Kooperatif mağdurlarından maliyet çıkışı: '1 ev nasıl 4 ev parasına ulaştı?' Vekillere çağrı
İzmir’de kooperatif projelerine ilişkin soruşturmalar sürerken, Gaziemir’deki kooperatif üyelerinin yaşadığı mağduriyetler yeniden gündeme geldi. Yapılan açıklamada İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZBETON ve İzmir milletvekillerine çağrı yapılarak, geçmişte yaşanan gecikme ve hataların maliyetinin kooperatif üyelerinin üzerine bırakılmaması istendi.
- Ege Postası
- 09.09.2026 - 11:29
- Güncelleme: 09.09.2026 - 11:41
EGE POSTASI - İzmir’de kooperatif modeliyle yürütülen konut projelerine ilişkin iddianameler, MASAK raporları ve bilirkişi tespitleri tartışılmaya devam ederken, projelerde yıllardır evlerini bekleyen kooperatif üyelerinin yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekildi.
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz tarafından yapılan açıklamada, tartışmaların yalnızca soruşturma dosyaları üzerinden yürütülmemesi gerektiği belirtilerek, “Bütün bu hataların bedelini neden kooperatif üyesi ödüyor?” sorusu gündeme getirildi.
“VATANDAŞ BU SİSTEMİ KURMADI”
Açıklamada, kooperatif üyelerinin imar planı hazırlamadığı, ruhsat vermediği, kamu şirketlerini yönetmediği, ihale sistemini kurmadığı ve belediye ile yapılan protokollerde karar verici olmadığı vurgulandı.
Ruhsat, yer teslimi, inşaat ve proje süreçlerinde yaşanan gecikmelerin maliyetleri artırdığına dikkat çekilerek, yıllar içerisinde oluşan ek mali yükün doğrudan vatandaşın karşısına çıkarıldığı ifade edildi.
“Ruhsat gecikiyor, maliyet artıyor. Yer teslimi gecikiyor, maliyet artıyor. İnşaat gecikiyor, maliyet artıyor. Proje değişiyor, maliyet artıyor. Hukuki sorun çıkıyor, maliyet artıyor. Yıllar geçiyor, maliyet artıyor. Sonra bütün bu maliyetler toplanıyor ve vatandaşa ‘öde’ deniliyor” ifadelerine yer verildi.
GERÇEK MALİYET İLE GECİKMENİN FATURASI AYRILSIN
Kooperatif üyelerinin evlerinin tamamlanması için gerekli gerçek inşaat maliyetini karşılamaya hazır oldukları belirtilirken, geçmişte yaşanan gecikme ve yanlış kararların oluşturduğu maliyetin ayrıca hesaplanması gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “Bugün vatandaştan istenen paranın ne kadarı evini yapmak için gerekli, ne kadarı geçmişte yaşanan gecikmelerin, yanlış kararların ve sistemsel hataların faturası?” sorusu yöneltildi.
Bu ayrım yapılmadan tüm ek maliyetlerin kooperatif üyelerine yüklenmesinin adalet duygusunu zedelediği savunuldu.
YÜZDE 9,77’LİK GERÇEKLEŞMEYE DİKKAT ÇEKİLDİ
Sayıştay raporlarındaki fiziki gerçekleşme oranları da açıklamanın gündemindeydi.
Örnekköy 3. Etap için yüzde 19,24, Örnekköy 4. Etap için yüzde 32,09 fiziki gerçekleşme oranlarının tespit edildiği hatırlatılırken, Gaziemir’deki söz konusu kooperatifte bu oranın yüzde 9,77 seviyesinde kaldığı belirtildi.
Açıklamada, “Yüzde 9,77’lik gerçekleşmenin yarattığı zaman kaybının ve yılların gecikmesinden doğan maliyet artışının bedelini kim ödeyecek?” sorusu yöneltildi.
BÜYÜKŞEHİR VE İZBETON’A SORU: 'GÜVENİN BEDELİNİ NEDEN VATANDAŞ ÖDÜYOR?'
Projeye giren vatandaşların kendilerine sunulan modele ve kamu kurumlarına güvenerek hareket ettiği vurgulandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON’un da bu güvenin oluşmasında rol oynadığı savunularak, sistemin hukuki, idari ve mali sonuçlarının yalnızca kooperatif üyelerinin üzerine bırakılmaması gerektiği belirtildi.
Açıklamada, “Vatandaş ne belediyeydi, ne İZBETON’du, ne de ihale makamıydı. Vatandaş kendisine sunulan modele güvendi. Vatandaşın güveninin bedeli neden yine vatandaşa ödetiliyor?” denildi.
İZMİR MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI
İzmir milletvekillerine de doğrudan çağrı yapılan açıklamada, vekillerden devam eden yargı süreçlerine ilişkin taraf olmalarının değil, mağduriyet yaşayan kooperatif üyelerinin sorunlarını gündeme taşımalarının beklendiği ifade edildi.
Milletvekillerine, “Bu vatandaş neden yeniden ödeme yapmak zorunda kalıyor?” ve “Kooperatif üyesinin mağduriyeti nasıl giderilecek?” sorularının yöneltildiği belirtilerek, konunun siyasi parti ayrımı yapılmadan ele alınması istendi.
“Bu soruların siyasi bir tarafı yoktur. Bu soruların parti rengi yoktur. Bu soruların tek bir tarafı vardır: vatandaş” ifadelerine yer verildi.
1 EV KENDİNE, 1 EV HAK SAHİBİNE…
Kooperatif üyelerinin ücretsiz konut ya da ayrıcalık talep etmediği vurgulanan açıklamada, vatandaşların yalnızca bugüne kadar ödedikleri paranın karşılığını ve evlerine kavuşmayı beklediği kaydedildi.
“Geçmişte yapılan hataların faturası, o hataları yapmayan vatandaşın sırtına yüklenemez” denilen açıklamada, projenin başlangıcında kullanılan “1 ev kendine, 1 ev hak sahibine” modeline atıf yapılarak şu soru yöneltildi:
“1 ev kendine, 1 ev hak sahibine diye çıkılan yolda, 1 evin bedeli neden 4 evin bedeline dönüştü?”
Açıklama, “Biz ev istedik, hataların faturasını ödemeyi değil” sözleriyle tamamlandı.
Açıklamanın tamamı şu şekilde;
NEDEN BÜTÜN BEDELİ KOOPERATİF ÜYESİ ÖDÜYOR?
İddianameler konuşuluyor, raporlar konuşuluyor… Peki ya evini bekleyen vatandaş?
Dün yeni bir kooperatif dosyasına ilişkin iddianamenin gündeme gelmesiyle birlikte kamuoyunun dikkati doğal olarak iddianamede yer alan suçlamalara, MASAK raporlarına ve bilirkişi tespitlerine çevrildi.
Bunların tamamı elbette araştırılmalı.
Kim suç işlediyse ortaya çıkarılmalı.
Kim kamunun veya vatandaşın zararına neden olduysa hesap vermeli.
Hukuka aykırı bir işlem varsa bunun sorumlusu belirlenmeli.
Ama bugün başka bir soruya dikkat çekmek istiyorum.
Belki de dosyanın en önemli sorusu MASAK raporlarında yok.
Bilirkişi raporlarında yok.
İddianamenin satır aralarında kaybolabilecek kadar basit ama binlerce insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir soru:
BÜTÜN BU HATALARIN BEDELİNİ NEDEN KOOPERATİF ÜYESİ ÖDÜYOR?
1 EV KENDİNE, 1 EV HAK SAHİBİNE…
Bu projelerin çıkışında vatandaşa anlatılan şey son derece basitti:
“1 ev kendine, 1 ev hak sahibine.”
Vatandaş da buna güvendi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, İZBETON’a güvendi.
Kimse zengin olma hayaliyle kooperatife girmedi.
Kimse kamu kaynaklarından pay alma düşüncesiyle yola çıkmadı.
Kimse birilerine kazanç sağlamak için yıllarca para ödemedi.
Vatandaşın tek amacı vardı:
Ev sahibi olmak.
Parasını ödedi.
Makbuzunu aldı.
Yıllarca bekledi.
Ama bugün geldiğimiz noktada vatandaşın karşısına yeni maliyetler, gecikmeler, hukuki sorunlar ve belirsizlikler çıkıyor.
Ve vatandaşın aklındaki soru giderek büyüyor:
“Ben bir ev sahibi olmak için girdim. Nasıl oldu da bir evin bedeli, dört evin bedeline yaklaşan bir mali yüke dönüştü?”
İşte bizim bütün tartışmaların merkezine koyduğumuz soru budur.
VATANDAŞ BU SİSTEMİ KURMADI
Bir kooperatif üyesi;
İmar planını hazırlamaz.
Ruhsat vermez.
Kamu şirketi yönetmez.
İhale sistemi kurmaz.
Belediye ile protokol hazırlamaz.
Model kurmaz.
Kamu kurumları arasındaki koordinasyonu sağlamaz.
Ama sistemde bir sorun çıktığında fatura dönüp dolaşıp onun önüne geliyor.
Ruhsat gecikiyor → maliyet artıyor.
Yer teslimi gecikiyor → maliyet artıyor.
İnşaat gecikiyor → maliyet artıyor.
Proje değişiyor → maliyet artıyor.
Hukuki sorun çıkıyor → maliyet artıyor.
Şantiye duruyor, yıllar geçiyor → maliyet artıyor.
Sonra bütün bu maliyetler toplanıyor ve vatandaşa:
“ÖDE”
deniliyor.
Peki neden?
HATAYI VATANDAŞ MI YAPTI?
ŞANTİYE DURDUĞUNDA ZAMAN DURMUYOR
Bir şantiye durabilir.
Ama hayat durmuyor.
Demirin fiyatı durmuyor.
Çimentonun fiyatı durmuyor.
İşçiliğin fiyatı durmuyor.
Arsanın ve inşaatın maliyeti durmuyor.
Enflasyon durmuyor.
Kiralar durmuyor.
Vatandaşın hayatı durmuyor.
İşte burada çok önemli bir ayrım yapmak zorundayız:
Bugünkü inşaat maliyeti ile geçmişteki hataların oluşturduğu maliyet aynı şey değildir.
Vatandaş elbette evinin tamamlanması için gerekli gerçek maliyeti karşılamaya hazır.
Ama şu sorunun da cevabını istemek hakkıdır:
“Bugün benden istenen paranın ne kadarı evimi yapmak için gerekli, ne kadarı geçmişte yaşanan gecikmelerin, yanlış kararların ve sistemsel hataların faturası?”
Bu ayrım yapılmadan vatandaşa sadece:
“Maliyet arttı, öde.”
demek adalet duygusunu yaralıyor.
RESMİ RAPORLARDA RAKAMLAR VAR. BİZ O RAKAMLARIN ARKASINDAKİ İNSANI SORUYORUZ.
Sayıştay raporlarında projelerin fiziki gerçekleşme oranlarına ilişkin somut tespitler yer aldı.
Örnekköy 3. Etap için yüzde 19,24, Örnekköy 4. Etap için yüzde 32,09 fiziki gerçekleşme oranları tespit edildi.
İşlerin verilen sürelerde tamamlanmadığına ve denetim/kontrol süreçlerine ilişkin tespitler de raporlara yansıdı.
Bizim kooperatifimizde durum daha içler acısı: yüzde 9,77.
Bunlar bizim iddiamız değil.
Resmî denetim kayıtlarına yansıyan tespitlerdir.
Ama biz bugün bu rakamların bir adım ötesini soruyoruz:
Yüzde 9,77’lik bir gerçekleşmenin bedelini kim ödeyecek?
Yüzde 9,77’lik bir gerçekleşmenin yarattığı zaman kaybının bedelini kim ödeyecek?
Yılların gecikmesinden doğan maliyet artışının bedelini kim ödeyecek?
Eğer cevap yine:
“Kooperatif üyesi.”
ise…
O zaman sormak zorundayız:
NEDEN?
VATANDAŞ NE BELEDİYEYDİ, NE İZBETON’DU, NE DE İHALE MAKAMI
Bir vatandaşın eline milyonlarca liralık kamu ihalesi yetkisi verilmedi.
Bir vatandaşın önüne kamu şirketi yönetme sorumluluğu konulmadı.
Bir vatandaşın görevi mevzuat yazmak değildi.
Vatandaş kendisine sunulan modele güvendi.
Üstelik bu güvenin oluşmasında kamu kurumlarının açıklamaları, belediye ve kamuoyuna verilen mesajlar da önemliydi.
O halde bugün sistemin hukuki, idari veya mali sonuçları tartışılırken şu soru mutlaka sorulmalıdır:
VATANDAŞIN GÜVENİNİN BEDELİ NEDEN YİNE VATANDAŞA ÖDETİLİYOR?
BİR EVİN BEDELİ NEDEN DÖRT EVİN BEDELİNE DÖNÜŞÜYOR?
Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir konu var:
Biz kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz.
Biz mahkemenin yerine geçmek istemiyoruz.
Biz soruşturmayı yönlendirmek istemiyoruz.
Biz kamunun, vatandaşların zararının araştırılmasına karşı değiliz.
Tam tersine;
Kim hata yaptıysa, suç işlediyse ortaya çıkarılsın.
Kim kamu zararına neden olduysa hesap versin.
Kim hukuka aykırı işlem yaptıysa hukuk önünde sorumluluğu belirlensin.
Ama bir taraftan bunlar yapılırken diğer taraftan binlerce kooperatif üyesine:
“Geçmişte ne yaşandıysa yaşandı, şimdi daha fazla para öde.”
denilmesini de kabul etmiyoruz.
Çünkü vatandaş şunu soruyor:
“Ben bütün bu kararları almadım. Peki neden bütün sonuçlarını ben üstleniyorum?”
BİZ SUÇLU ARAMIYORUZ. SORUMLULUK ARIYORUZ.
Bu çok önemli.
Çünkü bazen mağdurun hakkını savunmak, birilerini suçlamak gibi algılanıyor.
Hayır.
Biz suçsuz kimsenin mahkûm edilmesini istemiyoruz.
Adil bir soruşturma istiyoruz.
Şeffaf bir hesaplama istiyoruz.
Gerçek maliyet ile geçmiş hataların oluşturduğu maliyetin birbirinden ayrılmasını istiyoruz.
Kamu zararının kimden kaynaklandığının belirlenmesini istiyoruz.
Ve en önemlisi:
HATAYI YAPMAYAN VATANDAŞIN, HATANIN FATURASINI TEK BAŞINA ÖDEMEMESİNİ İSTİYORUZ.
BUGÜNÜN EN BÜYÜK SORUSU MASAK RAPORUNDA DEĞİL
MASAK bize paranın hareketini gösterebilir.
Bilirkişi bize teknik hesapları gösterebilir.
İddianame bize savcılığın değerlendirmesini gösterebilir.
Ama bunların hepsinin yanında başka bir rapora daha ihtiyacımız var:
VATANDAŞIN MAĞDURİYET RAPORUNA.
Kim ne kadar ödedi?
Bugüne kadar toplam ne kadar para toplandı?
Bu paranın ne kadarı nerede kullanıldı?
Proje hangi aşamada olmalıydı?
Hangi aşamada kaldı?
Gecikme ne kadar maliyet yarattı?
Bugünkü ek maliyetin ne kadarı gerçek inşaat maliyeti?
Ne kadarı geçmişteki kararların sonucu?
Ve en önemlisi:
BU FATURANIN NE KADARI VATANDAŞA, NE KADARI SORUMLULUĞU BULUNAN KURUMLARA AİT OLMALI?
İşte kamuoyunun asıl tartışması gereken mesele budur.
İZMİR MİLLETVEKİLLERİNE DE ÇAĞRIMIZDIR
Biz sizden kimseyi suçlu ilan etmenizi istemiyoruz.
Mahkeme yerine karar vermenizi istemiyoruz.
Siyasi taraf olmanızı istemiyoruz.
Sadece İzmir Milletvekili olarak İzmir’de mağdur olan insanların sesi olmanızı istiyoruz:
“Bu vatandaş neden yeniden ödeme yapmak zorunda kalıyor?”
“Kooperatif üyesinin mağduriyeti nasıl giderilecek?”
Bu soruların siyasi bir tarafı yoktur.
Bu soruların parti rengi yoktur.
Bu soruların tek bir tarafı vardır:
VATANDAŞ.
BİZ BEDAVA EV İSTEMİYORUZ.
Bunu özellikle söylüyoruz.
Biz başkasının hakkını istemiyoruz.
Biz kimsenin malına göz dikmiyoruz.
Biz hukukun dışında bir ayrıcalık istemiyoruz.
Biz sadece ödediğimiz paranın karşılığını istiyoruz.
Biz evimizi istiyoruz.
Ve şunu söylüyoruz:
GEÇMİŞTE YAPILAN HATALARIN FATURASI, O HATALARI YAPMAYAN VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENEMEZ.
SON SÖZÜMÜZ ÇOK BASİT
Bir vatandaş kooperatife girdiğinde kendisine bir ev hayali satıldı.
O vatandaş parasını ödedi.
Güvendi.
Bekledi.
Bugün ise önüne yeni maliyetler ve yeni belirsizlikler konuluyor.
Biz artık sadece:
“Ev ne zaman bitecek?”
diye sormuyoruz.
Daha büyük bir soru soruyoruz:
“BU EV NEDEN BU KADAR PAHALIYA MAL OLDU?”
Ve onun da ötesinde:
“NEDEN BÜTÜN BEDELİ KOOPERATİF ÜYESİ ÖDÜYOR?”
Bu sorunun cevabı verilmeden;
MASAK raporlarını da,
bilirkişi raporlarını da,
iddianameleri de konuşmaya devam edebiliriz.
Ama asıl mağdurun sesini duymamış oluruz.
Çünkü dosyaların içinde rakamlar var.
Raporların içinde tespitler var.
İddianamenin içinde suçlamalar var.
Ama bütün bunların arkasında hayatını, birikimini ve geleceğini bu evlere bağlamış insanlar var.
Biz onların sesiyiz.
Bizim talebimiz çok açık:
Suçlu kimse ortaya çıkarılsın.
Kamu zararı varsa hesap sorulsun.
Hukuka aykırılık varsa gereği yapılsın.
Ama bütün bunların bedeli, hiçbir kusuru olmayan kooperatif üyesinin sırtına bırakılmasın.
Çünkü vatandaş kooperatife;
bir sistemin hatalarını ödemek için değil,
kendi evine kavuşmak için girdi.
1 EV KENDİNE, 1 EV HAK SAHİBİNE DİYE ÇIKILAN YOLDA,
1 EVİN BEDELİ NEDEN 4 EVİN BEDELİNE DÖNÜŞTÜ?
İŞTE BİZ BU SORUNUN CEVABINI İSTİYORUZ.
ÇÜNKÜ BİZ EV İSTEDİK.
HATALARIN FATURASINI ÖDEMEYİ DEĞİL.
Ali Alpyavuz
S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi
Yönetim Kurulu Başkanı

Yorum Yazın