Dolar 48,2452
%0.2
Euro 56,2345
%0.07
Altın 7.140,214
%0.24
Bist-100 14.573,32
%-0.02

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Bu sadece sponsorluk değil, İzmir’e vefa borcudur!

Bu satırlardan geçtiğimiz günlerde hem Folkart’ı hem de Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ı eleştirdik.

Zaman zaman tansiyon yükseldi, karşılıklı gerilimler yaşandı. Söylenmesi gereken ne varsa söyledik; yanlış gördüğümüz noktaların üzerine gitmekten de geri durmadık.

Ancak gazetecilik yalnızca eleştirmek değildir.

Gazetecilik; yanlışa yanlış derken, doğruya da doğru diyebilme cesaretidir. Dün eleştirdiğiniz bir ismin bugün yaptığı değerli bir işe sırf aranızda gerilim yaşandı diye sessiz kalıyorsanız, bunun adı tarafsızlık değil, kişisel hesaplaşmadır.

Ben meseleye böyle bakmıyorum.

Konu İzmir olduğunda kişisel kırgınlıkların, geçmişte yaşanan tartışmaların ve küçük hesapların bir kenara bırakılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu kentin geleceği, hepimizin kişisel kavgalarından çok daha değerlidir.

Folkart’ın, 95 yıllık İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsorluğunu üstlenmesi de hakkı teslim edilmesi gereken önemli bir adımdır. Mesut Sancak’ın fuara yalnızca ticari bir organizasyon olarak değil, İzmir’in ortak hafızası ve Cumhuriyet mirası olarak yaklaşması değerlidir.

Eleştirdiğimiz gün nasıl açık konuştuysak, bugün de aynı açıklıkla söyleyelim: Mesut Sancak ve Folkart, İzmir’in 95 yıllık hafızasına omuz vermiştir.

Bunun adı sadece sponsorluk değil, bu kente karşı sorumluluk duymaktır. Yapılan iyi bir iş varsa, kimin yaptığına bakmadan hakkını teslim etmek de bizim bu şehre karşı sorumluluğumuzdur.

Önce şu gerçeği teslim edelim: İzmir Enternasyonal Fuarı, herhangi bir fuar değildir.

Bir ticaret organizasyonu hiç değildir.

İzmir Fuarı...

Bir şehrin hafızasıdır.

Bir Cumhuriyet mirasıdır.

İzmir’in dünyaya açılan ilk büyük penceresidir.

Bugün 95 yıllık bir tarihten söz ediyoruz.

Dile kolay...

Bu fuarın kapılarından dedeler geçti, babalar geçti, çocuklar ve torunlar geçti.

Kuşaklar değişti.

İktidarlar değişti.

Türkiye değişti.

Dünya değişti.

Ama İzmir Fuarı, bütün bu değişimin içinde kentin buluşma noktası olmayı sürdürdü.

İzmirliler yeni teknolojileri ilk kez burada gördü.

Başka ülkelerin kültürleriyle burada tanıştı.

Sanatçılarla, tiyatroyla, müzikle ve eğlenceyle burada buluştu.

Fuar, İzmirliye yalnızca ürün göstermedi.

Yeni bir dünyanın mümkün olduğunu gösterdi.

Bu yüzden İzmir Fuarı’nı sadece ekonomik rakamlarla anlatmaya çalışmak, bu büyük mirasa haksızlık olur.

Çünkü fuarın asıl değeri, İzmir’in toplumsal hafızasında saklıdır.

Folkart Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’ın sözleri tam da bu noktada önem kazanıyor. Sancak, Folkart’ın bu yıl İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsorluğunu üstlenmesini sıradan bir şirket faaliyeti gibi anlatmıyor.

“Logomuzu astık, reklamımızı yaptık” kolaycılığına kaçmıyor.

Meseleye başka bir yerden bakıyor: "Kentlilik bilincinden, ortak hafızadan, İzmir’e karşı duyulan sorumluluktan..."

Mesut Sancak’ın şu yaklaşımı özellikle değerli: “Biz işimize yalnızca bina üretmek gözüyle bakmadık.”

İşte bütün mesele burada.

Çünkü şehir dediğimiz şey sadece beton, demir ve cam değildir.

Bir kenti kent yapan; meydanlarıdır, sanatı, edebiyatı, kültürü, kamusal alanları ve kuşaktan kuşağa aktarılan hatıralarıdır.

Bina yapmak mümkündür.

Ama şehir kurmak başka bir şeydir.

Şehre ruh kazandırmak ise çok daha başka bir şeydir.

Folkart’ın yıllardır sanata ve kültüre yaptığı yatırımları da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Sergiler açmak...

Sanatçıların eserlerini geniş kitlelerle buluşturmak...

Kentin kültürel yaşamına katkı sunmak...

Ve şimdi İzmir Fuarı gibi tarihi bir organizasyonun sorumluluğunu üstlenmek...

Bunların hiçbiri “mecburiyet” değildir.

Bunlar bir tercih meselesidir.

Mesut Sancak’ın tercihi de İzmir’in yanında durmaktan yana olmuştur.

Her şirket İzmir’de yatırım yapabilir.

Her şirket İzmir’den kazanabilir.

Ama İzmir’e karşı sorumluluk hissetmek, İzmir’in değerlerine omuz vermek ve kentin hafızasını korumak başka bir bilinç seviyesidir.

Folkart’ın ana sponsorluğu bu nedenle yalnızca maddi bir destek olarak görülmemelidir.

Bu, İzmir’in tarihine verilmiş güçlü bir destek mesajıdır.

Bu, “Bu kentin geçmişi de geleceği de bizim meselemizdir” demektir.

Mesut Sancak’ın gösterdiği duyarlılık, İzmir’de faaliyet gösteren diğer büyük şirketler için de örnek olmalıdır.

Çünkü bu şehirden kazananların, bu şehrin kültürüne, sanatına ve tarihine katkıda bulunması gerekir.

Sadece tabelalarıyla değil...

Sadece binalarıyla değil...

Kentin ortak değerlerini sahiplenerek var olmaları gerekir.

İzmir Enternasyonal Fuarı 95 yıllık yolculuğunda çok şey gördü.

Ekonomik krizler gördü.

Siyasal çalkantılar gördü.

Toplumsal değişimler gördü.

Fakat ayakta kaldı.

Çünkü İzmir halkı fuarı hiçbir zaman sıradan bir etkinlik olarak görmedi.

Onu kendi hayatının bir parçası kabul etti.

Bugün Folkart’ın yaptığı da tam olarak budur:

O hafızaya sahip çıkmak...

O geleneği geleceğe taşımak...

İzmir’in simgelerinden birinin yanında güçlü biçimde durmak...

Bu nedenle Mesut Sancak’ın yaklaşımı alkışı hak ediyor.

Çünkü fuara sahip çıkmak...

Sadece birkaç günlük bir organizasyona destek vermek değildir.

Fuarı sahiplenmek, İzmir’in geçmişine saygı göstermek ve geleceğine inanmaktır.

Kısacası: Folkart bu yıl yalnızca fuarın ana sponsoru olmadı.

İzmir’in hafızasına omuz verdi.