Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Umutoğulları Editör Masası'nda Tugay'a sert çıktı: Sırf 'AK Parti'ye yakın değilim' algısını yıkmak için 4 gündür orada!

Umutoğulları Editör Masası'nda Tugay'a sert çıktı: Sırf 'AK Parti'ye yakın değilim' algısını yıkmak için 4 gündür orada!

NEO TV'de yayınlanan Editör Masası'nda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın Meslek Fabrikası için başlattığı eylem masaya yatırıldı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mithat Umutoğulları, Başkan Tugay'ı sert sözlerle eleştirerek, geçmişte merkezi idareyle kurduğu ilişkiye dikkat çekti. Umutoğulları, Tugay'ın bugünkü tutumunun 'yıktığı güveni toparlama çabası' şeklinde nitelendirerek, "Orada bir ölümle sonuçlanan, birden fazla ölümle sonuçlanan bir olay olsa kim onun hesabını verecek? Cemil Tugay o sorumluluğu alacak mı? Sadece kendisi siyaset yapmak için 4 gündür orada. Gece gündüz binanın önünde bekliyor. Sen bekçi misin? Eğitim vereceğiniz başka alan yok mu? Niye ısrar ediyor? ‘AK Parti'ye yakın değilim' Sırf bu algıyı yıkmak için" ifadelerine yer verdi. Eeleştirilerine devam eden Umutoğulları, "Sen çıkıp da orada iktidara öyle yaparsan bugün senin Bornova Belediye Başkanı’nı aldırırlar. Gündemi değiştirmek için senin Ankara İl Başkanı'nı alırlar" dedi.

  • Ege Postası
  • 10.04.2026 - 00:01
  • Güncelleme: 10.04.2026 - 11:20

EGE POSTASI- Gazeteciler Mithat Umutoğulları ve Halil Solak, NEO TV’de yayınlanan Editör Masası programında İzmir’de yaşanan son gelişmeleri kapsamlı şekilde değerlendirdi. Programda Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki hakkında yürütülen süreçten Meslek Fabrikası tartışmalarına, yerel yönetim-siyaset ilişkilerinden yargı tartışmalarına kadar birçok başlık ele alındı.

SOLAK: “GÖZALTI KARARI KAMUOYUNDA ŞAŞKINLIK YARATTI”

Programda ilk olarak Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve bazı personelin gözaltına alınması değerlendirildi. Halil Solak, kamuoyunda beklentinin ifade vermeye davet edilmesi yönünde olduğunu belirterek gözaltı kararının şok etkisi yarattığını söyledi.

Solak gözaltına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“İzmir kamuoyu bugün sabah Ömer Eşki ve 3 personelin gözaltına alınmasıyla CHP İzmir adeta şoka uğradı. Çünkü beklenti Ömer Eşki'nin davet üzerine gidip ifade vermesi yönündeydi. Kaygı verici.‘acaba gözaltı tutuklamayla mı sonuçlanacak?’ diye…  Yani ben gözaltı açıkçası beklemiyordum çünkü şöyle anlatayım  zaman zaman bu bankamatik işleri kamuoyuna yansır. İşte bunun en bariz örneğini 2019 yılında Bolu Belediyesi'nin AK Parti'den Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçtiği zaman ortaya çıkmıştı. Dönemin AK Parti Kadın Kolları Başkanı Arzu Güler belediyede çalışmadığı halde aydan aya maaş aldığı ortaya çıkmıştı. Bununla ilgili daha sonra istifa etmişti o süreçte. Yine Sayıştay raporları Konya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 2024 yılı Sayıştay raporlarında onlarca işçinin kartlı sistem olmasına rağmen belediyeye sabah mesaisinde girmediği ve çıkış yapmadığı Sayıştay raporlarına yansımasına rağmen herhangi bir işlem olmadığını biliyoruz. İşte burada biraz da Özkan Yalım operasyonunun verdiği etkiyle bir de Başkan Ömer Eşki'nin  açıklaması bu işi biraz da bu raddeye getirdi diye düşünüyorum. Çünkü bir sorumluluğu olmamasına rağmen sadece bir belediye başkanı referans oluyor. O kişi işe alınıyor Bir belediye başkanı, ‘bir işçi gelip gidiyor mu?’ onun takibini yapamaz. Sorumlu amirler, birim müdürleri yapar. Burada Sayın Başkan’ın çıkıp sorumluluğu bizzat üzerine alınması, tabii kendisi ‘ben samimiyetle çıkıp bu açıklamayı yapacağım, ben dürüstçe bir açıklama yapacağım’ dese de bu bizim şu anki kamuoyunda farklı algılandı. Zaten biliyorsunuz sosyal medyada düştükten sonra bir linç kampanyası başlatıldı. Linç kampanyasının ardından işte durum bugüne geldi. Bolu örneği vermiştim. Hukuk biraz da çifte standart işlediği için. Çifte standart var yargılamalarda. Ama şimdi zaten biliyorsunuz son zamanlarda Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bir artık kamuoyunda şu oluştu. Yani 20'ye yakın tutuklu belediye başkanı var, onlarca belediye. operasyondan geçmiş. Hukuk süreci devam edenler var. Tutuksuz yargılananlar var, görevine iade edilmeyenler var. Şimdi herkesin kafasında şu soru var. ‘Yani bunların hepsi suçlu mu?’ ‘Bunların hepsi suçsuz mu?’ Yani hepsi sapla saman gibi birbirine karıştı. Kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu kimse bilmiyor.”

UMUTOĞULLARI: O EYLEMİN SONUCU

Umutoğulları ise geçmişte bazı iddialarla ilgili yeterli yargı süreci işletilmediğini savunarak, benzer durumlarda farklı uygulamalar yapılmasının eleştirilere neden olduğunu ifade etti.

Umutoğulları konuya ilişkin şunları söyledi:

“AK Parti’li belediye olsa tabii ki böyle bir durumla karşılaşılmazdı. Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu seçildikten bir süre sonra belediyede kiralanan birçok aracın olmadığı, yüzlerce aracın AK Partili siyasetçilere tahsis edildiği ortaya çıktı. Bununla ilgili tutanaklar tutuldu, mahkemelere suç duyurularında bulunuldu. Üzerinden 6-7 yıl geçti. Bununla ilgili bir mahkeme kararı ya da bir gözaltı ya da bir soruşturma açıldığını gördük mü? Görmedik.

Bornova gibi belki de 70-80 ilden daha büyük bir kent… Birim müdürleri var. Zaten birim müdürlerini almışlar. Dolayısıyla orada ifadelerini alacaklar.  Tabii ki birim müdürleri sorumlu. Yasalar belli. Şimdi bak İzmir eğer bunu şu kutuplaşmayı başlatırsa İzmir İstanbul'dan beter olur. Meslek Fabrikası’ndaki eylemin İzmir'i nerelere getirdiğini. Ve ben bugün yapılan operasyonun biraz da o yapılan eyleminin sonucu olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bir belediye başkanının 3 ay 5 ay çalışan bir personel için burada ifadesinin alınıyor olmasını şaşkınlıkla karşılıyorum.

Şimdi ne diyor önce belediyelerde mesela zimmet çıkarılan suçlarla ilgili ne diyor? ‘memur zimmet suçunu yani o şeyi öderse cezayı ortadan kaldırıyor.’ diyor. Şimdi dolayısıyla bir belediye başkanının kendisinin sorumlu olmadığı bir konudan yargılanıyor olması bile bence yargı açısından da bir yanlış. Hani diyeceksin bugüne kadar olan hangisi doğru o da ayrı bir konu ama İzmir, bence İzmir bugüne kadar bu hassasiyeti taşıdı. Gerçekten İzmir'in bu konuda hem adli makamların hem de siyasi makamların bence bu hoşgörüyü yıkmamaları lazım. O yüzden de ben yapılan işlemin burada savcılarında gerçekten sağduyulu davranıp sadece ifadesine başvurup Ömer Eşki'yi bırakacaklarını düşünüyorum. Çıkacak başka bir karar da bence çok tartışmalı bir karar olur.”

MESLEK FABRİKASI GERİLİMİ: “KOLAY ÇÖZÜLEBİLECEK BİR SORUN BÜYÜTÜLDÜ”

Programın önemli başlıklarından biri de İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar arasında yaşanan Meslek Fabrikası krizi oldu. Halil Solak, sürecin gereksiz yere uzatıldığını belirterek, tarafların baştan uzlaşı yoluna gidebileceğini söyledi.
Solak, eylem biçiminin de tartışmalı olduğunu belirterek, daha geniş toplumsal destek oluşturacak yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi. Mevcut eylemlerin ise daha çok siyasi mobilizasyon sağladığını savundu.

Solak'ın konuya ilişkin sözleri şöyle:

“Bu Meslek Fabrikası konusunda Büyükşehir ve Vakıflar arasındaki gerilimin bu kadar uzamasından ben hem bir gazeteci olarak hem bir İzmirli olarak çok rahatsızlık duyuyorum. Çünkü bu çok kolay çözülebilecek bir konuydu. Yani bu kadar uzatılıp, bunun bu kadar dallandırılıp budaklandırıp işte dört gündür orada eylem yapılıyor. Birbirinden sert açıklamalar yapılıyor.. Zaten sayın Tugay daha az gideceğini söyledi artık işine odaklanacağını. Çünkü buradan bir sonuç elde etmek. Çünkü tapu artık Bayezid Baba Vakfı’nda… 8 Ekim’de tapu vakfa geçmiş. O günden bugüne kadar bir şey yapmayıp, Vakıflar ‘tahliye işlemi başlatacağız’ dedikten işler biraz bu seviyeye geldi. Eylem yapmak tamam. Eylemselliğin bir etki yaratması lazım toplum üzerinde. Yani böyle barikatları yıkarak şu görüntülerle orayı alamazsınız. Burası Türkiye Cumhuriyeti hukuk kuralları işliyor. 
Bahçede eylem yaptılar değil mi? Ben olsam o eylemleri 28 ilçeye yayarım. Bana ait park neresi? Şurası. Özellikle mülküm olan yerlerde yaparım ki gelip beni oradan da çıkarmasınlar polis zoruyla diye. Oralarda o indirdikleri Atatürk belgesini de asarım. Ondan sonra bakın İzmirli nasıl tepki gösteriyor.

O belgeyi de bütün İzmir'in dört bir yanına asarım. Herkes de görsün yani ‘bu mülkü bize Atatürk vermiş, eğitim kurumu yaptık. bizi buradan zorla çıkartıyorlar’ diye.  Böyle bir eylemle daha çok etki alırlar toplumdan. Çünkü mağdursun. Örneğin Karşıyaka sahilde oturmuş işte sıralarda eğitim görüyorlar  kursiyerler. Bu mağduriyettir yani. Burada toplum der ki; ‘ya bunları atmışlar zorla bakın bunlar burada eğitim görüyorlar.” diye.. İşte yani bu barikatlarla çevrilmesi, bu kadar İzmir'in tek gündemi bu havası yaratılması, işte başka başka sorunlar varken sadece bunun konuşulması. İzmirli açısından da sıkıntılı oldu. Sadece burada yani bu eylemin bir etkisi olmayacak. Sadece neye etkisi oldu biliyor musun? Dağılan CHP örgütünü zoraki de olsa bir araya getirdi. Başka da bir şey olmadı.”

UMUTOĞULLARI’NDAN TUGAY’A SERT ELEŞTİRİLER

Mithat Umutoğulları, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Meslek Fabrikası sürecindeki tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Tugay’ın bu süreci “siyasi bir pozisyon alma çabası” olarak değerlendiren Umutoğulları, belediye yönetiminin hizmet üretmek yerine siyasi gerilimi artırdığını savundu.

Umutoğulları ayrıca, Tugay’ın geçmişte merkezi idareyle kurduğu ilişkilere dikkat çekerek, bugün sergilenen tutumun kamuoyunda güven sorunu yarattığını öne sürdü.

Umutoğulları şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bence bu eylemin tek sebebi Cemil Tugay'ın yeniden bir siyasi aktör olma çabası. Şimdi niye diye sorarsın. Şimdi bizi izleyenler, biraz siyaseti bilenler anlamıştır. Şimdi iki yıl boyunca AK Partili milletvekillerini, AK Partili siyasetçilerini, yanından, ayrılmayan. Her fırsatta onlarla Ankara'ya giden, bakanlık ziyareti yapan. Her katıldığı canlı yayında onlara teşekkür eden, onlara iltifat yağdıran CHP'li bir belediye başkanı. Defalarca dedik ki; İzmir'in muhalif bir kimliği var. İzmir muhalif kimliğini koruyan 25 yıldır bu iktidara teslim olmayan bir kent. Şimdi bu kentte siz bir CHP'li belediye başkanı olarak bu tarzda devam ederseniz bir tabanıza kendinizi anlatamazsınız, iki İzmirliye bunu anlatamazsınız, tabanınızı kaybedersiniz, saygınızı kaybedersiniz dedik. Kaç defa söyledik bunu? Çok defalarca söyledik. Şimdi dolayısıyla geldiğiniz yer neresi? Geldiğiniz yer burası. Şimdi anladınız, AK Parti aldı sizi, götürdü, gezdirdi, fotoğraf paylaştı, dolaştırdı, bakanlık gezdiniz, iltifatlar yaptınız. Ya bir belediye başkanı, büyükşehir belediye başkanı kendi genel başkan yardımcısını yalanlar mı? Şimdi o noktaya gelmişti. Sonra ne denmeye başladı? ‘AK Parti mi geçiyor?’ Şimdi bütün bu yıktığı güveni, yıktığı bu İzmirlilere karşı olan bu şeyi toparlamaya çalışıyor. Abi bunun için Meslek Fabrikası’nı seçemezsin yani. Bunun için böyle bir eylem yapamazsın. Orada birinin burnu kanasa, orada birine bir şey olsa bunun sorumluluğunu alamazsın.

CEMİL TUGAY O SORUMLULUĞU ALACAK MI?

Eylem kontrolden çıksa. Yani orada bir ölümle sonuçlanan, birden fazla ölümle sonuçlanan bir olay olsa kim onun hesabını verecek? Cemil Tugay o sorumluluğu alacak mı? Alabilecek mi? Şimdi sadece kendisi siyaset yapmak için, bak sadece siyaset yapmak için 4 gündür orada. Gece gündüz binanın önünde bekliyor. Sen bekçi misin kardeşim? Büyükşehir Belediye Başkanı mısın?  Eğitim vereceğiniz başka alan yok mu? Koca Büyükşehir Belediyesi bir yer kiralayamaz mı? Ya da şu an kullanmadığı bir sürü yer var. Orada yap. Niye ısrar ediyor? Sırf siyasetini şey yapmak için. ‘AK Parti'ye yakın değilim. Bak ben AK Parti'yle hiç işim yok.’ Sırf bu algıyı yıkmak için. İzmirlileri sokağa dökmüş. Yani senin bir kere Büyükşehir Belediye Başkanı buna hakkın yok. İşte gelen eleştiriler var. Ya bu kentte bir sürü yapılamayan iş var değil mi? Belediye başkanının koltuğuna oturduğu günden beri. İşçiyle kavga etti, sendika ile kavga etti, müdürleriyle kavga etti, genel müdürle kavga etti, kendi partisiyle kavga etti, İzmirli ile kavga etti. Kavga etmediği bir tek AK Partililer var onlarla da kavga etti. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı bu kentte barışı ve hizmeti sağlayacak olan kişisin. 

“AYLARCA AK PARTİ GÜZELLEMESİ YAPACAKSIN”

Mitinge katılımın az olduğu yönünde eleştiriler var. Çağrı yapıyorsun insanlar gelmiyor. Gelenler Halkın Kurtuluş Partisi, İşçi Partisi, Zafer Partisi, İYİ Parti, sendikalar, STK'lar bilmem ne. Bakıyorsun. CHP'liler gelmiyor zaten oraya. Kendi partini getiremiyorsun. 30 ilçe başkanını çağırıyorsun. 10’u geliyor ya da gelmiyor.. Belediye başkanlarına bakıyorsun 3 tane 4 tane belediye başkanı var. Şimdi böyle bir tabloya böyle bir atmosferde hangi direniş hangi mücadeleden bahsediyorsun. Bu kenti AK Parti ile barıştırıyorsun dedik. Bak AK Partiler bu kadar iyi siyasetçiyse, bu kadar güzel iş yapıyorsa, bu kent için çalışıyorsa ve sen CHP'li belediye başkanı olarak onlara teşekkür ediyorsan İzmirliler adına niye sana oy vermeye devam etsin? Bu kadar kentini kötü yöneten, bu kadar kenti ortada bırakmış, hiçbir sorunu çözememiş bir belediye başkanına İzmirli seçmen niye oy versin. Madem AK Partiler bu kadar güzel çalışıyor madem sen bunun adına İzmirliler adına vekalet alıp onlara teşekkür ediyorsan o zaman İzmirliler AK Partilileri seçsin. Onları getirsinler. Senin partin bu kadar sert müdahalelere karşı karşılaşmışken her gün bir belediye başkanı tutuklanıyorken, Sen orada oturup aylarca AK Parti güzellemesi yapacaksın. Partinin dışında hareket edeceksin. Efendim ben orada hizmet adamıyım, burada hizmet adamıyım diyeceksin. Bütün bunların sonuç alamayınca da bu defa döneceksin. AK Partili sana yüz vermeyince, sırtını dönünce. Bu defa döneceksin. Vay! Ben size sokağa çıkarmayacağım, şunu yapamayacağım, bunu yapamayacağım. 

“BÖYLE BİR SİYASET ANLAYIŞI VAR MI?”

Böyle bir siyaset anlayışı var mı? Yani madem hizmet alamıyorsan, madem bir belediye başkanı kutuplaştırarak hizmet alamıyor diyordun. 4 ay önce. Ne değişti? İnsanlar sana inanmıyor. Sosyal medyada görüyor musunuz bir tane vatandaşın bunu paylaştığını ya? Ya kendi partilerin paylaşmıyor. İnanmıyorlar çünkü sana. Çünkü bugün sen o meydanlarda bangır bangır bağırdın da yarın AK Parti'li bir milletvekilinin yanında düğmeni ilikleyip yine fotoğraf çektirebilirsin. Bunu herkes görüyor. Herkes biliyor, hiç kimse sana güvenmiyor. Kendi milletvekilin güvenmiyor, belediye başkanın güvenmiyor, siyasetçiler güvenmiyor, sokaktaki insanlar güvenmiyor ve sen hala oturmuş orada eylem yapıyorsun. Kimle yapıyorsun? Yaptığın eylemin amacı ne? Yaptığın konuşmalara bak. Sırf kendi, her yere kendi posterini astırmışsın, afişini astırmışsın. Kardeşim bırak kendi siyasetin için. Bu kenti niye bölüyorsun sen?

“ŞİMDİ OTURMUŞSUN HİKAYE ANLATIYORSUN”

İşte sen çıkıp da orada iktidara öyle yaparsan bugün senin işte Bornova Belediye Başkanı’nı aldırırlar. İşte gündemi değiştirmek için senin Ankara İl Başkanı'nı alırlar. Senin böyle bir şeye hakkın var mı ya? Siyaset yapacaksan. Başından adam gibi yapsaydın. Bugünkü tavrını ilk gün koysaydım. Şimdi oturmuşsun bize hikaye anlatıyorsun. Kim sana inanır yani? biz nasıl gittik Aziz Kocaoğlu'nun yanında durduysak, bütün İzmir medyası, bütün gazeteciler, sağcısı, solcusu nasıl gidip Aziz Bey'e inanıp orada durduysa, değil mi? Senin de gelir yanına dururduk. Muhabirler sırf haber almak için oraya geliyor. Bir tane gazeteci gördünüz mü? Gidip de eyleme katkı koyan, eylemde destek veren, çıkıp bir tane gazete ya da köşesinde bir tane ya, bu eylem için bir tane olumlu yazı yazı yazan gördünüz mü?

“KOCAOĞLU’NA DÜNYANIN LAFINI SAYDIN”

Aziz Kocaoğlu'na dünyanın lafını saydın sen Basmane çukuru konusunda. Dün anons ediyorsun. ‘Efsane belediye başkanımız, bugün bile hala yolundan yürümeye çalıştığımız, eserlerini devam etmeye çalıştığımız büyükşehir belediye başkanımız’ diyorsun. Niye? İhtiyacın var çünkü şu an ona. dün nasıl AK Partililere ihtiyacın vardı?

“BÖYLE SİYASET OLMAZ”

Aynı şeyi bugün Aziz Kocaoğlu için yapıyorsun. Ama yarın işin bitti. Aziz Kocaoğlu’nda hemen sırtını dönersin. Böyle siyaset olmaz. Böyle belediye başkanı olmaz. Şehri emin dediğin insan güvenilir insan olur. Yaptığı davranışla, ağzından çıkan sözle, yaptığı eylemle, yaptığı icraatla, hizmette herkesin güvenini alan bir insan olur. Bugün buna beyaz, yarın kara diyen bir adam olmaz.

EGEMENLİK BİNASINI CEMİL TUGAY NE ZAMAN BOŞALTTI?  

İşçi eylemlerinde sendikaya bir gün önce açıklama yaptı. ‘Ben bunlara masaya oturmam’ dedi. Eylem bitmiş, Sendika'nın önünde Cemil Tugay'a açıklama yapıyor. Artık üç gündür, dört gündür insanları perişan etti. Ama sen şimdi tapuyu kaybetmişsin 5-6 ay önce. Tabi gitmiş. Bugün çıkmışsın kendin siyaset yapmak için eylem yapıyorsun. Başkanlık makamında kullandığı Egemenlik binası da gitti. Egemenlik binasını Cemil Tugay ne zaman boşalttı?  3-4 ay oldu değil mi? Niye çıktı? Çünkü haberi vardı. Orada O binaların gideceğinin haberi vardı. O yüzden çıktı.”

SOLAK: BİNAYI ALDILAR AMA NE YAPACAKLARINI ONLAR DA BİLMİYORLAR

Halil  Solak, “Egemenlik binasının tahliye süreciyle ilgili daha mahkeme bildirim yapmadı. O bildirim yapılırsa orayı da tahliye edecekler. Yani onunla ilgili süreç bu. Binayı aldılar ama ne yapacaklarını onlar da bilmiyorlar. Vakıflar Genel Müdürü kütüphane yapacağız diyor. Bir başkası çıkıyor Bakırçay Üniversitesi’ne tahsis edeceğiz.. Hukuk Fakültesi olacak. Bir diğer Yeşilaya vereceğiz. Orasını uyuşturucuyla mücadele merkezi yapacağız demişlerdi. Vakıflar Genel Müdürü dün diyor ki; ‘biz burayı 5 milyona veririz’ gibi bir açıklaması da var. Yani onların da kafası karışık. Ne olacağını onlar da tam bilmiyorlar. Yani hukuk fakültesi mi olacak, kütüphane mi olacak? Diğeri aşevimi olacak, egemenlik binasını alıp ne yapacaklar?” dedi

SULH YOLUYLA ÇÖZEBİLİRLERDİ..

Halil Solak, “Ama 80'e yakın İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tapusu varmış. Devlet kurumlarının kullandığı. İşte bunun içinde müftülük, eğitim kurumları, emniyet birimleri, camilerin de olduğu. ‘biz de onları mı gidip tahliye ettirelim, çıkartalım’ gibi. Yani bu böyle karşı karşıya gelmeden burayı en baştan bir kira neyse bir bedel, karşılığında orayı sulh yoluyla çözebilirlerdi.. Ama iki taraf da gerilmesini istedi diye düşünüyorum. Çünkü gerginlik iki tarafa da yarıyor. Onlar da tabanı tutuyorlar. Sonuç olarak bundan dün mitinge 3 bin, 5 bin. Sayı önemli değil yani. Sonuç olarak uzun süredir Cumhuriyet Halk Partisi örgütü bir araya gelmiyordu. Siz hatırlıyor musunuz Cumhuriyet Halk Partisi şu Eylem için sokakta. Hatırlıyor musun neredeyse hiç? Ben hatırlamıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi uzun zamandır sokakta değildi diye konuşuyorduk. Şimdi işte Meslek Fabrikası nöbeti onları bir araya getirdi.  Ben siyasetin bu kadar çok sert olmasından yana değilim. Çünkü birisi bu kentin milletvekili, diğeri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı. Şimdi ikisi de birbirinin tamamlayıcısı. Yani bir merkezi idarenin Temsilcisi biri Cumhuriyet Halk Partisi yerel yönetimlerin İzmir'deki en üst makamında. Şimdi böyle olunca bu kutuplaşmadan, bu gerilim İzmir'e zaten yaramaz.” ifadelerini kullandı.

UMUTOĞULLARI: BU DA SENİN BECERİKSİZLİĞİN…

Mithat Umutoğulları, “Sen Büyükşehir Belediye Başkanı'na bu kadar ilişkiniz yakın sürdürdüğün, iltifat ettiğin, bu kadar teşekkür ettiğin insanlardan nasıl bir şey alamadın sen? Ya Aziz Kocaoğlu bugüne kadar nasıl aldı ya? Tunç Soyer’e kredi çıkarmadılar mı kardeşim bu kadar muhalif olmasına rağmen. Tunç Soyer çıkardı. Sen niye çıkarmadın kardeşim? Bu da senin beceriksizliğin yani. Hani birileri alıp seni dolandırıyorsa o da senin kabahatin yani. Sen bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ne istediğini bileceksin yani. Onunla nasıl ilişki sürdüremiyorsun? Samimi gelmiyorsun insanlara.” diye konuştu.

SOLAK: YARIN BİR GÜN YİNE MASAYA OTURDUĞUNUZ ZAMAN YÜZ YÜZE BAKABİLMENİZ LAZIM

Halil  Solak, “Sonuç olarak bu kentin işleri var. Acil çözülmesi gereken. Bu restleşmeden sonra bir araya gelmeleri nasıl mümkün olacak nasıl gelecekler? ‘Ben senin ipliğini pazara çıkartacağım’ ne demek Yani bu ne demek? Bildiği bir şey mi var? Seninle ilgili bildiğim bir şey var. Yani o zaman bu karşı taraf sizinle bir saha bir araya gelmez. Bir daha sizinle bir masaya oturmaz. Çünkü bilir ki sizin her zaman kafanızın arkasında kötü bir niyet var. Tabii güvenmez artık. Güvenmez. E şimdi siz nasıl bir araya geleceksiniz? Nasıl İzmir'in? Yani karşı tarafta keza öyle. O da bir sürü şeyler söylüyor. Yani siyaset dili biraz daha yumuşak olması lazım, eleştiri yapabilirsiniz ama yarın bir gün yine masaya oturduğunuz zaman yüz yüze bakabilmeniz lazım.” dedi. 

UMUTOĞULLARI: BAKIN ARKADAŞLAR! POPÇU DEĞİL. ROCK YILDIZI DEĞİL.

Mithat Umutoğulları, “Şimdi ne anlatalım? Bir büyükşehir belediye başkanı. Bakın arkadaşlar. Popçu değil. Rock yıldızı değil. Ya sen Büyükşehir Belediye Başkanısın. Almışsın mikrofonu eline şarkı söylüyorsun. Milletin bir sürü sorunu var. Açlık var, sefalet var, yoksulluk var. Tamam bunun sorumlusu sen değilsin ama hadi oraya milleti toplayayım. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi. Almışsın elini mikrofonu şarkı söylüyorsun. Bu kentin gerçek sorunları ne? Sen Büyükşehir Belediye Başkanısın ve senin görevin oturup da orada şarkı söylemek değil yani.” dedi.

SOLAK: SİZ İYİ ÇALIŞMALISINIZ, ÖRNEK OLMALISINIZ Kİ...

Solak, “Bugün ‘Türkiye hiç iyi bir yere gitmiyor’ diye bir açıklaması daha var. Yani hiç iyi bir yere gitmiyor da yani bunun için mesela ne yapmanız lazım biliyor musun? İzmir'de bir devrim yapmanız lazım. Türkiye iyi gitmiyor. Siz iyi çalışmalısınız ki. Örnek olmalısınız ki o iktidarı sandıkta devirebilesiniz. Yoksa böyle gidip orada nöbet tutarak Türkiye bu şeyleri açtı geçti artık. Şu an milletin tenceresi kaynamıyor. Millet ona bakmıyor.” diye konuştu.

Mithat Umutoğulları, “Alana gidin. Cemil Tugay her yerde. Mikrofonda Cemil Tugay var, su dağıtırken Cemil Tugay var, ateşin başında Cemil Tugay var… Her yerde Cemil Tugay.” dedi.

Halil  Solak, “Yani bundan sonra yapacağınız siyasi hamleler, bundan sonra yapacağınız şeyler çok önemli. Burada bağırıp çağırmanın kimseye bir faydası yok.” dedi.

UMUTOĞULLARI: “KİM NE DERSE DESİN BU SİYASİ BİR MESELE”

Programda ayrıca İzmir’deki kooperatiflere yönelik soruşturmalar da gündeme geldi. 

Umutoğulları  bazı dosyaların siyasi nitelik taşıdığı görüşünü dile getirerek, belediye başkanlarının yetki alanları dışında kalan konular nedeniyle suçlanmasının tartışmalı olduğunu ifade etti.

Mithat Umutoğulları, “Valla İzmir, İzbeton meselesini en başından beri benim tavrım net. Kim ne derse desin bu bir siyasi mesele. Sebebi de şu, Büyükşehir Belediye Başkanı sadece kooperatif kurulurken bir protokole imza atmış. Ama kooperatif üye toplamaya başladığında kooperatifin hesaplarını denetlemek, yaptığı harcamayı kontrol etmek Zaten böyle bir yetkisi yok. Dolayısıyla yetkisinin olmadığı, içinde olmadığı, sorumlu olmadığı bir yerde nasıl bir yolsuzluğa bulaşabilir? Ki gelen raporlar da var zaten. Hani bir kamu zararının oluşmadığıyla ilgili raporlar da var. Ben o yüzden de bu işin çok siyasi bir işi olduğunu söylüyorum.” dedi.

SOLAK: BU YARGILAMANIN BEN DAHA UZUN SÜRECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Halil Solak ise farklı kooperatifler üzerinden açılabilecek davaların süreci uzatabileceğini belirterek, yargılamaların uzun yıllar devam edebileceği uyarısında bulundu.

Solak, “Bu bir sarmal. Şöyle düşün. Beş tane kooperatif var. İşte sayayım İş insanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi, İş Dünyası Konut Yapı Kooperatifi, İş İnsanları Gaziamir Konut Yapı Kooperatifi,  İş Alemi Yeni Yaşam Konut Kooperatifi ve Egeli İş İnsanları Konut Yapı Kooperatifi. Yani düşünsene bunların her birine ayrı ayrı birkaç dava açıldığını. Çünkü birinden mesela kooperatif davasından tahliye edildiler. Zimmet davası açtılar. Ümit Erkol'un oğlu Fırat Erkol'da ilk operasyon yani Temmuz 2025'de yapılan operasyonda gözaltına alınmıştı. Tutuksuz yargılanıyor. dediğim gibi bu iş bu dava bitmez. Beş tane kooperatif var. Her birine, birer ikişer dava sürekli açıldığını onlardan yeni iddialar ve gözaltılar çıktığını düşünürsek, yani isimler, her birinin yönetiminde ayrı isimler, her birinin yönetiminde farklı isimler, farklı şirketler olduğunu düşünürsek. Bu yargılamanın ben daha uzun süreceğini düşünüyorum.”

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.