Dolar 44,7198
%0.24
Euro 52,3521
%-0.21
Altın 6.800,220
%-0.18
Bist-100 13.927,00
%-1.05

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

İzmir’de siyaset değişiyor laf değil, iş konuşan bir isim: Ceyda Bölünmez Çankırı

Bu yazımı bayramdan önce yazacaktım…
Ama bayramın kalabalığında, mesajların arasında kaybolup gitmesini istemedim.
Çünkü bu yazı, “geçiştirilecek” bir yazı değil…
Tam tersine, altı çizilerek okunması gereken bir yazı.

Ve evet…
Bu yazdıklarımı sonuna kadar hak eden bir isim var: Ceyda Bölünmez Çankırı.

İzmir’in yıllardır değişmeyen bir siyasi refleksi var.
Aynı kavga…
Aynı bahane…
Aynı sonuç: Yerinde sayan bir şehir…

İktidar ayrı telden çalar…
Muhalefet başka yerden bağırır…
Ortada kalan kim olur?
İzmirli.

Faturayı hep o öder.

Ve yıllardır şu cümleyi duyarız: “Ankara ile aramızda mesafe var…”

Yok, öyle bir mazeret artık…

Çünkü o mesafeyi kapatmaya çalışan biri çıktı: Ceyda Bölünmez Çankırı.

Siyasetin sadece kürsüden ibaret olmadığını İzmir’e hatırlatan bir "yumuşak güç"ten bahsediyoruz.

 “SENİN BELEDİYEN  BENİM BELEDİYEM” MASALI BİTTİ

Ceyda Hanım’ı sadece protokol masalarında göremezsiniz.

Artık karşımızda sadece Ankara’da, Meclis kürsülerinde konuşan klasik bir siyasetçi yok. Kemeraltı’nın o tarihi ama yorgun dar sokaklarında esnafla demli bir çay eşliğinde dertleşen, vatandaşın gözünün içine bakarak konuşan bir milletvekili görmek İzmir için şaşırtıcı olmaktan çıktı.

 Çankırı, siyaseti takım elbiselerin tekelinden çıkarıp sokağın kalbine indirdi.

Türkiye’de klasik siyasetçi ne yapar?
Rakip partinin belediyesinde bir sorun mu var?
Hemen köşeye geçer…
İzler…
Eleştirir…
Siyasi rant devşirir.

Çankırı ne yapıyor?

Tam tersini.

Vatandaşın derdini dinliyor…
Sonra dönüp o ilçenin CHP’li belediye başkanına gidiyor: “Gel başkan” diyor…
“Bu iş senin ilçende… ben de bu şehrin vekiliyim… Ankara’ya birlikte gidelim.”

Bu cümle, İzmir siyasetinde devrimdir.

Çünkü bu şehir yıllardır şuna hasret: Kurumlar arası kavga değil, vatandaşa çözüm.

MARDİN’DEN GELDİ… İZMİR’İ OKUDU

Hatırlayın…
Aday olduğunda ne denmişti? “Mardin’den gelen İzmir’i anlayamaz…”

Anladı.

Hem de öyle yüzeysel falan değil…
Damarına kadar okudu.

Mardin’in o kadim siyaset aklını…
İzmir’in özgür ruhuyla birleştirdi.

Ortaya ne çıktı?

Ne sadece bir bölgenin temsilcisi…
Ne de dar bir kitlenin sesi…

Şehrin tamamına hitap eden bir profil…

İzmir’de bunu başarmak kolay mı?
Değil.

Ama başardı.

SİYASET BAĞIRMAK DEĞİL, DOKUNMAKTIR

Bugün siyaset neye dönüştü?
Kürsü…
Mikrofon…
Slogan…

Çankırı ne yapıyor?

Toprağa basıyor.

“Topraktan Tabağa” diyerek…
Kadını merkeze koyarak…
Kooperatifleri büyüterek…

Siyaseti yeniden tanımlıyor:

Üretim.

İzmir gibi tarımın kalbi olan bir şehirde…
Bir milletvekilinin tarladaki kadınla, üreticiyle bu kadar temas kurması sıradan değil.

Bu, siyasetin unutulan yüzüdür: İnsana dokunmak.

“FESTİVAL VAR, KALDIRIM YOK”

Gelelim en can yakıcı yere…

Bir cümle kurdu: “Festival var, kaldırım yok… konser var, altyapı yok.”

Alın size İzmir özeti.

Kimse festivale karşı değil.
Kimse eğlenceye düşman değil.

Ama…

Yağmur yağınca şehir kilitleniyorsa…
Genç yürürken çukura düşüyorsa…
Altyapı hala konuşuluyorsa…

Orada ciddi bir sorun var.

Adı da şu: Belediyecilik zafiyeti…

Ve daha acısı ne biliyor musunuz?
Gençler artık şunu söylüyor: “Bu şehirde Kalmak istemiyoruz.”

Bu cümle, bir şehrin alarmıdır.

“KISMET” DEDİ… AMA MESAJ NET

İftar masasında Gazeteciler sordu: “Büyükşehir adaylığı var mı?”

Tek kelime dedi: “Kısmet.”

Ama o kelimenin altını okuyabilenler için mesaj netti: “Görev verilirse kaçmam… Sorumluluk gelirse alırım.”

Bu özgüven, boş bir özgüven değil.
Sahadan gelen bir özgüven…

SON SÖZ

AK Partili Ceyda Bölünmez Çankırı, İzmir için artık sadece bir milletvekili değil; aynı zamanda şehrin Ankara’daki kararlı, inatçı sesi ve sahadaki bitmek bilmeyen enerjisi haline gelmiştir. Kısır ideolojik tartışmaların yorduğu, laf kalabalığından bunalmış İzmir siyasetinde; "iş üreten", "sahada ter döken" ve "sonuç alan" bir kadın siyasetçi profili çizmesi, sadece partisinin değil, bu şehrin siyasi hafızası için de büyük bir kazanımdır.

İzmir’in sokaklarında toz yutan, esnafın derdiyle dertlenen, gencinden yaşlısına herkesle göz hizasında konuşan bu tempo devam ettiği sürece; Çankırı’nın adını İzmir’in geleceğinde, vizyonunda ve yönetiminde çok daha sık duyacağımız gün gibi aşikar.