Dolar 45,6152
%0.06
Euro 53,0474
%0.01
Altın 6.610,150
%-0.76
Bist-100 13.634,00
%-2.69

Pzt

-8°

Sal

-12°

Çar

-3°
DEM Partili Akın NEO TV’de ‘Bayrak’ mesajı verirken, İzmir’in yönetim anlayışını eleştirdi

DEM Partili Akın NEO TV’de ‘Bayrak’ mesajı verirken, İzmir’in yönetim anlayışını eleştirdi

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, NEO TV’de katıldığı Uyandırma Servisi programında, Nusaybin’de yaşanan olaylar, bayrak tartışmaları ve ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Akın, bayrak meselesinin bilinçli şekilde provokasyon malzemesi haline getirildiğini savunarak, sürecin şeffaf yürütülmemesinin güvensizlik yarattığını söyledi. Akın, Suriye’de yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgeyi değil, doğrudan Türkiye’yi de etkilediğini belirterek, hükümetin izlediği politikalara sert eleştiriler yöneltti. Öte yandan Akın, İzmir’in yönetim anlayışını sert sözlerle eleştirdi. Akın, sorunun kişilerden değil, şeffaflık ve katılımcılıktan uzak bir yönetim modelinden kaynaklandığını söyledi. Akın, İzmir’in ciddi bir yönetim krizi yaşadığını vurgulayarak, kentte ortak akıl ve demokratik katılımın giderek zayıfladığını ifade etti.

  • Ege Postası
  • 26.01.2026 - 11:36
  • Güncelleme: 26.01.2026 - 12:29

EGE POSTASI- DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, NEO TV’de yayınlanan Uyandırma Servisi programında, gazeteci Kutluhan Nesil’in sorularını yanıtladı. Akın, Suriye’de yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgeyi değil, doğrudan Türkiye’yi de etkilediğini belirterek, hükümetin izlediği politikalara sert eleştiriler yöneltti.

“Suriye’nin geleceği Orta Doğu’nun geleceğiyle birleştirildi”

Suriye’deki gelişmelerin Irak’tan İran’a, Türkiye’den Orta Doğu’nun geneline kadar geniş sonuçlar doğuracağını ifade eden Akın, “Bugün Türkiye’de herkes Suriye’yi konuşuyor. Çünkü orada yaşananlar, doğrudan bizim ülkemizi ve halkımızı ilgilendiriyor” dedi.

“Travmalar yeniden canlandı”

HTŞ’nin yönetimde olduğu süreçte Suriye’de kalıcı bir sistem kurulamadığını vurgulayan Akın, çoklu ve denetimsiz bir yapının hâkim olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Orada hukuk yok. Gücü yeten gücü yeteni katlediyor. Aleviler, Dürziler, Kürtler, Araplar ve Türkler ciddi bir kaygı içinde. Bu tablo Türkiye’de de geçmiş travmaları yeniden canlandırdı.”

“Türkiye, yanlış bir ittifakın parçası oldu”

Türkiye’nin, ABD, İsrail ve HTŞ arasındaki anlaşmalara dâhil olmasının ciddi bir tedirginlik yarattığını söyleyen Akın, “Propaganda başka, gerçeklik başka. ‘Suriye’nin bölünmesine karşıyız’ deniyor ama fiilen Suriye bölünmüş durumda” dedi.

Golan Tepeleri’ne İsrail bayrağının dikildiğini ve yeni haritalarda bölgenin Suriye sınırları dışında gösterildiğini hatırlatan Akın, bunun Suriye’nin fiilen parçalandığını gösterdiğini söyledi.

“SGD’yi terörle kodlamak yanlış”

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Türkiye’de tek taraflı olarak “terör” parantezine alındığını belirten Akın, Kobani örneğini hatırlattı:

“Kobani’de insanlar IŞİD’e karşı hayatlarını savunmak için bir sistem kurdu. O yapının içinde sadece Kürtler değil, Araplar da vardı. Bütün bir halkı terörle kodlamak siyaseten de vicdanen de yanlıştır.”

“IŞİD Türkiye’ye girdi, katliamlar yaşandı”

IŞİD’in Suriye’den Türkiye’ye sızarak büyük katliamlara yol açtığını ifade eden Akın, Ankara Garı saldırısını hatırlatarak şunları söyledi:

“Ankara Garı’ndaydım. 103 insanımız katledildi. Eğer o dönemde Kobani’de bir direniş olmasaydı, bu yapıların Türkiye’ye daha büyük zararlar vermesi kaçınılmazdı.”

“Kobani’de insanlık dramı yaşanıyor”

Son günlerde Kobani’de elektrik ve suyun kesildiğini, beş çocuğun soğuktan hayatını kaybettiğini aktaran Akın, bölgede ağır bir insani kriz yaşandığını söyledi. Uluslararası heyetlerin bölgeye gitmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

“Akrabalık bağları var, bu sadece dış politika değil”

Suriye ile Türkiye sınır hattındaki halklar arasında güçlü akrabalık bağları bulunduğunu dile getiren Akın, “Nusaybin’in karşısı sadece bir kilometre ötede. Aynı ailelerin yarısı orada, yarısı burada” dedi.

Bu nedenle Türkiye’deki tepkilerin dışarıdan izlenen bir mesele olmadığını belirten Akın, halkın doğrudan yaşananlara öfke duyduğunu söyledi.

“Türkiye savaşa taraf olmamalı”

Akın, kamuoyundaki temel talebin net olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Türkiye savaşa taraf olmasın. Barış sürecine katkı sunsun. Araya girsin ve oradaki insanların hayatlarını kurtarmaya destek versin.”

“Kontrolsüz silahlı gruplar büyük tehlike”

Suriye’de merkezi bir otoritenin bulunmadığını, silahlı grupların kontrolsüz hareket ettiğini ifade eden Akın, özellikle kamplardan serbest bırakılan IŞİD mensuplarının bölgede büyük bir güvensizlik yarattığını söyledi.

“Bu politika öfkeyi büyütüyor”

Ankara’nın politikalarının Kürtler üzerinde ciddi bir güvensizlik ve öfke yarattığını dile getiren Akın, özellikle gençler arasında kontrol edilemeyen bir tepkinin oluştuğunu belirterek uyarıda bulundu: “Eğer bu süreç böyle devam ederse, Türkiye çok daha ciddi ve kaotik bir sürece sürüklenebilir.”

Tamam, anladım. Açıklamayı haber diliyle, akıcı, sade ve yazım–imla kurallarına uygun şekilde düzenledim. Tonu tarafsız, içeriği güçlü tuttum.

 “Türkiye çok tehlikeli bir gerilim hattına sürükleniyor”

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, artan milliyetçi gerilimlerin özellikle gençler üzerinden toplumsal barışı ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Akın, devletin baskıcı politikalarının öfkeyi büyüttüğünü, bunun da yeni çatışma alanları yarattığını vurguladı.

Akın, partisinin bilinçli olarak çatışmacı ve düşmanlaştırıcı bir dil kullanmaktan kaçındığını belirterek, “Biz dilimizi değiştirmeye çalışıyoruz. Düşmanlık politikası yürüten bir siyaset karşısında aynı dili kullanmak istemiyoruz. Sağduyulu bir siyaset yapmaya çalışıyoruz” dedi. Ancak sahada çok ciddi bir öfke biriktiğine dikkat çeken Akın, bu durumun ülkenin barış içinde yaşamasını büyük bir risk altına soktuğunu söyledi.

“Gençlerin öfkesini kontrol etmekte zorlanıyoruz”

Özellikle gençler arasında yükselen tepkinin tehlikeli boyutlara ulaştığını dile getiren Akın, demokratik tepkiler göstermeye çalıştıklarını ancak alttan gelen öfkenin her geçen gün arttığını ifade etti. Akın, “Devletin sürdürdüğü saldırgan politikalar karşısında demokratik bir zeminde itiraz etmeye çalışıyoruz ama gençlerin öfkesini kontrol etmekte zorlanıyoruz” diye konuştu.

Bu durumun yalnızca İzmir’de değil, Diyarbakır, Van ve Mardin başta olmak üzere birçok kentte yaşandığını belirten Akın, sahadaki atmosferin giderek daha sert hale geldiğini vurguladı.

“Karşılıklı milliyetçilikler tehlikeli bir zemin oluşturuyor”

Akın, bir yandan Türk milliyetçiliği, diğer yandan Kürt milliyetçiliğinin karşılıklı olarak örgütlendiğine dikkat çekerek, bunun çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. “Bir tarafın yanında durup diğerinin karşısında konumlandığınızda ayrımcılığı örgütlemiş oluyorsunuz. Bunun Türkiye’ye faturası çok ağır olur” dedi.

DEM Parti’nin temel yaklaşımının, ülkede yaşayan herkesin eşit yurttaşlık temelinde kendini özgürce ifade edebileceği bir düzen olduğunu ifade eden Akın, mevcut politikaların tam tersine toplumu ayrıştırdığını savundu.

İzmir’deki basın açıklaması: Polisle gerilim

İzmir’de katıldığı bir basın açıklamasına da değinen Akın, polisle yaşanan süreci ayrıntılarıyla anlattı. Açıklamanın ardından dağılmak istediklerini ancak bazı genç grupların alandan ayrılmadığını belirten Akın, bu durumun kendilerini gençlerle karşı karşıya getirdiğini söyledi.

Polisin süreci demokratik biçimde yönetmediğini savunan Akın, “Polisler ‘Valilik yasakları var, emir kuluyuz’ diyor. Oysa bir saat beklemek yerine insanların açıklamasını yapmasına izin verilseydi bu gerilim yaşanmayacaktı” ifadelerini kullandı.

Akın, yaşananların toplumsal barışı zedelediğini ve Türkiye’nin çok daha derin bir gerilime sürüklenmemesi için siyasal iktidarın dili ve yöntemi acilen değiştirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Akın’dan Sağlık Bakanlığı’na tepki: “İnsani bir tavır nasıl soruşturmaya dönüşür?”

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, İran’da katledilen bir kadına dikkat çekmek amacıyla saçını örerek sosyal medyada paylaşım yapan bir sağlık çalışanının görevinden uzaklaştırılmasına sert tepki gösterdi. Akın, yaşananların vicdanen kabul edilemez olduğunu vurgulayarak Sağlık Bakanlığı’na soru önergesi verdiklerini açıkladı.

Akın, bir vatandaşın kimseye zarar vermeden, tamamen insani duygularla yaptığı bir paylaşımın propaganda faaliyeti gibi değerlendirilmesini eleştirerek, “Bir kadına yönelik şiddeti protesto etmek için yapılan bu paylaşım nasıl olur da görevden uzaklaştırma gerekçesi sayılır?” diye sordu.

Bu tür tepkilerin yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde sanatçılar ve yurttaşlar tarafından da dile getirildiğini belirten Akın, İran’da yaşanan kadın cinayetlerinin açık bir insanlık dramı olduğunu ifade etti. “Vicdanen reddedilmesi gereken bir durum karşısında empati kurmak yerine, ötekileştirici bir yaklaşım tercih ediliyor” dedi.

“Kodlanmış yaklaşımlar toplumu ayrıştırıyor”

Siyasette ve bürokraside hâkim olan anlayışı eleştiren Akın, toplumsal olaylara kalıplaşmış reflekslerle yaklaşılmasının tehlikeli sonuçlar doğurduğunu belirtti. “İnsanlara kimlikler üzerinden etiketler yapıştırarak bu ülkeyi birlikte yaşanmaz hale getiririz” diyen Akın, empati temelli bir bakış açısının şart olduğunu söyledi.

Barış dilinin uzun süredir yerini düşmanlık diline bıraktığını savunan Akın, bu anlayış değişmedikçe kalıcı çözümlerin mümkün olmayacağını ifade etti. Vatandaşlardan gelen tepkilere de değinen Akın, “İnsanlar bize ‘Bunlarla mı barışacaksınız?’ diye soruyor. Çünkü kullanılan dil değişmiyor” dedi.

“Siyaset çözüm üretme yeteneğini kaybetti”

DEM Parti olarak müzakere ve diyalogdan yana olduklarını vurgulayan Akın, Meclis’te tüm partilerle bu dili değiştirme çağrısında bulunduklarını belirtti. “Her gün kavga eden bir siyaset anlayışıyla bu ülkenin sorunları çözülemez” diyen Akın, siyasetin çözüm üretme kapasitesini yitirdiğine dikkat çekti.

Türkiye’de kimsenin kimseyi yok sayamayacağını belirten Akın, mevcut toplumsal dengelerin müzakereyi zorunlu kıldığını ifade etti. “Farklılıklarımızı kabul ederek birlikte siyaset yapmak zorundayız” dedi.

İzmir vurgusu: “Ceza keserek Körfez temizlenmez”

İzmir özelinde de değerlendirmelerde bulunan Akın, merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasındaki uyumsuzluğun İzmir halkına zarar verdiğini söyledi. Körfez kirliliği üzerinden kesilen cezaların çözüm olmadığını vurgulayan Akın, “Körfez’e ceza keserek Körfez düzeltilmez” ifadelerini kullandı.

“Bayrak üzerinden yapılan suçlamaları reddediyoruz”

Akın, Nusaybin’de yaşanan olaylar üzerinden DEM Parti’ye yöneltilen eleştirilerin haksız olduğunu belirterek, bayrak tartışmalarının kasıtlı olarak provoke edildiğini ifade etti.

“Bayrakla bir sorunumuz yok”

Türk bayrağıyla ilgili iddialara net yanıt veren Akın, “Bizim Türk bayrağıyla hiçbir sorunumuz yok. Eş genel başkanlarımız bu konuda defalarca açıklama yaptı. Bayrak, bizim de ortak değerimizdir” dedi.

Nusaybin’de yaşandığı iddia edilen olayların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Akın, söz konusu eylemin Nusaybin’de değil, Kamışlı’da gerçekleştiğini belirtti. Akın, “Binlerce insanın katıldığı bir yürüyüşte iki kişinin yaptığı bir eylem üzerinden bütün bir halkın suçlanması doğru değil” ifadelerini kullandı.

“Provokasyon ihtimali göz ardı edilmemeli”

Yaşanan olayların planlı olmadığını savunan Akın, provokasyon ihtimaline dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bazı eylemlerde karşıt grupların ya da güvenlik güçleri dahil olmak üzere farklı yapıların provokasyon örgütlediğini düşünüyoruz. Amaç, bizi zor durumda bırakmak ve halkın hassasiyetlerini bize karşı kullanmak.”

Daha önce de benzer girişimlerin yaşandığını hatırlatan Akın, bayrak meselesinin toplumda travmatik bir geçmişi olduğunu ve bu hassasiyetin istismar edildiğini ifade etti.

“Böl-Yönet taktikleri artık karşılık bulmuyor”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da değinen Akın, DEM Parti’yi Öcalan ve Selahattin Demirtaş üzerinden karşı karşıya getirme çabalarının “eski ve etkisiz siyaset yöntemleri” olduğunu söyledi.

“Bu tür böl-yönet taktikleri artık kimseyi ikna etmiyor. İletişimin bu kadar geliştiği bir çağda bu yöntemlerin karşılığı kalmadı.”

“Barış süreci şeffaf yürütülmüyor”

‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akın, sürecin belirsizliğe doğru gittiğini belirtti. Barışın toplumsallaştırılmadan yürütülmesinin ciddi bir sorun yarattığını vurgulayan Akın, şu ifadeleri kullandı:

“Barış, yalnızca yukarıda yapılan görüşmelerle olmaz. Halkın sürece dair bilgisi ve katılımı sağlanmadan kalıcı bir çözüm mümkün değil.”

Mecliste yürütülen komisyon çalışmalarının toplumla açık ve şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini ifade eden Akın, aksi halde insanların neyin tarafı olduğunu dahi bilemediğini söyledi.

“Süreç siyasi hesaplara kurban ediliyor”

Sürecin uzamasının temel nedeninin siyasi çıkarlar olduğunu savunan Akın, iktidarın barışı toplumsal ihtiyaçtan ziyade kendi siyasi takvimine göre ele aldığını ileri sürdü.

“Toplumsal ihtiyaç acil ama siyasi çıkarlar nedeniyle süreç zamana yayılıyor. Bu durum güvensizliği ve provokasyonları artırıyor.”

Bayrak tartışmaları ve yükselen tepkilerin de bu ortamın bir sonucu olduğunu belirten Akın, sürecin uzamasının milliyetçi refleksleri beslediğini söyledi.

“Hukuk, terör kavramı üzerinden kötüye kullanıldı”

Türkiye’de terör suçlamalarının yaygın ve keyfi biçimde kullanıldığını savunan Akın, çok sayıda kişinin somut delil olmaksızın cezalandırıldığını dile getirdi. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in aldığı cezayı örnek gösteren Akın, “Kent uzlaşısı üzerinden destek vermek terörle ilişkilendirilemez” dedi.

“Bu sorun çözülmezse gelecek nesiller de aynı şeyi yaşar”

Toplumsal barışın kısa sürede sağlanamayacağını ancak ertelenmesinin de mümkün olmadığını ifade eden Akın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu mesele çözülmezse torunlarımız da aynı sorunları konuşacak. Oysa Türkiye’nin ekoloji, tarım, sağlık gibi çok daha büyük sorunları var. Bu yükle yaşamaya devam edemeyiz.”

İbrahim Akın: İzmir bir yönetim krizi yaşıyor

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, İzmir’in yönetim anlayışını sert sözlerle eleştirdi. Akın, sorunun kişilerden değil, şeffaflık ve katılımcılıktan uzak bir yönetim modelinden kaynaklandığını söyledi.

Akın, İzmir’in ciddi bir yönetim krizi yaşadığını vurgulayarak, kentte ortak akıl ve demokratik katılımın giderek zayıfladığını ifade etti.

“Sorun kişiler değil, yönetim anlayışı”

İzmir’de yaşanan sıkıntıların belli isimler üzerinden okunmaması gerektiğini belirten Akın, asıl problemin yönetim anlayışı olduğunu söyledi. Akın, “Benim derdim İzmir’i yöneten insanların şahsı değil. Ama İzmir iyi yönetilmiyor. Bu yönetim anlayışıyla ortak, demokratik bir iklim yaratmak mümkün değil” dedi.

Şeffaflık, açıklık ve katılımcılığın altını çizen Akın, bu ilkelerin yok sayıldığı bir yönetimin hem toplumsal hem de çalışma hayatı açısından sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.

“İzmir’in demokratik geleneği aşınıyor”

İzmir’in geçmişte demokratik geçişkenliği yüksek, insanların rahatça iletişim kurabildiği bir kent olduğuna dikkat çeken Akın, bugün gelinen noktada bu zeminin büyük ölçüde kaybolduğunu ifade etti.

“Bugün alınan kararlar yarın değişebiliyor. Bugünkü yönetici ertesi gün görevden alınıyor. Üç yılda kaç yönetici değiştiğini takip edemez hale geldik” diyen Akın, muhatap bulma konusunda ciddi sorunlar yaşandığını söyledi.

“Merkezileşmiş ve kişiselleşmiş bir sistem var”

Yaşanan sorunların yalnızca İzmir’e özgü olmadığını dile getiren Akın, Türkiye genelinde ve dünyada da demokratik mekanizmaların zayıfladığını savundu. Akın, “Devlet yapıları büyük ölçüde kişiselleşti. Tek adam rejiminin benzerlerini her yerde görüyoruz. Demokratik süreçler ‘zaman kaybı’ olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

Milletvekili olarak yaşadığı deneyimleri de aktaran Akın, Meclis’te tartışma ve müzakerenin anlamını yitirdiğini belirterek, “Komisyonda bir kelime bile değiştiremiyoruz. Saraydan gelen neyse birebir uygulanıyor. Bunun onur kırıcı olduğunu söylüyorum ama onlar bunu ‘onur’ olarak görüyor” dedi.

“Ortak akıl olmadan sorunlar çözülmez”

Bu kadar merkezileşmiş bir yapı karşısında sorunların ancak kolektif bir irade ve ortak akılla çözülebileceğini vurgulayan Akın, katılımcılığı dışlayan bir yönetimin başarılı olmasının mümkün olmadığını söyledi.

İzmir’de belediyecilik açısından olumlu bazı pratikler olduğunu kabul eden Akın, ancak genel yönetim anlayışının ciddi sorunlar barındırdığını dile getirdi.

“İstişare kültürü yok”

Belediye başkanı olması halinde farklı kesimlerle düzenli istişareler yapacağını belirten Akın, mevcut yönetimde bunun izine rastlanmadığını ifade etti.

“Bırakın farklı görüşleri, kendi partileri içinde bile demokratik katılım yok” diyen Akın, bu durumun eleştiri ve değerlendirme mekanizmalarını tamamen işlevsiz hale getirdiğini söyledi.

“Basit sorunlar bile çözülmüyor”

İzmir’de yaşanan günlük sorunlara da dikkat çeken Akın, basit altyapı problemlerinin dahi aylarca çözülemediğini belirtti. Örnek olarak, apartman girişlerinde haftalarca boşa akan suları gösteren Akın, “Vatandaş dilekçe veriyor, uyarıyor ama kimse ilgilenmiyor” dedi.

Kuraklık gerçeğine dikkat çeken Akın, su kesintilerinin sadece tedbirle açıklanamayacağını, belediyenin kaçakları önlemek ve ihbarları hızla değerlendirmek zorunda olduğunu vurguladı.

“Duyarsızlık yayılıyor”

Yaşanan sorunların toplumda umursamazlığa yol açtığını ifade eden Akın, “İnsanlar ‘söylüyoruz ama çözülmüyor’ demeye başladı. Bu çok tehlikeli. Böyle yönetilemez” sözleriyle uyarıda bulundu.

Yorum Yazın

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.

Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yukarıdaki alan boş bırakılamaz
Yorumlar
Yeniden eskiye
Eskiden yeniye
Öne çıkanlar

Bu habere hiç yorum yapılmamış... İlk yorum yapan sen ol.