Dolar 33,0413
%-0.11
Euro 35,9402
%-0.6
Altın 2.549,540
%-1.98
Bist-100 11.156,00
%0.15

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°

AŞKLA İZMİR'in Bir 'gönül'lü hikâyesi…

Dünya corona virüs ile mücadele ederken Türkiye’de alınan tedbirler ve yapılan uygulamalar siyasi malzeme olmaktan kurtulamadı.

Bu tartışmaları görünce “helal olsun vallahi bundan bile siyasi tartışma çıkardılar ya” demekten insan kendini alamıyor.

Muhalefet iktidarın aldığı ekonomik tedbirlerin yeterli olmadığını savunurken, iktidarda muhalefet belediyelerinin yaptığı bazı icraatlarının yetkileri dışında olduğunu vurguluyor…

Bu tartışmaların hiçbiri vatandaşa yaramıyor… Oysa bu zor günlerde dayanışma içinde olmak gerekiyor… En azından bütün siyasiler bunu ifade ediyor…

Ama kimse kimseyi de dinlemiyor…

Bu tartışmalardan en fazla nasibini alan illerin başındaysa maalesef İzmir geliyor…

Bunun sebebiyse direksiyonun başında olanlardan kaynaklı değil, onların yanında olanlardan kaynaklandığını düşünüyorum…

Bunun en güzel örneğini dün yaşadık.

Dün Süleyman Soylu’nun istifasına (Daha sonra Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmedi) kadar en fazla tartışılan konuların başında üzerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in isminin yazılı olduğu yelekler giyerek kendilerine “Tunç Soyer gönülleri” adını veren ve erzak kolilerini dağıtan muhtemelen de CHP örgütlerinden olan bu kişilerin yüzünden başlayan polemik oldu…

Bu yaşanan tartışmalar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i de zor durumda bıraktı.

Zor durumda bıraktı diyorum, çünkü salgın hastalığı başladığından beri İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer yaptığı anlık açıklamalar ve hayata geçirdiği uygulamalarla önemli işlere imza attı…

Yaşanan sıkıntılı bir dönemde İzmirlilere; “bir dost yakınlığını hissettirdi ve emin ellerdesiniz” duygusunu verdi.

Ve “insana dönük” yaptığı açıklamalar ve uygulamalar ile İzmirlilerin kalbine girdi…

Yani anlayacağınız “İzmir’in bütün sorumluluğunu” üzerine aldı.

Bir devlet adamı gibi davrandı…

Dolayısıyla dün AK Parti kurmayları tarafından yapılan eleştirileri hak ettiğini düşünmüyorum…

Eğer bir belediye başkanının yaptığı işi “BALTALAMAK” isterseniz ancak; bu kadar sistemli çalışılır…

Kendilerini “Tunç Soyer Gönüllü Ekibi” olarak tanıtan, yapılan çalışmaları ve yardımları isimlendiren bu kişiler bir belediye başkanının hiç hak etmediği eleştiri almasına neden oldu…

Oysa İzmir’de ne CHP’nin ne de Tunç Soyer’in buna ihtiyacı var…

CHP’nin iktidarı en fazla eleştirdiği ve zaman zaman ifade ettiği “alan el veren eli görmeyecek” eleştirisini şimdi AK Partili siyasetçiler tek tek sıralıyor…

Bence bu eleştiriler çok haklı bir gerekçe…

Oysa bir belediye başkanının “gönüllü ya da ona hayran bir kitlesi olabilir” ama bu daha yolun başında...

Belediye başkanlığı koltuğuna oturalı henüz bir yıl olmuş bir başkan için kanaatimce olmaz…

Daha bir yıllık bir belediye başkanı 4,5 milyonluk bir kentin şehremini kentini anlamaya ve tanımaya o koltuğu anlamaya çalışması biraz uzun sürecek bir dönem…

Dolayısıyla bu kısa süreçte bir hayran kitlesinin oluşması çok gerçekçi değildir.

Bu gönüllü olmaz kimse kusura bakmasın olsa olsa “YALAKALIK OLUR” başka da bir açıklaması yok…

Eğer bu durumu bir belediye başkanı kendi talep ediyorsa  bunda da bir sıkıntı var… Yok eğer bunu belediye başkanına yakın biri yaptırıyorsa işte o daha vahim en kısa zamanda belediye başkanının bundan kurtulması gerekiyor… Eğer bunu bir topluluk istiyorsa bir menfaat içindir. 

Başka da bir açıklaması yok…

Şimdi Sayın Başkan Soyer’i 2005’te İzmir’de yapılan UNİVERSİAD oyunlarında genel sekreterlik yaptığı dönemden itibaren tanıyan biri olarak Soyer’in burada yapılmak istendiği gibi “gösteriş meraklısı, egosu olan bir adam olmadığını ben değil bütün İzmir biliyor”

Dolayısıyla ne böyle bir talebi olmuştur ne de bununla anılmak ister…

Bu nedenle Başkan Soyer ile ilgili kendisine vazife veren “zatı muhteremlerin” kardan çok zarar verdiğini ifade etmek isterim…

Başkan Soyer’in yapılanlar hakkında ilgililerle görüşerek bu duruma son vermesi gerektiğini düşünüyorum…