Siyasette Yiğit soyadı var… Ama sahne artık Onur’un!
Her şey bir kenti sevmekle başlar…
Doğduğun sokaklara borcunu ödemekle…
Büyüdüğün mahalleye hizmet etmekle…
Kaç siyasetçiye nasip olur bu?
İzmir’in genç, dinamik ve aileden siyasetin içinden gelen belediye başkanlarından Onur Yiğit’e olmuş.
Bir de işin başka bir boyutu var…
Siyasetle yoğrulmuş bir aileden gelmek kolaydır sanılır.
Ama o mirası taşımak kolay değildir.
Yıllarını siyasete vermiş bir isim…
Ali Yiğit…
Ortaya koyduğu emek ortadayken…
Şimdi sahnede bir başka Yiğit var.
Ama öyle “babanın adıyla yürüyen” bir profil değil bu.
Tam tersine…
Görünen o ki oğul, siyasette babasının papucunu dama atmaya niyetli.
Soyadının taşıdığı siyasi hafızayı, bugünün hizmet anlayışıyla birleştiren; enerjisini dedikoduya, kavgaya, çamur siyasetine değil, doğrudan Balçova’nın yarınlarına harcayan bir isimden söz ediyoruz.
Bugün televizyon ekranlarını açtığınızda, gazete manşetlerine baktığınızda karşınıza çoğu zaman mide bulandıran bir tablo çıkıyor.
Bel altı vuruşlar…
İtibar suikastları…
Rüşvet iddiaları…
Dedikodu üzerinden yürütülen linç kampanyaları…
Siyasetin hizmet eden yüzü neredeyse görünmez hale geliyor.
Çünkü bağıranlar çoğaldı…
Çalışanlar ise daha sessiz kaldı.
Ama başınızı o kirli gürültüden çevirip Balçova’ya baktığınızda başka bir şey görüyorsunuz.
Orada, lafla değil işle konuşan bir belediye başkanı var.
31 Mart 2024’te yüzde 61 gibi çok güçlü bir halk desteğiyle göreve gelen Başkan Onur Yiğit, koltuğa oturduğu günden bu yana enerjisini ucuz siyasi hesaplara değil, doğrudan kentine yöneltti.
Ve en kritik başlıkta farkını ortaya koydu:
Balçova Arsa Mağdurları meselesi…
Tam 50 yıllık bir kördüğüm.
Yarım asır boyunca herkesin konuştuğu ama kimsenin gerçek anlamda elini taşın altına koymadığı dev bir sorun.
Siyaset kurumu yıllarca bu meseleyi ya öteledi…
Ya birbirinin üzerine attı…
Ya da siyasi rant malzemesi yaptı.
Başkan Yiğit ise en zor olanı yaptı.
Masaya oturdu.
Sorumluluk aldı.
Ve çözüm için herkesi aynı zeminde buluşturdu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni…
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı…
Merkezi idareyi…
AK Parti İzmir milletvekillerini…
Yani rozetlerin değil, çözüm iradesinin konuştuğu bir tabloyu kurdu.
Bugün Türkiye’de en çok eksikliğini hissettiğimiz şey tam da bu değil mi?
Kavga eden siyasetçi çok…
Çözen siyasetçi az.
İşte Balçova’da o az rastlanan tabloyu görüyorsunuz.
Bir başka önemli başlık…
Afet meselesi.
Bizde siyasetçi denince akla genellikle felaket olduktan sonra enkaz başında kamera karşısına geçen görüntüler gelir.
Oysa gerçek belediyecilik, felaket olduktan sonra değil, gelmeden önce hazırlık yapmaktır.
BAL-KUT işte tam da bunun adı.
Balçova Belediyesi bünyesinde kurulan arama kurtarma ekibi, sadece göstermelik bir organizasyon değil; profesyonel eğitimlerle hazırlanan, AFAD akreditasyonlu kurumlardan destek alan, olası afetlere karşı ilçeyi diri tutan ciddi bir yapılanma.
Bu, vizyondur…
Çünkü bir belediye başkanının çapı sadece döktüğü asfaltla ölçülmez.
Bazen kurduğu bir ekip, kurtardığı bir can, aldığı bir önlem; yaptığı on tören açılışından daha kıymetlidir.
Ve Başkan Onur Yiğit’in sosyal belediyecilik tarafı da ayrıca dikkat çekici.
Sağır ve işitme engelli vatandaşlar için hayata geçirilen Engelsiz Çağrı Merkezi…
Bakın bu küçük gibi görünen ama aslında çok büyük bir iştir.
Çünkü bu, “seni de görüyorum” demektir.
“Seni de duyuyorum” demektir.
“Bu kentte sen de varsın” demektir.
Üniversiteye hazırlanan gençlere verilen ulaşım desteği…
Askere giden gençlere sunulan katkı…
Mahallelerde örülen sosyal dayanışma ağı…
Bunlar dev afişlerle pazarlanacak işler olmayabilir.
Ama halkın hayatına doğrudan değen işlerdir.
Asıl belediyecilik de budur zaten.
Bir de çevre hassasiyeti var.
Balçova’yı Türkiye’nin en temiz belediyesi yapma hedefi…
Sıfır atık yaklaşımı…
Güneş enerjisi projeleri…
Kadın emeğini destekleyen kooperatifler…
Semt evleri üzerinden büyütülen toplumsal dayanışma…
Bütün bunlara baktığınızda karşınıza rastgele yönetilen bir belediye değil, bir vizyon çıkıyor…
Şimdi dönüp Türkiye’deki genel siyasi fotoğrafa yeniden bakalım.
Bir tarafta çamurdan beslenenler var.
Bir tarafta hizmetten beslenenler.
Bir tarafta insanların itibarını hedef alan karanlık dil var.
Bir tarafta kentin geleceğini hedef alan yapıcı irade.
Başkan Onur Yiğit’in Balçova’da kurmaya çalıştığı şey tam da budur.
Sessiz sedasız ama sağlam…
Gösterişsiz ama etkili…
Polemiksiz ama sonuç alan bir belediyecilik…
Ve galiba artık asıl konuşmamız gereken siyaset de bu.
Çünkü Türkiye’nin dedikoduya değil, dirayete ihtiyacı var.
Çamura değil, karaktere ihtiyacı var.
Kavgaya değil, hizmete ihtiyacı var.
Balçova’da yeşeren şey sadece umut değil…
Aynı zamanda siyasetin nasıl temiz, ahlaklı ve işe yarar bir zeminde yapılabileceğinin de somut örneğidir.