Köse’den Karşıyaka Belediyesi’ne sert eleştiriler: 'Sorun kaynak değil, yönetim sorunu'
AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, NEO TV’de yayımlanan Neo Politik programında Karşıyaka Belediyesi’nin yönetiminden mali yapısına, temizlik hizmetlerinden pazaryeri tartışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Karşıyaka’daki temel sorunun kaynak yetersizliği değil, yönetim anlayışı olduğunu savunan Köse; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin projelerini, kentteki trafik sorununu ve Karşıyaka Stadı sürecini de değerlendirdi.
- Ege Postası
- 08.09.2026 - 15:31
- Güncelleme: 08.09.2026 - 15:49
EGEPOSTASI- AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, partisinin siyaset anlayışını sahada vatandaşla doğrudan temas kurmak üzerine şekillendirdiğini belirterek, haftanın üç ya da dört günü Karşıyakalılarla bir araya geldiklerini söyledi.
Vatandaşların sorunlarını yerinde dinlediklerini ve bu nedenle ilçenin problemlerine hâkim olduklarını ifade eden Köse, Karşıyaka’daki temel sorunun yönetimden kaynaklandığını savundu.
“Karşıyaka’nın temel sorunu kötü yönetim”
Karşıyaka Belediyesi’ne yönelik sert eleştirilerde bulunan Köse, belediye meclisinde yapıcı bir muhalefet yürüttüklerini dile getirdi. Belediyenin kaynaklarının doğru kullanılması için uyarılarda bulunduklarını kaydeden Köse, şöyle konuştu:
“Biz siyaseti sahada yapan, milletiyle ve halkıyla iç içe olan bir partiyiz. Her hafta, haftanın üç veya dört günü mutlaka sahadayız. Vatandaşlarımızla iç içeyiz, onları ve sorunlarını dinliyoruz. Bu anlamda Karşıyaka’nın sorunlarına da hâkimiz. Karşıyaka’da maalesef kötü ve beceriksiz bir yönetim var. Karşıyaka’nın asıl sorunu kötü yönetici ve kötü niyetli yönetici sorunudur.
Karşıyaka Belediye Meclisi’nde muhalefet yaparken her zaman yapıcı bir muhalefet yürüttük. Belediyenin kaynakları doğru kullanılsın, kaynaklar iç edilmesin diye doğruları söyledik. Ancak Belediye Başkanı bunu yanlış algıladı. Bizi zamanında dinlemedi, daha sonra ise hatasından dönmek zorunda kaldı.”
Araç kiralama ihalesi eleştirisi
Belediyenin araç kiralama ihalesini örnek gösteren Köse, ihale için ödenen bedelle söz konusu araçların satın alınabileceğini daha önce belediye yönetimine ilettiklerini söyledi.
“Bir araç ihalesi konusu vardı. Bu ihalelerin genel merkez tarafından belli kişilere yönlendirildiğini düşünüyoruz. ‘Bu ihalede yanlış yapıyorsunuz, bu kiralama bedeliyle araçları satın alabilirsiniz. Kamu kaynaklarını ve belediyenin bütçesini yanlış kullanıyorsunuz’ dedik. Belediye Başkanı ise mecliste ‘Mecbur kaldık’ şeklinde konuştu.
Aradan iki yıl geçtikten sonra belediye araç satın alınmasıyla ilgili öneri getirdi ve araç satın almaya başladı. Sonuçta bizim söylediğimiz noktaya geldiler ve yanlıştan döndüler. Ancak bu süreçte Karşıyaka parasını ve zamanını kaybetti.”
Köse, iki yıllık araç kiralama ihalesinin yaklaşık 260 milyon lira olduğunu ileri sürerek, kiralanan araçların önemli bir bölümünün eski ve arızalı olduğunu savundu:
“260 milyon liraya iki yıllık araç kiralama ihalesi yaptınız. Aldığınız araçlar 7, 8 hatta 15 yıllık araçlar. Bu araçlar iş görmüyor. Bir yıllık kira bedeli yaklaşık 130 milyon liraya geliyor. Biz o dönemde hesapladık ve bu parayla araçların satın alınabileceğini söyledik. Sonuçta belediyenin 260 milyon lirası gitti.”
Utku Yılmaz üzerinden yönetici tercihlerine tepki
Belediyeye dışarıdan yönetici getirildiğini belirten Köse, eski Kent AŞ yöneticisi Utku Yılmaz üzerinden belediyenin kadro tercihlerine tepki gösterdi.
“Karşıyaka’yı seven, Karşıyaka’yı bilen yönetici yokmuş gibi dışarıdan bir yönetici getirildi. Suat Özçağdaş’ın danışmanlığını yapmış, Tekirdağ’da Özel Kalem Müdürlüğü görevinde bulunmuş Utku Yılmaz önce Özel Kalem Müdürü, daha sonra da Kent AŞ’de tek imza yetkili yönetici yapıldı.
Biz, ‘Bu yönetici Karşıyaka’ya zarar veriyor, belediyeyi yanlış yönlendiriyor, ihaleler ve alımlar yanlış yapılıyor’ diye defalarca açıklama yaptık. Sonunda Utku Yılmaz ile yollar ayrıldı ve kendisi Konak Belediyesi’ne gitti. Biz bu yöneticilerle belediyenin doğru yönetilemeyeceğini, yapılan ihalelerin ve alınan kararların hatalı olduğunu sürekli ifade ettik. Sonunda yine bizim söylediğimiz noktaya geldiler.”
Bıçaklama olayıyla ilgili soruşturma açıklaması
Utku Yılmaz’ın belediyeden ayrılmasının ardından yaşandığını söylediği bir olaya da değinen Köse, belediyeden çıkarılan bir çalışan ile Yılmaz’ın kardeşi arasında kavga çıktığını ileri sürdü.
Köse, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Utku Yılmaz’ın aylar önce işten çıkardığı, 19 yıllık bir belediye çalışanı var. Bu çalışan, Utku Yılmaz’ın Konak Belediyesi’ne gideceğini öğrendikten sonra sosyal medyada yorumlar yazmış. Daha sonra Utku Yılmaz’ın kardeşiyle bu kişi arasında kavga yaşanıyor. Utku Yılmaz’ın kardeşinin, işten çıkarılan çalışanı dört yerinden bıçakladığı iddia ediliyor. Şu anda konuyla ilgili soruşturma devam ediyor.
İşin ne kadar sıkıntılı bir noktaya geldiğini buradan görebilirsiniz. Bir yöneticinin kardeşinin, belediyeden çıkarılmış bir çalışanla ne işi olabilir? İş, şehir eşkıyalığı boyutuna kadar gelmiş durumda.”
“Kent AŞ çalışanlarının ciddi maaş alacağı var”
Karşıyaka Belediyesi iştiraklerinden Kent AŞ’de çalışan işçilerin maaşlarını düzenli alamadığını söyleyen Köse, belediye yönetiminin göreve geldiği dönemde birkaç aylık olan maaş alacağının zaman içerisinde büyüdüğünü iddia etti.
“Kent AŞ çalışanlarının, Belediye Başkanı göreve geldiğinde birkaç aylık maaş alacağı bulunuyordu. Çok yüksek bir alacak değildi. Ancak yönetim zafiyeti nedeniyle bunun üzerine yenileri eklendi. Bildiğim kadarıyla çalışanların yaklaşık yedi aylık maaş alacağı oluştu. Son aldığım bilgilere göre çalışanlara haftalık 3-4 bin lira gibi ödemeler yapılıyor ve içeride hâlâ ciddi miktarda maaş alacakları bulunuyor.
Biz sürekli şunu söyledik: Siz işçinize maaş veremezseniz, işçinizden nasıl temizlik ve verim beklersiniz? Karşıyaka’daki hizmetsizliğin nedenlerinden biri de budur.”
“Karşıyaka’da ciddi bir çöp ve temizlik sorunu var”
Sokaklarda çöp yığınlarının oluştuğunu belirten Köse, Aksoy Mahallesi’nde gerçekleştirdiği saha çalışmasında karşılaştığı manzarayı anlattı:
“Karşıyaka’da ciddi bir çöp ve temizlik sorunu var. Geçen günlerde Aksoy’da saha çalışması yaparken bir sokağa girdik. Aksoy gibi bir semtte sokağın delik deşik olduğunu, her tarafta çöp ve evsel atık bulunduğunu gördüm.
Belediye Başkanı kamera koyarak bu sorunları çözebileceğini düşünüyor. Önce çöpleri düzgün toplamanız gerekiyor. Vatandaş evsel atığını, mobilyasını veya kullanmadığı eşyasını nereye bırakacak? Belediye olarak buna çözüm üretmelisiniz.”
Belediyenin özel bir telefon hattı kurarak hacimli evsel atıkları vatandaşın adresinden alabileceğini söyleyen Köse, bu atıkların uygun bir tesiste bertaraf edilmesi gerektiğini ifade etti.
“Belediyede bir telefon hattı kurarsınız. Vatandaşın evsel ve hacimli atığını kamyonla alır, gerekirse bunun karşılığında bir ücret tahsil eder, daha sonra kuracağınız tesiste imha edersiniz. Ancak bunu yapmıyorsunuz. Vatandaşa ‘Evsel atığını veya mobilya parçasını atma’ demekle sorun çözülmez. Çöp konteynerlerinin kenarları evsel atıklarla dolu, konteynerler zaten taşıyor.
Bunları toplayamamanızın nedenlerinden biri de çalışmayan ve arızalı araçları kiralamanızdır. Bu araçlardan verim alınamıyor. Biz bu konuda da baştan uyarıda bulunduk.”
Örnekköy’de çöp, moloz ve güvenlik sorunu
Örnekköy Kentsel Dönüşüm Alanı’nın belirsizliğe sürüklendiğini savunan Köse, bölgede yaşayan vatandaşların çöp ve moloz yığınlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
“Örnekköy’de muammaya dönüşmüş bir kentsel dönüşüm alanı var. Vatandaşların yaşadığı yerin yanında çöp dağı oluşmuş durumda. Bizzat gidip gördüm. Şantiye atıkları, şantiye alanının dışına yığılmış. Burada insanlar yaşıyor. Bölge vahşi depolama alanına dönmüş gibi.
Örnekköy’deki küçük sanayi sitesinin arkasında, Fen İşleri’nin bulunduğu bölgede de yıllardır uyarıda bulunduğumuz bir alan var. Evsel atıklar buraya yığılıyor ve çöp dağları oluşuyor. Daha sonra bu atıkların yakılarak imha edildiğini ve ‘yangın çıktı’ şeklinde ihbarda bulunulduğunu görüyoruz. 2026 yılında modern belediyecilik anlayışı bu olamaz.”
Karşıyaka Belediyesi’nin modern bir atık tesisi veya çöp ayrıştırma tesisinin bulunmadığını öne süren Köse, ilçede ilaçlama ve park bakım çalışmalarının da yetersiz olduğunu savundu.

“Karşıyakalı devasa yatırım değil, temel hizmet istiyor”
Karşıyakalıların belediyeden büyük projeler beklemediğini dile getiren Köse, vatandaşın öncelikli talebinin temel belediyecilik hizmetleri olduğunu söyledi:
“Karşıyakalı çok fazla bir şey istemiyor. Devasa yatırımlar talep etmiyor. Sokaklarının ve yollarının düzgün olmasını, çöplerinin toplanmasını, sokaklarının temizlenmesini istiyor. Parklarının sulanmasını, ağaçların kurumamasını, yeşil alanların korunmasını ve çimlerin biçilmesini bekliyor.
Gidin bakın, Karşıyaka’daki parklarda çimler kurumuş, ağaçlar bakımsız durumda. Sinekten geçilmiyor, yeterli ilaçlama yapılmıyor. Ben Karşıyaka’da bu kadar kötü bir dönem görmedim. Vatandaş emlak vergisini ve diğer vergilerini ödüyor ancak en temel ihtiyaçları karşılanmıyor. Karşıyaka’nın zaten yerleşimi tamamlanmış durumda. Bu nedenle devasa yatırımlar değil, temel hizmetler bekleniyor.”
Cumhuriyet Mahallesi ve kentsel dönüşüm eleştirisi
Cumhuriyet Mahallesi’nin imar planlarının yıllardır kesinleştirilemediğini belirten Köse, mahallenin alt bölümündeki kentsel dönüşüm alanında güvenlik tedbirlerinin alınmadığını söyledi.
“Cumhuriyet Mahallesi’nin imar planları yıllardır kesinleştirilemedi. Mahallenin aşağısında bir kentsel dönüşüm alanı var. Gidin bakın, bölge harabeye dönmüş durumda. Evler boşaltılmış, binalar yıkılmış ve her yer moloz içinde kalmış. Bölgeden çok sayıda şikâyet geliyor. Güvenlik önlemleri alınmıyor. Belediye burada da gerekli tedbirleri almıyor. Bir iş yapılırken bile düzgün yapılmıyor. Belediye yönetimi Karşıyaka’da taş üstüne taş koymadığı gibi ilçeyi geriye götürüyor.”
“Belediyenin borcu yaklaşık 5 milyar liraya çıktı”
Karşıyaka Belediyesi’nin borç yüküne ilişkin rakamlar paylaşan Köse, mevcut yönetim göreve geldiğinde yaklaşık 2,3 milyar lira olan borcun 5 milyar liraya yükseldiğini ileri sürdü.
“Belediye Başkanı göreve geldiğinde SGK ve vergi borçlarıyla birlikte tahminen 2,3 milyar lira civarında bir borç vardı. Özel şirketlere olan borçları tam olarak bilmiyoruz; çünkü bunlar önümüze gelmiyor. Şu anda ise yaklaşık 5 milyar liralık bir borçtan söz ediyoruz. Bu, belediyenin bütçesini aşan bir borçtur ve belediye yönetimi bunun üstesinden gelemiyor.”
Belediyelerin nüfuslarıyla orantılı personel çalıştırması gerektiğini dile getiren Köse, Karşıyaka Belediyesi’ndeki personel sayısının olması gerekenden fazla olduğunu savundu:
“Türkiye’de belediyecilik mevzuatının yeniden ele alınması gerekiyor. Belediyeler nüfuslarına göre değil, kendi tercihlerine göre personel alıyor. Belediye şirketleri, siyasi partilerin kendi taraftarlarını desteklediği kurumlar hâline gelmemeli.
Karşıyaka’nın nüfusu yaklaşık 350 bin. Karabağlar’ın nüfusu ise yaklaşık 380 bin ve bildiğim kadarıyla Karabağlar Belediyesi’nde 1.200 çalışan var. Karşıyaka Belediyesi’nde mevcut yönetim göreve geldiğinde 2 bin 800 çalışan bulunuyordu. Emeklilikler ve ayrılmalarla bu sayı 2 bin 200 civarına indi. Ancak olması gereken sayı yaklaşık 1.000’dir.
Bir işletmeniz olsa ve o işi bin kişiyle yapabilecek durumdayken 2 bin veya 3 bin kişi çalıştırır mısınız? Çalıştırmazsınız. Karşıyaka’da bin kişiyle mevcut durumdan çok daha iyi hizmet verilebilecekken kadrolar şişirilmiş. Bu personelin önemli bir bölümü Cemil Tugay döneminde, daha küçük bir bölümü ise Hüseyin Mutlu Akpınar döneminde alınmış.”
“SGK ve vergi borçlarının üzerine faiz ekleniyor”
Personel sayısındaki artışın SGK ve vergi borçlarını büyüttüğünü ifade eden Köse, belediyenin hem geçmişten gelen hem de yeni oluşan borçlarını ödeyemediğini söyledi.
“Bin kişi çalıştırmanız gerekirken 2 bin 500 veya 3 bin kişi çalıştırıp ‘SGK ve vergi borçlarını ödemeyeceğim’ diyemezsiniz. Devlet SGK primini ve vergisini ister. Bu borçlar yerinde durmuyor, üzerine faiz ekleniyor.
Belediye her ay çalışanların SGK primlerini, stopajlarını ve vergilerini ödemezse borçlar üst üste biner. Konuştuğumuz yaklaşık 5 milyar liralık rakamın önemli bir bölümü vergi ve SGK borcudur.”
SGK’nin belediyeye ait taşınmazlara haciz koyduğunu ileri süren Köse, iki taşınmazın satıldığını söyledi:
“Bildiğim kadarıyla iki taşınmaz satıldı. Belediye taşınmazlarında da haciz bulunuyor. SGK artık ‘Yeter’ dedi ve belediyenin taşınmazlarına haciz koydu. Belediye zaten haciz olmasa da bu taşınmazları bir şekilde satıyordu ancak elde edilen gelirle SGK ve vergi borçları ödenmiyordu. Son dönemde satılan iki taşınmazdan elde edilen gelirle borcun bir bölümü düşürüldü.”
Denetim Komisyonu’ndaki faturalar
Belediye meclisindeki Denetim Komisyonu’nun incelediği bazı alımlara da değinen Köse, kimi ürünlerin piyasa fiyatlarının çok üzerinde bedellerle alındığını iddia etti.
“Temel sıkıntı şu: Hem fazla işçi çalıştırıyorsunuz hem de iş üretemiyorsunuz. Sokaklar ve yollar yine kötü durumda. Bunun yanında alımlarda da bütçeyi doğru yönetemiyorsunuz.
Denetim Komisyonu’na üye verdik ve faturaların incelenmesini istedik. Önümüze öyle faturalar geldi ki Belediye Başkanı bunların tamamına cevap vermeye çalıştı ancak hiçbirine mantıklı bir açıklama getiremedi. Bir ürünün 5 bin liraya alındığını, aynı ürünün bir yıl sonraki piyasa fiyatının bin lira olduğunu gördük. Bazı ürünlerin piyasa değerinin 5 veya 10 katına alındığına ilişkin örneklerle karşılaştık.”
“Mesele para değil, yönetim anlayışı”
Belediyelere nüfuslarına göre kaynak aktarıldığını ifade eden Köse, Karşıyaka Belediyesi’nin yaşadığı sorunların kaynak yetersizliğinden değil, yönetim anlayışından kaynaklandığını savundu:
“Nüfusa göre belediyelere verilen bütçelerde bir ayrım yok. Belediyelere özel bir kısıtlama uygulanmıyor. Sorun kötü yönetici ve kötü niyetli yönetim sorunudur. Amaç hizmet etmek olmayınca, ‘Buradan nasıl çıkar sağlayabilirim?’ anlayışı hâkim olunca hizmet üretilemez ve hiçbir bütçe yetmez.
Karşıyaka Belediyesi’nin yaklaşık 5 milyar liralık bütçesi var. Bir 10 milyar lira daha verseniz, mevcut yönetim anlayışıyla hiçbir şey değişmez. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de yaklaşık 120 milyar liralık bütçesi bulunuyor. Bir 120 milyar lira daha verseniz yine bir şey yapamazlar. Mesele para değil; mesele yönetim ve iyi niyettir.”
“Başarısız belediye başkanını yeniden aday göstermeyiz”
AK Parti’nin belediyecilik anlayışının hizmete dayandığını söyleyen Köse, görev yaptığı dönemde başarılı olamayan bir belediye başkanının yeniden aday gösterilmediğini savundu.
“AK Parti belediyelerinin yaptığı hizmetleri görüyorsunuz. Bir belediye başkanı bir dönem hizmet üretemezse Cumhurbaşkanımızın onu bir sonraki dönem yeniden aday göstermesi mümkün değildir. Ancak başka partilerde, ilçe belediye başkanı olarak hiçbir şey yapmamış bir kişinin daha sonra büyükşehir belediye başkanı adayı yapıldığını görüyoruz. Böyle bir anlayış olabilir mi?
Anadolu’daki şehirleri gezdiğinizde belediyecilik hizmetlerinin İzmir’den daha iyi olduğunu görüyorsunuz.”
“Seçmen AK Parti belediyelerinin kıymetini anladı”
Son yerel seçim sonuçlarını da değerlendiren Köse, AK Parti seçmeninin bir bölümünün sandığa gitmeyerek partisine “sarı kart” göstermiş olabileceğini söyledi.
“Seçmenimizin bir bölümü farklı gerekçelerle sandığa gitmemiş ve bize sarı kart göstermiş olabilir. Ancak şu anda bu durumun tersine döndüğünü düşünüyorum. Muhalefet partilerinin yönetimine geçen belediyelerde yaşayan vatandaşlar, AK Parti belediyelerinin kıymetini anlamış durumda. Çünkü belediyeler muhalefete geçtikten sonra hizmet üretilmediğini gördüler.”
Ekonomi, güvenlik ve savunma sanayisi değerlendirmesi
Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların küresel gelişmelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini dile getiren Köse; 2018’de başlayan süreç, pandemi, savaşlar, enerji ithalatı ve cari açığın ekonomi üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
“Dünyada yaklaşık 15 yıl boyunca ciddi bir para bolluğu yaşandı. Amerika trilyonlarca dolar bastı ve dünyaya dağıttı. Türkiye de bu para bolluğundan yararlandı. Döviz uzun süre belli seviyelerde kaldı. Ancak 2018’den sonra doların Türkiye’ye karşı bir silah olarak kullanıldığını gördük.
Ardından pandemi geldi. ‘Tam düzlüğe çıktık’ derken savaşlar başladı. Petrol ithal eden bir ülkeyiz. Enerji maliyetleri ve cari açık birleşince üzerimizde ciddi bir yük oluştu. Bu süreci mevcut hükümetin dışında başka bir yönetimin aynı şekilde yönetebileceğini düşünmüyorum. Güçlü liderlik ve güçlü hükümet, krizin Türkiye’ye çok daha ağır biçimde yansımasını engelledi. Aksi hâlde devlet ciddi bir kaosa sürüklenebilirdi.”
Türkiye’nin öncelikli meselesinin güvenlik olduğunu vurgulayan Köse, Orta Doğu’daki gelişmelere dikkat çekti:
“Orta Doğu’nun durumunu biliyoruz. Devlet başkanlarının öldürüldüğü, sarayların bombalandığı bir coğrafyadan söz ediyoruz. Batı’nın desteklediği İsrail, istediği ülkeyi bombalayabiliyor. Türkiye’ye bomba düşürebildiler mi? Düşüremediler.
Malınız, mülkünüz ve binanız olabilir ancak güvenliğiniz yoksa bunların hiçbir anlamı kalmaz. Cumhurbaşkanımız güçlü liderliğiyle Türkiye’nin güvenliğini yıllar boyunca ilmek ilmek ördü.”
Savunma sanayisine yapılan yatırımların önemine değinen Köse, Türkiye’nin bu alandaki gelişiminin dünyada yakından takip edildiğini belirtti:
“Şu anda herkes Türkiye’yi konuşuyor ve Türkiye’den savunma sanayisi ürünü almaya çalışıyor. Körfez ülkeleri, uzun yıllar boyunca Amerika’ya güvendi ancak Amerika’ya güvenilemeyeceğini ve Amerika’nın kendilerini koruyamayacağını gördüler. Bu nedenle ibre Türkiye’ye döndü.
2010’dan önce savunma sanayisine yıllık ortalama 5 milyar dolar civarında kaynak ayrılırken bugün bu rakam yaklaşık 50 milyar dolar seviyesine geldi. Bunun ekonomik geri dönüşü ve halka yansıması mutlaka olacaktır. Vatanımızın, milletimizin ve güvenliğimizin korunması önceliğimizdir. Savunma teknolojilerindeki gelişme ve ihracat, ekonominin yeniden güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Hiçbir ülkenin ekonomisi sürekli zirvede kalmaz.”
Avrupa Birliği’nin de Türkiye’nin önemini anladığını savunan Köse, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’nin 25’inci yılı dolayısıyla yaptığı konuşmayı hatırlattı:
“Avrupa Birliği de Türkiye’nin kıymetini anladı. Cumhurbaşkanımız 25’inci yıl konuşmasında, ‘Biz artık temelleri attık, bundan sonra daha da büyüyeceğiz’ mesajı verdi. Gerçekten 25 yılda çok ciddi temeller atıldı. Bundan sonraki dönemde bunun verimini göreceğimize inanıyorum.”
“CHP ve İYİ Parti’den AK Parti’ye yöneliş var”
Saha çalışmalarındaki izlenimlerini aktaran Köse, vatandaşın CHP belediyeciliğine ve muhalefet partilerinin siyasetine olan güvenini kaybettiğini savundu.
“Sahada vatandaşın ne CHP belediyeciliğine ne CHP siyasetine ne de İYİ Parti siyasetine inancı kalmış durumda. Bunu bizzat görüyoruz. Daha önce CHP’ye veya İYİ Parti’ye üye olmuş insanlar AK Parti’ye yöneliyor. Gerçeği ve doğruyu görüyorlar.
Son dönemde CHP’den ve İYİ Parti’den ayrılmış çok sayıda kişiyi partimize üye yaptık. İzmir seçmeni akıllı bir seçmendir. Sahada yaşananları görüyor ve bunun seçimlere yansıyacağına inanıyorum. Karşıyaka belki de tarihinde hiç bu kadar hizmetsizlik yaşamamıştı.”
“Karşıyaka sahip olduğu değerleri de kaybediyor”
Karşıyaka Belediyesi’nin yeni yatırımlar yapamadığı gibi mevcut tesisleri de verimli kullanamadığını savunan Köse, asfalt ve taş üretim tesislerini örnek gösterdi.
“Karşıyaka Belediyesi taş üstüne taş koymadığı gibi ilçenin sahip olduğu değerleri de kaybediyor. Bir asfalt tesisimiz vardı, şu anda atıl durumda. Taş üretim tesisimiz vardı; çok düşük kapasiteyle üretim yapıyor. Çünkü yollarda faaliyet yok, taşlar yenilenmiyor.
Cemil Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde yapılan önemli işlerden biri Alzheimer Merkezi’ydi. Küçük bir bina olan bu merkezin parasının dahi hâlâ ödenmediğini biliyoruz. Bir kültür merkezimiz vardı; orası da Büyükşehir Belediyesi’ne geçti ancak bedeli alınmadı. Karşıyaka yeni bir değer üretmediği gibi elindeki değerleri de kaybediyor. Bunların tamamı kötü yönetimin sonucudur.”
Pazaryeri projesi: “Yöntemin ve usulün yanlış olduğunu söyledik”
Bostanlı Pazaryeri’nde “tekstil günleri” adı altında yeni bir organizasyon düzenlenmek istendiğini belirten Köse, kararın belediye meclisine getirilmeden alındığını söyledi.
“Pazaryeri konusunda defalarca yöntemin ve usulün yanlış olduğunu söyledik. Belediye Başkanı, Bostanlı Pazaryeri’nde cumartesi günleri ‘tekstil günleri’ adı altında yeni bir pazar kurmaya çalıştı. Biz bunu basından öğrendik. İşin arkasında neler döndüğü ise büyük bir muammaydı. Bazı gelişmeleri daha o tarihte hissetmiştik.
Belediye Başkanı’yla karşılaştığımda kendisine, ‘Böyle bir karar almışsınız ancak bu karar yanlış. Meclise getirmediniz. Burada yaklaşık 1 milyar liralık bir ranttan söz ediliyor. Belediye olarak ne kazanıyorsunuz ve neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? Böyle bir organizasyon yapacaksanız Kent AŞ üzerinden yaparsınız. Burada yaklaşık bin pazarcı esnafı var, onlarla masaya oturursunuz’ dedim.”
“Pazarcı esnafının hakkı ve hukuku var”
Bostanlı Pazaryeri’nin bulunduğu alanın mülkiyetinin Milli Emlak’a ait olduğunu hatırlatan Köse, alanın kamu yararına pazaryeri olarak kullanılmak üzere belediyeye tahsis edildiğini söyledi.
“Belediyenin o alanda mülkiyet hissesi yok. Alan, kamu yararı doğrultusunda pazaryeri kurulması amacıyla Milli Emlak tarafından tahsis ediliyor. Belediye burayı tezgâhlara bölüyor ve belirli bir ücret karşılığında pazarcı esnafına veriyor. Üstelik pazaryerindeki yapının önemli bir bölümünü de pazarcı esnafı oluşturmuş. Bu insanların hakkı ve hukuku var.
Siz aynı yerde ikinci bir pazaryeri açarsanız mevcut esnafın kazancının yüzde 70’ini elinden almış olursunuz. Bu nedenle onlarla görüşmeniz, danışarak hareket etmeniz gerekir. Ancak ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla hareket edildi.”
“217 milyon liraya karşılık 1 milyarlık hacimden söz ediliyordu”
Pazaryeri projesinin belediyeye sağlayacağı gelirle ortaya çıkacağı ileri sürülen ticari hacim arasında büyük fark bulunduğunu savunan Köse, şu ifadeleri kullandı:
“Belediye Başkanı’na ‘Bu işten ne kadar alıyorsunuz?’ diye sordum. Bana 217 milyon lira cevabını verdi. ‘Burada 1 milyar liralık bir büyüklükten söz ediliyor, siz 217 milyon lira alıyorsunuz. Bu iş yanlış’ dedim.
Pazarcı esnafı eylemler yaptı. Polisle pazarcı esnafı karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. Biz defalarca, ‘Esnafla masaya oturun’ dedik. Belediye Başkanı ikinci bir hamle yaparak pazarı başka bir yerde açacağını söyledi ancak bunu da gerçekleştiremedi.”
Tezgâh satışı iddiası ve mağduriyetler
Süreç devam ederken yaklaşık 180 milyon liralık tezgâh satışı yapıldığını tahmin ettiklerini söyleyen Köse, tezgâhların çoğunlukla mevcut pazarcı esnafına değil, dışarıdan kişilere satıldığını iddia etti.
“Bizim tahminimize göre süreç devam ederken yaklaşık 180 milyon liralık tezgâh satışı yapıldı. Satışların çoğunluğu pazarcı esnafına değil, dışarıdan kişilere yapıldı. İnsanlara, ‘Bu tezgâhı alırsanız şu kadar kira geliri elde edersiniz’ şeklinde yüksek kira vaatlerinde bulunuldu.
Ancak pazar açılamayınca ortaya ciddi bir mağduriyet çıktı. Milli Emlak da tahsis sözleşmesine aykırı şekilde alanın ticarete konu edilmesi hâlinde buraya el koyabilir. Belediye yönetimi süreci yönetemedi ve olay elinde patladı.”
Kendisini mağdur olarak tanıtan bazı vatandaşlarla görüştüğünü belirten Köse, tezgâhlar için 2 milyon ile 5 milyon lira arasında ödeme yapıldığının kendisine aktarıldığını söyledi.
“Bize buradan 2 milyon, 3 milyon veya 5 milyon liraya tezgâh satın aldığını söyleyen 7-8 vatandaş geldi ve mağduriyetlerini anlattı. Yaklaşık 20 kişinin dolandırıcılık iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu öğrendik.
Pazarı açamadıysanız aldığınız paraları iade etmeniz gerekir. Bu insanlara güven veren, onları masaya oturtan ve sözleşme yapılmasına zemin hazırlayan belediyeydi. Belediye bu işin içinden kolayca sıyrılamaz.”
“Konu yargıda, en doğru kararı yargı verecek”
Suç duyurularının ardından soruşturma başlatıldığını söyleyen Köse, dosyada para transferlerine ilişkin dekontların ortaya çıktığını ileri sürdü.
“Soruşturma açıldıktan ve konu takip edilmeye başlandıktan sonra bazı dekontlar ortaya çıktı. İlgili kişinin ifadesine göre, ‘Bu paraları aldım ancak belediye benden etkinlik istedi. Ben de bu paralar karşılığında belediyeye ücretsiz etkinlikler yaptım. Belediyeye bağışladım fakat karşılığında makbuz almadım’ şeklinde bir savunma var.
Paraların nereye gittiği net değil. Belediye Başkanı, bu projeyle Kent AŞ çalışanlarının maaşlarını ödeyeceğini ve bir mağduriyeti gidereceğini söylüyordu. Ancak ne çalışanların maaşları ödenebildi ne de mağduriyet giderildi; aksine yeni mağdurlar ortaya çıktı.”
Köse, konuyla ilgili çok ağır bir nitelendirmede bulunarak, bunun “belediye aracılığıyla yapılmış bir dolandırıcılık” olduğunu düşündüğünü söyledi. Ancak soruşturmanın devam ettiğinin altını çizdi:
“Ben bu işin adını ‘belediye aracılığıyla yapılmış dolandırıcılık’ olarak koyuyorum. Burada ciddi bir mağduriyet var. Konu yargıya taşındı. Soruşturma devam ediyor ve en doğru kararı yargı verecektir. Soruşturma sürdüğü için ayrıntıya giremiyoruz. Ancak dosyada belediye başkan yardımcısının da adının geçtiği ve bazı para hareketlerine ilişkin belgelerin bulunduğu görülüyor.”
“Vatandaş belediyeye güvendiği için bu işe girdi”
Mağdur olduğunu söyleyen vatandaşların belediyenin projede yer alması nedeniyle tezgâh satın aldığını belirten Köse, belediye olmadan vatandaşların böyle bir ticari ilişkiye girmeyeceğini savundu.
“Ortada belediye olmasaydı bir vatandaşın veya esnafın böyle bir işe gireceğini düşünmüyorum. Bir hukuk bürosu size gelip ‘Burada tekstil günleri düzenleyeceğim, tezgâh satın alın’ dese kimse milyonlarca lira ödemezdi. Belediye projede yer aldığı ve güven verdiği için vatandaşlar bu işe girdi.
Vatandaş, ‘Biz belediyeye güvendiğimiz için bu işe girdik’ diyor. Şimdi paralarından oldular ve mağdur durumdalar.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne proje eleştirisi
İzmir’deki temel problemin yerel yönetimlerdeki yöneticilik anlayışı olduğunu savunan Köse, 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmet binasının hâlâ tamamlanamamasını eleştirdi.
“Temel sorun yerel yönetimler ve yönetici beceriksizliğidir. Hizmet anlayışı bulunmuyor. Siz büyükşehir belediye başkanısınız ve Büyükşehir Belediyesi’ni yönetiyorsunuz. 2020’de deprem oldu. Aradan yıllar geçti ancak hizmet binasını hâlâ yapamadınız. Bu durum tek başına yönetim anlayışını göstermeye yeter.”
Kamu yatırımlarında ihale bedeli ve bitiş tarihinin önceden belirlendiğini dile getiren Köse, merkezi hükümetin projelerinin büyük bölümünü planlanan zamanda tamamladığını söyledi:
“Biz hükümet olarak bir proje yaptığımızda ihale bedeli ve bitiş tarihi bellidir. Projeleri yüzde 99 oranında tamamlarız ve çoğunlukla ihale bedelinde büyük artış yaşanmaz. Ancak siz projeyi yanlış hazırlarsanız, işi yanlış firmaya verirseniz ve ihale bedelini yanlış hesaplarsanız proje ilerlemez.”
Opera binası ve yarım kalan projeler
İzmir Opera Binası’nı örnek gösteren Köse, binanın tamamlanmasına yetecek miktarda paranın temel ve kaba inşaat aşamasında harcandığını öne sürdü.
“Opera binası için teklif veren firmalardan biriyle görüşmüştüm. Binayı tamamlamaya yetecek kadar paranın temel ve kaba inşaata harcandığını söyledi. Para bitti ve proje yarım kaldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başlayıp da zamanında tamamladığı büyük bir proje gösterebilir misiniz? Ben göremiyorum. Yaklaşık 35 yıldır İzmir’de yaşıyorum. Gaziemir ve Çiğli’deki iki alt geçit dışında yapılmış ciddi bir yatırım görmedim. Onların da hazırlıkları daha önce yapılmıştı.”
Cemil Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile yatırımlar konusunda karşı karşıya geldiğini hatırlatan Köse, yapımına başlanan bazı çalışmaların durduğunu söyledi.
“Bir projeye başlanacağı söylendi, çevresi kapatıldı; okulların ve esnafın önü kapandı. Altı ayda bitirileceği açıklanan proje hâlâ olduğu gibi duruyor ve çalışma yapılmıyor. Yıllardır hazır olduğu söylenen projede, zemine çakılan kazıkların yeterli olmadığı ve yeniden zemin çalışması yapılacağı ifade ediliyor.
Yıllardır beklettiğiniz projeyi doğru hazırlayamıyorsanız mühendislik ve yöneticilik açısından sorun var demektir. Projeyi başlatıyor, çevresini kapatıyor, mağduriyet oluşturuyor ancak ilerleyemiyorsunuz. Opera binası ve Pelikan Park projesi de aynı şekilde kaldı. Cemil Tugay’ın açıkladığı tramvay hattı projesi ise unutuldu gitti.”
Karşıyaka İskele alt geçidi tartışması
Karşıyaka İskele bölgesinde yapılması planlanan alt geçidin yıllardır gerçekleştirilemediğini belirten Köse, alt geçit yerine üst geçit yapılması düşüncesini eleştirdi.
“Bütün büyükşehir belediye başkanları Karşıyaka İskele’nin bulunduğu bölgede alt geçit sözü verdi. Ancak bu söz yerine getirilmedi. Oradan bazı boruların geçtiği söyleniyor. O borular deplase edilebilir. Teknoloji bu kadar gelişmişken bu zor bir şey değildir.
Hükümetimiz denizin altından Marmaray’ı ve Avrasya Tüneli’ni yaptı. Siz burada 100 metrelik bir alt geçidi yapamıyorsunuz. Sonra ‘Üst geçit yapacağız’ diyorsunuz. Üst geçit hem bölgenin görüntüsünü bozar hem de yayaların kullanımını zorlaştırır. İnsanlara kesintisiz ve kolay bir yürüyüş alanı sunmanız gerekir.
Daha sonra bölgeyi boyadılar. Boyayınca ne değişti? Hizmet anlayışınız bu mu? Karşıyaka’da 25 yıldır iskele bölgesine bir alt geçit yapılamadı. Karşıyakalılar bu yönetim anlayışına mahkûm değildir.”
“Hizmetsizliği siyasi söylemlerle örtmeye çalışıyorlar”
Yerel yöneticilerin siyasi tartışmalar ve algı çalışmaları üzerinden hizmet eksikliğini perdelemeye çalıştığını savunan Köse, seçmenin bu durumdan yorulduğunu söyledi.
“Ortada bir hizmet olmadığı ve bir şey üretemedikleri için siyasi söylemlerle farklı algılar oluşturarak seçmeni yönlendirmeye çalışıyorlar. Ancak seçmen artık bu durumdan bıkmış durumda. Bunu sahada görüyorum. 2029 yerel seçimlerinde bunun sandığa yansıyacağına inanıyorum.”
İzmir’in trafik sorunu ve ulaşım master planı
İzmir’de trafik sorununa yönelik kalıcı bir çalışma veya yeni bir proje görmediğini söyleyen Köse, kentin ulaşım master planının bulunmadığını öne sürdü.
“İzmir’de trafik sorunlarını çözmek için kapsamlı çalışmalar yapılması gerekiyor. Ancak yeni bir proje göremiyoruz. Milletvekilimiz Atilla Kaya da sürekli olarak ulaşım master planının bulunmadığını dile getiriyor. Gerçekten İzmir’in ulaşım master planı yok.”
İkinci çevre yolu projesinin merkezi hükümet tarafından hazırlandığını belirten Köse, projenin ihale aşamasına geldiğini söyledi:
“Hükümetimiz ikinci çevre yolunun hazırlıklarını tamamladı ve proje ihale aşamasına geldi. Ulaştırma Bakanımız da yakın zamanda çalışmaların başlayacağını ifade etti. Yap-işlet-devret modeliyle kısa sürede tamamlanması planlanan bu proje, İzmir trafiğini önemli ölçüde rahatlatabilir.”
“İzmir Körfez Geçiş Projesi’ni kaybetti”
İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin davalar nedeniyle rafa kaldırılmasını eleştiren Köse, projenin İzmir trafiği için önemli bir çözüm olduğunu savundu.
“İzmir maalesef Körfez Geçiş Projesi’ni kaybetti. Proje davalar ve çeşitli itirazlar nedeniyle rafa kaldırıldı. Buna gerçekten üzülüyorum çünkü kalıcı çözüm olabilecek projelerden biriydi.
Bugün trafik sorununu bir taraftaki şeridi diğer tarafa aktararak çözmeye çalışıyorlar. Bu kez diğer şeritte sorun oluşuyor. Günün belli saatlerinde dışarı çıkamaz hâle geldik. Kalıcı bir çalışma göremiyoruz. Günü kurtarmaya yönelik müdahaleler dışında İzmir’e ve Karşıyaka’ya yakışacak bir proje bulunmuyor.”
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği iddialarına yanıt
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaları da değerlendiren Köse, Tugay’ın bütün siyasi partilere eşit davranan bir görüntü verdiğini söyledi.
“Cemil Tugay’ın şu anda herhangi bir parti ayrımı yaptığını düşünmüyorum. Bir davet olduğunda bütün siyasi partileri çağırıyor. Tarafsız hareket ettiği görüntüsü var.”
Tugay’ın geçmişte merkezi hükümete devredilen bazı taşınmazlarla ilgili çıkışlarını “algıya yönelik” bulduğunu belirten Köse, meslek fabrikası üzerinden yaşanan tartışmayı hatırlattı:
“Devletin bir kurumundan başka bir kurumuna geçen bir yer üzerinden tartışma yürütüldü. Gençler meslek fabrikasında hizmet alıyordu; şimdi aynı gençler üniversite bünyesinde farklı bir alanda hizmet alacak. Burası özel bir kuruma verilmiyor. Konunun bu kadar büyütülmesine ve algı çalışmasına dönüştürülmesine gerek yoktu. Belki Cemil Tugay da daha sonra hatasını anlamıştır.”
AK Parti’ye katılım konusunda parti yöneticilerinin yaptığı açıklamaları hatırlatan Köse, nihai kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait olduğunu söyledi:
“Partimizin büyükleri, ‘Hırsızlığı ve yolsuzluğu olmayan herkese kapımız açıktır’ şeklinde açıklamalar yaptı. Böyle bir talep varsa konu Cumhurbaşkanımızın önüne gider. Cumhurbaşkanımız kabul ederse süreç gerçekleşir.
Ben bu soruya şöyle cevap vermek istiyorum: İzmir’in iyi yöneticilere, iyi niyetli yöneticilere ve en önemlisi hizmete ihtiyacı var. Buradan sonucu siz çıkarın.”
Karşıyaka Stadı: “En büyük hedefim o statta maç izlemek”
Karşıyaka Stadı’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredildiğini belirten Köse, devir sürecinin AK Parti İzmir İl Başkanlığı ve milletvekillerinin girişimleriyle tamamlandığını söyledi.
“İl Başkanımızın ve İzmir milletvekillerimizin yoğun çabalarıyla stat Büyükşehir Belediyesi’ne devredildi. Son protokoller yapıldı. Tasarruf tedbirleri nedeniyle her yatırım hemen gerçekleştirilemiyor ancak Cumhurbaşkanımız gerekli onayı verdi.
Stat şu anda Büyükşehir Belediyesi’nde. Cemil Tugay, alanda zemin iyileştirme çalışmaları yaptıklarını ve projeye en kısa zamanda başlayacaklarını söyledi. Mimari projeler hazırlanıyor, bazı değişiklikler yapılıyor olabilir. Ben Cemil Tugay’ın verdiği sözü tutmasını ve stadı yapmasını canıgönülden istiyorum. AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı olarak en büyük hedeflerimden biri o statta maç izlemektir.”
Karşıyaka Belediyesi’ne kulüp eleştirisi
Karşıyaka Belediye Başkanı’nın geçmişte Karşıyaka Spor Kulübü’nde lisanslı sporcu olduğunu ve Karşıyakalı kimliğini vurguladığını hatırlatan Köse, belediyenin kulübe yeterli desteği vermediğini ileri sürdü.
“Belediye Başkanı sürekli ‘Ben Karşıyakalıyım, Karşıyaka’da lisanslı sporcu olarak oynadım’ diyor. Ancak şu ana kadar Karşıyaka Spor Kulübü’ne bir katkısı olmadı. Aksine zarar verdiğini düşünüyorum.
Kulüp binası kulübün elinden alındı. Arkasında kulübün gelir elde ettiği bir kafe vardı. Bu kafe kapatıldı ve başka bir işletmeciye verildi. İşletmeyle ilgili bir eleştirimiz yok. Ancak burada bir gelir elde ediliyorsa bunun belli bir yüzdesi kulübe aktarılabilirdi. Bu da yapılmadı.
Spor salonunda yöneticilerin kullandığı bir oda bulunuyordu. Bu oda da kulübün elinden alındı ve üstelik baskın şeklinde bir uygulamayla alındı. Taraftarlardan ciddi tepki ve istifa çağrıları gelince Belediye Başkanı stat alanında açıklama yaparak konuyu şova dönüştürmeye çalıştı.”
“Stada karşı dava açanlarla stat alanında açıklama yaptılar”
Karşıyaka Stadı alanında yapılan basın açıklamasına katılan bazı kişilerin geçmişte stadın aynı yere yapılmaması için dava açtığını ileri süren Köse, yaşananları “şov” olarak nitelendirdi.
“Stat zaten yapılacak ve süreç ilerliyor. Cemil Tugay söz verdi; ben de yapmasını istiyorum. Ancak Belediye Başkanı bunu bir gösteriye dönüştürmeye çalıştı.
İşin en ilginç tarafı, stat alanında yapılan basın açıklaması sırasında yanında bulunan bazı kişilerin geçmişte ‘Bu stat buraya yapılmasın’ diye dava açmış olmasıdır. Bu, şovdan başka nedir? Siz kulübe destek olmanız gerekirken köstek oluyorsunuz.”
Köse, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Artık bu gidişe dur denilmesi gerekiyor. İzmir’in her alanda hizmete ihtiyacı var. Bu hizmeti en iyi şekilde AK Parti belediyeciliğinin sunacağına inanıyorum. Seçmenimizin de önümüzdeki süreçte bunu göreceğini düşünüyorum.”



Yorum Yazın