CHP'yi zor günde terk etmeyenler yeniden sahada...
CHP İzmir’de uzun süredir beklenen o fotoğraf sonunda verildi.
Mutlak butlan kararının ardından parti yönetiminin değişmesiyle birlikte, yeni dönemin İzmirli kurmayları ilk kez CHP İzmir İl Örgütü’nün karşısına tam kadro çıktı.
CHP İzmir İl Başkanlığı’nda verilen fotoğraf, sıradan bir parti ziyareti değildi. O masada yaklaşık iki buçuk yıldır dışlanan, etkisizleştirilen ve siyasi karar mekanizmalarının dışında bırakılan isimler vardı.
Ama daha önemlisi şuydu: Bu isimler bütün yaşadıklarına rağmen CHP’yi terk etmemişti.
CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu…
Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Mahir Polat…
CHP Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik…
İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç…
Utku Gümrükçü’nün il başkanlığı görevine atanmasının ardından ilk kez tam kadro CHP İzmir İl Başkanlığı’na geldiler.
Verdikleri mesaj açıktı: “Biz yeniden sahadayız.”
Ancak bu açıklamaları yalnızca bir geri dönüş mesajı olarak okumamak gerekiyor. Çünkü söylenen her söz, CHP’de bundan sonra nasıl bir siyasi çizgi izleneceğine dair önemli ipuçları taşıyordu.
GÖREVLER GEÇİCİ, CHP KALICIDIR
Sevda Erdan Kılıç, CHP’de insanların görevden alınabileceğini, disipline verilebileceğini ancak günün birinde yeniden görev üstlenebileceğini söyledi.
Bu sözlerin özü çok açık: Bugün görevde olanların koltuğu sonsuza kadar sürmez. Bugün dışlananların da siyaseti sona ermez.
CHP, hiçbir yönetimin ya da kişinin tapulu malı değildir.
Sevda Erdan Kılıç aslında parti içindeki bütün taraflara siyasi bir hafıza hatırlatması yaptı.
Dün güçlü olanlar bugün zayıflayabilir.
Dün dışlananlar bugün yeniden sorumluluk alabilir.
Bu nedenle kişilere değil, partiye bağlılık esas olmalıdır.
Kılıç’ın 1999’da CHP’nin baraj altında kaldığı dönemi hatırlatması da boşuna değildir.
Verilmek istenen mesaj şudur: “Biz partinin sadece güçlü dönemlerinde değil, en zor günlerinde de buradaydık.”
Siyasette gerçek sadakat de tam olarak burada ölçülür.
Koltuk varken değil…
Koltuk yokken.
İKİ BUÇUK YIL SONRA AYNI İL BİNASINDA
Devrim Barış Çelik, yaklaşık iki buçuk yıl sonra yeniden CHP İzmir İl Başkanlığı’na geldiğini söyledi.
Bu kısa cümle aslında uzun bir dönemin özetiydi.
İki buçuk yıl boyunca il binasından uzak kalmak, sıradan bir siyasi mesafe değildir. Bu, parti içinde oluşan derin ayrışmanın göstergesidir.
Ancak Çelik’in asıl önemli mesajı, CHP’nin kurumsal kimliğine yaptığı vurguydu.
Yani şunu söyledi: “Bizi dışladınız ama biz CHP’den vazgeçmedik.”
Bu, siyasi olarak güçlü bir konumdur.
Çünkü görev verilmediğinde partisini kötüleyen çok kişi gördük.
Listelere giremediğinde başka kapılara gidenleri gördük.
Koltuk gidince partisiyle kavga edenleri gördük.
Bu isimler ise sessiz kaldı.
Partiden kopmadı.
CHP’nin yenilmesini beklemedi.
Şimdi yeniden sorumluluk almaları bu nedenle tesadüf değildir.
Bu, iki buçuk yıllık siyasi sabrın sonucudur.
NALBANTOĞLU: BU SÜREÇ İZMİR’LE SINIRLI DEĞİL
Rıfat Nalbantoğlu’nun açıklamaları ise sürecin yalnızca İzmir’e özgü olmadığını gösterdi.
Nalbantoğlu, benzer değişimlerin Türkiye’nin farklı illerinde de yaşanacağını ve bunun Genel Başkan’ın ortaya koyduğu programın bir parçası olduğunu söyledi.
Yani İzmir İl Başkanlığı’nda yaşananlar kişisel bir görev değişimi değildir.
Bu, CHP örgütlerinin yeniden yapılandırılması sürecidir.
Nalbantoğlu’nun “arınma” ve “temizlenme” vurgusu serttir.
Bu ifadeler, önceki dönemde parti içerisinde yanlış ilişkiler, hatalı kadrolaşmalar ve dışlayıcı uygulamalar olduğu iddiasını taşımaktadır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.
Arınma söylemi, siyasi intikama dönüşmemelidir.
Temizlenme iddiası, farklı düşünen herkesi tasfiye etmenin bahanesi olmamalıdır.
Çünkü geçmişte kendilerine yapılanları bugün başkalarına yaparlarsa değişen sadece isimler olur.
Anlayış aynı kalır.
Bu isimlerin asıl sınavı da burada başlayacaktır.
İZMİR’E YÜKLENEN SORUMLULUK
Nalbantoğlu’nun İzmir’i CHP’nin “lokomotifi ve başşehri” olarak tanımlaması da yalnızca kente yönelik bir övgü değildir.
Bu söz İzmir örgütüne büyük bir sorumluluk yüklüyor.
CHP’nin Türkiye genelindeki örgütleri İzmir’e bakıyor.
İzmir’de sağlanacak birlik, diğer illere örnek olacaktır.
İzmir’de derinleşecek bir çatışma ise bütün partiye yayılacaktır.
Bu nedenle Utku Gümrükçü yönetiminin başarısı yalnızca İzmir açısından değerlendirilmeyecek.
Burada kurulacak yeni örgütsel yapı, CHP’nin Türkiye genelindeki yeni döneminin de ölçüsü olacak.
İzmir toparlanırsa CHP’ye moral verir.
İzmir iç kavgalara gömülürse bunun faturası ağır olur.
MAHİR POLAT’IN SERT CEVABI
Mahir Polat’ın eski yönetime yönelik açıklaması toplantının en sert bölümünü oluşturdu.
Kendisini ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu tanımadığını söyleyen eski yöneticiye, kendisinin de o yönetimi siyasi olarak tanımadığını ifade etti.
Kongresine gitmediğini…
Ziyaret etmediğini…
Görevde olduğu dönemde il binasına gelmediğini söyledi.
Bu sözler CHP İzmir’deki kopuşun ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
Aynı partinin yöneticileri birbirlerini yok sayacak noktaya gelmiş.
Bu tablo sağlıklı değildir.
Ancak Polat’ın çıkışı aynı zamanda geçmiş dönemde yaşananların üstünün örtülmeyeceğinin de işaretidir.
Kimlerin dışlandığı…
Kongrelerde nelerin yaşandığı…
Örgüt iradesinin nasıl kullanıldığı…
Bütün bunların yeniden tartışılacağı anlaşılıyor.
Fakat CHP’nin geçmişi konuşurken geleceği kaybetmemesi gerekiyor.
Hesaplaşma yapılabilir.
Eleştiri yapılabilir.
Ama parti, sürekli geçmiş kavgasına mahkûm edilmemelidir.
DÜN DIŞLAYANLAR BUGÜN DIŞLANMAKTAN ŞİKAYETÇİ
Bugünkü tartışmanın en dikkat çekici tarafı burada ortaya çıkıyor.
Mahkeme kararından önce Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimleri öcüleştirenler, şimdi kendilerinin dışlandığını söylüyor.
Görevden almalardan şikayet ediyorlar.
Disiplin süreçlerini eleştiriyorlar.
Partinin bölündüğünü anlatıyorlar.
Ancak siyasi hafıza bu kadar kısa olmamalı.
Bugün şikâyet ettikleri ne varsa, dün daha fazlasını kendileri yaptı.
Kılıçdaroğlu’na yakın isimler karar mekanizmalarından uzaklaştırıldı.
İl ve ilçe örgütlerinde etkisizleştirildi.
Partinin yabancısı gibi gösterildi.
Buna rağmen dün dışlanan bu isimler televizyon televizyon gezip CHP’yi suçlamadı.
Partinin kaybetmesi için çalışmadı.
Başka siyasi adreslere yönelmedi.
Ağızlarını açmadan mücadelelerini sürdürdüler.
Aradaki temel fark budur.
Bugün dışlandığını söyleyenler, daha sürecin başında mağduriyet anlatmaya başladı.
Dün dışlananlar ise iki buçuk yıl boyunca CHP’nin içinde kaldı.
Bu nedenle ortaya çıkan yeni tabloyu yalnızca bir tasfiye operasyonu olarak sunmak siyasi gerçeği eksik anlatmaktır.
BÜYÜK BÖLÜNME BEKLEYENLER YANILABİLİR
CHP İzmir İl Başkanlığı’nda verilen mesajlar, partide beklenen büyük kopuşun yaşanmayabileceğini de gösterdi.
Çünkü milletvekilleri CHP tabanına “tarafınızı seçin” demedi.
“Partinize sahip çıkın” dedi.
Bu ayrım çok önemlidir.
CHP tabanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki mücadelenin askeri olmak istemiyor.
Seçmen kişisel kavgaların değil, partinin iktidar mücadelesinin içinde olmak istiyor.
Mahalle örgütü sahaya çıkmak istiyor.
İlçe yöneticisi vatandaşın kapısını çalmak istiyor.
Parti üyesi kendi yöneticilerinin birbirini tüketmesini değil, iktidara karşı mücadele etmesini bekliyor.
CHP seçmeninin partiyle olan bağı bir genel başkana bağlı değildir.
Ne Kemal Kılıçdaroğlu’na…
Ne Özgür Özel’e…
Ne de başka bir isme…
Bu bağ tarihsel ve duygusaldır.
Bu nedenle yöneticiler arasındaki çatışma büyüse bile CHP tabanının kitlesel olarak partiden kopması kolay değildir.
İzmir’de verilen fotoğraf da bunu ortaya koyuyor.
BU BİR RÖVANŞ DEĞİL, SORUMLULUK OLMALI
Rıfat Nalbantoğlu, Mahir Polat, Devrim Barış Çelik ve Sevda Erdan Kılıç’ın yeniden sahaya çıkışı önemlidir.
Çünkü bu isimler partinin zor döneminde başka kapılara gitmedi.
Kendilerine görev verilmediğinde CHP’den vazgeçmedi.
Şimdi yeniden sorumluluk üstlenmeleri bu nedenle parti tabanında karşılık bulacaktır.
Ancak bu siyasi üstünlüğü korumanın tek yolu vardır:
Geçmişte kendilerine yapılanları başkalarına yapmamak.
Dün dışlananlar bugün dışlayanlara dönüşürse bütün haklılıklarını kaybederler.
Rövanş değil adalet…
Tasfiye değil örgütlenme…
Kişisel hesap değil iktidar mücadelesi…
İzlenmesi gereken yol budur.
Dün CHP İzmir İl Başkanlığı’nda verilen mesajı tek cümlede özetlemek mümkün: “Bizi dışladınız ama biz partimizi terk etmedik; şimdi CHP için yeniden sahadayız.”
Bu mesaj, CHP açısından bir tehdit değil, önemli bir fırsattır.
Yeter ki kişilerin değil partinin iktidarı için kullanılsın.