Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Hukukçu Eminağaoğlu’ndan NEO TV'de mutlak butlan değerlendirmesi: 'Siyaseti dizayn etmeye yönelik bir karar'

Hukukçu Eminağaoğlu’ndan NEO TV'de mutlak butlan değerlendirmesi: 'Siyaseti dizayn etmeye yönelik bir karar'

Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, NEO TV ekranlarında CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ sürecini değerlendirerek kararın hukuki olmaktan çok siyaseti dizayn etmeye yönelik olduğunu savundu. CHP’nin sancılı bir döneme girdiğini belirten Eminağaoğlu, çözüm için demokratik baskının artırılması ve kurultay sürecinin işletilmesi gerektiğini söyledi.

  • Ege Postası
  • 04.06.2026 - 12:05
  • Güncelleme: 04.06.2026 - 12:41

EGE POSTASI - Eski Yargıtay Savcısı ve hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, NEO TV’de yayınlanan Uyandırma Servisi programında Kutluhan Nesil’in sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eminağaoğlu, CHP’ye yönelik yargı sürecini, kurultay tartışmalarını, tedbir kararının sonuçlarını ve partinin önündeki olası senaryoları değerlendirdi.

SİYASETİ DİZAYN ETMEYE YÖNELİK

Eminağaoğlu, söz konusu kararın hukuk ve yargı tarihinde eşi görülmemiş nitelikte olduğunu belirterek, bir mahkeme tarafından verilmiş olsa bile kararın “yargı kararı” olarak nitelendirilmesinin neredeyse olanaksız olduğunu söyledi.

Yargının araçsallaştırıldığı ve silah haline getirildiği bir dönemden geçildiğini ifade eden Eminağaoğlu, kararın yargı organları eliyle verilmiş gibi görünse de bütünüyle siyaseti düzenlemeye ve dizayn etmeye yönelik olduğunu savundu.

İstanbul’daki diploma tartışmaları üzerinden bir cumhurbaşkanı adayının devre dışı bırakılmaya çalışıldığını söyleyen Eminağaoğlu, Ankara’daki süreçte de benzer şekilde bir ana muhalefet partisi genel başkanının ve ana muhalefet partisinin etkisizleştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Eminağaoğlu, bu kararın muhalefeti ve ana muhalefeti biçimlendirme, iktidarın istediği şekle sokma anlayışıyla verildiğini ifade ederek, “İktidar partisi, ‘Ben eşit bir yarış istemiyorum; kiminle yarışacağıma, nasıl yarışacağıma ben karar veririm. Etkili bir güçle yarışmak istemiyorum’ anlayışıyla yargı organlarını kullanıyor” dedi.

Bu sürecin parti içi bir sorun gibi algılanmaması gerektiğini vurgulayan Eminağaoğlu, meselenin bir kurultayda yaşanan sorunmuş gibi gösterildiğini ancak gerçekte bunun kurultay gerekçe kılınarak CHP’ye yapılan bir müdahale olduğunu söyledi.

Karardaki hukuka aykırılıkların tek tek sıralanması halinde bir broşürün ya da fasikülün ötesinde makale hacminde bir metin ortaya çıkacağını ifade etti.

CHP’Yİ SANCILI BİR ZAMAN BEKLİYOR

Eminağaoğlu, kararın etkilerini ortadan kaldırma sürecinin kısa zamanda tamamlanamayacağını belirtti. En iyimser olasılıkla Kemal Kılıçdaroğlu’nun temyizden vazgeçme yönünde hemen bir dilekçe vermesi halinde bile sürecin uzayacağını söyledi.

Böyle bir dilekçenin verilip Yargıtay tarafından kararın bozulması, dosyanın yerel mahkemeye gitmesi, yerel mahkemenin buna göre karar vermesi ve CHP’nin yeni bir kurultay sürecini başlatması gerektiğini belirten Eminağaoğlu, bu kapsamda İstanbul İl Kongresi’nin de yapılmasının gerekeceğini ifade etti.

Araya 40 günlük adli tatilin de gireceğini hatırlatan Eminağaoğlu, “Nereden baksanız 5-6 aylık bir süre var. Bu da 5-6 aylık bir kaos, 5-6 aylık kaotik bir dönem demek” dedi.

Eminağaoğlu’na göre CHP’yi sancılı bir zaman dilimi bekliyor. Bu süreçte istenenin CHP’de kutuplaşma, ayrışma, kamplaşma ve iki başlılığın kronikleşmesi olduğunu söyleyen Eminağaoğlu, çekişmenin yapısal hale getirilmesinin amaçlandığını belirtti.

TEDBİR ORTADAN KALKMADIKÇA…

Eminağaoğlu, tedbir kararı ortadan kaldırılmadıkça CHP’nin olağan kurultay yapma şansının bulunmadığını söyledi. Buna karşılık olağanüstü kurultayın yapılabileceğini belirten Eminağaoğlu, bunun için de imzalar teslim edildiğinde genel başkanın çağrı yapma koşulu bulunduğunu ifade etti.

Genel başkan sıfatıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu çağrıyı yapmaması halinde olağanüstü kurultayın da yapılamayacağını söyleyen Eminağaoğlu, bu durumda partiden bir kişinin Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak çağrı kurulu üyesi görevlendirilmesini isteyebileceğini belirtti.

Mahkemenin böyle bir görevlendirme yapması halinde bunun şekli bir inceleme olacağını ifade eden Eminağaoğlu, bu kararın da genel merkezin başvurusu üzerine istinaf, yani bölge adliye mahkemesi incelemesine tabi olacağını söyledi.

TEDBİR ANCAK KOYAN MAHKEME TARAFINDAN KALDIRILABİLİR

Eminağaoğlu, bölge mahkemesinin olağanüstü kurultay sürecine ilişkin bir başvuruyu ne zaman inceleyeceğine dair belirlenmiş bir süre bulunmadığını söyledi. Bölge mahkemesinin dosyayı elde tutması halinde olağanüstü kurultay sürecinin de genel merkezin ve bölge mahkemesinin tutumu nedeniyle tıkanabileceğini belirtti.

Olağanüstü kurultayın yapılması, yeni bir ekibin seçilmesi, Özgür Özel’in ya da başka bir ekibin göreve gelmesi halinde bile bu kişilerin mazbata alabileceğini ancak yetki kullanamayacağını söyleyen Eminağaoğlu, yeni bir kurultayın ve seçimin yapılmasının tedbiri kendiliğinden kaldırmayacağını vurguladı.

Eminağaoğlu, “Tedbir ancak koyan mahkeme tarafından kaldırılabilir” dedi.

Buna rağmen yapılacak bir kurultayın siyasi etkisi olabileceğini belirten Eminağaoğlu, delegelerin desteğinin kimden yana olduğunun Türkiye ve parti kamuoyu tarafından görüleceğini söyledi. Bu tablonun siyaseten kimin partide yer alması, kimin de görevi bırakması gerektiğini ortaya koyabileceğini ifade etti.

Ancak hukuken tedbirin kendiliğinden ya da kurultayda yapılan seçimle ortadan kalkmayacağının altını çizdi.

KILIÇDAROĞLU ALEYHE KONUŞMALAR YAPMIŞTI…

Eminağaoğlu, siyasi partilerin üst üste iki kurultayını yapmaması halinde seçime katılamayacağına ilişkin düzenlemenin 2022 yılında yasaya eklendiğini hatırlattı. Bu tarihe kadar yasada böyle bir hüküm bulunmadığını belirten Eminağaoğlu, daha önce iki ya da üç kurultayını yapmayan siyasi partilerin bile YSK tarafından seçimlere katılabileceği değerlendirilerek seçimlere girebildiğini söyledi.

2022’de yapılan değişiklikle, üst üste iki kurultayını yapmayan siyasi partilerin seçime katılamayacağına dair bir düzenleme getirildiğini ve buna YSK’nın karar verdiğini belirten Eminağaoğlu, bu yasa değişikliği yapılırken Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olduğunu hatırlattı.

Eminağaoğlu, CHP’nin hem Anayasa Komisyonu’nda hem Genel Kurul’da bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu yönünde konuşmalar yaptığını, hatta Anayasa Komisyonu’nda bu hükme ilişkin karşı oy yazısı da yazdığını söyledi.

Ancak CHP’nin bu yasa değişikliğine karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvururken söz konusu maddeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşımadığını ifade eden Eminağaoğlu, bu nedenle Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğü maddenin Anayasa Mahkemesi incelemesinden geçmediğini ve şu anda yürürlükte olduğunu belirtti.

CHP’NİN SEÇİMLERE KATILMASINI ENGELLEYEN BİR DURUM YOK

Eminağaoğlu, CHP’nin en son 2020 yılında olağan kurultayını yaptığını, sonraki 2023 ve 2025 olağan kurultaylarının ise iptal edilmiş durumda olduğunu söyledi.

Şu anda mahkeme kararı ve tedbir nedeniyle olağan kurultayını yapamayan bir CHP bulunduğunu belirten Eminağaoğlu, bunun CHP’nin kendi iradi davranışıyla kurultay yapmaması anlamına gelmediğini vurguladı.

Bu nedenle CHP’nin seçimlere katılmasını engelleyen hukuki bir durum bulunmadığını ifade eden Eminağaoğlu, bu konuda kamuoyunda bilgi kirliliği yaratıldığını söyledi.

Eminağaoğlu, tedbir kararı olmaksızın CHP’nin iki dönem olağan kurultayını yapmaması halinde sorunun o zaman ortaya çıkabileceğini belirtti. Mevcut yargı kararının kesinleşmesi halinde derhal kurultaya gidilmesi gerektiğini ifade eden Eminağaoğlu, aksi durumda bu konunun ancak iki yıl sonra gündeme gelebilecek bir başlık olduğunu kaydetti.

Bugünün sorununun CHP’nin seçimlere katılıp katılamaması olmadığını söyleyen Eminağaoğlu, kamuoyunda CHP ile ilgili çok fazla başlıkta bilgi kirliliği yaratıldığını belirterek, bunun seçmenin, parti üyelerinin ve kamuoyunun kafasını karıştırmaya dönük olduğunu ifade etti.

CHP SEÇMENİ BÜTÜNÜYLE KOPAN BİR SEÇMEN DEĞİL!

Eminağaoğlu, bir siyasi partinin seçimlere katılabilmesi için Türkiye’nin en az 41 ilinde teşkilatlanmış olması gerektiğini hatırlattı. Bu 41 ilin her birinde de ilçelerin en az üçte ikisinde teşkilatlanma koşulu bulunduğunu belirtti.

Ayrıca seçime katılacak partinin seçimlerden en az 6 ay önce kurulmuş ve büyük kongresini yapmış olması gerektiğini ifade eden Eminağaoğlu, bu koşulları taşıyan bir siyasi partinin her an alınabilecek bir erken seçim kararına katılabileceğini söyledi.

Bu koşulları taşıyan bir partiye gidilirse seçimlere girilmesinin önünde engel olmayacağını belirten Eminağaoğlu, ancak CHP seçmeninin CHP’nin kurumsal yapısından bütünüyle kopan bir seçmen olmadığını vurguladı.

Eminağaoğlu’na göre mevcut yönetime ve tedbirle görev yapan yönetime tepki gösterip ayrılacak bir seçmen ve üye kitlesi olabilir. Ancak yaratılan müdahale tablosu nedeniyle tepki gösterip sandığa gitmeyen, yeni kurulan partiye değil başka siyasi partilere yönelen ya da CHP’de kalan seçmenler de olacaktır.

Çoğunluğun Özgür Özel’e destek vereceği düşünülse bile seçmen kitlesinin dörde bölünme ihtimali bulunduğunu söyleyen Eminağaoğlu, amaçlananın da CHP’nin yüzde 37’lere ulaşan seçmen desteğinin blok halinde kalmaması ve bölünmesi olduğunu savundu.

Eminağaoğlu, AKP karşısında güçlü bir CHP’nin bulunmasının istenmediğini ifade ederek, yeni partiye gidilmesi halinde çoğunluk taşınsa bile yüzde 37’lik oyun tamamının taşınamayacağını belirtti.

KURULTAYI YAPTIRMAKTAN BAŞKA ÇARE YOK

Eminağaoğlu, bu tabloda demokratik mücadelenin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine olağan kurultayın bir an önce yaptırılması için baskı kurulmasından başka çare olmadığını ifade etti.

CHP’YE MÜDAHALE EDENLERİN ZATEN İSTEDİĞİ BU…

Eminağaoğlu, CHP’nin belediyelere yönelik müdahaleler nedeniyle yaklaşık 107 miting yaptığını, milyonları alanlara döktüğünü söyledi. Ekrem İmamoğlu için sandık kurulduğunu ve 15 milyon imza toplandığını hatırlatan Eminağaoğlu, aynı kitlenin demokratik baskı yoluna gitmesi halinde genel merkezin bu sürece çekilebileceğini belirtti.

Parti üyelerinden, parti tabanından ve halktan destek görmeyen bir yönetimin demokratik baskı karşısında daha fazla direnemeyeceğini savunan Eminağaoğlu, aksi halde uzayacak olağan kurultay sürecinin seçim sonrasına sarkacak ayrışmalara, kutuplaşmalara ve sorunlara yol açacağını söyledi.

Özgür Özel’in, partide siyaset yapma imkanı bırakılmazsa yeni bir yol arayışına gidilebileceği yönündeki söyleminin haklı görülebileceğini ifade eden Eminağaoğlu, ancak bunun seçmen bloğunu bir arada tutamama gibi bir sonuç doğurabileceğini söyledi.

Eminağaoğlu, bunun CHP’ye müdahale edenlerin istediği şey olduğunu belirterek, CHP’yi olağan kurultaya taşımanın bütün CHP’lilerin görevi olduğunu vurguladı.

Hukuk sürecinin CHP’ye müdahale yarattığını ve partiyi ana muhalefet kimliğinden uzaklaştıracak bir sonuç ortaya çıkardığını belirten Eminağaoğlu, hukuk yoluyla sonuç alınamaması halinde demokratik mücadele çıtasının yükseltilmesi gerektiğini ifade etti.

Demokratik mücadelenin başka bir partide de CHP içinde de yükseltilebileceğini söyleyen Eminağaoğlu, CHP içinde sandığın bir an önce kurulması gerektiğini belirtti.

Eminağaoğlu, ülkede sandık isteniyorsa parti içinde de sandığın derhal konulmasının sağlanması gerektiğini söyledi. Sürecin kendiliğinden ilerlemesini beklemenin doğru olmadığını belirten Eminağaoğlu, bugün temyizden vazgeçilse bile Yargıtay’ın dosyayı alması, incelemesi, karar vermesi, yerel mahkemeye gitmesi ve kongre takviminin işletilmesinin zaman alacağını vurguladı.

Bu nedenle temyizden vazgeçilmesi için baskının artırılması gerektiğini söyledi.

KEMAL BEY TEMİZLİK YAPAYIM, ONDAN SONRA GİDECEĞİM DİYOR

Eminağaoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Partide temizlik yapayım, ondan sonra gideceğim” yönündeki yaklaşımını da değerlendirdi.

Tedbiren göreve gelmiş organların normal organlar gibi hareket edemeyeceğini belirten Eminağaoğlu, tedbiren görev yapan organların yalnızca çok zorunlu ve ivedi işleri yapabileceğini söyledi.

Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun “temizlik yapayım” söyleminin hukuken yerinde olmadığını ifade eden Eminağaoğlu, tedbirle görev yapan organların diğer dönemlerdeki organlar gibi hareket edemeyeceğini kaydetti.

“Ben oturayım, diğer genel başkanlar gibi istediğim işi yapayım” anlayışının tedbir kararıyla uyumlu olmadığını söyleyen Eminağaoğlu, tedbirin mümkün olduğunca erken, zorunlu ve acil işleri yapabilecek bir geçici durumu ifade ettiğini belirtti.

BEKLENEN BİR KARARDI

Eminağaoğlu, Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçeli kararının beklenen bir karar olduğunu söyledi. Bölge mahkemesi kararı ne kadar yanlış olursa olsun, bu kararların icra ve infaz yerinin icra daireleri olduğunu belirtti.

Bölge mahkemesinin kararı YSK’ya göndermiş olmasına rağmen, bu kararın seçim hukukuna veya hukuka aykırı olup olmadığını denetleyecek merciin YSK değil Yargıtay olduğunu ifade etti.

CHP’nin YSK’ya başvuru yapmış olsa bile YSK’nın itirazların haklılığı ya da haksızlığı konusuna giremeyeceğini söyleyen Eminağaoğlu, YSK’nın görevli ve yetkili olmadığı için başvuruyu incelemediğini ve mahkemenin gönderdiği kararı da iade ettiğini belirtti.

Bu nedenle YSK kararının “parti haklı bulundu” ya da “haksız bulundu” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

Eminağaoğlu, hukuken geriye bölge mahkemesi kararının Yargıtay’dan ne zaman geçeceği sorusunun kaldığını söyledi. Temyizden vazgeçilmezse dosyanın Yargıtay’da süresiz biçimde bekleyebileceğini, temyizden vazgeçilirse daha kısa sürede sonuç alınabileceğini belirtti.

Dosya bekledikçe tedbirle görev yapan organların ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da görevde kalmaya devam edeceğini söyledi.

BU DOSYANIN BİR AN ÖNCE YARGITAY’DAN GEÇMESİ LAZIM

Eminağaoğlu, siyasi parti kurultaylarının iki yılda bir yapılması gerektiğini, bu sürenin bir yıl daha uzatılabileceğini ve toplamda üç yıl olabileceğini hatırlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce üç yıllık süre dolmuş olmasına rağmen kurultayı üç yıl dört ay sonra, kasım ayına sarkıtarak yaptığını söyleyen Eminağaoğlu, şimdi de yasadaki seçilme süresinin çok ötesine geçilmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalındığını belirtti.

Eminağaoğlu, Yargıtay dosyayı incelemediği sürece Kemal Kılıçdaroğlu’nun adeta partiye el konulmuş ve partinin seçimsiz genel başkanıymış gibi yoluna devam ettiği bir tablonun ortaya çıktığını söyledi.

Bunun son derece garip ve hukuksuz bir durum olduğunu ifade eden Eminağaoğlu, bir siyasi partide 13 yıl genel başkanlık yapmış bir kişinin asla böyle bir tutum içinde olmaması gerektiğini belirtti.

Eminağaoğlu, bu dosyanın bir an önce Yargıtay’dan geçmesi gerektiğini vurguladı.

CHP’Yİ BU KUMPASLARDAN KURTARALIM

Eminağaoğlu, CHP’de genel merkezi kullanamayan CHP’liler ve milletvekilleri bulunduğunu belirterek, parti içinde milletvekilleri, üyeler ve örgütler arasında çift başlılık yaratıldığını söyledi.

Bu tablonun, “Böyle bir parti seçime mi gider, böyle bir parti ülke mi yönetebilir?” algısını oluşturmayı hedeflediğini ifade eden Eminağaoğlu, CHP’ye olan güvenin azaltılmak ve partinin seçim yarışında etkisiz kılınmak istendiğini savundu.

Eminağaoğlu, bu konunun yalnızca parti içi bir sorun olmadığını; Cumhuriyet’in ve Atatürk Cumhuriyeti’nin yaşatılmasıyla ilgili bir mesele olduğunu söyledi.

CHP’nin bölünmemesi ve tedbirli yönetimin bir an önce sona ermesi için demokratik baskının artırılması gerektiğini ifade eden Eminağaoğlu, “Partimize sahip çıkalım” çağrısında bulundu.

BOP süreciyle ilgili gelişmelerin hızlandığı dönemlerde CHP’nin operasyonlara maruz kaldığını savunan Eminağaoğlu, 1 Mart tezkeresi dönemini örnek gösterdi. CHP’nin 1 Mart tezkeresini önlediğini, sonrasında Orta Doğu ülkelerinin yönetimlerine müdahale edildiğini söyledi.

2010 anayasa değişikliği sürecinde de bu süreci engelleyebilecek CHP’nin bir kaset kumpasıyla karşı karşıya kaldığını belirten Eminağaoğlu, ardından Libya, Mısır ve Suriye’de yönetimlere müdahale edildiğini ifade etti.

Bugün de “Terörsüz Türkiye” adı altında BOP sürecinin hızlandırıldığını savunan Eminağaoğlu, güçlü bir CHP’nin bu sürece engel olabilecek bir parti olduğunu söyledi.

Eminağaoğlu, CHP’nin yalnızca Türkiye’de demokrasinin değil, Orta Doğu’da da barışın, “Yurtta barış, cihanda barış” ilkesinin taşıyıcısı olduğunu belirterek, CHP’ye yargı üzerinden yapılan müdahalelere karşı çıkılması gerektiğini ifade etti.

“Bugün partimize sahip çıkma günüdür” diyen Eminağaoğlu, bu müdahalenin parti içi bir sorun gibi görülmemesi gerektiğini, demokratik mücadelenin yükseltilmesi ve tedbirli yönetimin uzun süre partide kalmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.