İzmir “üvey evlat” mı, yoksa bahaneye mi sığınıyor?
Şimdi duralım.
Bir nefes alalım.
Ve şu meşhur cümleyi masaya yatıralım:
“İzmir üvey evlat!”
Bu cümle İzmir’de o kadar sık tekrar edildi ki, artık bir tespit olmaktan çıktı, konforlu bir sığınak haline geldi.
Ve tam bu noktada AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı çıktı, NEO TV’de dedi ki: “Ben bu ‘üvey evlat’ söylemini sevmiyorum ve reddediyorum.”
Bakın bu cümle önemli.
Çünkü ilk kez biri, İzmir’in kronik sorunlarını Ankara’ya havale eden refleksi açık açık hedef alıyor.
Trafik mi?
Ankara yaptı otoyolu.
Peki kentin içi?
Battı-çıktı yok.
Alternatif yol yok.
Kılcal damar yok.
Ama suçlu kim?
Tabii ki Ankara.
Çöp mü?
Harmandalı yıllardır aynı.
Yamanlar yıllardır gündemde.
Sonuç?
İzmir’in çöpü Manisa’da.
Ama suçlu kim?
Ankara.
Otopark mı?
3 bin 500 araçlık Çankaya Katlı Otoparkı kapalı.
Alternatif yok.
Plan yok.
Zamanlama facia.
Ama suçlu kim?
Yine Ankara.
Körfez mi?
Rapor yok.
Veri yok.
Şeffaflık yok.
Ama algı var.
Bolca algı.
Ve Çankırı tam da burada frene basıyor:“Şikayet etmekle hizmet olmaz.”
Doğru.
Çünkü bir şehir, mağdur edebiyatıyla yönetilmez.
Bakın, İzmir’in merkezi idareyle sorunları olabilir.
Olmuştur da.
Ama her krizde, her grevde, her çöpte, her trafikte aynı cümle: “Kaynak yok, Ankara vermiyor.”
Peki şu soru sorulmaz mı?
Personel gideri %70’e çıkmışsa,
SGK borçları dağ olmuşsa,
Maaşlar ödenemiyorsa,
Bu bütçeyi kim yönetti?
Ankara mı?
Çankırı’nın söylediği şu aslında çok net: “Ana arterleri bakanlık yapar, şehir içini belediye çözer.”
Bu cümle kulağa sert geliyor olabilir.
Ama gerçekler genelde serttir.
İzmir’in potansiyeli yüksek mi?
Evet.
İzmir daha iyisini hak ediyor mu?
Kesinlikle.
Ama İzmir, hak ettiğine ulaşmak için önce bahane siyasetini bırakmak zorunda.
“Üvey evlat” demek kolay.
Zor olan, sorumluluğu üstlenmek…
Ve galiba İzmir’in bugün en çok ihtiyacı olan şey de bu…
Evet…
Bu noktada hakkını teslim etmek gerekiyor.
Çünkü bazı gerçekler vardır; daha yumuşak anlatılsa “geçiştirme” denir, daha sert söylense “siyaset yapıyor” denir.
Ama ortada trafik kilit,çöp kriz eşiğinde,otopark yok,körfez bulanık,
bütçe delik deşik ise…
Bunu artık metaforla anlatamazsın.
Masal gibi süsleyemezsin.
“Algı” diye paketleyemezsin.
Ceyda Bölünmez Çankırı’nın yaptığı tam olarak şu: İzmir’in fotoğrafını çekti, filtre koymadı, ışıkla oynamadı,olduğu gibi gösterdi.
Belki bu yüzden rahatsız edici.
Ama şunu kabul edelim: İzmir’in bugünkü halini
bundan daha net, daha çıplak, daha dürüst anlatmanın
artık bir yolu kalmadı.
Ve bazen bir şehir için en büyük iyilik, acı da olsa
gerçeği yüzüne söylemektir.