‘İzmir’de çanlar kimin için çalıyor?’
Nobel ödüllü Amerikalı yazar Ernest Hemingway, 1940 yılında yazdığı “Çanlar Kimin İçin Çalıyor?” adlı ünlü romanını, 17. yüzyılda yaşamış İngiliz şair ve papaz John Donne’nin bir deyiminden esinlenerek yazmıştı.
Papaz John Donne, bir Pazar ayininde kilisede vaiz verirken birinin ölüm haberini veren kilise çanları çalmaya başlayınca, ölenin kim olduğunu öğrenmek için yanındaki rahibeye sorar, “Çanlar kimin için çalıyor?”
Önceki dönemlerde İzmir adına karar verici önemli görevler üstlenmiş bazı sosyal demokrat eğilimli siyasiler tarafından politikanın gizemli kuytularında organize edildiği anlaşılan, İzmir’deki CHP’li belediyeleri yıpratma girişimlerinin giderek yoğunlaşması nedeniyle, Papaz Donne’nin, tarihe mal olmuş, “Çanlar kimin için çalıyor?” sözlerinin yönelimi, ne yazık ki, İzmir’de CHP’ye doğru hızla ilerlemektedir.
Kapıyı çalmak üzere olan önümüzdeki yerel ve genel seçimlerde, elde etmeyi düşün-dükleri siyasi ikballeri uğruna bu tehlikeli yönelimi, İzmir’de CHP’nin bagajına yüklemek isteyenlerin değirmenine harıl harıl su taşıyanlar iyi bilsinler ki, “CHP, İzmir’de kaybederse, Türkiye’de de kaybeder.”
Görevinin ikinci yılını henüz yeni doldurmuş CHP’li Belediye yönetimlerini, kendi ideallerinin önünde engel gördükleri için halkın gözünden düşürmeye çalışmak, yüreğinde halkın sevgisini taşıyan politikacıların işi değildir. Bu olsa olsa hayal ettikleri mevki ve makamları yeniden elde edebilmek için her şeyi mubah görenlerin yöntemidir.
CHP içinde karşılıklı saygıya dayalı görüş ayrılıklarını küskünlüğe dönüştürerek, ekonomik koşulların zorluklarına rağmen İzmirlilere hizmet etmeye çalışan CHP’li Belediyeleri linç edercesine yıpratmak ve halkın gözünde düşürmeye çalışmak, İzmir’de CHP’nin temeline dinamit yerleştirmekten farkı yoktur.
Daha da önemlisi, çeyrek asırdan beri bıkıp usanmadan genel ve yerel seçimlerde CHP’ye kucak dolusu oy veren İzmirlilerin bu vefa dolu güveni, politikacıların kişisel beklentileriyle sarsılmaması gerekir. İzmirlilerin, çağdaş bir kentli gibi yaşama idealleri kimi politikacıların kişisel ikballerinden daha önemli olduğu unutulmamalıdır.
Sözün özü;
Toplumsal sorunların giderek zorlaştığı günümüzde, kentimizin bir bireyi olarak he-pimiz, düşüncelerimizi, davranışlarımızı kontrol edebilmeliyiz. Kimin yanında kimin karşısında olduğumuzun ayrımcılığına düşmeden ve kişisel hırslarımızın esiri olmadan, güçlü ile güçsüzün çağlar boyu sürüp gelen demokrasi kavgasında, safımızı belirlerken, sosyal demokrat olmanın sorumluluğu ile yalnızca bu günümüz için değil, gelecek için de içimizdeki gerçeğin sesini dinlemeliyiz.