Dolar 33,0812
%0.01
Euro 36,1070
%-0.14
Altın 2.600,120
%-0.54
Bist-100 11.139,00
%0.05

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Ya siz görmüyorsanız?

Bu ilginç yazı başlığımın, enteresan bir hikâyesi var bende. Tabi ki özet geçeceğim. Montaigne’ın Denemeler adlı kitabını çoğumuz okumuşuzdur diye düşünüyorum. İşte yıllar yıllar önce okurken içinde yer alan hikâyelerinden birinde ki bir anlatım, bugün bana yani yazıma girizgâh konusu oldu…

İlham perim taaa oralardan uçup geldi bana bugün. Şimdi buradan devam edeyim izninizle ve sonunu yine başladığımız noktaya getireyim.

Bulunduğumuz ortamı eleştirir dururuz, öyle değil mi? Hepimiz yaparız bunu zaman zaman. Memnun değilizdir ama değiştirmeye de çekiniriz. Birçok insan alıştığı düzeni bozmaya korkar. Yenisini kuramamaktan yahut yeni ortamına alışmamaktan vs.

Uzatabiliriz elbet ama bu aslında çok da yersiz bir korku değildir. Bunu söylüyorum çünkü bu gözü karalığı gösteren biri olarak, zaman zaman zorluklarını da yaşadığım için… Ancak çok da ünlü bir atasözümüz var ki ‘Tebdil-i mekânda hayır vardır’…

Bilirsiniz büyüklerimiz böyle söylerler. Gerçekten yeni mekânlarda hayır ve ferahlık vardır. Zorluklarını göze aldığınızda beraberinde getirdiği güzellikleri de yaşarsınız. Hayatta her şey böyle değil midir? Zorluklarıyla beraber güzeldir hayat. Altın tepside sunulan hiçbir şey insanoğluna cazip gelmez…

Uğraşırsa kıymetli olur, diğer türlüsünü çar-çur ediverir çabucak…

Bunu aslında şöyle de örnekleyebilirim. Küçük bir araştırma sonucu öğrendim ki, piyango gibi ya da miras gibi kolay yoldan para kazanların bir süre sonra yine beş parasız kaldıkları gerçeği… İnanın bu böyle imiş…/ sizde araştırabilirsiniz…

Demem o ki, ne kadar emek o kadar kıymet. Bu mal-mülk yahut insan ilişkileri hiç fark etmez. Aynı kıymet ve değer, aynı mana da benim için… Peki o zaman başlığımda ki  ‘Ya siz görmüyorsanız’ ne demek oluyor…

Özet demiştim; Kadının biri sürekli ev değiştiriyormuş, taşındığı bütün evlerin karanlık olduğundan, hiç güneş almadığından yakınıyormuş. Bir gün, artık en yakınında ki biri diyelim, dayanamayıp onun körlüğünü yüzüne vurmuş…

Kıssadan hisse…

Kadın çok az görebiliyormuş. Kendi karanlık dünyasının farkında olmadan, etraftaki ışığın yetersizliğinden sürekli şikâyet ediyormuş. 

İşte hayat böyle bir şey. Zaman zaman kendi karanlıklarımızı görmezden gelip, başkalarının hatalarını görebilir yahut bütün evlerimizi ışık almıyor değip değiştirebiliriz.

Ne ev değiştirmek, ne şehir değiştirmek ne de ülke… Kendi görüş açımızı değiştirmediğimiz sürece her yer karanlık ve ne zaman ki içimizdeki karanlığı ışıkla buluşturup, değişmeye karar verir isek, işte o zaman bodrum katı bir evin içini bile ışık ışık yapabilir, yaşanabilir hale getirebiliriz.

Yeter ki, kişisel egolarımıza yenilmeyelim…