
Soyer, cezaevinden yazmaya devam ediyor: Kooperatifçiliğin doğuşunu anlattı
İZBETON ve kooperatif davasında tutuklu bulunan İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, cezaevinden yazılarını paylaşmaya devam ediyor. Soyer, konut kooperatifçiliğini ele alarak 7 bölümlük bir metin hazırladığını belirterek, ‘Kooperatifçiliğin Doğuşu’ başlıklı bir metin paylaştı.
- Ege Postası
- 28.08.2025 - 16:58
- Güncelleme: 28.08.2025 - 22:16
EGE POSTASI- İzmir Büyükşehir Belediyesi iştirakleri İZBETON ve kooperatiflere yönelik düzenlenen operasyonlar kapsamında 'yolsuzluk', 'ihaleye fesat karıştırma' iddialarıyla 4 Temmuz’da tutuklanarak Buca Kırıklar Cezaevi’ne gönderilen önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yazılarını sosyal medya hesabından paylaşmaya devam ediyor.
Soyer, konut kooperatifçiliği kapsamında hazırladığı yazısını “Kooperatifçiliğin Doğuşu” başlığı ile paylaştı. Soyer, bugünkü yazısında kooperatifçiliğin tarihçesi, Batı’daki Sanayi Devrimi ve Osmanlı İmparatorluğu’nda kooperatifçilik fikrini irdeledi.
Soyer’in yazısı şu şekilde:
“Değerli dostlar,
Konut kooperatifçiliğiyle ilgili 7 bölümlük bir dizi hazırladım. Sizlerle ilerleyen günlerde paylaşacağım.
Bugün ilk bölüm “Kooperatifçiliğin Doğuşu” ile başlıyoruz. Sonraki bölüm "Atatürk ve Kooperatifçilik" olacak.
Sağlıcakla kalın..!
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu
Koğuş B/63
Buca - Kırıklar
BÖLÜM 1 - KOOPERATİFÇİLİĞİN DOĞUŞU
Kooperatif insanların ortak bir ihtiyacı karşılamak veya ortak bir amacı gerçekleştirmek için kendi iradeleriyle bir araya gelip oluşturduğu organizasyondur.
Kooperatif, amacı maksimum kâr olmayıp ortak yararı esas alan bireysel çıkar ile kollektif faydanın dengelendiği bir toplumsal yapıdır.
Kooperatif, tarihsel dayanışma pratiklerinin, teorik sosyal düşüncenin ve modern örgütlenme deneyimlerinin bilgisine dayalı bir kültürdür.
Kooperatif fikri ve pratiği insan doğasındaki iyilik ve işbirliği eğiliminin sonucu ortaya çıkan evrensel bir olgudur.
Batı’da Sanayi Devrimiyle birlikte kooperatifçilik ortaya çıktı. Sanayi Devriminin doğum yeri İngiltere ve İskoçya ilk kooperatiflerin de doğumuna ev sahipliği yaptı.
1769 yılında İskoçya’da, işçilerin toplu satın alma yoluyla fiyatları düşürmek ve bir tasarruf ve alışveriş birliği oluşturmak için kurdukları Fenwick Meclisi, kooperatifçiliğin ilham kaynağı oldu.
İlk başarılı kooperatif işletmesi ise 1844 yılında İngiltere’nin Rochdale kasabasında 28 tekstil işçisi tarafından kuruldu.
Kuruluşta yazılan 7 ilke, Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından 1966 yılında Kooperatifçilik İlkeleri olarak kabul edildi.
1) Gönüllü ve açık üyelik
2) Demokratik üye kontrolü
3) Üyelerin ekonomik katılımı
4) Özerklik ve bağımsızlık
5) Eğitim, Öğretim ve Bilgilendirme
6) Kooperatifler arası işbirliği
7) Topluma karşı sorumluluk
Bugünkü kooperatifçilik anlayışının temel felsefesini oluşturan bu ilkeler hem Osmanlı hem Cumhuriyet dönemi kooperatiflerini etkilemiştir.
Batı’da kooperatifçilik; İngiltere'de tüketim kooperatifleri, Fransa ve İtalya'da üretim kooperatifleri, Almanya'da kredi kooperatifleri, İskandinavya'da tarım kooperatifleriyle gelişmiştir. 1895 yılında 26 ülkeden 200’den fazla kooperatif bir araya gelerek Uluslararası Kooperatifler Birliği’ni (ICA) kurarak, kooperatifi uluslararası bir hareket haline getirmişlerdir.
Verimli bir üretici kooperatifler sisteminin, sosyal demokrasi fikriyatı ile tam uyum içinde ve kapitalizmin yerini alabilecek bir düzen olduğunu söylemek mümkündür.
Karl Marx, kooperatifçilikle ilgili olarak Kapital kitabının üçüncü cildinde şu ifadeleri kullanıyor:
“Kooperatif hareketinin, kooperatiflerce kurulan işletmelerin değerini ne kadar vurgulamak az. Onlar, büyük ölçekli üretime, bilimsel yöntemlere uygun olarak, işçileri istihdam eden efendiler olmadan da devam edilebileceğini göstermiştir. Kooperatif sistemi, işçilerin ‘kendi kendilerinin efendisi’ haline geldiği bir sistemdir.”
Marx, kooperatifler hep birlikte ulusal üretimi ortak bir plana göre düzenlerse, kapitalist üretimin kaçınılmaz kaderi olan sürekli anarşiye ve belli aralıklarla geri dönen sarsıntılara son verebileceğini söyler.
Bununla birlikte Beatrice Webb, Rodbertus ve Bernstein kooperatifçiliğin sosyalizm değil, en fazla kapitalizm ile sosyalizm arasında bir orta yol olarak görülebileceğini yazmışlardır.
Osmanlı, Avrupa'daki bu gelişmelerden etkilenmiş, toplumsal ve ekonomik yapısını uyumlandırmakta hiç zorlanmamıştır. Çünkü daha 13. yüzyılda ortaya çıkan ahilik teşkilatları; sermaye birikimini, dayanışmayı ve üretim-dağıtım düzenini ortaklaşa kuran lonca sistemine dönüşmüştür. Lonca bünyesinde esnafa ihtiyaç hâlinde borç veren ortak sandıklar vardı. Bunlar üyelerden alınan aidatlar, esnaf vakıflarının gelirleri ve çeşitli bağışlardan oluşurdu.
Osmanlı İmparatorluğu'nda kooperatifçilik fikri ve pratiği geleneksel imece-ahi-lonca-vakıf temelli dayanışma kültüründen doğmuş, Tanzimat'la birlikte, Batı'daki modellerle tanışarak, devlet destekli kredi ve üretim birlikleri şeklinde gelişmiştir.
1860’lı yıllarda Mithat Paşa öncülüğünde, Osmanlı köylüsünü tefeciden kurtarmak, üretimi desteklemek ve tarımda ortak finansman yaratmak amacıyla “Memleket Sandıkları” kurulmuştur. Köylüler, ürünlerinden elde ettikleri gelirin belli bir bölümünü Sandığa sermaye olarak koyarlardı. Sandıktan düşük faizle kredi almak mümkündü. Bu krediler, tohum, tarım aleti ya da hayvan alımı gibi üretim amaçlı kullanılırdı. Zamanla, Sandıkların yetersizliklerinin ortaya çıkmasıyla devlet destekli kredi kuruluşu olarak köylüye finansman sağlayacak Ziraat Bankası kuruldu, Sandıklar banka şubelerine dönüştü. Sandıklardan devir alınan 2.2 milyon altın Bankanın kuruluş sermayesi oldu.
Değerli dostlar,
— Tunç Soyer (@tuncsoyer) August 28, 2025
Konut kooperatifçiliğiyle ilgili 7 bölümlük bir dizi hazırladım. Sizlerle ilerleyen günlerde paylaşacağım.
Bugün ilk bölüm “Kooperatifçiliğin Doğuşu” ile başlıyoruz. Sonraki bölüm "Atatürk ve Kooperatifçilik" olacak.
Sağlıcakla kalın..!
İzmir 1 Nolu F Tipi… pic.twitter.com/BRY1EpJBbV
Yorum Yazın