Dolar 43,8585
%0.03
Euro 51,7993
%0.26
Altın 7.336,780
%0.78
Bist-100 13.810,00
%-1.71

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

Bir şehrin güven hikayesi: Ali Yeldan’ın sessiz devrimi

Bazen şehirlerin de kalbi olur…
Bir ritmi, bir nabzı, bir sızısı…
İzmir gibi bir şehrin kalbi atınca, herkes duyar.
İşte o kalp son iki yıldır daha düzenli, daha güvenli, daha huzurlu atıyor.

Bu değişimin ardında yüksek volümde konuşan biri yok.
Sahne ışığında poz veren biri de yok.
Ama çok güçlü bir “varlık hissi” var.

Adalet, bu şehirde yeniden nefes aldı

Göreve geldiği gün sessizce bir cümle kurdu sanki: “İzmir’de adalet ağır işlemeyecek. İzmir’de mağdur yalnız kalmayacak. İzmir’de suç, gölge bulamayacak.”

Bugün rakamlara baktığınızda sadece artan tutuklamalar, hızlanan soruşturmalar, düzenli işleyen bürolar görmüyorsunuz…
İzmir’in içinin rahatladığını görüyorsunuz.

Çünkü bazen adalet, kararla değil, hisle ölçülür.
Halkın yüzündeki o güvenli ifade, bürokrasideki o düzen, kollukta hissedilen o koordinasyon…
Hepsi aynı hikayeyi anlatıyor:

Bu şehir artık kendini güvende hissediyor.

İzmir’de son dönemlerde garip bir şey oluyor…
Öyle büyük büyük sloganlar, öyle elinde megafonla poz veren bürokratlar görmüyorsunuz.
Ama kentin adliye koridorlarında…

Güvenlik masalarında…

Kolluk kuvvetlerinin operasyon notlarında…
Bir ritim değişti.

Bu ritmin adı: Ali Yeldan.

Hani bazı yöneticiler vardır, koltuğa oturduğu gün “gürültüsü” çok olur ama etkisi az…
Bir de bazı isimler vardır; fazla konuşmaz, fotoğraf vermek için köşe aramaz, ama çalışır, çalışır, çalışır…
Şehrin damarlarına sessizce işler.

İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan tam olarak bu ikinci kategori.
Sessiz bir devrimci…

Soruşturma dağları eriyor, dosya rafları boşalıyor

Bakın rakamlara… "İzmirli rakam sever; hele adliyede düzen varsa daha çok sever."

2025’te soruşturma dosyası 223 bini aşmış.
Peki sonuç?
Dosya temizleme oranı: %88,26.
Bu ne demek biliyor musunuz?
“Rafa kaldırılan dosya devri”nin İzmir’de kapanmaya başladığı demek.

Ağır Ceza, Asliye Ceza, Çocuk Mahkemeleri… Nereden baksanız tam bir hızlanma var.
“Adalet gecikmezse adalettir” cümlesi, laf kalabalığı olmaktan çıkmış, pratik bir uygulamaya dönüşmüş.

Hani vatandaş adliyeye girer girmez şu soruyu sorar ya: “Benim dosya ne oldu?”
Cevap artık çoğu zaman şu:“Sonuçlandı.”

Terörden imara kadar: Kapsamlı bir sıkılaşma

Kentte terör ve örgütlü suçlarda gözaltılar üçe katlandı, tutuklamalar neredeyse bire üç arttı.
Bu tablo bile başlı başına şu cümleyi kurduruyor: “Devlet İzmir’de nefesini hissettirmeye başladı.”

İmar yolsuzluğundan çevre suçlarına…
Sağlık çalışanlarına şiddetten hayvan haklarına kadar…
Her bir alan için ayrı büro, ayrı uzmanlık, ayrı takip.

Bir dönem “dosyalar birbirine karışır mı?” kaygısı vardı.
Şimdi dönüp bakıyoruz, sistem şöyle çalışıyor: Tıkır tıkır.

Kadına şiddette tavizsiz duruş

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddet Bürosu’nun performansı, tam bir “devlet hassasiyeti dersine” dönüşmüş.

15 binin üzerinde evrak…
Tutuklamaya sevk edilen yüzlerce şüpheli…
Israrlı takip, tehdit, yaralama…
Her biri için ayrı bir kararlılık.

Yani şu mesaj net: “Kadına uzanan el varsa, hukuk o eli kırar.”

Ve İzmir’de bu mesaj artık laf değil, uygulama.

Çocuklar için kurulan dev bir koruma şemsiyesi

Belki de en sessiz ama en kıymetli iş burada yapıldı.

Çocuk mağdurların ifadeleri artık tek seferde, uzman gözetiminde alınıyor.
İkincil travma önleniyor.
Çocuk suçluluğunda cezadan çok rehabilitasyon odaklı bir model uygulanıyor.

Bu, her Başsavcının altına imza atabileceği bir tablo değildir.
Bu bir vizyon işidir…

Bağımlılık Köyü: İzmir’in yeni umut projesi

Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün hazırladığı “Bağımlılık Köyü” projesi…
Hani bazı projeler vardır, bir şehrin kaderinde iz bırakır…

İşte o cinsten.

Uyuşturucuyla mücadelede sadece yakalayan değil, aynı zamanda toparlayan, onaran, hayata döndüren bir yaklaşım.

Bu şehir uzun süredir böyle büyük ölçekli bir sosyal rehabilitasyon adımı görmemişti.

Cezaevlerinde düzen, sistemde disiplin

Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarında giriş-çıkışlar, yükümlü takibi, elektronik kelepçe uygulamaları…
Hepsinde belirgin bir artış, belirgin bir disiplin var.

Özellikle elektronik kelepçe uygulamasının 12 kat artması…
Bu, toplumda “devlet yanımda” hissini güçlendiriyor.

Ve tüm bu tablo bize şunu söylüyor: Ali Yeldan, İzmir’de adaletin çıtasını yükseltti.

Öyle nutuklarla değil.
Öyle reklam panolarında boy göstererek değil.
Öyle “Her yere imzamı atarım” diyerek değil.

Çalışarak.

Şehrin huzurunu öncelik yaparak, İzmirlilerin güvenini kazanarak, siyasetin değil, hukukun ritmine göre hareket ederek.

Bugün İzmir’de birçok kişi şu cümleyi gönül rahatlığıyla kuruyor: “İyi ki Ali Yeldan var.”

Ve bu cümleyi söyleten şey bir PR hamlesi değil; gündelik hayatın içinde hissedilen, ölçülebilen somut bir fark.

Son söz: İzmir’in adalet duygusuna yeniden can veren isim…

Bugün İzmir’de sokakta kime sorarsanız sorun, konuşmaların arasında mutlaka şu his var:

“Bir şey değişti.”

Adalet hızlandı.
Mağdur korunuyor.
Çocuklar gözetiliyor.
Kadınlar yalnız değil.
Devlet yakın.
Güven arttı.

Ve tüm bunlar olurken Ali Yeldan, yine sessizce masasının başında çalışmaya devam ediyor.

Kutuplaşmanın, gürültünün, polemiğin arasında…
Bir şehir için en kıymetli şeyin altını çiziyor:

Sükunetle yürütülen güçlü adalet.

Bu yüzden İzmir’de bugün sadece adli süreçler değil,
İnsanların kalpleri de biraz daha huzurlu…