İzmir’de siyaset yanıyor, onlar spor yaparken meydan Eşki’ye kaldı!
İzmir siyaseti hiç bu kadar tuhaf, hiç bu kadar trajikomik bir dönem yaşamıştı dersek abartmış olmayız. Ortada ne doğru düzgün bir iktidar-muhalefet mücadelesi kaldı ne de seçmenin iradesine sahip çıkan bir mekanizma. CHP bir tarafta, İYİ Parti diğer tarafta; birbirlerine laf yetiştirmekten, sosyal medyadan ayar vermekten ve birbirlerinin açığını kollamaktan başlarını kaldıramıyorlar. Sanki kentte iktidar koltuğunda AK Parti oturmuyormuş gibi, muhalefet kendi içinde bir gölge boksu yürütüyor.
Peki, bu dağınık kargaşanın ortasında asıl ne oluyor?
AK Parti karşıtı İzmirli seçmen, tarihinin en ağır siyasi hayal kırıklıklarından birini yaşıyor. Sandığa gidiyor, oyunu veriyor, belediye başkanını seçiyor; fakat kısa süre sonra o belediye başkanı kalkıp seçmenin mücadele ettiği partiye geçiyor. Önce Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, ardından Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız birer birer AK Parti saflarına katılıyor.
Seçmen haklı olarak haykırıyor: “Benim oyum nereye gitti?”
İşte CHP Genel Merkezi’nin ve İzmirli kurmaylarının derhal cevap vermesi gereken yakıcı soru tam olarak bu!
Ama CHP’nin İzmirli ağır topları ne yapıyor?
İzmir’de siyasi yangın var, belediye başkanları birer birer transfer oluyor, seçmen öfkeden deliye dönmüş, örgüt şaşkın...
Peki, Ankara cephesinde ne var?
Derin bir sessizlik ve inanılmaz bir umursamazlık!
Partinin İzmirli yöneticileri; Disiplin Kurulu Başkanı Mahir Polat, Grup Başkan vekşli Sevda Erdan Kılıç ve yanlarındakiler nerede?
İzmir cayır cayır yanarken, onlar mantan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile beraber parklarda, spor yapıp poz veriyorlar!
Spora, sağlığa, yürüyüşe elbette bir itirazımız yok.
Ter atsınlar, koşsunlar, ciğerlerini açsınlar...
Ancak kentin iradesi ve partinin kalesi elden kayıp giderken, yaşanan bu siyasi felaketi bu kadar hafife almak, adeta hiçbir şey olmamış gibi spor kıyafetleriyle arz-ı endam etmek İzmir seçmeninin aklıyla alay etmektir. İzmir’de siyasi yangın bacayı sarmışken Ankara’da eşofmanları çekip yürüyüşe çıkmak, “Saha elimizden kayıyor ama tempomuzu bozmayalım” umursamazlığından başka bir şey değildir.
Herkesin sustuğu, sorumluluktan kaçtığı, koltuğunu korumak için Ankara koridorlarında pozisyon kolladığı bu siyasi fetret devrinde, sahaya inip kentin haysiyetine sahip çıkan tek bir isim öne çıkıyor: Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki…
İzmirli yöneticiler Ankara’da parklarda ter atarken, Başkan Ömer Eşki siyaseten terlemeyi seçti. Parti içindeki bıkkınlığa, seçmenin uğradığı ihanet hissiyatına ve Genel Merkez’in pısırık tutumuna karşı lafı hiç eğip bükmeden kürsüye çıktı. Partisinin ilçe kongresinde mikrofonu eline aldı, vitesi yükseltti ve fırtına gibi esti.
Başkan Eşki, partiyi terk edip gidenlere ve bu gidişata sessiz kalanlara karşı adeta tek başına bir barikat kurdu. Konuşmasının temposunu artırarak salondaki bıkkınlığı tek bir cümleyle dağıttı: “Giden sadece kumsaldaki bir kum tanesi. Biz okyanusuz! Biz bu ülkeyi, bu milleti, bu devleti, bu ideolojiyi ayakta tutacak olan bizleriz. Gidenler sizi üzmesin. Arınıyoruz! Mutlak ki arındık, bir daha arınıyoruz. Dimdik ayakta duracağız.”
Yetinmedi; Ankara’daki sporcu vekillerin aksine doğrudan kendi tabanının, kendi seçmeninin gözünün içine bakarak seslendi: “Sakın ola ki ümitsizliğe kapılmayın! Sakın korkulara kapılmayın! Sakın yolunuzdan ayrılmayı düşünmeyin! Hepinizin Mustafa Kemal’e borcu var, hepinizin çocuklarımıza borcu var! Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Mustafa Kemal!”
Şimdi...
Ömer Eşki’nin bu çıkışını sert bulabilirsiniz, “Arınıyoruz” kelimesini tartışmaya açabilirsiniz, üslubunu fazla iddialı görebilirsiniz. Bunların hepsi tartışılır. Ama tartışılamayacak tek bir gerçek var: Ömer Eşki saklanmıyor. Adam meydanda siyaset yapıyor!
“Ankara ne der?, Genel merkez bana kızar mı?, Başımıza iş açar mıyız?” hesaplarına girmeden, oy veren insanın iradesini korumak için göğsünü siper ediyor. İzmir’de belediye başkanları birer birer safariye çıkmışçasına saf değiştirirken, partinin kurmayları fit kalma derdindeyken, Eşki çıkıp CHP’nin ve İzmir’in haysiyetini savunuyor.
İzmir seçmeni artık soyut basın açıklamaları, sosyal medya tweet’leri ya da sabah yürüyüşü fotoğrafları görmek istemiyor. Seçmen, sandalyesinden kalkıp meydanda gür sesle konuşan, iradesine sahip çıkan cesur siyasetçiler görmek istiyor. Ömer Eşki’nin bu çıkışını bu kadar değerli kılan şey de tam olarak budur: Herkesin Ankara’ya baktığı yerde o İzmir’e bakıyor. Herkes koltuğunu ve formunu korumaya çalışırken, o seçmenin onurunu koruyor.
Buradan CHP’nin sporcu İzmir yöneticilerine son bir söz: Spor yapmaya, yürüyüşe devam edin. Sağlığınız bizim için kıymetli. Ancak arada bir başınızı kaldırıp o eşofmanların üstünden İzmir’e de bakın.
Şimdi Başka belediyeler üzerinden tartışmalar devam ederken, CHP seçmeni öfkeli, örgüt huzursuz.
Siyasi rakipleriniz sahada.
Böyle bir ortamda sadece belediye başkanlarına kızarak meseleyi çözemezsiniz.
“Giden gitsin” diyerek hiç çözemezsiniz.
Başkan Eşki'nin yaptığı gibi seçmenin karşısına çıkmanız gerekir.
Konuşmanız gerekir.
Mücadele etmeniz gerekir.
Çünkü siyaset boşluk kabul etmez.
Siz boş bırakırsanız…
Birileri gelir o alanı doldurur.
O yüzden bugün CHP İzmir açısından bana göre tartışılması gereken görüntü çok açık: İzmir yanıyor.
Ömer Eşki kürsüde siyaset yapıyor.
Bazıları ise spor yapıyor.
Spor yapmaya devam edin, sağlık önemlidir.
Ama unutmayın: Siyasette sadece kondisyon değil, refleks de gerekir.
Ve İzmirli seçmen bugün kimin kaç kilometre koştuğuna değil…
Yangın çıktığında kimin meydana koştuğuna bakıyor.