Cemil Tugay ve bitmeyen enkaz masalı
Bir belediye başkanı düşünün… Göreve geleli neredeyse iki yıl olmuş ama hala ilk günkü cümleyi tekrar ediyor:
“Enkaz devraldık.”
İzmir’i bilmeyen biri bu lafı duyunca sanır ki; Belediye binasına girince kask takmak gerekiyor, Körfez değil, krater var,Asfalt değil, moloz döşeli.
Ama gerçek şu: Bu “enkaz” söylemi artık bir savunma değil, bir alışkanlık.
Sayın Başkan,İki yıldır aynı yerdeyiz. Ve şu soruyu sormadan edemiyoruz: Enkaz hala duruyorsa, siz ne yapıyorsunuz?
Cemil Tugay’ın başkanlığı, ne yazık ki hizmetle değil; kavgayla, polemikle ve savunmayla anılıyor.
Bir bakıyorsunuz selefiyle didişiyor, Bir bakıyorsunuz parti içinden bir başka isimle.
Tunç Soyer cezaevinden konuşuyor,Tugay kürsüden cevap veriyor.
Ortada ne var?
Hizmet yok.
Ama polemik bol.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, neredeyse bir açık oturum stüdyosu gibi çalışıyor:
“O yaptı.”
“Hayır, o yaptı.”
“Benim dönemim değil.”
“Ben dosyayı devraldım.”
Eee…
Kenti kim yönetecek?
Altyapıya gelelim.
Yağmur yağıyor, İzmir yüzüyor.
Sokaklar göl, esnaf perişan.
Vatandaş oltayla video çekiyor.
Belediyenin cevabı hazır: “Algı operasyonu.”
İyi de Sayın Başkan, Algı operasyonu dediğiniz şey ıslak ayakkabı mı?
Lağım kokusu da mı algı?
Körfezdeki kirlilik de mi montaj?
İzmirliler bu kadar yetenekliyse, Hollywood gelsin buraya taşınsın.
İşçi meselesine bakalım.
CHP’li bir belediye…
Ama sendikalar isyanda.
İşten çıkarmalar, ücretsiz izinler, grevler…
Sol ve Soysyal demokrat seçmen soruyor: “Biz neyi savunuyorduk?”
Tugay’ın işçiyle imtihanı, CHP’nin ideolojik hafızasıyla kavga haline dönüşmüş durumda.
Bir yanda “sosyal demokrat belediyecilik”,Diğer yanda Excel tablosu.
Ve tablo diyor ki: “Tasarruf.”
Bir de madalyonun öbür yüzü var. Basmane Çukuru’nda TMSF ile el sıkışılıyor.
İktidar cephesinden övgüler geliyor.
Bilal Saygılı çıkıp “kardeşlik” diyor.
İzmir’de alarm zilleri işte o an çalıyor.
CHP içindeki tabloya bakıyorsunuz…
Tunç Soyer cezaevinden “bitmeyen düşmanlık” diyor.
Tugay “kişisel tavır” diyerek geçiştiriyor.
Ama iş burada bitmiyor.
Aziz Kocaoğlu konuşuyor.
Yüksel Çakmur itiraz ediyor.
Ve İzmir’de şu cümle yayılıyor: “Bu belediye hizmet üretmiyor, kavga üretiyor.”
Sol ve Sosyal demokrat seçmen soruyor: Her gün parti içi polemik, Her gün yeni bir gerilim,Her gün yeni bir savunma…
“Biz sizi bunun için mi seçtik?”
CHP taban şunu söylüyor: “Bu uzlaşı değil, bu teslimiyet.”
Kamu alanı tartışmalı,Sermaye ilişkileri sorgulu, Ve üstüne bir de şu savunma geliyor: “Nereden bileyim AK Partili olduklarını?”
Bu cümle, İzmir siyasetinde alay konusu oluyor.
Elbette iktidarla diyalog kurulabilir.
Kredi için, çevre için, kent için…
Ama mesele şu: Bu diyalog, CHP’li bir büyükşehir belediye başkanını kendi tabanına yabancılaştırıyorsa, orada durup düşünmek gerekir.
Bugün algı net: Cemil Tugay; CHP içinde kavga eden, Sol tabanı eriten,İktidarla mesafesi bulanık,
Hizmetten çok polemikle anılan bir profil çiziyor.
Ve bu tablo, İzmir’de yıllardır “kale” denilen CHP hegemonyasını ilk kez ciddi biçimde sarsıyor.
2026’ya gelinirken eleştiriler hala yüksek.
Sessizleşmiyor, azalıyor da değil.
İzmirli artık şunu soruyor: “Bu şehir muhalefet belediyesi mi, uzlaşı vitrini mi?”
Cevap netleşmezse, sorunun siyasi bedeli ağır olur.
Ve o bedeli ne sosyal medya,ne polemik, ne de “enkaz” söylemi örter.
Su meselesi ise ayrı bir trajedi…
Kesinti var.
Bulanıklık var.
Kayıp-kaçak tavan.
Ve bir anda konu camilere geliyor.
Sayın Başkan, Su borusu patlıyor, siz laiklik tartışması açıyorsunuz.
İzmir susuz, Ama gündem saptırma konusunda "hidrolik basınç" zirvede.
Sonuç mu?
Cemil Tugay’ın İzmir’i şu an şunu yaşıyor: Hizmet eksik, Gerekçe bol,Polemik sınırsız.
İzmirli artık şunu duymak istemiyor:“Enkaz devraldık.”
Çünkü saat işliyor, takvim ilerliyor.
Ve şu soru giderek daha yüksek sesle soruluyor: “Enkaz hala buradaysa, bu kentin başkanı kim?”
Ve meselenin özü tam da burada düğümleniyor.
Cemil Tugay bugün İzmir’de; ne yalnızca bir belediye başkanı olarak,ne de sadece hizmet performansıyla tartışılıyor.
Asıl tartışma şurada yoğunlaşıyor: “Bu başkan kiminle kavga ediyor, kiminle yan yana duruyor?”
İzmir sabırlıdır.
Ama sabır da bir yere kadar.
