen bozuluyorsa…
Birileri hatıra değil hukuk dinliyorsa…
Ricaya değil kurala bakıyorsa…
Orada hala umut var demektir.
Serkan Yıldız cephesinde ise soru hala aynı yerde duruyor: Kendi hakkında bu kadar ağır imar iddiası dolaşan bir isim, hangi yüzle kamu adına düzeni temsil ediyor?
Çünkü belediye başkanvekilliği makamı, hatırlı telefonlarla kaçakların üstünü örttürme makamı değildir.
Tam tersine…
O makam, hukukun kimsenin yakınına göre eğilip bükülmediğini ispat etme makamıdır.
Betondaki kaçak bazen yıkılır.
Duvardaki kusur bazen sıvayla kapanır.
Ama siyasi ahlaktaki çatlak öyle kolay kapanmaz.
Ve eğer bu iddiaların binde biri bile doğruysa…
Sorun Seferihisar’daki birkaç kaçak bölüm değildir.
Sorun, Karabağlar’ı yönetmeye talip olan bir zihniyetin, önce kendi vicdanında kaçak çıkmış olmasıdır.