Yıldız’ın AK Parti rozeti son sahneydi: Çiğli’de bu film çok önce başladı!
Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın AK Parti’ye katılmasının ardından İzmir’de kıyamet koptu. Bu geçişi günler önce herkesin bildiği ancak “tiyatro oyunu gibi rolünü oynadığı” bir oyun aslında
Sokağa bakıyorum.
Çiğliliye bakıyorum.
İzmirliye bakıyorum.
Benim gördüğüm şu: Kopan kıyametin merkezinde vatandaş yok.
Daha çok profesyonel siyasetçiler var.
Parti içi hesapları olanlar var.
Onur Emrah Yıldız’la geçmişten bugüne hesabı bulunanlar var.
Ve elbette yıllardır İzmir siyasetinde kurulmuş düzenin değişmesinden rahatsız olanlar var.
Burayı bir kenara yazalım.
Çünkü birazdan bu defteri yeniden açacağız.
Şimdi gelelim meselenin diğer tarafına…
AK Parti cephesine.
Ben bunu daha önce defalarca yazdım.
Eyyüp Kadir İnan, AK Parti Genel Sekreterliği görevine geldikten sonra İzmir’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söyledim.
Çünkü ortada görülmesi gereken bir tablo vardı.
Çünkü Eyyüp Kadir İnan’ın 24 Şubat 2025’te AK Parti Genel Sekreterliği görevine gelmesinin ardından İzmir siyasetinde dikkat çeken şey, yalnızca açıklamalar değil; saha organizasyonlarının ve yerel temasların daha görünür hale gelmesi.
Örneğin 26 Eylül’de AK Parti tarafından İzmir’in 30 ilçesini kapsayacak “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” programı duyuruldu. İnan, bu program kapsamında milletvekillerinin sahaya çıkacağını, vatandaşların talep ve sorunlarının dinleneceğini açıkladı. Aynı günlerde Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın AK Parti’ye katılması sonrası İnan’ın Foça’daki temasları da dikkat çekti.
Şimdi buradan şu sonucu çıkarmak mümkün mü?
“AK Parti İzmir’de bütün dengeleri değiştirdi.”
Hayır.
Henüz bunu söylemek için erken.
Ama şunu söylemek mümkün: AK Parti’nin sahada daha görünür olma çabası artık yalnızca seçim dönemlerine sıkışan bir faaliyet görüntüsü vermiyor.
Ve siyaset tam da burada değişiyor.
Çünkü seçmen yalnızca sandık günü hatırlanmak istemiyor.
Siyasetçi de artık sadece seçimden seçime değil, seçim olmayan zamanda da sahada olmak zorunda.
İnan’ın İzmir siyasetindeki konumunu tartışırken bence asıl bakılması gereken nokta da burası.
Çünkü kendisi İzmirli bir siyasetçi… İzmir İl Gençlik Kolları Başkanlığı yaptı, Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığı görevinde bulundu, 2023’te İzmir milletvekili seçildi ve 2025’te AK Parti Genel Sekreteri oldu.
Yani İzmir siyasetini dışarıdan izleyen bir isimden bahsetmiyoruz.
Bu nedenle İzmir’e dönük siyasi stratejisinin nasıl şekillendiği, yalnızca AK Parti açısından değil, kentin bütün siyasi aktörleri açısından önemli.
AK Parti, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden İzmir’de istediği sonucu alamadı.
Fakat sonrasında başka bir siyaset tarzı izlemeye başladı.
Sokağa daha fazla çıkan…
İzmirliyi daha fazla dinleyen…
Merkezi yönetimin imkanlarını yerel sorunların çözümünde daha görünür hale getirmeye çalışan…
Ve belki de en önemlisi: İzmir’de siyaset yaptığını saklamayan bir AK Parti ortaya çıktı.
Bana göre asıl konuşulması gereken mesele tam olarak bu.
Çünkü yıllarca “CHP’nin kalesi” denilen İzmir’de AK Parti artık yalnızca CHP’nin hatalarından medet uman bir siyaset yürütmüyor.
Kendi oyununu kurmaya çalışıyor.
Bunun siyasi sonuçlarının ne olacağını sandık gösterecek.
Ancak bugün görünen bir gerçek var: Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız artık AK Parti’de. Rozetini de Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.
Üstelik Yıldız’ın Ankara’ya Eyyüp Kadir İnan’la birlikte gittiği de kamuoyuna yansıdı.
Dolayısıyla şu soruyu sormak gerekiyor: İzmir’de yaşanan sadece bir belediye başkanının parti değiştirmesi mi?
Yoksa…
Eyyüp Kadir İnan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni İzmir siyasetinin ilk somut sonuçlarını mı görmeye başladık?
Bence tartışılması gereken asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü siyaset bazen bir rozet töreninden çok daha fazlasıdır.
Bazen bir rozet…
Yıllardır değişmez denilen siyasi dengelerin gerçekten değişip değişmediğini test eden ilk işarettir.
Şimdi gelelim Çiğli’deki asıl meseleye…
Çünkü bugün Onur Emrah Yıldız’a yönelik tepkilere bakınca insan ister istemez şunu soruyor: Bu öfkenin tamamı gerçekten parti değiştirmesine mi?
Yoksa geçmişten kalan hesaplar da bugün bu tartışmanın içine mi boca ediliyor?
Mesela CHP Çiğli İlçe Başkanı Süleyman Karadağ…
Yıldız’ın AK Parti’ye geçişinin ardından belediyenin önüne çıktı ve oldukça ağır konuştu; “10 yıl da geçse, 20 yıl da geçse peşindeyim” noktasına kadar gelen bir siyasi tepki değil öfkeden söz ediyoruz.
Üstelik Yıldız hakkında çeşitli iddiaları gündeme getirerek bunların hesabını hukuk önünde soracaklarını söyledi.
Peki, burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Madem ortada bugün anlatılan ölçekte bu kadar ciddi iddialar vardı, Devlet görmedi mi?
Denetim mekanizmaları görmedi mi?
Belediyenin kendi denetimleri, müfettişler, hukuk birimleri, ilgili kurumlar görmedi mi? ,
Bu iddialar sadece Onur Emrah Yıldız’ın AK Parti’ye geçmesinden sonra mı görünür hale geldi?
Durum böyle olunca inanırlığını kaybediyorsun…
Oysa Karadağ dava açma konusunda deneyimli bir isim…
Üstelik Karadağ’ın Çiğli Belediyesi ve dönemin CHP’li Belediye Başkanları Hasan Arslan, Utku Gümrükçü ve Onur Emrah Yıldız döneminde CHP’li Çiğli Belediyesi'ne icra davası açmış bir isim… Yani Çiğli siyasetinde CHP’li belediye başkanlarıyla yaşanan gerilimlerin bugünden ibaret olmadığını da biliyoruz.
Burada kullanılan siyasi dil bize başka bir şeyi gösteriyor: Çiğli’de kavga dün başlamamış.
Rozet sadece kapağı açmış.
Ama şimdi biraz daha açık konuşalım.
Çünkü Çiğli’yi ve Çiğli siyasetini yakından takip eden biri olarak benim gördüğüm tablo şu: Onur Emrah Yıldız’ın CHP’den gitmesi için neredeyse herkes elinden geleni yaptı.
Sonra da adam gidince kıyamet koptu.
İşte benim anlamakta zorlandığım nokta tam olarak burası.
Bir belediye başkanını önce kendi partisinin içerisinde yalnızlaştıracaksınız…
Sonra etrafındaki siyasi alanı daraltacaksınız…
Belediye meclisinde kendi partisinden seçilmiş isimlerle karşı karşıya geleceksiniz…
Parti örgütüyle belediye arasındaki ilişkiyi yönetemeyeceksiniz…
Sonra o belediye başkanı başka bir siyasi tercih yaptığında dönüp: “Bize nasıl ihanet edersin?” diyeceksiniz.
Peki, siz ne yaptınız?
Yaşanan sürece bir bakalım.
Mutlak butlan tartışmalarının ardından CHP İzmir’de dengeler değişti.
Onur Emrah Yıldız’ın selefi Utku Gümrükçü il başkanlığı görevine geldi.
Ardından Çiğli ilçe örgütündeki dengeler değişti.
Süleyman Karadağ ilçe başkanlığı koltuğuna oturdu.
Üstelik Yıldız ile Karadağ arasındaki gerilim yeni değildi.
Daha AK Parti’ye geçiş tartışmaları sürerken Karadağ, Yıldız’la aralarında bir “iletişim krizi” bulunduğunu kamuoyu önünde anlatıyordu.
Belediye meclisinde de işler güllük gülistanlık değildi.
Daha aylar önce bazı CHP’li meclis üyelerinin üst üste toplantılara katılmaması üzerine İl Başkanlığının devreye girdiği ve bunun Başkan Yıldız açısından siyasi bir mesaj olarak yorumlandığı basına yansımıştı.
Yani bugün ortaya çıkan kavga dün başlamadı.
Bugün sadece herkesin görebileceği hale geldi.
Şimdi benim sorum çok basit: Bir belediye başkanını kendi siyasi ailesinin içerisinde bu kadar sıkıştırırsanız…
İl örgütüyle sorun yaşarsa…
İlçe örgütüyle sorun yaşarsa…
Meclis grubuyla sorun yaşarsa…
Kendisini giderek yalnızlaşmış hissederse…
Sonra başka bir siyasi kapı açıldığında ne olmasını beklersiniz?
Elbette bunların hiçbiri parti değiştirmeyi otomatik olarak haklı ya da haksız yapmaz.
Onun kararını Çiğli seçmeni değerlendirecek.
Ama siyaset biraz da sebep-sonuç ilişkisini doğru okumak değil midir?
Bugün CHP Çiğli İlçe Başkanı Süleyman Karadağ, Yıldız’ı çok ağır ifadelerle eleştiriyor; CHP örgütü belediye önünde eylem yapıyor ve Yıldız’ın CHP seçmeninin oylarıyla seçildiğini hatırlatarak parti değiştirmesine tepki gösteriyor.
Bu tepkiyi anlamak mümkün…
Ama CHP’nin de kendi kendisine sorması gereken sorular var.
Onur Emrah Yıldız neden bu noktaya geldi?
Belediye başkanıyla örgüt arasındaki ipler neden koptu?
Meclis grubundaki sorunlar neden çözülemedi?
Ve en önemlisi: Bu siyasi kopuş yaşanmadan önce neden kimse masaya yumruğunu vurup “Arkadaşlar, biz ne yapıyoruz?” demedi?
Çünkü siyaset sadece gidene “hain” demek değildir.
Siyaset biraz da insanları neden kaybettiğinizi sorgulamaktır.
AK Parti bugün İzmir’de bunu kendi açısından bir siyasi fırsata çevirmeye çalışıyor.
Eyyüp Kadir İnan ve AK Parti teşkilatı sahada kendi stratejisini uyguluyor.
CHP ise bugün Çiğli’de ortaya çıkan tablonun nedenlerini kendi içerisinde tartışmak durumunda.
Ben meseleye tam olarak buradan bakıyorum.
Onur Emrah Yıldız’ın AK Parti’ye geçmesini konuşalım.
Eleştirelim.
CHP seçmeninin tepkisini de konuşalım.
Ama hikayeyi 29 Eylül sabahından başlatmayalım.
Çünkü bu filmin ilk sahnesi Ankara’daki rozet töreni değildi.
Film çok daha önce Çiğli’de başladı.