Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
İYİ Partili Özel’den Bakan Tekin’e sert çıkış: ‘37 kişi vefat etmiş, siz milis komutanı mısınız?’

İYİ Partili Özel’den Bakan Tekin’e sert çıkış: ‘37 kişi vefat etmiş, siz milis komutanı mısınız?’

İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i hedef alarak görev sürecindeki ölümler üzerinden sert eleştirilerde bulundu; “37 kişi vefat etmiş” diyen Özel, yaşananlara rağmen sorumluluk alınmamasını ve istifa mekanizmasının işlememesini gündeme taşıdı.

  • Ege Postası
  • 17.04.2026 - 14:32
  • Güncelleme: 17.04.2026 - 14:33

EGEPOSTASI- İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, NEO TV’de Mehmet Ali Deniz’in sunumuyla gerçekleşen Kent ve Siyaset programının konuğu oldu.

Özel, programda iktidarın ekonomi politikalarından güvenlik zafiyetlerine, yerel yönetim tartışmalarından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik sert eleştirilere kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İzmir’de saha gözlemlerini paylaşan Özel, hem ekonomik tabloya hem de kentteki siyasi tartışmalara ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

“İZMİR’DE NE ÜRETEN NE DE PAZARCI MEMNUN”

Özel, İzmir ziyaretiyle ilgili, “15’inde başladık 19’una kadar ziyaretlerimiz devam edecek. Hem STK’ları ziyaret ediyoruz hem de kendi teşkilatlarımızla program yapıyoruz. Sadece ben değil İYİ Parti sahaya inmiş durumda. Biz İYİ Parti Genel Sekreterliği olarak koordinasyonu sağlıyoruz. Nisan ayında İYİ Parti 36 ilde, bu tarz il programları tertipledi. Bu sayı mayıs ayında 50’ye çıkacak. Aynı zamanda İYİ Partinin yeni oluşturduğu parti içi eğitimci grubu da 50 ili bir tur da parti içi eğitim için ziyaret etmiş olacak. Halka da yansımaları olacak. Ziyaretlerin sonunda halkla buluşma, esnafa temas etme, problemler nasıl çözülebilir sorularını doğrudan yönelteceğiz. Tüm vatandaşlarımız İYİ Partilileri daha fazla karşılarında bulacaklar. Hem seçime yönelik bir çalışma hem de işi yapma şekli açısından da partinin yeni dönümde çok fazla saha olacağını söyleyebilirim. Diğer illerimizde birçok Pazar, esnaf ziyareti yapıyoruz. İzmir benim şehrim ve tarım şehri. Ankara’ya göre daha uygun fiyatlardan kurulu. İnsanların pazarda Ankara’ya göre daha memnun olduğunu düşündüm ama gördüm ki ne üreten memnun ne pazarcı memnun. İnsanlara bakıyorum 3’te 2’sinin pazar arabaları boş. Burada daha fazla mesai yapacakmışız gibi duruyor” dedi.

“TÜRKİYE’DE YETKİNİN SAHİBİ DEĞİŞMELİ!”

İktidarın politikalarını eleştiren Özel, “Günün sonunda siyaset bir kadro işi. Siyaset, sorunları tespit etme ve bunların üzerinden gelme işi. İnsanlar size bir yetki veriyorlar ve seçime kadar kullan diyorlar. Türk siyasi tarihinde son 25 senemizde iki krizimiz var. Biri mevcut iktidarın iktidar olmasına sebep olan 2001 krizimiz, diğeri de ne zaman başladığını bir türlü anlamadığımız ama içerirsinden asla çıkamadığımız son 7-8 sene. İktidarın krizi kabullendiği ve ben bir kriz olduğunu kabul ediyorum ve dezenflasyon süreci yürüyorum dediği süreç son 33 ay. İktidar gerçekten başka bir program uyguluyor ve hükümet ‘Şimşek programı’ adını veriyor. Bu programın başarısızlığı muhtemelen Sayın Şimşek’e havale edileceği için günün sonunda Cumhurbaşkanı ve diğer yöneticiler bu işten ellerini yıkayarak çıkacaklar. Sayın Şimşek neyi yapamıyor şu anda? Son 33 ayda uygulanan programda TÜİK verilerine göre enflasyonda sadece yüzde 6,7 gerileme var. 2001 krizinde beğenmedikleri eski Türkiye’de, 33 ayda 30 puan gerileme var. Demek ki siz bir şeyi yapamıyorsunuz. Türkiye’nin en büyük 10 ekonomiden biri olması hedefiyle yola çıkıp insanların İzmir gibi bir tarım kentinde bin-2 bin lirayla Pazar arabası dolduramadığı bir Türkiye’ye varmamız acı. O yüzden İYİ Partinin söyleyeceği söz çok. Biz neler yapılması gerektiğini biliyoruz. Ekonomi ekonomistlerle çözülür. Neler yapılması gerektiği belli daha önce 33 ayda 30 puan geri gelinmiş. Bizi uzaylılar geri getirmedi. Demek ki burada artık yetkinin sahibinin değişmesi gerekiyor. Biz insanlarla temasımızda şunu gözetiyoruz. Planımız belli ama nüanslar dahi önemli olduğu için onları dinliyor olmak planlın geneline olması bile nüanslarına mutlaka etki edecektir. O revizeler için sahadayız diyebilirim” ifadelerini kullandı.

“VERGİLER EN AZINDAN EMNİYETİ TEMİN ETMELİ”

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarıyla ilgili Özel, “Öncelikle acil şifalar diliyorum ve hayatlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Hadiseleri de başından beri takip ediyoruz. Bölgeye hem grup başkan vekilimizi hem genel başkan yardımcılarımızı ve vekillerimizi yönlendirdik. Türkiye’de gerçek bir cinnet hali söz konusu. Hemen her şey değişiyor ama değişen şeylerden bir tanesi de cinnetin tipolojisi. Gençler arasındaki mafyalaşma ve çeteleşme başka bir boyuta geçiyor. Okullardaki güvenlik problemleri ve akran zorbalıkları başka bir boyuta geçiyor. Dünyada da var ama Türkiye’de devlet erki bu hadiseyi öngörmek ve önlemek bakımından daha eksik kaldığı için doğan sonuçlar maalesef bizler açısından çok daha vahim oluyor. Devlet sizin emniyetinizi sağlar, adaletinizi sağlar. Siz bu yüzden devlete vergi verirsiniz. Devlet elektriği bana zaten satıyor. Suyu ve yolu da satıyor. Bu vergimin en azından emniyet ve adalet temin etmek konusunda karşılığı olması lazım. Türkiye güçlü bir kolluk kuvveti barındıran bir ülke ama maalesef ki insanlarda çocuğunu sokağa salarken de okula gönderirken de başına bir şey gelmeyeceğine dair bir inanış da yok” ifadelerine yer verdi.

BAKAN TEKİN’E: 37 KİŞİ VEFAT ETMİŞ! SİZ MİLİS KOMUTANI MISINIZ?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i hedef alan Özel, “Mevcut Milli Eğitim Bakanının bakanlık yaptığı dönemde 37 kişi vefat etmiş. Siz Milis Komutanı mısınız? Savaşıyor musunuz siz? Hala pişkin pişkin açıklamalarla aynı şahıs milli eğitim bakanlığı yapmaya devam ediyor. Ama yapmaya devam etmek istemediğini düşünelim. Buna hakkı var mı? Yok. Türkiye’de istifa etmek diye bir şey yok ki. Görevden affınızı istiyorsunuz. Böyle bir hadise karşısında istifa ederseniz, Turizm bakanı onlarca insan yanarak can vermişken istifa etmemişse onu zora sokmuş olursunuz. Bir gelenek başlamasın diye insanlar belki istifa etmek istiyorlarsa da irade sahibi olmadıkları için duruş da ortaya koyamıyorlar. Mesele şu; bir çeteler meselesi var. Mafyalaşma var ve teşvik ediliyor. İktidar mensupları memleketin en namlı mafyalarıyla poz veriyorlar. Mafya dizilerinin başrol oyuncularını tebrik edip birbirlerine resim yolluyorlar. Yeni nesil çeteler dediğimiz bir meseleyi mevcut Türkiye’nin eskimiş köhnemiş düzeni tespit de edemiyor. Bu okulu dışarıdan gelip 25-30-40 yaşında biri taramıyor. Çocuk zaten kendi okulunun talebesi. Bakıyorsunuz çocuğun bir arkadaşı bile yok. Bu literatürde yatak odası radikalleşmesi denen, bir çocuğun kendi kendine sanal âlemde zihninin ne kadar savrulabileceğini gösteren bir şey. Devletin bununla da mücadele etmesi gerekiyor. Burada milli eğitime de aile sosyal politikalar bakanlığına da çok büyük iş düşüyor. Ama onlar bu işle mi uğraşıyor yoksa kendi köhnemiş fikir dünyalarının propagandalarının peşindeler mi takdirini millete bırakmak gerekiyor” dedi.

“İYİ PARTİ İZMİR’DEKİ KAYIKÇI KAVGASININ KARŞISINDADIR”

İzmir’de seçmenin, politik bilinci yüksek, oy kullanmayı bilen ve kendi tercihlerini doğru bir şekilde sandığa yansıtan bir seçmen olduğunu belirten Özel, “İzmir’deki seçmenin hem cumhuriyet hem Mustafa Kemal Atatürk hem de demokrasiye ilişkin yüksek alakası ve seviyesi bazen iki kutuptan da suiistimal edilebiliyor. Normalde siyasetçinin görevi basit. Millet demokraside memleketin patronudur. Siyasetçi de bu patronun memurudur. Neler yapacağını o vade içerisinde taahhüt eder, yetki alır ve yapmaya çalışır. Yapamazsa da millet onu değiştirir. İzmir’de siyaset şöyle bir kıskaca girmiş durumda: bir taraf var ki cumhuriyete, Atatürk’e laikliğe taraftar algısına oturmuş, bir taraf da bunun karşısındaki algıya oturmuş bu örneklere baktığımız zaman bu tanımlamaların dışında birçok insan görüyorsunuz. Bu biraz kayıkçı kavgası gibi... Bir şey üretmenize gerek kalmıyor. Çoğunluğun bulunduğu kutbun başına gelip onların söylediklerini televizyonda söylüyorsunuz. İkonlaşmaya başlıyorsunuz ve onların oyunu alıyorsunuz. İzmir yapı stoku bakımından bir deprem bölgesi olmasına rağmen kendini yenileyememiş eski bir şehir olarak kalıyor. Alt yapısı çok eski, trafiği bitme noktasına gelmiş, tarımda küçülme noktasına gelmiş bir şehir. Diğer tarafta iktidar nimetlerini İzmir’e ara ara vaat ediyorsunuz ama kızdığınızda vermiyorsunuz. İYİ Parti’nin bakış açısı şu; ne siz cumhuriyetin kendisisiniz ne de sizin cumhuriyete karşı durmaya gücünüz yeter. İYİ Parti zaten politik olarak İzmir nezdinde bizzat kendisidir. Bunlarla vakit kaybetmektense İzmir yüksek teknolojiye nasıl kavuşur, İzmir limanını daha yüksek ihracata nasıl ulaştırır, İzmir’de insanlar nasıl daha mutlu olur, hastanesi nasıl daha iyi olur, genç bir kadın gece tek başına eve dönerken gönül rahatlığıyla nasıl gidebilir? Bunun politikasının üretilmesi işidir aslında İYİ Parti’nin işi. İYİ Parti İzmir’deki kayıkçı kavgasının karşısındadır diyebilirim” ifadelerini kullandı.

“MESLEK FABRİKASI OLAYINDA ART NİYET VAR!”

Meslek Fabrikası’yla ilgili Özel, “İktidar açık ve net bir şekilde Cumhurbaşkanının Ekrem bey ilk seçildiğinde söylediği bir söz vardı. Dedi ki ‘onlar topal ördek’. Yani ben sizi çalıştırtmayacağım. İçişleri bakanlığındaki müfettişlerimi salacağım, sizi çalıştırmayacağım. Adalet Bakanlığı’ndaki savcılarımı salacağım sizi çalıştırmayacağım’ diyor. Böyle bir şey yok demek abesle iştigal etmek olur. Bu hadise bazında baktığımızda aynı şey Meryem Ana otoparkında da oldu. Belediye dediğiniz özel bir iştirak değil. İnsanların oyuyla seçilmiş bir belediye başkanı var burada. Bu belediyenin bir bütçesi var. O otoparkı görüyorsunuz, neredeyse bütçenin yarısı. Siz bu otoparkı buradan aldığınızda ve yerine bir şey koymadığınızda orada yaşayan Selçuklu ne yapacak. Burada bir art niyet görüyoruz. Aynı şey Meslek Fabrikası için de geçerli. Destek verilmesi gerekiyorsa destek veririz. İzmir’deki bu mesele yeni değil. Hep olmuştur. Özellikle iktidarın İzmir’e iktidar belediyeciliği vaadi meselesi iktidar olunduğu zamandan beri var. Örneğin 2014 yerel seçimlerinde Selçuk’ta iktidar belediyeyi kazandı. 5 sene boyunca AK Parti idare etti. Seçim sonuçları da çok ilginçti. Selçuk’tan CHP’ye meclis üyesi olarak çıkan oy 10 bindi ama CHP’nin belediye başkanına çıkan oy 7 bin 500’dü. Millet CHP’ye Meclisi verdi ama belediyeyi AK Partili bir belediye başkanı seçti. 5 sene boyunca Selçuk’ta ne oldu diye baktığınızda hiçbir şey olmadı. İktidarın aslında şuna dönüp bakması lazım; sizin mikro bazı başarı örnekleri yaratmalısınız ki İzmirli de size büyükşehirde güvensin. Ama bunu yapamadıkları için zor kullanma yoluyla ne yapabileceklerine bakıyorlar. İnsanlar bundan bunaldı. Çünkü Türk insanı kavgayı gürültüyü sevmez. İYİ Parti’nin avantajlı konumda olduğunu görüyorum. Yanlışa yanlış demiş, çözüm önerisi var, hadiseleri takip edip içerisinde bulunmuş. İYİ Parti 3’üncü yol değildir tek yoldur. Millete lazım olan yoldur” diye konuştu.

“ARA SEÇİM BİR ZORUNLULUK!”

Ara seçimle ilgili Özel, “Genel başkanımızın dediği gibi seçimin her türlüsüne ‘evet’ deriz. Biz bir an önce milletin önüne sandık gelmesi gerektiği konusunda herhangi bir şüphe taşımıyoruz. Ama ara seçim ve erken seçim meselesi hukuki birer prosedür. Ben ana muhalefet partisinin mevcut iddianın iletişimini pek doğru yapamadığını düşünüyorum. Zaten bir erken seçim talepleri vardı. Bizim de vardı. Daha sonra erken seçim talep olmasına rağmen bir ara seçim talebi geldi. Bu ara seçim talebi meşrulaştırılmaya çalışılırken şöyle örnekler verildi; belediyesinin görevden alındığı, belediye başkanının tutuklandığı illerde gerekirse vekillerimizi istifa ettiririz. Bunu bir referanduma dönüştürürüz. Bu sözlerin hepsi tartışma alanını lüzumsuz yere genişletti. İYİ Parti’nin, CHP’nin, AK Parti’nin ara seçim tartışmasına gereklilik yok. Ara seçim kanuni bir zorunluluk zaten. İlk 30 ayda, geçtiyse bu süre, seçimlere de 1 yıldan fazla zaman varsa şimdiki gibi, boşalan vekillikler için seçim yapılır diyor. Yapılabilir demiyor. Uzun zamandır hukuku unuttuğumuz için, mahkeme kararlarını bile tanımayan sistem içerisinde yaşadığımız için, biraz bizim değerlendirmelerimiz tuhaflaşmaya başladı. Hukuk devletiysek bu yapılmak zorunda. Bunun nasıl yapılacağıyla alakalı meclis bir karar alacaksa meclisin kullanacağı yetki bir takdir yetkisi değil ki. Yapılır diyor. Nasıl yapılacağı düzenlenir. Bir hatırlatmadır bu. ‘bunu ne zaman yapıyoruz’ diye sorulması lazım. Ara seçim bir zorunluluktur, erken seçim yapılıyorsa da İYİ Parti her an hazırdır” dedi.

 

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.