Dolar 33,0195
%-0.18
Euro 35,9352
%-0.62
Altın 2.544,610
%-2.17
Bist-100 11.156,00
%0.15

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Hukuk yetersiz kalırsa ne olur?

Soru zor mu sizce? Yoksa ‘ooo çok kolay mı’ dediniz içinizden, merak ediyorum aslında cevaplarınızı. Keşke interaktif bir program içinde olsak ve ben sizlerle diyalog halinde bu konuyu tartışabilsem, ne çok isterdim…

Bolu’da yaşadığım yıllarda ‘Salı Toplantıları’ adı altında her Salı buluşur, dostlarla fikir alışverişinde bulunurduk. Can dostum Erhan Beyi de anmadan geçemeyeceğim. Şimdilerde kendisi Ankara’da yaşıyor. Özlemle o günlere atıfta bulunmak istedim.

Evet ne diyorduk, ‘Hukuk yetersiz kalırsa, neler olur?’ Bence; Bir ülkede hukukun ve adaletin yetersiz kaldığı düşüncesi oluşuyor-gelişiyor ise, büyük bir tehlike var demektir.  / Ne sosyolojik ne psikolojik ne ideolojik ne de…

Genelleme yapıyoruz ve ben diyorum ki, her toplumsal konu gibi ve hatta daha da önemlisi diyebileceğimiz ve bir gün herkese lazım olabilecek bir durumdur adalet ve tümüyle hukuk sistemi…

Cümle içinde cümle ve yine devrik sanırım. Toparlayalım o zaman ve diyelim ki, yaşamsal döngümüzün, düzgünce sürdürülebilir olması için, bu toplumda ve her zaman her yerde, kendimizi adil ve bizlere karşı da adaletli olunduğunu hissediyor olmamız çok önemli bir durum ve bir duygu…

İnsan kendini güvende hissetmez ise, kendi güvenliğini sağlayan mercilere güvenmez ise, işte şimdi tamda sorumuzun cevabı olan durumla karşı karşıya kalırız… / Herkes kendi can güvenliğini ve adaletini sağlamaya çalışır. Evinde ve sokakta… / İşte burada tehlike çanları çalıyor demektir…

Aman dikkatttt…. / Toplumsal olayların fitili böylece ateşlenmiş olur ve sonunda her zaman birileri zararlı çıkar. Can yanar-kan akar, kardeş kardeşe kıyar…

Bu fikir nereden aklıma geldi, yazı konusu olarak biliyor musunuz? / Sosyal medya ya da tv ekranlarında, kuvvetle muhtemel hepinizin de izlediği ve takip ettiği birkaç olayla karşılaştım. Hatta en sonuncuyu kızım İrem izletti ve neredeyse izlediğim şiddet olayına alkış tutacak boyutta taraf olmuştum.

Kendime şaşırdım, ortada var olan bir şiddeti alkışlıyordum neredeyse. Neden mi? / Merak ettiniz mi, ben nasıl bir şiddete onay verdim, kendi iç dünyamda ve eminim ben gibi izleyen her kadın-her insan diyeyim, böyle düşünmüştür.

Bir kadın, bilmiyorum belki kocası belki sevgilisi tarafından şiddet görüyordu. Kaba-saba bir adam, yanında narincecik duran gencecik bir kadını tartaklıyordu. Ne kadar üzücü bir görüntü aman Allahım… Kadın çaresiz, bilemiyoruz tabi nedir ne değildir ama besbelli mazlum-masum… / Belki cahil, fikri yetmiyor itiraza belki güçsüz, gücü yetmiyor o durumu durdurmaya. Belki ekonomik olarak muhtaç, belki çocuklarının babası, bilmiyoruz… Ama kadın susuyor, kadın sustukça adam tekme tokat vurmaya devam ediyor, inanılır gibi değil.

Peki bu olay ilginç mi? Hayır değil, ne acıdır ki günlük izlediğimiz haberlerden sadece bir tanesi. Ve bizler benzeri haberleri hemen hemen her gün izliyoruz…   Altını çiziyoruz sadece izliyoruz…

Buradaki haber değeri benim için sonrasında gelen, tamamlayıcı haber kısmında. Yani köpeğin değil, insanın köpeği ısırdığı anda başlıyor… / Ne demek istedim? Buraya kadar her şey günlük rutinindeydi, bir kadın bir adamdan şiddet görüyordu. Peki ne oldu?

Etrafta ne kadar düzgün erkek-kadın varsa, yanlarına gelip, o kadını kurtarıp, aynı şiddeti adama uygulamaya başladılar. Bu kez tartaklanan, az önce yanındaki kadına bir hiçmiş gibi davranan o adama yapılıyordu. / Şiddetin her türü çok kötü. Kadın-erkek, çocuk ya da börtü böcek diye ayırmak mümkün değil. Ama birilerinin bu adalet duygusundan yoksun insanlara, kendi kas gücünü başka zavallı insanların üzerinde kullanan ve zavallı egolarını tatmin eden insanlara, gününü göstermeleri geriyor…

Bunun olağanı, yani olması gereken yasal yollardır. Ve yine söylüyorum adalet bu işin temel yolu ve ilkesidir elbette ama sizler, yani devlet, yani kanunlar yetersiz kalırsa… / İşte yetersiz kaldığı düşünülürse, o zaman insanlar kendi cezalarını kendileri kesmeye başlar, sokak ortasında bu görüntüleri daha sık yaşamaya başlarız.

Göz altına alınıp, kısa bir ifadeyle salınıverip, sonra koşar adım tekrar eşinin yanına giderek, kaldığı yerden, bir de üstelik şikâyet etti diye daha ağır bir ceza vermek ister gibi, dövmeyi bırakın öldürüyorlar-öldürülüyorlar masum insanlar…

Demem o ki, adaleti yasalar sağlamalı. Hak edenlere gereken cezalar verilirse, toplum kolundan tuttuğu gibi onu adaletin kollarına atar. Cezasını sokak ortasında kendisi vermeye kalkmaz. Bu güvenin oluşturulması gerekir. Hep dediğimiz gibi adalet bir toplumda yaşayan herkese lazım olur. Bugün değilse yarın…