Dolar 45,0686
%0.04
Euro 52,7716
%-0.08
Altın 6.585,780
%-1.06
Bist-100 14.311,00
%-0.13

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Tugay’dan siyaset dersi: Önce herkesi suçla, sonra mağdur ol

Buyurun buradan yakın.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP grubunu toplamış.

İnsan ne bekler?

İzmir’in trafik çilesi konuşulacak.

Körfez’in hali konuşulacak.

Çöp meselesi konuşulacak.

İZSU’daki ölümler, ihmaller, krizler masaya yatırılacak.

Belediyenin mali tablosu değerlendirilecek.

Yani…

İzmir’i ilgilendiren esas meseleler konuşulacak sanırsınız.

Ama yok.

Kulislere sızanlara bakılırsa, toplantı başka bir yere savrulmuş.

Biraz Genel Merkez eleştirisi.

Biraz İmamoğlu süreci sorgulaması.

Biraz “Ben tutuklanırsam arkamdan gelmeyin” melodramı.

Biraz basına öfke.

Biraz da bildiğimiz klasik Cemil Tugay gerilimi.

Yani özetle: İzmir’in sorunları yine beklemiş.

Başkan’ın öfkesi yine öne geçmiş.

Açmış ağzını, yummuş gözünü. Hem de ne yumuş!

İşte Tugay’ın o meşhur toplantısından çıkardığım  notlar:

1- STRATEJİ DEHASI OLARAK CEMİL TUGAY

Efendim, Sayın Başkan CHP Genel Merkezi’nin Ekrem İmamoğlu için yaptığı mitingleri beğenmemiş. Demiş ki: "O kadar enerji harcadık, bir sonuç elde edemedik." Bak sen!

Siyasetin duayeni, strateji dehası mübarek!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve partinin tüm kadroları demokrasi mücadelesi veriyor, Tugay oradan "Verimlilik Raporu" tutuyor. Sanırsın belediyede her şey tıkır tıkır işliyor da, sıra Genel Merkez’in eylem planını denetlemeye gelmiş.

2- "PEŞİMDEN GELMEYİN" DRAMI

Toplantının en damar, en "Yeşilçam" tadındaki yeri ise şurası: “Eğer tutuklanırsam, peşimden kimse gelmesin. Yerime birini seçin, devam edin.”

Haydaaa!

Sayın Başkan, bu neyin melankolisi?

Bu neyin pesimistliği? İzmir halkı sizi "hakkını savunun" diye seçti, "Hapse girersem arkama bakmayın" diye veda mektubu yazın diye değil. Bu mağduriyet soslu pasiflik, İzmir’in o dik duruşuna yakışıyor mu?

3- YEREL BASINA "VUR ABALIYA"

Bakıyorum, Sayın Başkan’ın en büyük derdi yine yerel basın olmuş. Mecliste gerilim çıkar, fatura basına...

TOKİ yer satar, fatura basına...

Belediyeyi yönetmekle, gündemi yönetmeyi karıştırmış gibi bir hali var Tugay’ın. Basını susturunca sorunlar çözülüyor mu?

İzmir’in derdi azalıyor mu?

BİRKAÇ KISA NOT

 Cemil Tugay’ın "Ben yoksam hizmete devam edin" çıkışı, liderlik değil, olsa olsa "siyasi yalnızlık" itirafıdır.

 Genel Merkezi eleştirirken gösterdiği o cesareti, keşke İzmir’in bir türlü çözülemeyen kronik sorunları için de gösterse.

 Siyasette "boşa enerji harcamak" istemiyorsa; işe kendi grubundaki o tuhaf gerilimleri bitirerek başlayabilir.

Netice şudur:

Sayın Tugay, İzmir’in "kaptanı" gibi değil de, fırtınada filikaya ilk binmeye çalışan yolcu gibi konuşuyor.

Yapmayın Sayın Başkan!

Bu üslup ne size yakışıyor, ne de İzmir’e.

GELELİM ŞU "ŞEREF, HAYSİYET" MESELESİNE...

Cemil Tugay toplantıda sadece siyasi strateji kasmamış, bir de kantarın topuzunu iyice kaçırıp "sokak ağzına" evrilmiş. Hedefinde kim var?

İzmir’in yerel basını.

Vay efendim, bazı gazeteciler AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın haberlerini neden yapıyormuş!

Vay efendim, bu gazeteciler aslında "satılmış, şerefsiz, yalancı" isimlermiş!

Buyurun, Cemil Tugay’ın bu "öfke nöbeti" üzerine birkaç kelam edelim:

BİR: Sayın Başkan, bir Büyükşehir Belediye Başkanı’na "şerefsiz, dolandırıcı" gibi ifadeler yakışıyor mu?

Burası kabile devleti mi, yoksa Türkiye’nin en köklü ve medeni şehri İzmir mi? Eleştiriye tahammülünüz bu kadar mı az?

 Ceyda Bölünmez Çankırı bir milletvekilidir. İzmir için bir açıklama yapıyorsa, bir faaliyet yürütüyorsa basının bunu haber yapması "ihanet" değil, gazeteciliktir. Basına "sadece beni yazın" talimatı vermek, hangi demokratik anlayışa sığar?

 Gelelim şu meşhur "şeref ve haysiyet" vurgularına... Sayın Tugay başkalarına bu kelimelerle saldırırken, kendi arka bahçesindeki o garip "atamalara" ne diyecek?

BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU?

Hafızamızı tazeleyelim: Karşıyaka Belediyesi’nde bir skandal patlak vermişti. Dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Berkhan Alptekin hakkında, belediye çalışanı kadınlara yönelik taciz iddiaları ortaya saçılmıştı. Mevcut Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, durumu ciddiye alıp bu ismi görevden almış, üzerine bir de "kınama" cezası vermişti.

Peki, Cemil Tugay ne yaptı?

Gitti, o kınama cezalı alan ismi ödüllendirdi... İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nün başına oturttu!

Şimdi sormazlar mı adama:

Kadın çalışanlara yönelik taciz iddialarıyla görevden alınan birini taltif eder gibi koltuğa oturtmak mı "şerefli" bir duruştur?

Haysiyetten bahseden bir Başkan, önce kendi kadrosundaki bu "etik" boşluğa bakması gerekmez mi?

Kendi yönetimindeki bu atama skandalını görmezden gelip, işini yapan gazeteciye "şerefsiz" demek hangi vicdana sığar?

İZMİR MEDYASINA DA BİR NOT

Cemil Tugay, kamu gücünün verdiği özgüvenle İzmir medyasını "onursuzlukla" suçluyor. Eğer bu şehirde basın özgürlüğü ve meslek onuru diye bir şey kaldıysa, herhalde bu ağır hakaretleri "eyvallah" diyerek sineye çekmeyeceklerdir.

Son sözüm şudur: İzmirliler kimin ne olduğunu, kimin kime hangi koltukları ikram ettiğini, kimin "şahsi hırsları" için şehri gerdiğini çok iyi görüyor. Sayın Tugay, başkalarına hakaret yağdırarak kendi hatalarını örtebileceğini sanıyorsa...

Fena halde yanılıyor!

Çünkü gerçeklerin, eninde sonunda ortaya çıkmak gibi "kötü" bir huyu vardır.