Dolar 45,5229
%0.2
Euro 52,9886
%-0.31
Altın 6.643,760
%-2.21
Bist-100 14.368,00
%-1.89

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
Halil Solak'tan çarpıcı gündem değerlendirmesi; Tugay'a uyarı, Ali Yalçın'a sert tepki!

Halil Solak'tan çarpıcı gündem değerlendirmesi; Tugay'a uyarı, Ali Yalçın'a sert tepki!

Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de CHP'ye ilişkin devam eden ve ertelenen “şaibeli kurultay” davasını, Uşak Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operayonları değerlendirirken, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Cumhuriyete yönelik '100 yıllık narkoz' sözlerine sert tepki göstererek, "Ben sayın Ali Yalçın'ı emekçi sendikası güya memurun, emekçilerin bir sorunu olduğunda hiç ortada görmedim" dedi. Solak programda ayrıca, Karşıyaka Stadı ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı uyardı. Solak, “Karşıyakalı taraftarların 30 yıllık hayalleri sonunda gerçek olacak gibi. İhaleye çıkılacak. Ondan sonra ‘3 yıl içinde bitireceklerini, inşaatında çalışacağını’ söyledi sayın Tugay. Yalnız burada eğer bu sözler verilip yine hayal kırıklığı olursa Başkan Tugay’ın büyük sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum. Onun için bu bir fırsat. Sayın Cemil Tugay için de bir fırsat bunu iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Orayı yaparsa büyük iş yapmış olur." dedi.

  • Ege Postası
  • 02.04.2026 - 00:01
  • Güncelleme: 02.04.2026 - 00:29

EGE POSTASI- Gazeteci Halil Solak, NEO TV’de yayınlanan Denge programında Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) ilişkin devam eden ve 6 Mayıs’a ertelenen “şaibeli kurultay” davasını, Uşak Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operayonları değerlendirirken, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Cumhuriyete yönelik sözlerine sert tepki gösterdi. Solak programda ayrıca, Karşıyaka Stadı ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı uyardı.

“Şaibeli kurultay” davasının hukuki boyutundan siyasi etkilerine kadar geniş bir çerçevede açıklamalarda bulunan Solak, sürecin yalnızca bir yargı meselesi değil, aynı zamanda siyasi gündemi şekillendiren bir tartışma alanına dönüştüğünü söyledi.

Solak, davanın geldiği aşamanın kamuoyunda yoğun şekilde tartışılmasının tesadüf olmadığını belirterek, sürecin CHP’yi sürekli tartışma gündeminde tutan bir niteliğe sahip olduğunu ifade etti.

“MUTLAK BUTLAN DAVASI REDDEDİLDİ, SÜREÇ İSTİNAFTA”

Programda dava sürecinin hukuki arka planını anlatan Halil Solak, kurultayın iptaline yönelik açılan “mutlak butlan” davasının mahkeme tarafından reddedildiğini hatırlattı.

Solak,konuya ilişkin şunları söyledi:

“ ‘Şaibeli kurultay’ davası bazı iddialar üzerine başlatılan bir dava süreci. ‘Mutlak butlan’ davası biliyorsunuz mahkeme tarafından reddedildi. Şu an istinaf süreci devam ediyor. Kısa süre içerisinde de onun kararının çıkması bekleniyor.  Kurultayda şaibe iddiası da para karşılığında bazı delegelerin oylarının sakatlandığı, bunun için ceza almaları isteniyor. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı  Ekrem İmamoğlu'nun, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın ve bazı eski il başkanlarının da olduğu 12 ismin kurultay öncesi bazı delegelere para dağıttığı yönünde iddialar üzerine başlatıldı. Dördüncü duruşması oldu bugün. Mahkeme davayı 6 Mayıs'a erteledi.”

Solak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in daha önce yaptığı “bu dava bir sonuç değil süreç davası” değerlendirmesini hatırlatarak, davanın siyasi gündem üzerindeki etkisine dikkat çekti.

“DEMOKLES’İN KILICI GİBİ CHP’NİN ÜZERİNDE”

Solak, “Yani Özgür Özel'in sözleri geliyor böyle olunca aklıma. Bu davanın bir sonuç değil bir süreç yönünde olduğunu söylemişti. Çünkü sürekli biz davayı konuşuyoruz. Mutlak butlan çıktı, çıkacak parti şöyle oldu, ikiye bölündü, gibi konulara odaklanmışken gündemden, diğer esas gündem başlıklarından uzaklaşıyoruz. İşte ekonomi gibi, işte savaş gibi. Ayrıca bu dava Demoklesin kılıcı gibi Cumhuriyet Halk Partisi'nin başında. Her an indi inecek. Cumhuriyet Halk Partisi her şeye hazır.

Yani zaten ‘mutlak butlan’ çıkarsa bakın iki tane olağanüstü bir tane de olağan kurultay yapıldı. Bunları düşünürsek yani geriye dönük bir sürü iptal, işte mahalle delege seçimlerinden başlayıp gelen bir sürü seçim iptal olacak. Yani o zaman mesela mutlak butlan çıktı diyelim. Bu yönetim
bin tane belediye başkan adayı belirledi. Bunlardan 500-600'ü seçim kazandı. O durumda ne olacağı meçhul. Kamuoyunda da görüldüğü gibi süreç odaklı yani CHP konuşulsun, gündemden uzak tutulsun, onlar kendi iç mücadelesiyle meşgul edilsin.”

Programda dava dosyasındaki tanık ifadelerine de değinen Solak, özellikle eski CHP yöneticilerinden Mehmet Sevigen’in mahkemeye SEGBİS aracılığıyla katıldığını belirtti.

Sevigen’in “olaya dair görgüsü olmadığını” söylediğini aktaran Solak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yani baktığımız zaman Mehmet Sevigen  eski genel başkan Deniz Baykal’ın kurmaylarından işte bir TV programında ‘CHP neden sessiz bir şey varsa çıkıp açıklasınlar’ demişti. Sonra onu tanık yazdılar bu davaya. Bugün SEGBİS'le katılmış. Davayla ilgili görüşlerini bildiriyor. Diyor ki; ‘benim bir görgüm yok. Görmedim. Gerçek CHP'li delegeler oylarını para karşılığında satmaz gibi bir açıklama yapıyor.’ Benim diyor yani olayı görmedim. Yine Veysi Uyanık Bitlis eski il başkanı, kurultayda delege. ‘Gittim Özgür Özel'in. Seçim ofisinde para aldım.’ İsim veriyor. İşte ‘bundan para aldım. Arabada gıda kartı vardı. Oradan aldım.’ Diyor. Bir görüntü var mı? Yok. Yani belge var mı? Yok. Diğer il başkanına bakıyorsunuz. Ben diyor ‘zaten Kılıçdaroğlu'na oy verdim.’ 

KURULTAYIN ÜZERİNDEN 15 AY GEÇMİŞ SİZ GİDİP DİYORSUNUZ Kİ: 'USULSÜZLÜK OLDU'

Solak, dava sürecinin eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın başvurusu sonrası başladığını hatırlatarak zamanlamaya dikkat çekti.

Solak, “Davanın başlama süreci eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ın. Ne zaman başvurdu yargıya. Yere seçimler bitti, kendisi seçilemedi. Ondan sonra süreç geçtikten sonra gitti yargıya başvurdu. Neden aday gösterilmeden önce sesiniz çıkmıyordu? Ya da kurultayın hemen akabinde niye söylemediniz? Kurultay bitti. Yeni yönetim geldi. Ondan sonra 5 ay geçti. O sürede sessizliğini sürdürdü. Bakın o süre sessizliğini sürdürdü. Sonra aday gösterildi, seçimi kazanamadı. Ondan sonra gidiyor ‘bu yönetim Kılıçdaroğlu'na haksızlık yapmıştır. Kılıçdaroğlu mağdurdur. Eski yönetim geri görevine gelsin.’ Kendisi zaten eski AK Partili, CHP'ye devşirilen bir isim. Yani belki seçimi kazansa bugün ya AK Parti'ye gidecekti. Ya diğer belediye başkanları gibi belki operasyon yapılacaktı. Kurultaydan sonra gidip şikayetçi olsaydı anlardım. Kurultayın hemen ardından. Kurultaydan 48 saat sonra itiraz edebilirsiniz seçim kurullarına.  Kurultayın üzerinden 15 ay geçmiş. 15 ay sonra siz gidiyorsunuz diyorsunuz ki; ‘burada kurultayda usulsüzlük oldu. Delegelerin iradeleri sakatlandı.’ İşler istediği gibi gitmeyince Bitlis eski il başkanı muhakkak bir şey istemiştir, bir yerlere gelmemiştir veya aday gösterilmemiştir. Gidiyor şikayetçi oluyor. Şimdi partide kaos çıkaranlara baktığınızda Gürsel Tekin mesela İstanbul’a kayyum olarak atandı. Bakırköy Belediye Başkanı adayı gösterilmeyince partiden istifa eden birisi.” dedi.

Programın o bölümünde sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani bakın teknoloji çağındayız, para aldı, para verdi gibi şeyler olsa her yer kamera. Mobeselere takılır. Birine takılmasa birine takılır. ‘Pavyonda para dağıtıldı’ dediler. Yani pavyonda da kamera var. Bugün bir cinayet işlendiğinde bir  olay olduğunda hemen o görüntüler servis ediliyor. Şimdi böyle bir şey olsa. Çarşaf çarşaf ortaya dökülmüştü. Şimdiye kadar çoktan çıkardı görüntüleri. Gördüm, duydum. Öyle konuşuluyor, öyle iddia ediliyor. Bunlarla dava süreci yürümez. Varsa belgeniz koyun ortaya. 

Mesela Veysi Uyanık ‘Ben para aldım’ diyor. ama onun hakkında suç duyurusu yok. Neden onun hakkında bir suç duyurusu başlatılmıyor? Adam ben aldım diyor. Eğer bir suç işlenmişse rüşvet alan da veren de aracı olan da suçludur.”

DAVAYI İSTANBUL’A ATMAYA ÇALIŞTILAR!

Davanın önce başka dosyalarla birleştirilmek istendiğini de belirten Solak, Ankara’daki mahkemenin dosyayı İstanbul’daki bir dava ile ilişkilendirme girişiminde bulunduğunu ancak İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bunun farklı bir dosya olduğunu belirterek kabul etmediğini aktardı.

Solak, “Yine mesela bir önceki duruşmada biliyorsunuz. Demek ki dosyanın içi o kadar boş ki. Davayı İstanbul'a atmaya çalıştılar. İşte Ankara 26. Asliye Mahkemesi dedi ki ‘Bunu İBB davasıyla birleştirelim’ dedi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi de dedi ki ‘ya bir saniye durun. Yani o başka bir şey. Bu başka bir belediye operasyonu.’ Çünkü mahkeme bir şey olmadığı için oraya aktarmaya yani kendi üzerinden oraya atmaya çalışıyor.  İşte kilit isimlerinden biri Mehmet Sevigen ‘görgüm yok diyor yani. Daha ne olsun yani. Bir tanesi ‘benim hesabıma para girişi yok ve MASAK raporuna yansımış’ diyor. Benim hesabıma bu para girmedi, işte ben para almadım, bir ortamda bulunmadım. Bunlar raporda var ama hala yargılanıyorum’ diyor. Öbürü diyor ki; ‘ben para aldım’ diyor. O dosya dışında tutuluyor. Bir tanesi diyor ki ‘ben Kılıçdaroğlu'na oy verdim. Benim burada ne işim var?’ Böyle bir davadan bahsediyoruz yani. Çok ilginç bir yargı sürecine tanıklık ediyoruz.” dedi.

UŞAK OPERASYONUNDA ÜÇ KRİTİK NOKTA

Solak, programda Uşak Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlara ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Uşak Belediyesi’ne yönelik operasyonda üç noktaya dikkat çeken Solak, “Uşak Belediyesi operasyonuna dönersek orada benim dikkatimi çeken 3 şey var. Birincisi ‘yolsuzluk, irtikap, rüşvet’ olduğu söyleniyor belediyede. Ancak Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı değil de İstanbul Başsavcılığı operasyonu yürütüyor. İkincisi Ankara'da gözaltına alınıyor. Sanki bir gün sonra yapsalar Uşak’ta olsa veya başka bir yerde olsa olmayacakmış gibi düğmeye o gün basılıyor. Otelde ne hikmetse. Özellikle sanki o gün seçilmiş gibi teknik takip sonucu. 

“GÖRÜNTÜLERİN MEDYAYA SERVİS EDİLMESİ SKANDALDIR”

Üçüncü o görüntülerin polis kamerasına alınıp hemen Sabah gazetesine ve yakın gazetecilere servis edilmesi bence skandaldır. Rezalet yani. Neden biliyor musunuz? Çünkü yani bir burada kişisel verileri koruma kanununun da ihlali söz konusu. Burada bir belediye başkanı, orada genç bir kadının hayatı. Ne olursa olsun. Evlilik dışı bir ilişki suç mu? değil.  Ama o işin o başka bir boyutu orası gayri ahlaki yani toplumumuzca kabul görmeyen bir olay. Basına sızdırılması açık bir şekilde. Basının da o insanları blurlamadan açık bir şekilde vermeleri bence başka bir rezalet. Mesela kamuoyunda şöyle bir şey de var. Yani başka bir partiden olsaydı. Bu yapılır mıydı?
Biliyorsunuz yakın zamanda Adapazarı Belediye Başkanı’nın özel kalemiyle bir durumunun olduğunu ve özel kalem müdürünün kızı da bunu kürsüden açık açık dile getirdiği bir süreç yaşadık. Ne oldu? Hemen üstünü kapattılar. Sessiz sedasız istifa ettirildi gitti.

Bu Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanı olduğu için… Çünkü şöyle düşünelim  belediyelere operasyon yapılıyor ama halkın gözünde ‘tamam bunlar siyasi. Bunların hepsi mi suçlu? Algısı vardı. Bir nebze onu kırmaya çalışmaktır. Buradaki şey, o işte o görüntü ve ki biz neyi konuşuyoruz? Belediyeye yapılan operasyon işte ne olmuş ne bitmişi konuşmuyoruz. Olayın magazinsel kısmını konuşuyoruz. Yani bu da tabii ki Cumhuriyet Halk Parti yönetimini, Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül verenleri, oy verenleri biraz hayal kırıklığına uğrattı. Özgür Özel Çanakkale mitinginde ‘ben o görüntüler için halkımdan özür diliyorum.’ dedi. 

“CHP’YE YÖNELİK BASKI ORTAMINDA DAHA DİKKATLİ OLUNMALIYDI”

CHP’li belediyelerin yoğun siyasi baskı altında olduğunu savunan Solak, bu süreçte belediye yöneticilerinin daha dikkatli davranması gerektiğini belirtti. Uşak’ın uzun yıllar sonra kazanılmış bir belediye olduğuna dikkat çeken Solak, yaşananların parti tabanında ciddi moral bozukluğu yarattığını dile getirdi.

Solak, “Artı şöyle de düşünelim. Cumhuriyet Halk Partisi'ni belediyelere yönelik bir kıskaç varken. Daha dikkatli olmanız gerekirken siz yani her şeyi koy vermişsiniz. Kör göze parmak sokmak gibi. Uşak’ı kazanması kaç yıl sonra? Yani, Bunların hepsini düşündüğünüz zaman büyük hayal kırıklığı. Özgür Özel zaten ondan morali çok bozuldu." dedi.

“UÇKURUNUZA SAHİP ÇIKACAKSINIZ”

Solak, "Bir de şöyle düşünün. Genel başkansınız. Mücadele ediyorsunuz. 100’den fazla miting yapmışsınız. O ilden o ile, o ilçeden o ilçeye koşturuyorsunuz, mücadele ediyorsunuz. Bir belediye başkanınız bu şekilde yakalanıyor. Yapmayın ya yapmayın. Ya ayıp ayıp bakın ayıp. Yani o kadar mücadele ediliyor, o kadar şey yapılırken kalkıyorsunuz orada yani dilinize, uçkurunuza sahip çıkacaksınız . Dilinize, uçkunuza sahip çıkacaksınız ya. Bu kadar basit yani. Belediye başkanısınız ya. Oradaki Uşak halkını, bütün genel merkezi, Cumhuriyet Halk Partisi örgütününü herkesi ilgilendiriyor.” dedi.

“KESİN İHRAÇ EDİLİR, BUNUN DÖNÜŞÜ YOK”

CHP içinde gündeme gelen ihraç tartışmalarına da değinen Solak, disiplin sürecinin belirli hukuki prosedürler çerçevesinde ilerlediğini anlattı.

Solak, “İhraç konusunda da kamuoyunda bir baskı var. ‘İhraç edilsin’ diye. Ama o işler öyle kolay olmuyor. Ya istifa edecekti o sürede. Sayın Yalım istifa etmemeyi tercih etti. Sayın Özel ‘gerekeni yapacağız’ dedi. MYK toplandı. Kesin ihraç istemiyle disipline sevk etti. Ancak şimdi karşı tarafı dinlemeden O işlemi yapamıyorsunuz. Savunmasını almanız lazım. O iki hukukçu ondan savunmasını alacak. Görüşecek nedir ne değildir diye. Daha sonra zaten bu işin gidişatı kesin ihraç. Partiyle İlişiği kesilir. Bunun bir dönüşü yok.” dedi.

BURSA OPERASYONU: 10 YIL ÖNCEKİ İDDİALAR

Programda Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonu da değerlendiren Solak, soruşturmanın dayanağının 2017 yılı ve öncesine ait iddialar olduğuna dikkat çekti.

Mustafa Bozbey hakkında geçmişte siyasi transfer iddialarının gündeme geldiğini hatırlatan Solak, Bozbey’in kısa süre önce yaptığı “Atatürk’ün partisinden ayrılmam” açıklamasının ardından operasyon gerçekleştirilmesinin zamanlama açısından tartışıldığını söyledi.

Solak, “Bursa Belediyesi'nin operasyonu iddialar 2017'de ve öncesinde. Bundan birkaç ay önce biliyorsunuz Mustafa Bozbey hakkında İktidara yakın gazeteciler, iktidara yakın bazı isimler tarafından işte ‘AK Parti'ye geçecek’ söylentileri vardı. Yakın zamanda Bozbey, ‘ben Atatürk'ün partisini bırakıp bir yere gitmiyorum’ diye bir açıklama yaptı. İşte önceki gün sabaha karşı da operasyon yapıldı. İşte kızı, eşi, iki kardeşi, kendisi ve 50’den fazla kişi gözaltına alındı.

Yalnız işin ilginç tarafı iddialar Nilüfer Belediye Başkanı olduğu dönem. Yani 2017 öncesi. Neredeyse 10 yıl öncesine. 10 yıl. Arada bir Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı var. Aday olmuş. Çok küçük bir oy farkıyla seçimi kaybetmiş. Sonra aradan bir 5 yıl geçmiş bir daha aday olmuş seçimi kazanmış. Tam seçimi kazandığının ikinci yılında 31 Mart'ın ikinci yıl dönümünde gözaltı işlemleri yapılıyor. Nereden baksanız bir mesaj içeriyor. 8 yıl, 9 yıl önce İddialar varsa neden o dönem harekete geçilmemiş? Neden yapılmadı da şimdi? Zamanlama manidar tabii ki.” dedi. 

BELEDİYE MECLİSİ DENGESİ TARTIŞMASI

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki siyasi dağılıma dikkat çeken Solak, Cumhur İttifakı’nın mecliste çoğunluğa sahip olduğunu hatırlattı. Olası bir görevden uzaklaştırma veya tutuklama durumunda belediye yönetiminin el değiştirebileceğine işaret eden Solak, bunun siyasi sonuçlarının olacağını söyledi.

Solak, “Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin meclis dağılımına bakıyorsunuz. Çoğunluk Cumhur İttifakı'nın elinde. AK Parti, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı'nın mecliste çoğunluğu 59. CHP'nin 41, İYİ Parti’nin 3, Yeniden Refah Partisi’nin 1, Türkiye İttifakı’nın 1. Yani Bozbey yarın tutuklansa, görevden uzaklaştırılsa ve seçim yapılsa belediye AK Parti'ye geçecek.  Şimdi bunların hepsini böyle düşündüğümüz zaman yani operasyon 10 yıl öncesinin iddiası. Şimdi Cumhur ittifakı burayı aldı diyelim. Bir dönem sonra oradaki toplum, halk bunu kabul eder mi? Sandık iradesi diye bir şeyimiz var. Bakın bunu İstanbul'da çok net yaşadık. İstanbul'da 13 bin oy farkıyla seçim iptal oldu. 800 bin oyla seçim alındı.  Şimdi Bursa'da bir dönem sonra siz hiç şansınız kalmaz. Bir sonraki seçim yani ilk yerel seçimde sizin orayı alma şansınız hiç yok. Çünkü halkın iradesi, sandık iradesi bu toplumda önemli ona halel getirilmesi kabul görmez.” dedi.

ALİ YALÇIN’A SERT TEPKİ: MEMURUN, EMEKÇİNİN BİR SORUNU OLDUĞUNDA HİÇ ORTADA YOK AMA…

Solak, programda Memur- Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Cumhuriyete yönelik açıklamalarına da sert tepki gösterdi.

Solak, “Cumhuriyete ‘100 yıllık narkoz, ondan sonra homo laikus’ söylemleri. Yani cumhuiriyete açık bir saldırı var. Ondan sonra da toplumun laik kesmine yönelik bir kin ve nefret var. 

Şimdi şöyle bir gerçek var. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik kesiminden herhangi birisi farklı sözlerle onlara yönelik kullansaydı yaka paça gözaltına alınmıştı. Tutuklanmıştı da… Şimdi bu iktidarın verdiği güç arkasında. Belki bir dönem sonra önümüzdeki seçimde milletvekili olma hayali var. Çünkü Memur Sen’in genel başkanlığını yapan hop milletvekili oluyor. Cumhuriyet'te açık bir saldırı yani kabul edilemez. Siz cumhuriyetin bütün nimetlerinden yararlanıyorsunuz. Ondan sonra kalkıyorsunuz, cumhuriyete saldırıyorsunuz. Ben sayın Ali Yalçın'ı emekçi sendikası güya memurun, emekçilerin bir sorunu olduğunda hiç ortada görmedim. Memur maaşlarına 3 kuruş zam yapılırken, emekçilere, emeklilere 3 kuruş, emekli memurlara 3 kuruş zam yapılırken hiç ortalıkta görmedim. Ancak ne zaman konu Cumhuriyet, Atatürk? laiklik olsa hemen en önde. Bayraktar olarak en önde. Yani bu kabul edilemez. Bugün ekonomide biberin dün haberlere çıktı 500 liraya vardığı sivri biber ya yeşil biberin 500 lira olduğu bir ülkede benzinin ve mazotun geldiği noktada, emekli maaşının, işçi maaşının ve memur maaşlarının geldiği noktada, Türk-iş’te açlık sınırı rakamlarını açıkladı. 32 bin 800 liraya çıktığı bir ortamda bir sendika genel başkanı cumhuriyete yönelik saldırı yapıyorsa burada herkes şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım. ‘Biz nerede hata yapıyoruz ‘diye. Ama ekonomik olarak insanlar, emekçiler bu kadar zor durumdayken hiçbir şey söylemeyip de sadece iş, laiklik, Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyete yönelik saldırılara bayraktarlık yapan bir ismi de toplumumuz sorgulamalı, bakmalı kim onların yanında kim değil diye…” diye konuştu.

TUGAY’A STAT UYARISI

Karşıyaka Stadı ile ilgili Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan protokolü değerlendiren Solak, “Karşıyakalı taraftarların 30 yıllık hayalleri sonunda gerçek olacak gibi. İhaleye çıkılacak. Ondan sonra ‘3 yıl içinde bitireceklerini, inşaatında çalışacağını’ söyledi sayın Tugay. Yalnız burada eğer bu sözler verilip yine hayal kırıklığı olursa Başkan Tugay’ın büyük sıkıntı yaşayacağını düşünüyorum. Onun için bu bir fırsat. Sayın Cemil Tugay için de bir fırsat bunu iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Orayı yaparsa büyük iş yapmış olur. İki tane stat bitti Göztepe ve Alsancak. Karşıyaka’nın Stadı ise hem siyaseten hem başka şeylerden dolayı yapılmadı. Karşıyaka taraftarı 10 yıldır bekliyor. Bir ezeli rakibinin stadı 5 yıl, diğer ezeli rakibinin 6 yıl, 7 yıl önce bitti. Karşıyaka sportif anlamda gerilemişken, bu stat biterse onları sportif açısından da önemli bir noktaya getirebilir. Bakın burada tıkır tıkır işler nasıl çözüldü. Hükümetle, CHP'li belediye el ele verince nasıl güzel işler çıkıyor. Bu da onlara bir örnek oldu aslında. Önemli olan bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalı. İzmirler hizmeti de hak ediyorlar. Stadın ismi de bir kere Atatürk’ün annesinin adaı Zübeyde Hanım. Kabri de bizim Karşıyaka'da. İsminin Zübeyde Hanım olması da anlamlı.” dedi.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.