Dolar 45,2141
%0.05
Euro 52,8842
%0.03
Altın 6.564,740
%-0.1
Bist-100 14.370,00
%-0.51

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Başkan Mutlu’ya kurulan pespaye kumpas

Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya kurulan bu senaryo daha ilk sahnede çöktü

Yıllardır bu mesleğin içindeyim, İzmir’de çok kavga gördüm, belediye başkanlarıyla meclis üyelerinin birbirine girdiğini gördüm.

Aynı partide olup birbirine düşman kesilenleri gördüm, meclis salonlarında bağıranı, çağıranı, dosya sallayanı, rest çekenleri gördüm, ama böylesini…

Gerçekten ilk kez görüyorum.

Çünkü bu defa mesele siyaset değil.

Bu defa mesele belediye meclisi tartışması değil, defa mesele imar planı, rant kavgası, parti içi çekişme falan hiç değil, mesele doğrudan doğruya bir belediye başkanını alıp, mafyatik bir senaryonun içine monte etme operasyonu.

Hem de öyle böyle değil.

İktidara yakın gazetelerin manşetlerine bakıyorsunuz…

Sanırsınız Konak Belediyesi değil, “Kurtlar Vadisi Konak” seti kurulmuş.

Manşetler uçuyor: “İmar rantına onay vermeyen meclis üyelerine tetikçi tuttular!”

“Bana birini vur, ikisini darp et dediler!”

“10 milyon liralık pazarlık!”

“Azmettiren belediye başkanı!”

Allah aşkına; Bu iddiaları okurken insanın aklıyla alay edildiğini hissetmemesi mümkün mü? bir belediye başkanından mı söz ediyoruz?

Yoksa karanlık odalarda “racon kesen bir mafya babasından” mı?

İnsaf.

Biraz izan.

Biraz mantık.

Biraz da utanma duygusu.

Çünkü ortada öyle bir senaryo var ki…

Daha ilk cümlesinden dökülüyor.

Gelin tek tek bakalım.

BİR: BU PROFİL NİLÜFER ÇINARLI MUTLU’YA OTURMAZ

Hedefteki isim kim?

Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu...

Yıllarca meslek odalarında bulunmuş.

Sivil toplumda mücadele etmiş.

Kent hakkı, kadın emeği, demokrasi, hukuk, yaşam alanları konusunda söz söylemiş bir isim.

Yani karşımızda, kentin rantına çökmeye çalışan karanlık bir figür yok.

Karşımızda…

Hayatı boyunca emeğiyle, mücadelesiyle, sözüyle var olmuş bir kadın siyasetçi var.

Şimdi siz bu ismi alacaksınız,“Tetikçi tuttu, Adam vurduracaktı, Meclis üyelerini darp ettirecekti, diye bir senaryonun içine koyacaksınız.” olur mu?

Olmaz.

Yapışır mı?

Yapışmaz.

Bu iddia, Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun üzerine oturmuyor.

Bol geliyor.

Sırıtıyor.

Dikiş tutmuyor.

İKİ: ORTADA RANT YOK Kİ TETİKÇİ OLSUN

İşin en trajikomik tarafı da burası, diyorlar ki: “İmar rantı için meclis üyelerine gözdağı verildi.” İyi de kardeşim…

Ortada imar rantı yok.

Bahsi geçen taşınmazla ilgili talepler, 4 Mart 2026’da Konak Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle reddedilmiş.

Bakın altını çiziyorum: Oy birliğiyle…

Yani ne geçmiş bir imar var,ne doğmuş bir rant var,ne paylaşılacak bir pasta var, ne de uğruna adam vurulacak bir çıkar var.

Peki soruyorum: İmar geçmemiş,rant oluşmamış, talep reddedilmiş ve meclis kararını vermiş.

Eee?

Tetikçi nereden çıktı?

Bu nasıl bir senaryo?

Bu nasıl bir mantık?

Bu nasıl bir akıl tutulması?

Rant yoksa tetikçi niye olsun?

İmar yoksa tehdit niye olsun?

Plan geçmemişse “azmettirme” neyin azmettirmesi?

İşte bu yüzden bu iddia daha baştan çöküyor.

Hem de gürültüyle çöküyor.

ÜÇ: HUKUKİ SÜREÇ ZATEN BAŞLAMIŞ

Bir başka önemli nokta daha var. İddiaların odağında adı geçen CHP’li meclis üyesi Melda Erbaykent, haftalar önce savcılığa gitmiş.

22 Ocak 2026’da, "şantaj, tehdit ve kamuoyunu yalan" bilgiyle yanıltma iddialarıyla hukuki süreci başlatmış.

Yani mesele öyle bugün ortaya atılmış, ilk kez duyulmuş, kimsenin bilmediği bir olay değil.

Yargıya taşınmış.

Şikayet konusu yapılmış.

Hukuki süreç başlamış.

Hal böyleyken…

Bugün çıkıp bu dosyayı tersyüz ederek Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun üzerine yıkmaya çalışmak neyin nesidir?

Belli.

Bu bir siyasi operasyon kokuyor.

Bu bir itibar saldırısı kokuyor.

NİLÜFER BAŞKAN SİNMEMİŞ, DİMDİK DURMUŞ

Peki, Nilüfer Çınarlı Mutlu ne yaptı?

Sinmedi.

Susmadı.

Köşesine çekilmedi, “Bakalım geçer” demedi.

Çok net konuştu.

Çok sert konuştu.

Dedi ki: “Hiç kimse, hiçbir siyasi hesap uğruna benim adımı böylesine adi ve aşağılık bir suçlamayla yan yana getiremez, şeref, haysiyet ve itibarımı hedef alan bu karalama kampanyasına asla boyun eğmeyeceğim, sineye çekmeyeceğim.” İşte doğru tavır budur.

Çünkü bazı iftiralar vardır, susarsanız büyür.

Bazı kumpaslar vardır, cevapsız kalırsa gerçekmiş gibi pazarlanır.

Bazı karakter suikastları vardır, anında karşılık verilmezse hedef aldığı kişiyi değil, kamuoyunun hafızasını zehirler.

Nilüfer Başkan’ın yaptığı tam da bu yüzden önemlidir.

Çıkmıştır,adını, onurunu, siyasi kimliğini ve yılların emeğini savunmuştur.

BU SİYASET DEĞİL, İTİBAR CELLATLIĞIDIR

Bakın açık söyleyelim, bir belediye başkanını eleştirebilirsiniz.

İmar kararlarını sorgulayabilirsiniz.

Meclis ilişkilerini tartışabilirsiniz.

Yönetim anlayışını beğenmeyebilirsiniz.

Hatta çok sert muhalefet de yapabilirsiniz.

Bunların hepsi siyasetin içindedir.

Ama bir kadını…

Bir hak savunucusunu…

Bir belediye başkanını…

Alıp “mafyatik” bir hikayenin başrolüne oturtmaya çalışırsanız…

Bu artık siyaset olmaz, muhalefet olmaz,bunun adı itibar cellatlığıdır.

Bunun adı kumpastır.

Hem de acemi işi bir kumpas.

Çünkü senaryo kötü.

Kurgu zayıf.

Mantık yok.

SON SÖZ

Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya yönelik bu iddialar, daha ilk bakışta insanın aklına şu soruyu getiriyor:

Bir belediye başkanı mı anlatılıyor?

Yoksa kötü yazılmış bir mafya dizisinin figüranı mı?

Cevap belli.

Bu şehir Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun kim olduğunu da bilir.

Bu şehir siyasi kumpasların nasıl kurulduğunu da bilir.

Bu şehir manşetle infaz yapılmaya çalışıldığında bunun kokusunu da alır.

O yüzden kimse kusura bakmasın.

Bu hikaye tutmaz.

Bu çamur yapışmaz.

Bu kumpas da eninde sonunda sahibinin elinde patlar.