CHP'de tehlikeli sınav: Örgüt mü, eski defterler mi?
Özgür Özel ve beraberindeki isimler, CHP’den istifa edip "yeni parti" kuruluş dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na verdiler.
Hayırlı uğurlu olsun.
Türk siyasi hayatına yeni bir soluk falan filan... Ama durun bir dakika. Bu hamle, CHP içindeki o bitmek bilmeyen kaosun, o amansız iç çekişmenin bittiği anlamına geliyor mu?
Tabii ki hayır…
Dikkat ettiniz mi?
Özel’in istifasının ardından en belirgin, en net destek nereden geldi?
İzmir’den.
İstifalar, açıklamalar peş peşe patlıyor. E tabii beraberinde esaslı bir iç hesaplaşma da geliyor. Geçmişte görevden alınan, dışlanan, göreve getirilmeyen ne kadar isim varsa, CHP’nin yeni yönetimi tarafından tercih ediliyor. Şuraya yazıyorum: Önümüzdeki günlerde İzmir’de CHP ile yeni parti arasında öyle bir gerilim yaşanacak ki...
Hep beraber izleyip göreceğiz.
BELEDİYE BAŞKANLARI NE YAPACAK?
Şimdi herkesin kafasındaki asıl soru şu: Özgür Özel döneminde atanan belediye başkanları nasıl bir yol haritası çizecek?
Kalacaklar mı, gidecekler mi?
İşte bu sorunun cevabı, tamamen CHP Genel Merkezi’nin atacağı adımlara bağlı.
Neden mi?
Anlatayım: İlçe belediye başkanları, doğal olarak kendi ilçelerinde uyumlu çalışabilecekleri ilçe başkanları istiyor. Fakat CHP Genel Merkezi tarafından atanan yeni il başkanı Utku Gümrükçü ve yönetiminin bu hassasiyeti pek umursamadığını duyuyorum. Atamalara bakıyorsunuz... Kendi ilçesinde kriz çıkarmış, geçmiş dönemlerde hep sorun yumağı olmuş isimler ilçe yönetimlerine yazılıyor.
Sonuç?
İlçelerde kriz çıkacak.
Ve bu durum, belediye başkanlarının CHP’den kopup gitmesi için al sana nur topu gibi bir bahane olacak.
Çok uzağa gitmeye de gerek yok.
Dönüp, İl Başkanı Utku Gümrükçü'nün yıllarca siyaset yaptığı, belediye başkanlığı koltuğunda oturduğu Çiğli'ye bakalım. Kulislerde, Erkan Akar'ın yerine Avukat Süleyman Karadağ'ın atanacağı konuşuluyor.
Eğer bu tercih hayata geçerse, CHP yönetimi kendi eliyle yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş olacak.
Çünkü siyasette sadece bir ismi göreve getirmek yetmez; o ismin örgütte nasıl bir karşılığı olduğu da önemlidir. Tam da bu nedenle Çiğli'de verilecek karar, yalnızca bir ilçe başkanı ataması olmayacak. Aynı zamanda CHP yönetiminin, örgütün sesini mi dinlediğini, yoksa eski hesapların gölgesinde mi hareket ettiğini gösteren önemli bir sınav olacaktır.
ÇİĞLİ’DEKİ ŞU İŞE BİR BAKIN
Çiğli’de Erkan Akar görevden alındı. Yerine atanması beklenen isim kim?
Avukat Süleyman Karadağ…
Peki, kimdir bu Süleyman Karadağ?
Meclis üyeliği yaptığı dönemde belediye başkanıyla kavga edip ilçe yönetimi tarafından disipline verilen bir isim.
Ardından gelen belediye başkanı Utku Gümrükçü ile mahkemelik olan, o dönem genel merkeze Gümrükçü’nün yaptığı işlerle ilgili aleyhte belge taşıyan bir isim.
Onur Emrah Yıldız döneminde ise hızını alamayıp CHP'li belediyeyi icraya veren bir isim.
Şimdi yanlış anlaşılmasın...
Ben burada Süleyman Karadağ'ın kişiliğini ya da siyasetçiliğini tartışmıyorum.
"İyi siyasetçidir, kötü siyasetçidir" gibi bir değerlendirme yapmıyorum.
Benim itirazım isme değil...
Zamanlamaya.
CHP'nin tam da böylesine kırılgan bir süreçten geçtiği, belediye başkanlarının hangi siyasi hatta yürüyeceğinin tartışıldığı bir dönemde, örgütte geçmişten gelen tartışmaların tarafı olmuş isimleri yeniden görevlendirmek ne kadar doğru?
Asıl sorulması gereken soru budur.
Şimdi soruyorum size: CHP’nin bu en zor, en çetrefilli döneminde... Çiğli’de örgütü toparlama görevi bu isme mi verilecek?
Bütün bu geçmişe rağmen "Hadi gel bizi birleştir" mi denilecek?
Eğer bunun gibi akılalmaz örnekler çoğalırsa... CHP yönetimi, partide kalmayı düşünen belediye başkanlarına bile kendi elleriyle kapıyı göstermiş olur. O yüzden CHP Genel Merkezi ve İl Başkanı, atacağı adımları iki kere değil, on iki kere hesaplayarak bu süreci doğru yönetmelidir.
Meseleye baktığınızda CHP yönetiminin, örgütün sesini mi dinlediğini, yoksa eski hesapların gölgesinde mi hareket ettiğini gösteren önemli bir sınav olacaktır.
Çünkü bundan sonra yapılacak her atama, sadece bir ilçe başkanını belirlemeyecek.
Aynı zamanda CHP'nin nasıl bir gelecek inşa etmek istediğini de gösterecek.
Parti, örgütün hafızasını ve sahadaki gerçekliği dikkate alarak mı yol yürüyecek?
Yoksa geçmişin hesaplaşmalarını bugünün siyasetine taşımaya devam mı edecek?
İşte asıl mesele bu...
Unutulmasın...
Bugün yapılacak yanlış bir tercih, yarın sadece bir ilçe örgütünü değil; bir belediye başkanını, bir belediye meclis grubunu, hatta koca bir siyasi dengeyi kaybettirebilir.
Siyasette bazen seçimler değil, atamalar kader belirler.
Ve CHP bugün tam da öyle bir kavşakta duruyor.
Bu kavşakta verilecek kararlar, sadece ilçe başkanlarını değil; partinin yarınını da belirleyecek.