CHP’nin grup sözcüsü, bağımsız Tugay’ın randevu sekreteri mi oldu?
Cemil Tugay CHP’den istifa etti.
Artık bağımsız bir belediye başkanı…
Dolayısıyla gözler doğal olarak CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grubu’na çevrildi.
CHP grubu ne yapacak?
Tugay’ın karşısında siyasi bir duruş mu ortaya koyacak?
Yoksa hiçbir şey olmamış gibi eski düzen devam mı edecek?
Bu sorulara cevap ararken İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin WhatsApp grubunda yaşandığı ileri sürülen tartışma gündeme bomba gibi düştü.
İddiaya göre; Bazı CHP’li meclis üyeleri, partiden istifa eden Cemil Tugay ile birlikte hareket eden meclis üyelerinin gruptan çıkarılmasını istedi.
Son derece doğal bir talep…
Adam partisinden istifa etmiş.
Bağımsız kalmış.
Ama CHP’nin belediye grubundaki düzeni, etkisi ve hakimiyeti devam ediyor. Buna itiraz eden CHP’li meclis üyelerine Cemil Tugay’ın verdiği iddia edilen cevap ise şu: “Size İzmir’i dar ederim.” İddia doğruysa bu sıradan bir siyasi tartışma değildir.
Bu, açıkça siyasi tehdit dilidir…
Peki CHP’nin İzmir’deki yöneticileri ne yaptı?
Seçilmiş il başkanı Çağatay Güç’ten tık yok.
CHP Genel Merkezi tarafından göreve getirilen Utku Gümrükçü’den ses yok.
CHP Genel Merkezi’nden ses yok.
Ne bir açıklama…
Ne bir tepki…
Ne de “CHP’li meclis üyeleri sahipsiz değildir” diyen bir yönetici…
Derin bir sessizlik.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: CHP’li yöneticiler, kendi meclis üyelerini savunamayacaksa kimi savunacak?
Daha tuhafı ise bundan sonra yaşanıyor.
Cemil Tugay, bugüne kadar yüzüne bile bakmadığı CHP’li büyükşehir belediye meclis üyeleriyle birdenbire kahvaltılar yapmaya başlıyor.
Ne oldu?
Bir gecede büyük bir siyasi aydınlanma mı yaşandı?
Yıllardır görmezden gelinen meclis üyelerinin kıymeti neden tam da CHP’den istifa edildikten sonra anlaşıldı?
Cevap aslında çok açık…
Bağımsız kalan Cemil Tugay’ın belediye meclisinde çoğunluğa ihtiyacı var.
Karar geçirmek için oy lazım.
Belediyeyi yönetmek için destek lazım.
Siyasi geleceğini kurabilmek için yanında duracak meclis üyeleri lazım.
Yani mesele kahvaltı değil.
Mesele belediye meclisindeki hakimiyet…
Peki, Cemil Tugay ile CHP’li meclis üyeleri arasındaki bu buluşmaları kim organize ediyor?
İzmir Büyükşehir Belediyesi Özel Kalemi mi?
Hayır.
Tugay’ın siyasi danışmanları mı?
Hayır.
Bağımsız belediye başkanının kendi ekibi mi?
O da değil.
CHP’li meclis üyelerini tek tek arayarak Cemil Tugay’la buluşmaları için randevu ayarlayan kişi, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Candaş Yeter.
Evet, yanlış okumadınız.
CHP’nin grup sözcüsü…
CHP’den istifa etmiş bağımsız bir belediye başkanı adına CHP’li meclis üyelerini arıyor.
Buluşma ayarlıyor.
Randevu organize ediyor.
Bir partinin grup sözcüsünün görevi nedir?
Partisinin belediye meclisindeki siyasi çizgisini savunmak mı?
Yoksa partisinden istifa eden belediye başkanının meclis üyeleriyle temasını sağlamak mı?
CHP grubunun bütünlüğünü korumak mı?
Yoksa bağımsız başkana yeni bir çoğunluk oluşturmak mı?
Candaş Yeter, CHP’nin grup sözcüsü müdür? yoksa Cemil Tugay’ın belediye meclisindeki siyasi irtibat görevlisi midir?
Çünkü iki görev aynı anda yapılamaz.
Bir yandan CHP adına konuşacaksınız…
Öte yandan CHP’den istifa eden belediye başkanı adına CHP’li meclis üyelerine randevu ayarlayacaksınız…
Sonra da kimse bunun hesabını sormayacak.
Olacak iş değil.
Üstelik sözünü ettiğimiz isim, Cemil Tugay’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik son derece ağır ifadelerine de sessiz kalan bir grup sözcüsü.
Tugay, Kılıçdaroğlu ve çevresindeki bazı isimler için siyasi eleştiri sınırlarını fazlasıyla aşan ifadeler kullanmış, “Koca birer yalanmışsınız, koca birer utançmışsınız” demişti.
Şimdi aynı Cemil Tugay’ın CHP’li meclis üyeleriyle buluşmasına aracılık edildiği iddia ediliyor.
Demek ki mesele parti değilmiş.
Demek ki mesele siyasi ilke değilmiş.
Demek ki mesele CHP’nin kurumsal kimliği hiç değilmiş.
Peki, CHP’nin Grup Sözcüsü Candaş Yeter’e, İzmir’de Kemal Kılıçdaroğlu çizgisini temsil eden İl Başkanı Utku Gümrükçü’den herhangi bir tepki var mı?
Tabii ki yok.
Peki, Çağatay Güç’ü disipline sevk etmekte tereddüt etmeyen CHP MYK’sından bir hamle var mı?
O da yok.
Herkes susuyor.
Kimse duymuyor.
Kimse görmüyor.
Kimse “CHP’nin grup sözcüsü, bağımsız bir belediye başkanı adına neden meclis üyelerini arıyor?” diye sormuyor.
O halde biz soralım: Candaş Yeter, CHP’nin grup sözcüsü mü? Yoksa Cemil Tugay’ın özel kalemi mi?
CHP grubunun siyasi haklarını mı savunuyor?
Yoksa CHP’den istifa eden Cemil Tugay’ın belediye meclisindeki işlerini mi kolaylaştırıyor?
Çünkü ortada cevap verilmesi gereken çok açık bir çelişki var.
Bir tarafta CHP’den istifa eden bağımsız bir belediye başkanı…
Diğer tarafta o belediye başkanı adına CHP’li meclis üyelerini aradığı iddia edilen CHP Grup Sözcüsü…
Ve bütün bunları seyreden bir CHP yönetimi…
Şimdi asıl soru şu: CHP’nin yeni yönetimi İzmir’de partisinin hakkını savunmayacak mı?
Kendi meclis üyelerine sahip çıkmayacak mı?
Partiden istifa eden bir belediye başkanının CHP grubu üzerindeki etkisine itiraz etmeyecek mi?
Yoksa bütün bunlara sessiz kalmaya devam mı edecek?
Çok merak ediyorum.
Çünkü bu sessizlik uzadıkça mesele Candaş Yeter meselesi olmaktan çıkar.
Doğrudan CHP yönetiminin siyasi iradesi meselesine dönüşür.
Ve kimse kusura bakmasın…
Bir siyasi parti, kendi grubuna sahip çıkamıyorsa İzmir’e nasıl sahip çıkacak?
