Folkart'ın ‘Yeni Hayat’projesi: 3 Katlıya dönüşüm piyangosu!
İzmir’in silüeti değişiyor, hepimiz farkındayız. Yıllardır kentin en "kupon" arazilerine imzasını atan Folkart İzmir’i adeta bir Manhattan, bir Miami yapma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Öyle ki, başarıları sadece inşaatla sınırlı kalmadı; fiyatlandırma konusunda da Amerika’yı geride bırakmayı başardılar!
Mesela "Mavişehir Mona" projesine bir göz atın.
İzmir’in göbeğinde 2+1 bir dairenin fiyatı 1 Milyon Doları buluyor.
Dubleks mi istiyorsunuz?
Pamuk eller cebe: 3 Milyon Dolar!
Bildiğiniz Amerikan usulü yaşam, Amerikan usulü etiket…
Hakkını yemeyelim; lansman yapmakta, şatafatlı sahneler kurmakta ve o etiketleri pazarlamakta çok ustalar.
"Prestij", "Vizyon", "Marka", "Yaşam Merkezi", "Yeni İzmir", "Yeni Hayat"...
Bu janjanlı kelimeleri peş peşe dizmekte üstlerine yok. Öyle bir anlatıyorlar ki, sanırsınız İzmir’e konut değil, dış etkenlere kapalı bir uzay üssü inşa ediyorlar. Peki, bu ışıltılı lansmanların ve "hayatın yeni merkezi" sloganlarının perde arkasında neler yaşanıyor?
Gelin, saksafon seslerini biraz kısıp gerçeklere bakalım, bir Lansman Harikası: Yarım Saatte Kül Olan "Yeni Hayat"
Lansman panolarının arkasına baktığınızda gördüğünüz şey maalesef her zaman "prestij" olmuyor. Bazen bir kibrit çöpüne yenilen lüksü görüyorsunuz.
Hatırlayın Folkart Narlıdere yangınını...
Milyonlarca dolar dökülen, o yere göğe sığdırılamayan "akıllı" site, sadece ama sadece yarım saat içinde çıra gibi yanıp kül olmadı mı?
Oldu.
Sonra ne çıktı ortaya?
2008 yılında tamamlanan bu ultra lüks yapının iskan aşamasında, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu 25 Haziran 2009 tarihinde bir rapor düzenleniyor. Rapor bas bas bağırıyor: "Bina yangın yönetmeliğine uygun görülmemiştir!"
Peki, bu rapora rağmen o iskan ruhsatı nasıl alındı?
Nasıl olacak... "Vizyon" dediler, "Prestij" dediler, minareyi kılıfına uydurup o ruhsatı kuzu kuzu aldılar.
Sadece yangınla kalsa iyi...
İzmir depremini hep birlikte, yüreğimiz ağzımızda yaşadık. O bol sıfırlı fiyatlarla satılan binaların içinde ciddi hasarlar meydana gelmedi mi?
Çatlaklar oluşmadı mı?
Geldi.
Peki, tüm bu skandallar zincirine, yarım saatte kül olan milyonluk sitelere bakıp da yetkili bir merci çıkıp; "Hop hemşerim! Siz ne yapıyorsunuz, bu nasıl bir prestij?" dedi mi?
Buna "gık" diyen tek bir yetkili, tek bir kurum oldu mu?
Tabii ki hayır!
Çünkü o şatafatlı lansmanlarda havaya saçılan "marka" tozu, hem gözleri kör etmeye hem de dilleri lal etmeye yetiyor.
Mucizevi Kentsel Dönüşüm: 24 Katlılar Çürürken, 3 Katlılara Piyango!
Hazır gözler kör, diller lal olmuşken, bir de Folkart Orion projesine bakalım.
Ortada 3 katlı bir iş merkezi var. Yıkıp yerine devasa bir konut projesi yapacaksınız.
Fakat o da ne?
Burnunuzun dibinde, İzmir’in ardı arkası kesilmeyen depremlerini iliklerine kadar hissetmiş, yorgun 24 katlı binalar dururken... O binalar bir türlü "kentsel dönüşüm" kapsamına giremezken... Sizin o 3 katlı iş merkeziniz bir anda kentsel dönüşümden faydalanıveriyor!
Bu "dönüşüm" müteahhit için ne anlama geliyor biliyor musunuz?
Büyük Vergi Muafiyeti.
Eğer projenizi kentsel dönüşüm kapsamına sokarsanız;
%20 KDV’den,
%4 Tapu Harcından,
%2 Belediye Harcından muaf olursunuz.
Matematik çok basit: 100 Milyon TL’ye sattığınız bir dairede, normalde devletin, kamunun, yani dolaylı olarak bu halkın cebine girmesi gereken 26 Milyon TL, şıp diye şirketin kasasında kalıveriyor.
3 Milyon Dolarlık dairelerdeki vergi muafiyetini siz hesaplayın.
5 Milyonluk Sadaka ile "Kentin Kahramanı" Olmak
Hazır kasada milyonlarca dolarlık vergi avantajı kalmışken, Karşıyaka’da milyon dolarlık işler yapan şirketimiz, Karşıyaka Spor Kulübü’ne ne kadar bağış yapıyor dersiniz?
Sadece 5 Milyon TL.
Sonra gelsin manşetler: "Karşıyaka’ya Büyük Destek!", "Kentin Kahramanı!", "Sporun Dostu!"
Devletin kasasına girmeyen milyonlarca liralık vergiyi düşününce, 5 milyonluk bağış satılan bir dubleks dairenin mutfak dolabı masrafı bile etmez. Kendi cebinde kalan devasa vergi muafiyetinin yanında, sadaka niyetine verilen paralarla "kentin kurtarıcısı" ilan edilmek, PR derslerinde "İllüzyon" başlığı altında okutulmalıdır.
Sermayenin Partisi Olmaz, "Projesi" Olur
Gelelim işin siyasi mühendislik boyutuna... Yıllardır kamuoyunda "AK Parti'ye yakın" bir imaj çiziliyor. Fakat İzmir’in siyasi kulislerinde, özellikle AK Parti teşkilatlarının kapalı kapılar ardında çok daha ironik bir tablo konuşuluyor.
Folkart'ın, projelerinin yükseldiği veya yükseleceği ilçelerde, seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılan CHP’li belediye başkan adaylarına ciddi maddi destekler ve sponsorluklar sağladığı ayyuka çıkmış durumda.
Yani Ankara’da iktidar rüzgarını arkana alıp o imajla yürürken, İzmir’de projeye ruhsat verecek, iskan aşamasında itfaiye raporlarını "göremezden gelecek" olan CHP’li belediyelerin gönlünü (ve kasasını) hoş tutmak...
İşte size gerçek bir "kazan kazan" stratejisi. İdeolojik duruş mu?
O da ne?
Sermayenin ideolojisi, yükselecek kat sayısıyla doğru orantılıdır.
Sonuç Olarak; İzmir'de hayatın "yeni merkezi" kurulurken; vatandaş milyon dolarlık dairelere uzaktan bakıyor, yarım saatte kül olan binalarda can güvenliği hiçe sayılıyor, devlet alması gereken vergiden oluyor...
Ama olsun!
Bizim, spor kulüplerine birkaç milyon ateşleyip manşetleri süsleyen, her partiye mavi boncuk dağıtıp işini yürüten "kahramanlarımız" var.
Daha ne isteyelim?
Yeni İzmir'in yeni hayatı, hepimize hayırlı uğurlu olsun!