Takvim Gazetesi'ne sert tepki: Hiç mi utanmıyorsunuz'

Partisinin grup toplantısında konuşan Akşener, Takvim gazetesinin "Bu haberi okumadan markete girmeyin, çıkarken üzülmeyin" başlıklı manşetini sert sözlerle eleştirerek "Hiç mi utanmıyorsunu? Bu rezaleti gördün mü Sayın Erdoğa? Ceplerine para koyup, medya satın aldırdığın bu vicdansızlar, milletimin acı gerçeğiyle alay ediyor. Damadının kardeşi, elinin altındaki gazeteler üzerinden kuyunu mu kazıyor bilmem ama milletimize yapılan bu hakaretin hesabını sormak, önce sana düşer." ifadelerini kullandı.

Politika 09.02.2021, 10:15 09.02.2021, 10:15
Takvim Gazetesi'ne sert tepki: Hiç mi utanmıyorsunuz'

Meral Akşener'in konuşmasından öne çıkan satır başları:

MİÇOTAKİS'İN SÖZLERİ

Sözlerime Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Güney Kıbrıs Rum kesimi ziyaretindeki sözlerine değinerek başlamak istiyorum. Kendisi dedi ki; "Stratejik hedefimiz adadaki Türk işgalini sona erdirmek." Beyfendinin Yunanlı popilis politikalara özgü bu çıkışı esasında çok şaşırtıcı değil. Bunların nicesi geldi geçti. Asıl önemli olan bizim muhteremlerin ne diyeceği. Sayın Başbakan siz bir türlü kabullenemeseniz de, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti müstakil bir devlettir. Haddinizi bilin. Biz sizin o stratejik hedeflerinizi daha önce çok gördük. Bunların sonuncusuna ne olduğunu milletimizin huzurunda size hatırlatmak istiyorum. O stratejik hedefler doğrultusunda Kıbrıslı kardeşlerimize yapılan mezalim üzerine 1974'te Ayşe tatile çıkmış ve adada bayrak göndere çekilmişti. 15 Kasım 1983 günü de rahmetli Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş yeni bir Türk devletinin kuruluşunu dünyaya ilan etmişti. Doğal olarak olan da sizin stratejik hedeflerinize ve onun bayraktırlığını yapan dönemin cuntacılığını yapan siyasetçilere olmuştu. Unutmayın ki bu tip stratejik hedefler Yunanlı siyasetçilerin kariyerlerine pek iyi gelmiyor. Benim size tavsiyem ülkenizin sorunlarına odaklanın. Boyunuzdan büyük konulara bulaşmayın. Kıbrıs'taki Türk işgalı değil, Türk varlığıdır bunu da aklınıza kazıyın. 

"SENİ O MAKAMLARA GETİREN MİLLETİMİZİN SESİNİ DUYACAKSIN"

Saray duvarlarından milletin gerçeğini görmeyenler, yan gelip yatsa da, biz sokaktayız, vatandaşımızla beraberiz. Milletimizi dinliyor, dertleri duyuyor, çareler öneriyor, milletimiz için neler yapabiliriz, ona çalışıyoruz. Sadece “Milletimiz darda” demekle yaranın kapanmadığını biliyoruz. O nedenle, yarayı sarmanın reçetesini de sunuyoruz ama nafile. Milletinden kopmuş, milletin derdini bırakıp, eşin dostun yandaşın derdine düşmüş Sayın Erdoğan, ne milletimize ne de bize kulak asmamakta ısrar ediyor. Bu iş böyle gitmez, Sayın Erdoğan. Seni o makamlara getiren milletimizin sesini duyacaksın. Pazarda, markette, hesabın içinden çıkamayan analarımızı göreceksin. İşsizliğin pençesinde, günü kurtarmanın telaşındaki çaresizlerimizi dinleyeceksin.

Çok zor değil; yönettiğin Türkiye’nin acı gerçeğini, artık anlayacaksın. Yani aslında işini yapacaksın. Ya işini yapacaksın, ya da ilk sandıkta çekip gideceksin. Türkiye çaresiz değil, milletimiz çözümsüz değil. Biz varız. Sen anlamasan da; ben, adliyede yolumu kesip, “Akşam ne yemek yapacağımı bilmiyorum.” diyen annenin ıstırabını anlıyorum. Sen dinlemesen de; ben, Sakarya’da yanıma koşan, işletmeci kardeşimin feryadını duyuyorum. Sen umursamasan da; Ben, Hendek’te, üç çocuğu da işsiz olan emekli babanın, yüreğindeki sızıyı dindirmek için çalışıyorum. Gerçekler ayyuka çıktı. Mızrak artık çuvala sığmıyor. Milletimizin sana ayırdığı sürenin sona geliyoruz. Son bir yılda yüzlerce esnaf ziyareti yaptım. Borcu olmayan tek bir esnafa rastlamadım, işçi çıkarmamış tek bir esnafa rastlamadım. Esnaf kirasını ödeyecek, elektriğini, doğalgazını ödeyecek, vergisini ödeyecek, çalışanının parasını ödeyecek, kredisinin taksitini ödeyecek. Bütün bunları ödeyecek, bir de kendi cebine para kalacak, onunla da ailesine bakacak… 

VATANDAŞIN GEÇİM DERDİ

Senin ısrarla görmek istemediğin, milletimizin yaşadığı gerçek işte bu. Kendini milletin efendisi zanneden Saray danışmanların, işi gücü bırakıp, her gün yeni bir yapay gündem üretmekle uğraşsalar da, milletin gerçek gündemi işte bu. Ayakkabı satanın işi, onda bire düşmüş. Paket servis yapabilen restoranların bile, iş hacmi üçte bire düşmüş. Bu memlekette eczanelerde bile veresiye var artık Sayın Erdoğan. Gölbaşında eczacı bir kardeşim, gece nöbette yaşadığı bir durumu anlattı.

Diyor ki; “Bir vatandaş bebeğine mama almak için geliyor. Birinci kart çekmiyor, ikinci kart çekmiyor, nakit para zaten yok. Geçerken bırakırsınız diyoruz ama onun dönmeyeceğini biliyoruz artık.” Yetmiyormuş gibi, muayene ücretlerini de eczanelerin sırtına yüklemişsin, hem ezcacı, hem vatandaş kan ağlıyor. Nasıl olacak böyle Sayın Erdoğa? Bir ay geçti, iki ay geçti, üç ay geçti. Esnafımız haklı olarak bu ülkeyi yönetenlere soruyor, “Batmadan nasıl yaşayacağız'” diyor. Cevap versene, nasıl yaşayacaklar Sayın Erdoğa? Ben, senin o her fırsatta yardımına koştuğun, derdini dert edinip, ödemesini asla eksik etmediğin, meşhur müteahhitlerinden bahsetmiyorum. Ben, bu memleketin bel kemiği, tam 2 milyon esnaftan bahsediyorum. Batmak üzere olan, 2 milyon işyerinden bahsediyorum. Seçim zamanı oy istediğin, ama zor zamanlarında, utanmadan görmezden geldiğin ailelerden bahsediyorum. Hani kürsüden atıp tutarken, senin için her şeyin üzerinde olduğunu söylediğin o aileler var ya, işte onlardan bahsediyorum.

SALGIN YÖNETİMİNDEKİ KRİZ

Birçok aşının 3’üncü faz sonuçları açıklandı. Sonuçlar, aşıların, enfeksiyona karşı yüzde 100 olmasa da, yoğun bakım veya ölüme sebep olan vakalara karşı, yüzde 100’e yakın koruma sağladığını gösteriyor. Senin görevin ise o aşıları bulup getirmek, ve bir an önce getirmekti ama sen bunu bile beceremedin. Minik ortağın Cinping Perinçek’e uydun, Uygur Türklerine yapılan zulmü görmezden geldin. Çin’e bu kadar yaranmaya çalıştın, ama daha yeterli sayıda Çin aşısı bile getiremedin. Biontech aşısını, Türk bilim insanları buldu. Türkiye’ye öncelik tanımak için ellerinden geleni yaptılar. Onu da getiremedin. Dostum, dostum diyerek gezdiğin Putin’den Rus aşısı da alamadın.

Başarıya bakar mısını? Yunanistan kadar bile aşı satın alamayan bir iktidar. İsrail’in aşıladığı kadar vatandaşını bile aşılayamayan bir yönetim anlayışı. Hani dünya lideriydin, ne oldu Sayın Erdoğa? Lafa gelince, fırtınalar estirip, icraata gelince, ıslık çalıyorsun. Hariçten gazel okumaya gelince, en mahir sensin, milletin derdine gelince, araziye uyum sağlıyorsun. Senin için liderlik bu mudur Sayın Erdoğa? Geciktiğin her ay, ülkemiz milyarlarca dolar zarara giriyor.

BOĞAZİÇİ'NDE REKTÖR PROTESTOLARI

Kendileri bugünlerde Boğaziçi'ne kafasına göre atadığı rektör üzerinden ortalığı karıştırmakla meşgul. Bu arada atadığı rektör de pek bir iddialı gerçekten. Adam diyor ki, hayretler içinde kaldım gerçekten. "Ben Boğaziçi'ni dünyada ilk 100 üniversite içine sokacağım." Sayın Erdoğan'a sorarsanız bu arkadaş gerçek bir liyakat abidesi. Çünkü kendisi daha önce iki üniversitede rektörlük yapmış.

Peki onları Türkiye'de ilk 100 içine sokabilmiş m? Hayır. Sayın Erdoğan bilmediği her konuda gösterdiği o müthiş uzmanlıkla diyor ki, yıllarca Boğaziçi Üniversitesi'ni Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden biri yapan kadro, bunun için de ciddi AK Parti'ye oy veren, ona inanan, onun arkasında duran akademisyenler de var. Boğaziçililerin oluşturduğu bu kadro bu işi bilmiyor. Kendi üniversitesini Türkiye'de ilk 100 içine bile sokamamış Melih Bulu, bu işin uzmanı. Bu akıl dolu değerlendirme tanıdık geliyor mu siz? Çünkü biz bu filmi daha önce de izlemiştik. Hatırlarsanız damat bakanı atadığında da kendisinden bu arkadaşımızın ne kadar büyük bir ekonomist olduğunu dinlemiştik. Hani açıktan ekonomi dersi almıştı ya damat bey, onun hakkında da böyle konuşmuştu. Instagram fenomeni damat bakan gitti, şimdi ise damat aromalı rektör geldi. Kader utansın. 

ERDOĞAN'IN AYŞE BUĞRA HAKKINDA SUÇLAMALARI

Hem Boğaziçi Üniversitesi’nin, hem de Türkiye’nin en değerli bilim insanlarından biri olan, Profesör Ayşe Buğra Hoca için ne dedi; “Türkiye’de, Soros’un adeta ofis temsilcisi olan birinin karısı.” Sayın Erdoğan; Senin bilimle, araştırmayla pek alakan yoktur ama, ben yine de anlatayım. Ayşe Buğra, her şeyden önce, çok kıymetli eserleri, dünyaca bilinen önemli çalışmaları olan, çok değerli bir akademisyenimizdir.

Birçok başka alanın yanı sıra, Türkiye’de iş dünyası ile devlet arasındaki ilişkileri incelediği çalışmalarıyla da, literatüre önemli katkılar yapmış önemli bir bilim insanımızdır ama aynı zamanda Ayşe Buğra, rahmetli Tarık Buğra’nın da kızıdır. O Tarık Buğra ki, senin fesline, burma bıyıklına benzemez. O Tarık Buğra ki, TRT’nin TRT olduğu zamanlarda, bu millete ecdadını hakkıyla anlatan, milli mücadele ruhunu hakkıyla aktaran dizilerin uyarlandığı, muhteşem romanların yazarıdır. Sen artık kabak tadı veren cehaletinle, bunları bilmeyebilirsin.

Ama Sayın Erdoğan; her şeyin ötesinde, bir kadından, bir bilim insanından söz ediyorsun. Terbiyeli olacaksın. Efendi olacaksın. Bu sözler, devletin başına yakışmaz. Cuma namazı çıkışında abuk sabuk konuşup, abdesti gıybetle bozmak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na yakışmaz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Boğaziçi üniversitesinin 36 yıllık şerefli bir hocasını, milletimizi gururlandıracak bilimsel çalışmalar yapmış bir kadını, hedef tahtasına koyamaz. Sen eskiden siyasetin raconunu bilirdin. Çünkü sen hapise düşmüştün. Ailene yanlış yapılması ile ilgili korkmuştun. Hapisteki birinin ailesine laf edilmeyeceğini de bilirdin. Saray’a girdiğinden beri ne racon kaldı, ne nezaket kaldı, ne de izan kaldı. Yazıklar olsun sana. 

Bu vesileyle, Sayın Erdoğan’ın iş dünyasıyla kurduğu, bu çarpık ilişkiyi, daha iyi anlamak isteyen gençlerimizi, Ayşe Hoca’nın eserlerini okumaya davet ediyorum. Özellikle, Türkçesi 1995’te yayınlanan, “Devlet ve İş adamları” kitabını şiddetle tavsiye ederim. Sayın Erdoğan’ın o beş müteahhidi neden kolladığını, çevreyi katletmelerine, neden izin verdiğini, vergi cezalarının, nasıl hemen affedildiğini çok daha iyi anlayacaksınız. Çünkü onlar sövecek, bizler okuyacağız. Çünkü onlar bağıracak, bizler anlayacağız. Ve biz asla onlar gibi olmayacağız. Sayın Erdoğan; Buradan, seni ve ortaklarını bir kez daha uyarıyorum. Ellerinizi kadınlardan ve gençlerimizden çekin! Suçsuz insanları, hedef göstererek siyaset yapmaktan vazgeçin! 

"TOPLUM BARIŞINI RİSKE ATIYORSUNUZ"

Biri çıkıp sizin bu hedef gösterdiklerinize bir şey yapsa mutlu mu olacaksını? Anadolu'nun bir köyünden Türkiye derecesi yaparak üniversiteye girmiş olan bu evlatlarımıza biri "Zaten bunlar terörist" diyerek bir şey yapsa bunun hesabını kim verecek Sayın Erdoğa? Bu tavırla toplumsal barışı riske atıyorsunuz. Bu yol yol değil. 80 öncesinin talebesi olmuş pek çok insan bu çatının altında bu salonu şereflendirmiş durumda. Kendisi 80 öncesi top oynadığı için o dönemleri bilmez. Burada bunları bilen arkadaşlarımız adına uyarıyorum, bu yol yol değil. Kaosu çıkaran, parçası olan yönetemez sayın Erdoğan.

SİZE GERÇEK BİR İDARECİLİK DERSİ

Gençlere, "Başları ezilmeli" diyen küçük ortağını da şiddetle Başbuğ Alparslan Türkeş'i örnek almaya davet ediyorum. Rahmetli Başbuğumuza Deniz Gezmiş'in de aralarında olduğu üç gencin idam oylamasına neden girmediği sorulur. Başbuğ, "Gençlerdi, şans tanımak lazımdı. İleride eylemden vazgeçebilirlerdi." der. İşte size gerçek bir idarecilik dersi. Şeyh Edebali'nin sözleri de benden küçük ortağa nasihat olsun. "Nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini unutmayasın"

GENÇLERE SESLENİYORUM: PRİM VERMEYİN

Boğaziçi Üniversitesi’nin öğrenci ve akademisyen kadrosuyla birlikte verdiği bu mücadele, haklı bir mücadeledir. Ancak, bir konuda özellikle de gençleri uyarmak istiyorum. Bu mücadeleyi üniversiteden çıkarıp, siyasi kutuplaşmanın bir cephesi haline getirmek isteyenlere prim vermeyin. Barışçıl protestolarla başlayan bu mücadeleyi, gençlerle emniyet güçlerini, karşı karşıya getirecek, bir sokak çatışmasına dönüştürmek isteyenlere izin vermeyin.

Hepimiz bir değişim istiyoruz. Hepimiz daha özgür, daha zengin, daha adaletli bir ülkede yaşamak istiyoruz ve mevcut iktidarın, özgürlüğümüzü elimizden almasına karşı çıkıyoruz. Türkiye’nin zenginliğini birkaç yandaşa dağıtıp, bizi fakirliğe sürüklediği için karşı çıkıyoruz. Kendi çocukları lüks içinde yaşarken, YKS sınav ücretlerine yüzde 40 zam yaptıkları için karşı çıkıyoruz. Bu ülkenin yetiştirdiği onca insan kaynağı varken, Damadını bakan yapmasına, sırf parti üyesi diye, başarısız bir adamı rektör atamasına karşı çıkıyoruz. İçinizdeki bu haklı itiraz, öfkeye dönüşüp sokaklara taşmasın. Onlar istese de, istemese de; Türkiye değişecek, Türkiye güzelleşecek, Türkiye zenginleşecek, Türkiye iyileşecek. Buna engel olmaya güçleri yetmeyecek. Çünkü göklerden gelen bir karar var, ve bu kararı iktidar ve ortaklarına, sandıkta bizzat milletimiz tebliğ edecek.

O gün geldiğinde, kazanan sizin tertemiz niyetleriniz, tertemiz umutlarınız olacak. Bu yüzden, yüzünüzde kaybetmenin öfkesi yerine, kazanacak olmanın tebessümü olsun. Bu yüzden, kalplerinizde kaybetmenin sıkıntısı yerine, kazanacak olmanın umudu olsun. Bu yüzden, hayallerinizde bugünün kaybeden Türkiye’si değil, yarının kazanan Türkiye’si olsun.

MAHİR ÜNAL'IN ÇİFTÇİYE CEVABI

AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanı Mahir Ünal, Kahramanmaraş’taki bir genç çiftçimizi, kendisinin 24 taksitle aldığı bir cep telefonunu, üzerine bir de internet paketi olduğu için, aslında kendisinin çok iyi durumda olduğuna ikna etmiş. Bu başarılı olduğunu düşündüğü ikna faaliyetini de, televizyona çıkıp dalga geçerek anlatıyor. Bunlara göre her şey yolunda. Çektiğimiz dertler aslında bizim hüsnü kuruntumuz. Dükkanın mı battı kardeşi? "Aslında batmadı. İşlerin çok iyi, ama sen göremiyorsun." “İş arıyorum ama bulamıyorum.” mu diyorsu? Aslında iş çok da, sen iş beğenmiyorsun. “Market fiyatları el yakıyor.” diye şikayet mi ediyorsu? “Aslında fiyatlar aynı, sen alışveriş yapmayı bilmiyorsun.”

"AL SANA SAVAŞILACAK MANŞET"

Saray medyasını okuyun. Mesela patronu, o doymaz beş müteahhitten biri, yöneticisi de, eski Damat Bakan’ın kardeşi olan medya grubunun bir gazetesinde, geçen gün, birinci sayfada bir kılavuz yayınlandı. Market alışverişi kılavuzu. “Bu haberi okumadan markete girmeyin” diyor. “Bu haberi okumadan girerseniz, çıkarken üzülürsünüz” diyor. Ve derdi bini aşmış vatandaşıma neler öneriyor neler! “Alışverişe tek başınıza ve tok karnına çıkın, yanınızda çocuklarınız olmasın.” diyor. “Marketteki cazip kokulara aldanmayın.” diyor. “Büyük market arabası kullanmayın, doldurmaya teşvik eder.” diyor. “Ürünlere dokunmayın, sahiplik duygusu verir, maazallah alırsınız.” diyor. “İkramları geri çevirin, dilinize değerse tuzağa düşersiniz.” diyor. Bunu kime söylüyo? Markete gitmeye bile dermanı kalmamış, mahalle bakkalının veresiye defteriyle yaşayan, milletime söylüyor.

İşe bakar mısını? Hiç mi utanmıyorsunu? Hiç mi sıkılmıyorsunu? Bu rezaleti gördün mü Sayın Erdoğa? Ceplerine para koyup, medya satın aldırdığın bu vicdansızlar, milletimin acı gerçeğiyle alay ediyor.  Mahsuni Şerif’in dediği yerdeyiz; “Mevlam gör diyerek iki göz vermiş, Bilmem ağlasam mı, ağlamasam m? Dura dura bir sel oldum erenler, Bilmem çağlasam mı, çağlamasam mı'” Bu rezalet, önce seni vurur Sayın Erdoğan! Türkiye’yi yönetenlerin görevi, her şeyden önce vatandaşına, markete girdiğinde tüm ihtiyaçlarını alabileceği imkanları sağlamaktır. Damadının kardeşi, elinin altındaki gazeteler üzerinden kuyunu mu kazıyor bilmem ama milletimize yapılan bu hakaretin hesabını sormak, önce sana düşer. Manşetlerle savaştık diyordun. Al sana savaşılacak manşet. Önüne gelene terörist demeyi biliyorsun. İlla terörist arıyorsan, önce ay sonunu getiremeyen milletimizin sorunlarıyla alay eden, bu haysiyetsizliğe bakacaksın Sayın Erdoğan!

"DEVLETİN HABER AJANSI, JAPONYA’DAN ESNAF HABERİ YAPTI"

Pulitzerlik bir başka habercilik başarısına da, Pazar günü ibretle şahit olduk. Devletin haber ajansı, taaa Japonya’dan “esnaf” haberi yaptı. Yanlış duymadınız. Hani şu terörist başının mesajını, dünyaya duyuran Anadolu Ajansı var ya, İşte o, Japonya’dan haber yapmış, diyor ki; “Japon esnaf zor durumda.” Güler misin, ağlar mısı? Burnunun dibini göremeyen, muhteşem habercilik, işyerlerinin sınırlı saatlerde çalıştığı Japonya’da, esnafın sesi olmuş. Kuruluşunda “Anadolu’nun sesini dünyaya duyurmak” diye bir hedef var. Ama Anadolu’yu duymadığı gibi, dünyanın bir ucundan bize esnaf derdi anlatıyor. Japonya, pandeminin başından beri, vatandaşına ne kadar destek verdi biliyor musunu? 1 trilyon 260 milyar dolar. Türkiye’nin toplam bütçesinden fazla. Anadolu kan ağlıyor, bunların gözü, dünyanın öbür ucunda. Yakında Sayın Erdoğan kürsüye çıkıp, çilekeş Japon esnafı için, yardım kampanyası başlatıp, IBAN isterse şaşırmayın. Buradan iktidara seslenmek istiyorum; Gerçeği görmek doğru teşhisin, doğru teşhis de doğru tedavinin ilk adımıdır. Milletin gerçeklerinden kaçmayı artık bırakın. Tokyo’yu bırakın, İstanbul’a bakın, İzmir’e bakın. Samsun’a bakın, Diyarbakır’a bakın, Antalya’ya bakın. Tokyolu Şef Yukimori’nin derdiyle dertleneceğinize, Ankaralı işletmeci Zeynep Hanım’ın derdiyle dertlenin.

"ESNAFIN SABRI ARTIK TÜKENDİ"

Esnafımızın sabrı artık tükendi. Buradan iktidara seslenmek istiyorum: Bu sadaka gibi destekleri artık açıklamayın, çünkü derde çare olmadığı gibi, böylesine bir umursamazlık, esnafın sinirlerini iyice hoplatıyor. Allah aşkına, ciro kaybının yüzde 3’ü kadar destek vermek ne deme? Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz'

Açıkladığınız destek, Avrasya Tüneli’nden bir günlük geçiş parası bile etmiyor. Sizin bu esnafla ne derdiniz va? E şimdi esnaflarımız haklı olarak soruyor:

“AK Parti İl Kongreleri tıklım tıklım, ses sistemi de harika. AVM’ler de zaten açık. O zaman neden restoranları kafeleri açmıyorsunu? Restoranda, kafelerde üç-beş masaya müşteri alınca mı korona artıyor'” Bu ciddiyetsiz anlayışı artık bırakın. Ya mağdur esnafın derdini çözecek doğru düzgün destek paketleri açıklayın, Ya da azaltılmış sayıda masayla, HES kodu kontrolü olacak şekilde lokanta ve kafeleri artık açın.

Hep söylüyorum, Türkiye’nin çözülemeyecek derdi yok. Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Kimse merak etmesin. Biz varız. Çözümlerimizle, projelerimizle biz hazırız. Bizim, Türkiye için, büyük hayallerimiz var. Bizim, milletimiz için, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye vizyonumuz var ama böyle bir vizyonu, bu ucube sistemle hayata geçiremeyiz. Böyle bir vizyon için, şeffaf bir yönetim, liyakatli yöneticiler ve adil bir düzen gerekir. Yani İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem gerekir.

Yorumlar (0)
banner82
banner83
8
açık
banner84
Namaz Vakti 04 Mart 2021
İmsak 06:12
Güneş 07:32
Öğle 13:28
İkindi 16:41
Akşam 19:14
Yatsı 20:30
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 27 57
2. Beşiktaş 26 57
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 27 46
6. Gaziantep FK 27 43
7. Alanyaspor 26 42
8. Karagümrük 27 41
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 26 33
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 27 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Kayserispor 26 28
16. Rizespor 27 28
17. Başakşehir 27 26
18. Erzurumspor 27 26
19. Ankaragücü 26 23
20. Denizlispor 26 21
21. Gençlerbirliği 26 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 24 39
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 24 15
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 27 65
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 25 43
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 27 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 26 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20