CHP İzmir’de susuyor, Bornova konuşuyor
CHP uzun zamandır İzmir’de yalnızca iktidar olmaya alıştı.
Muhalefet yapmaya değil.
Daha doğrusu...
Muhalefetle karşılaşınca ne diyeceğini, nasıl pozisyon alacağını, hangi refleksi göstereceğini şaşıran bir yapıya dönüştü.
Eskiden İzmir’de CHP’ye oy veren seçmen, partisinin arkasında dururdu.
Bugün aynı seçmen önce olup biteni anlamaya çalışıyor, sonra da dönüp kendi partisine bakıyor: “Biriniz çıkıp da konuşmayacak mısınız?” diye.
Çünkü ortada tuhaf bir tablo var.
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan çıkıyor...
NEO TV ekranlarında öyle iddialar ortaya atıyor, öyle cümleler kuruyor ki...
İzmir siyasetinde taş yerinden oynuyor.
Ama ne gariptir...
Bu sözlerin muhatabı olması gereken CHP cephesinden ses yok.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’dan ses yok.
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ten ses yok.
Sanki üzerlerine alınmamışlar.
Sanki söylenenler başka bir şehirle ilgili.
Sanki hedef tahtasında kendileri yok.
Hal böyle olunca ne oluyor?
İzmirlilerin kafası karışıyor.
Çünkü siyaset dediğiniz şey biraz da zamanında konuşma işidir.
Size yöneltilen iddiaya susarsanız, meydanı karşı tarafa bırakırsınız.
Boşluğu da rakibiniz doldurur.
Ve tam da bugün İzmir’de olan budur.
CHP’nin açmazı şurada: Kentte iktidar partisi gibi davranıyor ama muhalefetin sertliğine maruz kalınca belediye broşürü diliyle cevap vermeye çalışıyor.
Oysa siyaset bazen kürsüde yumruğu masaya vurmayı gerektirir.
Bazen açık, net, tereddütsüz bir karşılık vermeyi...
Ama o karşılık gelmedi.
Daha doğrusu...
Gelmesi gereken yerden gelmedi.
AK Parti’ye yanıt vermesi beklenen isimler susarken, Bornova’da bir açılış töreni siyasal karşı hamlenin adresi oldu.
Merhum Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın adını taşıyan Gençlik Merkezi’nin açılışında gözler CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’e çevrildi.
Herkes merak etti: Acaba şimdi çıkıp Eyüp Kadir İnan’ın İzmir’de yarattığı siyasi dalgaya cevap mı verecek?
Yok.
O başka telden çaldı.
Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’a dönüp “Melih Gökçek” benzetmesi yaptı.
Doğru mudur, yanlış mıdır...
O ayrı konu.
Ama zamanlama yanlış.
Çünkü memleketin gündemi başka, sizin açtığınız parantez başka.
Siyasetin en büyük hatalarından biri de budur zaten:
Toplum başka bir şey konuşurken sizin başka bir şeye cevap vermeniz.
Sonuç?
Etkisiz gürültü.
Ama işin ilginç tarafı şu:
CHP tabanının beklediği sert yanıt, ne il başkanından geldi ne de Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan...
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’den geldi.
Eşki çıktı, açık açık konuştu.
Üstelik siyaset denen şeyin tam da olması gerektiği gibi konuştu: İddiaya iddiayla...
Suçlamaya karşı suçlamayla...
Sertliğe sertlikle...
Dedi ki...
İstedikleri her şeyi yaptıklarını...
Bakanlığa defalarca gittiklerini...
Meydan için, müze için, otopark için çözüm sunduklarını...
Hatta “Namus sözü veriyorum, bir de otizm okulu açacağım” dediklerini...
Ama imza beklenirken ret geldiğini anlattı.
Yetmedi.
AK Parti’nin kendilerini okul düşmanı ilan ettiğini, sonra da utanmadan suçladığını söyledi.
Daha da ileri gitti.
“Rant arayan aynaya baksın” dedi.
İzmir Limanı’na dikkat çekti. Vakıflar üzerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin binasına dönük girişimlere dikkat çekti.
Halkapınar’daki yıllardır bitmeyen cami inşaatını hatırlattı.
Ve en önemlisi şu cümleyi kurdu: “Bu şehre kimse parmak sallamasın.”
İşte siyasette bazen bir cümle yetiyor.
Çünkü halk şunu görmek ister: “Kentime laf ediliyorsa, biri çıkıp cevap versin.”
O cevabı bu kez Bornova Belediye Başkanı verdi.
Aslında bu durum tek başına bile CHP İzmir’in fotoğrafını gösteriyor.
Düşünün...
İl başkanı susuyor.
Büyükşehir susuyor.
Partinin ana gövdesi susuyor.
Cevap ise ilçe belediye başkanından geliyor.
Bu, normal bir tablo değildir.
Bu tablo, CHP İzmir’de merkezi siyasi aklın zayıfladığını gösterir.
Bir başka dikkat çekici çıkış da CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’dan geldi.
Başarır yine bildiğimiz gibiydi: Sert, öfkeli, meydan okuyan...
Eyüp Kadir İnan’a yüklendi. “Ali Mahir Başarır’ı İzmir’e sokmayın” sözlerini hatırlattı.
Ve ardından çok ağır bir siyasi karşılık verdi.
“Ben İzmir’deydim, pazarda sokakta elimi kolumu sallayarak dolaşıyorum” dedi.
Sonra çıtayı daha da yükseltti.
İzmir’e “vizeyle girme” hayali kuran zihniyetten söz etti.
İzmir’in mülkiyetine el konulmasını gündeme taşıdı.
İzmir Limanı üzerinden Albayraklar tartışmasını açtı.
Ve Eyüp Kadir İnan’ın İzmir’le bağının zayıf olduğunu ima ederek finali yaptı: “Yakında İzmir’den milletvekili bile olamayacak.”
Sert mi?
Evet sert.
Ama siyasetin dili bazen budur.
Hele ki rakibiniz cümlelerini budaktan sakınmadan kuruyorsa...
Siz fısıltıyla cevap veremezsiniz.
Bugün İzmir’de yaşanan tam olarak şudur: CHP, kendi kalesinde top çevirirken...
AK Parti pres yapıyor.
CHP merkez hattı susarken...
İlçe belediye başkanları ve genel merkezden gelen isimler oyuna müdahale ediyor.
Yani CHP’nin asıl sorunu AK Parti’nin ne dediği değil.
Asıl sorun, AK Parti konuştuğunda CHP’nin kimin konuşacağını bilememesi.
Bu çok daha büyük bir krizdir.
Çünkü bir partiyi yıpratan sadece rakibinin saldırısı değildir.
Asıl yıpratan, o saldırıya karşı gösterdiği dağınık ve gecikmiş reflekstir.
Bornova’daki açılış töreni işte bu yüzden sıradan bir açılış olmadı.
Bir gençlik merkezi açılışıydı belki...
Ama aynı zamanda CHP’nin kendi iç boşluğunu da açığa çıkardı.
Mikrofon il başkanındaydı ama siyasi etki başka isimlerden geldi.
Kürsü CHP’nindi ama siyasi ağırlık Bornova’dan ve Ankara’dan konuştu.
Ve geriye şu soru kaldı: İzmir’de CHP adına artık kim konuşuyor?