Dolar 33,0205
%-0.17
Euro 35,9916
%-0.46
Altın 2.547,680
%-2.05
Bist-100 11.156,00
%0.15

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Özel: Başarılı olamadıysak hiçbirimiz suçsuz değiliz!

Özel: Başarılı olamadıysak hiçbirimiz suçsuz değiliz!

CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel, Konya İl Kongresi'nde, "Bir tartışma sürüyor, yapılması lazım, sürdürmeliyiz çünkü doğruyu bulmak için tartışacağız. Bir seçim başarısızlığı var mı? Var. Bu seçim başarısızlığında bir suçlu bulalım, tek başına Genel Başkanımızı suçlayalım, vallahi haksızlık olur. Seçim başarısızlığında Genel Başkanımızın eski, yeni çalışma arkadaşlarını suçlayalım, vallahi haksızlık olur. Seçim başarısızlığında birbirimizi suçlayalım, kim öbürüne bir şey derse haksızlık olur. Şunu söylemek gerekir ki bir şeyler yaptık, sonuç almayı çok istedik, başarılı olamadıysak hiçbirimiz suçsuz değiliz, hepimiz sorumluyuz. Ben şahsım adına, tüm temsil ettiklerim adına bu seçim yenilgisindeki payımı kabul ediyorum" dedi.

  • Ege Postası
  • 17.09.2023 - 16:15
  • Güncelleme: 18.09.2023 - 01:02

CHP Genel Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel, Konya İl Kongresi’ne katıldı. Özel, burada şunları söyledi:

“CHP’NİN KONGRELERİ BARIŞIN,BİRLİKTELİĞİN SAĞLANDIĞI VE ÖNÜMÜZDEKİ SÜRECE BİRLİKTE YÜRÜNDÜĞÜ KONGRELERDİR”

“CHP’nin kongreleri son derece canlı, heyecanlı, yarış varsa en demokratik şekilde olması gereken ve salona ayrı ayrı girilse de kol kola çıkılan, girişte kırgınlıklar varsa da bir bayram gibi yaşanan kongre sonrasında, gönül kırgınlıklarının ortadan kaldırıldığı, barışın, birlikteliğin sağlandığı ve önümüzdeki sürece birlikte yüründüğü kongrelerdir. Ben Konya örgütümüzün konuşarak, tartışarak, birbirinizin fikirlerinden faydalanarak, elbette eleştirerek ama bu kongre salonundan bütün Türkiye’ye, cumhuriyetin kalesi birliktedir ve dimdik ayaktadır mesajını vererek çıkacağına inanıyorum.

Ben, 2019 seçimlerinin ertesi gününden beri Cumhuriyet’in 100’üncü yılında önem atfettiğimiz seçim için durmadan, duraksamadan, 81 ilde ve davet aldığım ve yetişebildiğim 500’e yakın ilçede bu seçim çalışmış, sizlerle konuşmuş, sizlere söz vermiş, söz almış bir evladınız olarak bugün buradayım. Maalesef büyük bir üzüntüyü, iç burukluğunu yaşıyoruz. Ben buraya geldiğimde bunun muhalefetteki son toplantılarımız olduğunu, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında, Cumhuriyet’e, kurucu kadrolarına husumet duyanların değil, Cumhuriyet’i kuranların, Atatürk’ü, İsmet Paşa’yı, Bülent Ecevit’i şeytanlaştıranların değil, onların kuruluşta, kurtuluşta ve en önemli kavşaklarda yaptıkları göreve minnet duyanların iktidar olacağına inanmıştım. Bunun sözünü verdim ve CHP'nin iktidarında bir grup başkanı olarak, bir milletvekili olarak gelmeyi çok arzu ettim.

“BAŞARILI OLAMADIYSAK HİÇBİRİMİZ SUÇSUZ DEĞİLİZ, HEPİMİZ SORUMLUYUZ”

Bir tartışma sürüyor, yapılması lazım, sürdürmeliyiz çünkü doğruyu bulmak için tartışacağız. Bir seçim başarısızlığı var mı? Var. Bu seçim başarısızlığında bir suçlu bulalım, tek başına Genel Başkanımızı suçlayalım, vallahi haksızlık olur. Seçim başarısızlığında Genel Başkanımızın eski, yeni çalışma arkadaşlarını suçlayalım, vallahi haksızlık olur. Seçim başarısızlığında birbirimizi suçlayalım, kim öbürüne bir şey derse haksızlık olur. Şunu söylemek gerekir ki bir şeyler yaptık, sonuç almayı çok istedik, başarılı olamadıysak hiçbirimiz suçsuz değiliz, hepimiz sorumluyuz. Ben şahsım adına, tüm temsil ettiklerim adına bu seçim yenilgisindeki payımı kabul ediyorum.

“ÜYELERİMİZ KİMİN DEĞİŞMESİNİ, NASIL DEĞİŞMESİNİ İSTİYORLARSA O DEĞİŞİMİ YAPMAK, YENİLENMEK VE YENİDEN UMUT OLMAK ZORUNDAYIZ”

Uyuyamadan, günlerce travmadan çıkamayan tüm üyelerimizden, bize inanan herkesten ağız dolusu özür dileyerek başlamak istiyorum. Seçimden önce çok konuşuldu ya, Sayın Genel Başkanımızın helalleşme söylemi, son derece iyi niyetli ve içten gelen, doğru anlatıldığı zaman hepimizin sahiplenebileceği bir helalleşme. Şimdi CHP kadrolarının, üyelerinin artık bir araya gelip önce bir bu seçim sürecini konuşarak helalleşmesi, hesaplaşması, hesap görmesi ve önüne bakması gerekiyor.

Hesap vermek, bedel ödemek, özeleştiri yapmak sandıkla olur. Biz sandığı üyemizin önüne koymazsak, o sandıkta hesap vermezsek, korkarım vatandaş önümüzdeki dönemde karşısında bulduğu ilk sandıkta bizden hesap sormaya kalkacak. Şimdi karşı karşıya olduğumuz durum şu: Ya sağlıklı bir özeleştiri yapacağız, sandığı önümüze koyacağız, konuşacağız, tartışacağız ve kasım ayının başını geçirmeden, CHP olarak değişmesi gereken neyse… Birileri diyor ki genel başkan değişsin, birileri diyor ki ekibi değişsin… Üyemiz, bize umut bağlayanlar, bizden yeniden umut olmamızı isteyenler neyin değişmesini, kimin değişmesini, nasıl değişmesini istiyorlarsa o değişimi yapmak, yenilenmek ve yeniden umut olmak zorundayız.

“BİZ OLACAĞIZ, BİRLİKTE OLACAĞIZ”

Geçtiğimiz günlerde bir kadro hareketi olarak, çok sayıda kadın arkadaşımızın içinde olduğu, milletvekillerimizin, PM üyelerimizin, çok sayıda gençten oluşan bir ekiple yola çıktık. Bu yolculuğumuzun adını ‘Değişimin Yüzyılı, Yüzyılın Değişimi’ olarak özetledik. Geçmişteki itirazlarımızı, rahatsızlıklarımızı elbette kamuoyu önünde konuşmadık. Partinin başarısı için çalıştık. Ama bundan sonraki süreçte CHP’nin özellikle siyaset yapış biçimini tartışması gerektiğini kamuoyuyla paylaştık. CHP siyasetini yaparken, ‘Ben nerede durayım, bununla yan yana durayım, uzak kalmayayım, bunun karşısında olayım, buna çok yaklaşırsam, bu benden uzaklaşır’ diye sürekli pozisyon değiştiren bir konumun içinde olamaz. CHP, oyunu artıramayacağına inanmış… ‘Biz cam tavanı aşamayız, CHP olarak yüzde 25’i cebimizde bilelim ve artırmak için CHP’nin ilkeleriyle değil, farklı yaklaşımlarla sağa açılalım, sağdan danışmanlar getirelim, onların verdiği akıllarla hareket edelim. Oyumuzu o şekilde artıralım ya da kendimiz küçülelim, yanımızdaki büyütelim, seçimi bu marifetle kazanalım’ yaklaşımına ben itiraz ediyorum. CHP’nin altı okundaki değerlerin tarihsel gerekliliğini savunarak, olgusal gerçekliğine inanarak nerede duracağını belirlemesini, CHP’nin doğru yeri alıp, bütün dünyanın ona göre konumlanması gerektiğini yürekten savunuyorum. Biz olacağız, birlikte olacağız, özgüvenli olacağız, tepemizdeki cam tavanı tuzla buz edeceğiz. Buna inanıyorum.

“İŞÇİ HAREKETLERİNİ KONUŞMAYAN, SENDİKAL MÜCADELEYİ KONUŞMAYAN BİR CUMHURİYET HALK PARTİSİ, HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA KÜÇÜLÜR”

Bu belgeyi açıkladığımdan beri, aklına fikrine güvendiğimiz arkadaşlarımızla dünyada sol, sosyal demokrat partiler nasıl başarmışlar, nasıl zayıflamışlar inceliyoruz. CHP’nin 1970’lerde işçi sendikalarıyla etkileşen, onlara güç veren, örgütlenmenin önünü açan yaklaşımını biliyoruz. İşçi hareketlerini konuşmayan, sendikal mücadeleyi konuşmayan bir Cumhuriyet Halk Partisi; yanında, sağında, solunda olduklarına benzeyen bir CHP; onlardan farklı olmayan bir Cumhuriyet Halk Partisi her geçen gün biraz daha küçülür, biraz daha yok olur. Çağın nereye gittiğini gören, dünyayı gören, kimin için siyaset yapacağını bilen Cumhuriyet Halk Partisi git gide gelişir.

“DOĞRU SİYASETİMİZİ, ENİNE KESEN, HERKESE DOKUNAN SİYASETİMİZİ ANLATMAYA MECBURUZ.”

Peki, biz bu siyasette neredeyiz. O, sağcı solcu diye, Alevi, Sünni diye dikine keserek bölüyor. Bu kutuplaşma ve kimlik siyaseti üzerinden yürütülen bir tartışma. Cumhuriyet Halk Partisi küçük tarafta kalıyor. Hadi biraz daha ittifak yapalım, büyük taraf olalım… Büyük taraf olsak da koca bir yüzde 50 karşımızda. CHP, 27 milyon seçmenin düşman gördüğü bir parti olamaz. O zaman meseleye Tayyip Erdoğan’ın dikine kesen siyaseti yerine, topluma kendi özgün, doğru siyasetimizi, enine kesen, herkese dokunan siyasetimizi anlatmaya mecburuz. O zaman yüzde 48’i, 50,1 yapmak için hangi ittifak, hangi gizli protokol, son gün 3 bakanlığı vereyim, iktidar olunca MİT’i feda mı edeyim telaşı olmaz. Seçimden aylar önce ittifak gerekiyorsa, peşinden koşulan, ittifaka ihtiyaç varsa, diğer partilerin geldiği konuştuğu gerekirse taviz verdiği, ama esas ittifakı sokakta, köyde, tarlada, fabrikada emekçilerle kurmuş, dayanışma içinde olması gereken herkesle kurmuş, Cumhuriyet ki bilhassa kimsesizlerin kimsesidir, bu Cumhuriyet’in bütün evlatlarıyla kurmuş bir parti olursak, seçimi sandıktan çok önce kazandığımızı bütün Türkiye’ye ilan edebiliriz. Buna inanıyoruz, işte biz böyle bir CHP’yi savunuyoruz.

“MADEM Kİ BU TAKIMIN ADI CHP’DİR, BU TAKIM KAYBEDEMEZ”

Özgür Özel’in genel başkan adayı olarak ve gencecik kadrolarımızın, inançlı arkadaşlarımızın yaklaşımı şudur: Birilerinin göstermek istediği gibi kongrelerde, kurultayda, onun karşısında, bunun yanında değiliz, biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyelerinin kalbinde, vicdanında yer almaya, meselemizi, derdimizi, hikayemizi anlatmaya geliyoruz. İlk yola çıkarken şunu dedim: Kaybeden tarafın santrforuyum ben, keyfim yerinde, en iyi mevkideyim ama bir karar verdim. İki gece uyumadım seçimden sonra ve bir karar verdim. Madem ki bu takımın adı CHP’dir, bu takım kaybedemez. Ben kaybeden takımda santrfor olacağıma şampiyon takımda her mevkiye talibim. Bu partinin evladıyım. Bizim her bir partilimiz, okumaya, anlamaya, anladığını anlatandan daha iyi savunmaya muktedirdir. Sizler bu salondan çıkıp köylerinize, mahallelerinize gittiğinizde bu salondaki ruhu, 5 Kasım’da Ankara’da doğacak ve yükselecek ruhu, değişimden gelen enerjiyi ve o enerjinin bize getirdiği özgüveni ilçenize, köyünüze taşıdığınızda değişim başlayacak. Biz kazanmaya olan inançla meşgul olmalıyız. Ben inanıyorum, sizin inandığınızı biliyorum, hep beraber bunu başaracağımıza yürekten inanıyorum. Siz de inanıyor musunuz?” (ANKA)

 

 

 

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.