Sayın Başkan, bu video İzmirliyi ikna etmedi: Oltaya değil montaja takıldı
CHP İzmir’de sosyal medyayı kime teslim etti dersiniz?
AK Parti’ye.
Hem de anahtarıyla, tapusuyla, “al sen yönet” diyerek.
Sebep ne?
Çok basit: Siyasetin inandırıcılığını kaybetmesi…
İzmir’de geçtiğimiz hafta yağmur yağdı.
Bildiğimiz yağmur…
Ama bu kentte her yağmur biraz sel, biraz “neden yine?” sorusu…
Sokaklar göle döndü, kordon suyla kaplandı, bir esnaf oltasını aldı, balık tutmaya başladı.
Ve o video yayıldı.
İzmir’in ruhunu tek karede anlatan o görüntü.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sosyal medyada bir video paylaştı.
Hedefte AK Parti Konak İlçe Başkanı Sait Başdaş vardı.
Ne diyordu video?
“Kordon’da su birikintilerini çekip, bir vatandaşın eline olta vererek algı yaratıyorsunuz.”
Yetmedi…
Bir de vicdan yüklemesi geldi:
“Bu şehrin insanları adına, sahada canla başla çalışan binlerce emekçi adına sizi Allah’a havale ediyorum.”
Cümle sertti.
İtham ağırdı.
Mesaj netti:
“Siz algı yapıyorsunuz, biz gerçeği gösteriyoruz.”
Ama…
İşte tam burada film koptu.
Sonra ne oldu?
Çok kısa süre sonra belediyenin paylaştığı videoyla ilgili tek bir kelime dolaşıma girdi:
Montaj.
Video kesik miydi?
Ekipler sonradan mı eklenmişti?
O an sahada gerçekten vidanjör var mıydı?
Bu soruların her biri, belediyenin iddiasını savunmak yerine daha da zayıflattı.
Ve işte ne olduysa bundan sonra oldu.
İzmirliyi sel değil, montaj kızdırdı
Bakın burası çok önemli.
İzmirli şuna alışkındır:
Yağmur yağar, su basar.
Altyapı eleştirilir.
Belediye topa tutulur.
Ama İzmirlinin alışık olmadığı bir şey var: Ahlak dersi verip, montaj şüphesiyle yakalanmak…
Sosyal medya bir anda alev aldı.
AK Partili siyasetçiler sert çıktı.
Bu beklenirdi.
Ama asıl dikkat çekici olan neydi biliyor musunuz?
CHP’ye oy veren, belediyeye mesafeli ama düşman olmayan İzmirlilerin bile şunu demesi: “Eğer video montaj ise, bu çok büyük hata.”
Çünkü burada tartışılan artık sel değildi.
Kordon değildi.
Olta değildi.
Güvendi.
Montaj ortaya çıkınca sözler de geri tepti:“Allah’a havale ediyorum” cümlesi, montaj iddiası sonrası neye dönüştü biliyor musunuz?
Bumerang.
Sosyal medyada şu cümleler dolaştı:
“Algı yapan kimmiş şimdi?”
“Emekçilerin arkasına saklanıp montaj mı yapıldı?”
“Yazık dediniz ama asıl yazık bu video.”
İzmirli şunu sordu:“Eğer her şey buysa, neden montaj ihtiyacı hissedildi?”
İşte bu soru, belediyenin başına gelen en büyük iletişim kazasıdır.
Çünkü siyasette montajın affı yoktur
Yanlış yapabilirsin.
Eksik kalabilirsin.
Hatta eleştirilebilirsin.
Ama…
Gerçekle oynadığın hissi oluşursa, iş biter.
Montaj demek şudur: Gerçeği anlatmak yetmedi, Biraz süslemek zorunda kaldık, İkna edemedik.
Ve İzmirli ikna edilmeyi sevmez.
Doğruyu duymak ister.
Şimdi,
Bir video ile algı suçlaması yapıldı.
Ahlak çağrısı yapıldı.
Vicdan hatırlatması yapıldı.
Ama montaj iddiası ortaya çıkınca,
tüm bu sözler boşluğa düştü.
Bugün İzmir’de konuşulan şey artık şudur: “Sel mi vardı?” değil…
“Belediyeye güvenebilir miyiz?”
Ve bu soru, her yağmurdan daha tehlikelidir.
Çünkü su çekilir.
Ama güven bir kez giderse…
Montajla geri gelmez.
Sayın Cemil Tugay’a 5 soru…
Sayın Cemil Tugay,
Kordon’daki görüntüler üzerinden “algı yapılıyor” dediniz.
Ahlak dersi verdiniz. “Allah’a havale ediyorum” noktasına kadar çıktınız.
Sonra ne oldu?
Montaj iddiası.
İşte sorularım:
1- Algı yapmakla suçladığınız bir videoya neden montaj şüphesi taşıyan bir videoyla karşılık verdiniz?
2- Eğer sahada gerçekten ekip vardıysa, neden tek parça, kesintisiz ve tartışmasız bir görüntü paylaşılmadı?
3- Montaj ihtiyacı hissedildiyse, bu gerçeğin yeterince ikna edici olmadığını kabul etmek değil midir?
4- Emekçilerin arkasına sığınıp, tartışmalı bir video paylaşmak o emekçilere yapılmış en büyük haksızlık değil mi?
5- Bu videodan sonra belediyenin her açıklamasına şüpheyle bakan İzmirlilere ne diyeceksiniz?
Son nokta;
Sayın Başkan, sel çekilir,
yağmur diner.
Ama montaj şüphesi, bir kentin yöneticisine yapışırsa kolay kolay çıkmaz.
Sayın Başkan; İzmir’de tartışılan şey artık sel değil.
Güven.
Ve o, bir kez gitti mi… Vidanjörle geri gelmiyor.