Dolar 45,4015
%0.04
Euro 53,3471
%0.01
Altın 6.882,960
%0.03
Bist-100 14.780,00
%-2.34

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

CHP’de yeni fırtına: Tugay kendi yokluğuna mı hazırlanıyor?

Cemil Tugay konuşmuş.

Hem de öyle sıradan bir konuşma değil.

CHP grup başkan vekilleriyle yapılan kapalı toplantıda söylediği iddia edilen sözler, İzmir siyasetinin ortasına bomba gibi düştü.

Ne demiş Tugay; “İmamoğlu sürecinde o kadar miting yapıldı, o kadar enerji harcadık ama bir sonuç elde edemedik.”

Durun burada.

Bu cümle tek başına bile çok şey anlatıyor.

Bir CHP’li belediye başkanı…

Üstelik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı…

Üstelik Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden siyasetin bu kadar gerildiği bir dönemde…

Kalkıp diyor ki: “Bu kadar miting yaptık, sonuç alamadık.”

Yani aslında şunu söylüyor: “Alanlarda bağırdık, meydanlarda yürüdük, pankartlar açtık, sloganlar attık ama sistem kendi bildiğini okudu.”

Peki devamında ne diyor?

Asıl mesele orada. “Olur da operasyonlar buraya gelirse ve benimle ilgili böyle bir tutuklanma nedeni olursa, yerime bir arkadaşı seçin. Adliyelerde, orada burada beni savunmayın. Peşimden gelmek yerine hizmetlerimize devam edin.”

Şimdi sormak lazım: Bu sözler bir siyasi olgunluk göstergesi mi?

Yoksa yaklaşan fırtınayı önceden hisseden bir siyasetçinin panik cümleleri mi?

Tugay Neyi Biliyor?

Bakınız…

Türkiye’de siyaset artık sadece sandıkta yapılmıyor.

Adliyede yapılıyor.

Kulislerde yapılıyor.

Dosyalarda yapılıyor.

İddianamelerde yapılıyor.

Mahkeme salonlarında yapılıyor.

CHP’nin İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin “mutlak butlan” davası zaten başlı başına siyasi tansiyonu yükselten bir başlık.

Ekrem İmamoğlu’nun, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da aralarında bulunduğu 12 CHP’li hakkında hapis ve siyasi yasak talebiyle açılan dava devam ediyor.

Böyle bir atmosferde Cemil Tugay’ın çıkıp; “Beni savunmayın, yerime birini seçin, hizmete devam edin” demesi öyle hafife alınacak bir çıkış değildir.

Çünkü siyasetçinin bazen söylediğinden çok, söyleme zamanı önemlidir.

Ve bu sözlerin zamanlaması manidardır.

Hem de çok manidar.

Bu Bir Veda Provası mı?

Cemil Tugay’ın sözlerine bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Başkan bir şey mi duydu?

Kulislerden bir bilgi mi aldı?

Önümüzdeki süreçte hakkında verilecek olası bir siyasi yasak kararına mı hazırlanıyor?

Yoksa sadece “Ben yokken bile belediye çalışsın” diyerek kurumsal bir mesaj mı vermek istedi?

Keşke mesele bu kadar masum olsa.

Ama Türkiye siyasetinde artık kimse masum cümle kurmuyor.

Hele hele belediye başkanları…

Hele hele CHP’li büyükşehir belediye başkanları…

Hele hele yargı süreçlerinin gölgesinde adı geçen isimler…

Söyledikleri her cümleyi tartarak söyler.

Cemil Tugay da belli ki tartmış.

Biçmiş.

Ölçmüş.

Ve ortaya şu mesajı bırakmış: “Benimle ilgili bir şey olursa panik yapmayın.”

İyi de Sayın Tugay

İnsan niye durduk yerde böyle bir cümle kurar?

İmamoğlu Sürecinden Umudu Kesmek

Bir başka dikkat çekici nokta da şu:

Tugay’ın İmamoğlu sürecine ilişkin söylediği iddia edilen sözler: “O kadar enerji harcadık ama sonuç elde edemedik.”

Bu cümle CHP içinde ciddi bir kırılmanın işareti olabilir.

Çünkü CHP tabanı için İmamoğlu süreci yalnızca bir dava meselesi değil.

Bir demokrasi meselesi.

Bir siyasi gelecek meselesi.

Bir Cumhurbaşkanlığı adaylığı meselesi.

Ama Cemil Tugay’ın cümlesinden çıkan hava başka:

Yorgunluk var.

Umutsuzluk var.

Kabullenmişlik var.

“Ne yapsak olmuyor” duygusu var.

Bu da CHP açısından en tehlikeli ruh halidir.

Çünkü muhalefette en büyük yenilgi, sandıkta değil; zihinlerde başlar.

İzmir’de Kulisler Hareketli

Şimdi gelelim İzmir kulislerine…

Kulislerde konuşulanlara göre, “mutlak butlan” kararının ardından Cemil Tugay ile ilgili davanın da hız kazanabileceği, siyasi yasak ihtimalinin masaya gelebileceği ve Tugay’ın görevden uzaklaştırılabileceği iddia ediliyor.

Altını çizelim: Bunlar kesinleşmiş bilgiler değil.

Kulislerde konuşulan iddialar.

Ama siyaset dediğiniz şey biraz da kulis kokusunu önceden alabilme sanatıdır.

Cemil Tugay’ın son sözleri de tam olarak bu kokuyu aldığını düşündürüyor.

Yani Başkan sanki sadece konuşmuyor.

Sanki hazırlık yapıyor.

Sanki çevresine şunu söylüyor: “Beni alırlarsa dağılmayın.”

Sanki İzmir’e değil, kendi yokluğuna belediye yönetimi hazırlıyor.

Başkanlık Böyle mi Yapılır?

Burada esas mesele şu: Bir büyükşehir belediye başkanı, hakkında olası bir yargı süreci varsa elbette tedbirli olabilir.

Elbette kurumu düşünmek zorundadır.

Elbette “Ben olmazsam sistem çökmemeli” diyebilir.

Bunda yanlış yok.

Ama siyasetçinin görevi sadece yokluğuna hazırlık yapmak değildir.

Varlığında ne yaptığına da bakılır.

İzmir’in çöp sorunu duruyor mu?

Duruyor.

Körfez sorunu duruyor mu?

Duruyor.

Ulaşım sorunu duruyor mu?

Duruyor.

İşçi krizleri bitmiş mi?

Bitmemiş.

Parti içi gerilimler azalmış mı?

Hayır.

Hal böyleyken Başkan’ın gündemi yine adliye, operasyon, siyasi yasak, tutuklanma ihtimali olunca…

İzmirli vatandaş da haklı olarak soruyor: “Biz ne zaman hizmet konuşacağız?”

Tugay’ın Cümlesi CHP’ye Mesajdır

Cemil Tugay’ın sözleri sadece kendi geleceğine ilişkin değildir.

Bu sözler aynı zamanda CHP’ye verilmiş bir mesajdır; “Beni savunmak için enerjinizi tüketmeyin, Benim peşimden adliyeye gelmeyin, Ben gidersem koltuğa birini oturtun.”

Bu, bir bakıma siyasi direniş yerine idari devamlılığı önceleyen bir yaklaşımdır.

Ama CHP siyasetinde bu cümleler farklı da okunur.

Kimileri der ki: “Başkan devlet aklıyla konuşmuş.”

Kimileri der ki: “Başkan mücadeleden umudu kesmiş.”

Kimileri de der ki: “Başkan olacakları önceden biliyor.”

Ben üçüncü ihtimali yabana atmıyorum.

Çünkü Tugay’ın bu çıkışı, sıradan bir moral konuşmasına benzemiyor.

Daha çok yaklaşan bir kararın gölgesinde yapılmış iç hesaplaşmaya benziyor.

Sonuç: Tugay’ın Sözleri Not Edildi

Cemil Tugay belki de sadece tedbirli davranmak istedi.

Belki partililerine “panik yapmayın” demeye çalıştı.

Belki belediyenin kurumsal devamlılığını düşündü.

Ama kusura bakmasın…

Bu cümleler öyle kolay geçiştirilecek cümleler değil.

Çünkü siyasetçinin ağzından çıkan her söz, hele böyle dönemlerde, sadece söz değildir.

Bazen işarettir.

Bazen itiraftır.

Bazen korkudur.

Bazen hazırlıktır.

Bazen de yaklaşan fırtınanın ilk rüzgarıdır.

Cemil Tugay’ın “Beni savunmayın” çıkışı da bana göre tam olarak budur: Yaklaşan bir siyasi fırtınanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi koridorlarında hissedilen ilk uğultusu.

Yarınki köşe yazımda…

CHP İzmir’de herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle konuşmak istemediği o “örtülü” gerilimi yazacağım.