Akın Gürlek'ten açıklama: Gülistan Doku’dan İBB soruşturmasına son durum
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çağlayan Adliyesi’nde gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gürlek, Gülistan Doku’nun naaşının kimyasal maddelerle ortadan kaldırılmış olabileceği ihtimalinin değerlendirildiğini belirtti. Gürlek, İBB soruşturmasına ilişkin yeni delil ve raporlar üzerinde çalışıldığını ve ek iddianamenin gündemde olduğunu söyledi.
- Ege Postası
- 10.09.2026 - 10:33
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan gazetecilerle bir araya gelerek gündemdeki soruşturmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Gürlek, “Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı 4 ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor” dedi.
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA 'KİMYASAL MADDE' DETAYI
Bakan Gürlek, “Gülistan Doku dosyasında çok önemli ilerlemeler sağlandı ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken. En son Umut Altaş’ın ifadesi de geldi. Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan’ın naaşının bulunması. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. Ayrıca kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor. En azından ailesinin evladının kabri başında dua edebilmesini sağlamak açısından bu bizim için çok önemli. Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil" dedi.
ROJİN KABAİŞ DOSYASI
Rojin Kabaiş soruşturmasına dair ise, "Cep telefonuna ilişkin henüz giderilemeyen bazı belirsizlikler var. DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz” diye konuştu.
Gürlek, “Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir. Kaşif Kozinoğlu devletin yetiştirdiği müstesna bir isimdi. Örgütün hedefi haline getirilmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmeler de dosyada inceleniyor. Cezaevinde hayatını kaybetti. Ölümünün kesin sebebine ilişkin tartışmalar var. Zehirlenme mi, kalp krizi mi, bir ilaç etkisi mi yoksa doğal ölüm mü? Bunların hepsi bilimsel ve adli verilerle inceleniyor. Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.
"AHBAP SORUŞTURMASINDA İTİRAFÇI BEYANLARI VAR"
Akın Gürlek, AHBAP soruşturmasına ilişkin ise şunları kaydetti:
"AHBAP’la ilgili soruşturma devam ediyor. soruşturmada çok farklı iddialar, mali hareketler ve müşteki beyanları araştırılıyor. Soruşturmanın seyri ve ortaya çıkacak yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemler de gündeme gelebilir. MASAK tespitleri yapılıyor, itirafçı beyanları bulunuyor. Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika’da bulunan kliniğine Haluk Levent’in geldiğini anlattı. Türkiye’de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de ‘Tamam, ne gerekiyorsa verelim.’ diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş. Dosyada buna benzer çok sayıda senet olduğu belirtiliyor.
Bazı işlemlerde Haluk Levent’in kendi adına borç aldığı, ‘Bu parayı kullanacağım’ dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Senet var, borçlu sıfatıyla imza var ancak ödeme yapılmadığı iddiası var. Bu paraların nereye gittiği araştırılıyor. Para transferlerinin kimlere yapıldığı, taşınmazların hangi kişiler üzerinden devredildiği ve bu işlemlerin gerçek mahiyetinin ne olduğu savcılıkça inceleniyor. Müşteki sayısını şu anda kesin olarak bilmiyoruz. Olay duyuldukça başvurular artıyor. Dosyadaki bilgilere göre bu taşınmazların doğrudan Haluk Levent adına değil, önce asistanı Yeliz Kaya adına, ardından Esin Önder Çağlayan’a devredildiğine ilişkin işlemler bulunuyor. Bu taşınmaz devirlerinin yardım amacıyla mı gerçekleştirildiği, başka bir mali ilişkinin parçası mı olduğu veya sisteme para sokmaya yönelik bir mekanizma bulunup bulunmadığına ilişkin iddiaların tamamı soruşturma makamlarınca aydınlatılacak. Tespitlere göre yaklaşık 245 milyon dolarlık bir para toplandığı ifade ediliyor."
"ALMANYA’DAN ADLİ YARDIM TALEBİNDE BULUNULDU"
Gürlek, “Dini veya insani duygular üzerinden kendisine özel bir mali alan ya da ayrıcalıklı bir yaşam düzeni oluşturan yapılara karşı hukuk çerçevesinde mücadelemiz devam ediyor. Almanya’dan adli yardım talebinde bulunuldu. Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında, Alihan Kuriş’in etrafında kümelenen bir yapılanmaya ilişkin kapsamlı bir dosya var. MASAK raporları, yeni tanık beyanları ve önemli itirafçı beyanları ortaya çıktı. Burada özellikle şunun altını çizelim: Eğitim gören öğrencilerle, Kur’an kursu öğrencileriyle veya okullarda eğitim alan çocuklarla bizim hiçbir problemimiz yok. Soruşturmanın odağında, MASAK raporları ve diğer deliller çerçevesinde suç teşkil ettiği değerlendirilen mali yapılanma bulunuyor. Adli işlemler de bu çerçevede gerçekleştiriliyor. Burada dini duyguların kullanılarak üst kademede bulunan bazı kişilere özel ve lüks bir yaşam alanı oluşturulduğuna ilişkin ciddi iddialar bulunuyor. Savcılığın incelediği alan da esas itibarıyla bu mali ilişkiler ve suç şüpheleridir” diye konuştu.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİ
Akın Gürlek yürütülen 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin ise şunları kaydetti:
"Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa yaklaşık 467 oyla kabul edildi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı. Milletvekillerimize, Meclis Başkanımıza ve destek veren siyasi parti genel başkanlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Elbette 12 maddeden oluşan bu çerçeve yasa henüz yürürlüğe girmedi. Biliyorsunuz 4 alt komisyon kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz başkanlığında da toplantılar gerçekleştirildi. Biz de orada kurulan kurulun üyesiyiz. İlk toplantımızı yaptık, ikinci toplantı da yapılacak. Yasanın yürürlüğe girebilmesi için öncelikle örgütün tamamen silah bırakması gerekiyor. Bunun tespit ve teyit edilmesi gerekiyor. Bunun ne zaman gerçekleşeceğini bilmiyoruz. Bu süreçte Milli Güvenlik Kurulu kararı gerekiyor. Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor.
Bizim kurul olarak takip ettiğimiz alan ise daha sonraki aşama. Yani kanun yürürlüğe girdikten sonra cezaevlerinden yapılacak başvurular ve dışarıdan gelecek kişilerin yapacakları başvurular bakımından Adalet Bakanlığı’nı ilgilendiren idari ve hukuki hazırlıklar var. Burada infaz hakimlikleri ve sulh ceza hakimliklerinin önemli görev ve yetkileri bulunuyor. Ancak şu anda o süreç başlamış değil. Öncelikle kanunun yürürlüğe girmesi gerekiyor. Yürürlüğe girdikten sonra talep üzerine başvurular başlayacak. Biz de Bakanlık olarak uygulamanın sağlıklı işlemesi için gerekli idari ve teknik hazırlıkları yapıyoruz. Kanunun birinci maddesinde temel şart açık: Silahların bırakılması ve örgütün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesi. Bu gerçekleşmeden yasa yürürlüğe girmiyor. Bunun MGK kararıyla tespit edilmesi ve daha sonra Resmi Gazete’de yayımlanması gerekiyor. Bundan sonra hukuk ve infaz alanını ilgilendiren süreç başlayacak. Cezaevlerindeki başvurular veya örgütten ayrılarak gelecek kişilerle ilgili hukuki süreçler gündeme gelecek. Arkadaşlarımızla sürekli toplantılar yapıyoruz. Bakanlığımız bünyesinde de bu konuda bir çalışma birimi kurduk. Bu birim, hakimlerin verecekleri kararlara müdahil olmak için değil; mevzuatın uygulanmasında ortaya çıkabilecek idari ve teknik ihtiyaçları önceden tespit etmek, uygulama birliğine ilişkin eğitim ve mevzuat çalışmalarını hazırlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Ancak şu anda Adalet Bakanlığı’nı ilgilendiren uygulama aşaması henüz başlamadı."
İBB DOSYASINDA EK İDDİANAME
İBB davasına ilişkin ise Gürlek, “Dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir. Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil. Sürecin takvimi ve verilecek karar tamamen mahkemenin yetkisinde. İBB ile ilgili, yargılamaya konu olan dosyanın dışında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka soruşturma süreçleri de bulunuyor. Ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla devam eden bir soruşturma süreci de bulunuyor” dedi.
DAVUTOĞLU VE GÖKÇEK SORUŞTURMALARI
Gürlek, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in soruşturmalarına ilişkin ise şunları kaydetti:
“Ahmet Davutoğlu ile ilgili Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiası nedeniyle bir soruşturma başlatıldı. Söz konusu video 2021 yılına ait. Ben 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğum dönemde Canan Kaftancıoğlu hakkında yıllar önce atılmış tweet’lerin konu edildiği bir yargılama da yapılmıştı. Burada hukuken bakılması gereken iki temel husus var: Birincisi suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zamanaşımı. Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı?’ denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikâyet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili konu da kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Şikayet ve başvurular yapıldı. Cumhuriyet Başsavcılığı da kendisine ulaşan ihbar ve şikayetleri hukuken değerlendirdi, soruşturma başlattı ve bazı ifadeler aldı. Bundan sonraki süreç de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyecek."
Yorum Yazın