Dolar 32,2281
%0.15
Euro 34,9612
%0.33
Altın 2.422,460
%0.52
Bist-100 10.708,00
%-0.78

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

İzmir Çiğli'de bir gece: CHP'nin unuttuğu gençler

İzmir, Çiğli...

Bir yandan coşkulu seçim çalışmaları, diğer yandan soğuk duvarlarıyla Karşıyaka Adliyesi.

Bu iki mekân arasında sıkışıp kalmış CHP'nin gençlik kolları. Özgür Özel, CHP Genel Başkanı olarak seçildiğinde gençlere yönelik umut dolu vaatlerde bulunmuştu. Ancak Çiğli'de yaşananlar, bu sözlerin ne kadarının gerçeğe dönüştüğünü sorgulamamıza neden oluyor.

Özel, gençlere "Türkiye'de kurtuluşun mümkün olduğunu" anlatmalarını, "özgürlüklerin yaşanabileceği bir ülkeye inanmalarını" istemişti. Fakat Çiğli'de yaşananlar, bu iddialı sözlerin ne kadarının gerçek olduğunu sorgulatıyor. Parti içinde 'değişim' vaat edilirken, Çiğli Gençlik Kolları Başkanı Okan Er ve arkadaşlarının, seçim çalışmaları sırasında gece yarısı polis tarafından gözaltına alınmaları ve sonrasında yaşananlar, bu değişimin sadece lafta mı kaldığını düşündürüyor

Parti örgütü içinde gençlere verilen değerin altını çizen Özel'in bu olay karşısında sessiz kalması, partinin gençlik kollarına gerçekte ne kadar önem verdiğini sorgulatıyor. İlçe başkanı Erkan Akar'ın ziyaretinin dışında, ne il başkanından ne de bir milletvekilinden herhangi bir destek ya da tepki gelmemesi, gençlerin yalnız bırakıldığını gösteriyor.

Soruyorum: CHP yönetimi, gençlerinin başına gelen bu olay karşısında neden bu kadar sessiz kaldı? Bu sessizlik, Özel'in gençlere yönelik vaatlerinin samimiyetini nasıl etkiliyor?

Bu olay, parti içindeki gençlere verilen değerin sadece sözde kaldığını gösteriyor. CHP'nin gençleri, yalnızca seçim dönemlerinde değerli mi? Yoksa onların her zaman yanında olmak, onları desteklemek ve korumak parti yönetiminin öncelikleri arasında mı?

Adliyede gençleri yalnız bırakmak, CHP'nin geleceği adına önemli bir soru işareti yaratıyor. Gençlerin bu tür olaylar karşısında kendilerini güvende ve desteklenmiş hissetmeleri gerekmez mi? Gençlerin yalnız bırakılması, CHP'nin gençlik politikasında ciddi bir eksikliği işaret ediyor.

Özgür Özel ve CHP yönetiminin, bu olaydan ders çıkarması ve gençlere yönelik politikalarında gerçek bir değişim yapması gerekiyor. Aksi takdirde, bu vaatlerin sadece güzel sözlerden ibaret kalacağı ve gençlerin partiden uzaklaşacağı kaçınılmaz görünüyor.

Sonuç olarak, Çiğli'de yaşananlar, CHP'nin gençlik politikalarını ve parti içi dayanışmayı ciddi şekilde sorgulamamıza neden oluyor. Özel'in ve parti yönetiminin bu konudaki tutumu, gelecekteki politikaları için önemli bir dönüm noktası olmalı. Yoksa gençlerin umutları, adliye koridorlarında yankılanan boş vaatler gibi yalnız ve sessiz kalacak.

Bu durum, acaba CHP'nin kendi geleneklerinden, dayanışma ruhundan ne kadar uzaklaştığını göstermiyor mu?

Bir siyasi partinin gençlik kolları, özellikle seçim dönemlerinde, partinin dinamizmini ve gelecek vizyonunu temsil eder. Peki, bu gençlerin yanında durmayıp, onlara destek olmayarak CHP ne mesaj vermiş oluyor? Bu durum, parti içi dayanışmanın ve birlik ruhunun zayıflığının bir göstergesi olabilir mi?

Şimdi, bu gençlerin yerine kendimizi koyalım; gece yarısında, sokaklarda, sevdiğimiz partinin adayları için çalışırken, bir anda polis tarafından gözaltına alınıyoruz. Sonra ne bir destek görüyoruz, ne de bir dayanışma...

Bu durumda diğer partili gençler nasıl hisseder, motivasyonları nasıl etkilenir?

Bu olay, aslında sadece Çiğli'de yaşanan bir münferit olay değil, aynı zamanda CHP'nin gençleri nasıl gördüğüne ve onlara nasıl değer verdiğine dair ciddi soruları da beraberinde getiriyor. Acaba CHP, gençlerini yeterince koruyor ve onların yanında duruyor mu?

Yoksa onları, siyasi çıkarlar uğruna feda mı ediyor?

Bu soruların cevaplarını, belki de en iyi CHP yönetimi verebilir.

Ama şu an için, Çiğli'deki gençlerin yalnız bırakılması, partinin geleceğine dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Bu gençlerin, yarının siyaset sahnesinde nasıl bir yer alacakları, partilerinin onlara nasıl değer verdiğiyle doğrudan ilintili.

Bir partinin en büyük gücü, onun gençlerindedir.

Bu gücü göz ardı etmek, belki de siyasi bir intiharın başlangıcı olabilir. CHP yönetiminin, bu olaydan ders çıkarıp çıkarmadığını, zaman gösterecek. Fakat şimdilik, Çiğli'deki gençlerin yalnızlığı, partinin geleceği adına kaygı verici bir tablo çiziyor.