Dolar 45,3648
%0.27
Euro 53,4571
%0.44
Altın 6.887,130
%1.04
Bist-100 15.100,00
%0.4

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Cemil Tugay neyi duydu da 'İmamoğlu taktiğine' geçti?

Cemil Tugay kendi sonunu mu okuyor?

Şimdi gelin, biraz sakin sakin düşünelim, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay son günlerde ne yapıyor?

Hizmet mi anlatıyor?

Projeleri mi sıralıyor?

İzmir’in çöpünü, trafiğini, körfezini, ulaşımını mı konuşuyor?

Hayır.

Sürekli ama sürekli aynı cümlenin etrafında dönüp duruyor:

“Tutuklanırsam…”

“Siyasi yasak gelirse…”

“Ben olmazsam…”

“Arkadaşlardan birini seçin, hizmete devam edin…”

Allah aşkına…

Bir belediye başkanı neden durup dururken kendi yokluğunun senaryosunu yazar?

Neden meclis üyelerine kapalı toplantıda, “Ben tutuklanırsam arkamdan gelmeyin, bir arkadaşımızı seçin” der?

Neden aradan bir hafta geçmeden Halk TV ekranına çıkıp bu kez de, “Kapatırsanız kapatın kardeşim. Bana da yasak koyarsanız koyun” diye konuşur?

Bu bir siyasi meydan okuma mı?

Yoksa önceden hissedilen bir fırtınanın ayak sesleri mi?

İşte asıl soru burada.

TUGAY BİR ŞEY Mİ DUYDU?

Ben bunu defalarca söyledim.

Yine söylüyorum.

Cemil Tugay neden sürekli kendisine siyasi yasak geleceği ya da tutuklanacağı ihtimali üzerinden konuşuyor?

Duyduğu bir şey mi var?

Kulağına gelen bir bilgi mi var?

Ankara’dan bir rüzgar mı esti?

Yoksa bu tamamen siyasi bir pozisyon alma çabası mı?

Çünkü ortada ilginç bir değişim var.

Daha düne kadar AK Partili isimlerle makul ilişki kuran, canlı yayınlarda çekinmeden bazı AK Partili isimlere teşekkür eden, Ankara ile diyaloğu önemseyen bir Cemil Tugay vardı.

Bugün ise bambaşka bir Cemil Tugay var.

Sertleşen…

Meydan okuyan…

AK Parti’ye cepheden yüklenen…

AK Parti Genel sekreteri Eyyüp Kadir İnan’a kast ederek “senin ipliğini pazara çıkaracağım” diye çıkışan…

Ve her fırsatta siyasi yasak, tutuklanma, dava, mahkeme, kapatma ihtimali üzerinden konuşan bir Cemil Tugay.

Peki, bu değişim kendiliğinden mi oldu?

Hiç sanmıyorum.

AK PARTİ’YE TEŞEKKÜRDEN “İPLİĞİNİ PAZARA ÇIKARACAĞIM” NOKTASINA

Cemil Tugay’ın siyasi çizgisindeki bu ani dönüşüm dikkat çekici.

Seçildiği günden itibaren iktidarla köprüleri tamamen atmayan, zaman zaman AK Partili isimlerle kurduğu diyaloğu öne çıkaran bir başkan profili vardı karşımızda.

Hatta bazı canlı yayınlarda 'AK Partili isimlere teşekkür' etmekten bile çekinmedi.

O günlerde Tugay için “Ankara ile kavga etmek istemiyor” yorumu yapılıyordu.

Ama bugün tablo değişti.

Artık karşımızda daha sert, daha muhalif, daha keskin İzmir Büyükşehir Belediye başkanı değil, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemil Tugay var.

Tugay’ın bu hamlesi, İzmir siyasetinde yeni bir cephe açma hamlesi olarak görüldü…

AKLA NEDEN İMAMOĞLU GELİYOR?

Tam da bu noktada akla ister istemez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu geliyor.

Hatırlayın o süreci...

Hakkındaki yargı kıskacı daraldığında, siyasi yasak ihtimalleri ufukta belirdiğinde İmamoğlu ne yapmıştı?

Hemen meydanlara inmiş, iktidara karşı söylemini en sert perdeden kurmuş, adeta yaklaşan fırtınaya karşı etrafına bir "kamuoyu kalkanı" örmüştü. Yargı kararlarından önce kitleleri konsolide edip faturayı baştan siyasileştirmişti.

Şimdi İzmir'de sahnelenen senaryoya bakıyorum...

Ilımlı siyasetin yerini, yaklaşan bir fırtınaya karşı önceden kalkanları kaldırma telaşı almış gibi.

Sürekli "tutuklanacağım", "bana yasak gelecek" çıkışları... Ardından vitesi aniden yükseltip estirilen AK Parti karşıtı sert rüzgarlar...

Soru şudur: Cemil Tugay, kendi "İmamoğlu sürecini" mi başlatıyor?

Yoksa ufukta gerçekten de kendisini bekleyen o "kötü sonu" gördü de, şimdiden kamuoyu oluşturmanın, yaşanacakları bir siyasi operasyon gibi sunmanın altyapısını mı hazırlıyor?

Cemil Tugay'in bu telaşının altından ne çıkacak, 1 Temmuz'daki duruşmada o ertelenen dava nereye evrilecek bekleyip göreceğiz.

MUTLAK BUTLAN DAVASI VE TUGAY’IN PSİKOLOJİSİ

CHP’nin devam eden “mutlak butlan” davası zaten başlı başına parti içinde büyük bir gerilim yaratmış durumda.

Davanın 1 Temmuz’a ertelenmesi, belirsizliği daha da büyüttü.

Cemil Tugay’ın “Mahkemeleri erteliyorlar, sakız gibi uzatıyorlar” çıkışı da bu belirsizliğe duyulan tepkinin göstergesi.

Ama mesele sadece dava değil.

Mesele, Tugay’ın bu davayı kendi siyasi geleceğiyle birlikte okuması…

Sanki dava sadece CHP’nin kurumsal kaderini değil, Cemil Tugay’ın kişisel siyasi kaderini de belirleyecekmiş gibi bir hava yaratılıyor.

Ya da Tugay böyle bir hava yaratıyor.

İşte kritik nokta bu…

Çünkü bir belediye başkanı, kendi olası tutuklanmasını bu kadar sık gündeme getiriyorsa, bunun iki anlamı olabilir:

Ya gerçekten ciddi bir endişesi vardır.

Ya da bu endişeyi siyasi sermayeye dönüştürmek istiyordur.

Yani anlayacağınız Cemil Tugay artık İzmir’i değil, kendi siyasi akıbetini daha çok konuşuyor.

Bu da ister istemez şu soruyu sorduruyor: Cemil Tugay yaklaşan bir fırtınayı mı görüyor, yoksa o fırtınayı bizzat kendisi mi çağırıyor?