CHP’li Tacettin Bayır'dan çarpıcı değerlendirmeler: 'Hukuk siyasetin sopası oldu, bölünürsek iktidarın ekmeğine yağ süreriz'
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir eski Milletvekili Tacettin Bayır, NEO TV’de yayınlanan "Kent ve Siyaset" programında Mehmet Ali Deniz’in konuğu oldu. Bayır, CHP kurultayına yönelik açılan 'mutlak butlan' davasından partinin iç dinamiklerine, ekonomiden yargının siyasallaşmasına kadar birçok kritik konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Geçmişte sol partilerin bölünmesi nedeniyle Türkiye’de siyasi dengelerin değiştiğini söyleyen Bayır, özellikle 1990’lı yıllarda İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesini örnek gösterdi.
- Ege Postası
- 22.05.2026 - 16:14
- Güncelleme: 22.05.2026 - 16:44
EGE POSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir eski Milletvekili Tacettin Bayır, NEO TV’de yayınlanan "Kent ve Siyaset" programında Mehmet Ali Deniz’in sorularını yanıtladı. Bayır, CHP kurultayına yönelik açılan 'mutlak butlan' davasından partinin iç dinamiklerine, ekonomiden yargının siyasallaşmasına kadar birçok kritik konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Tacettin Bayır'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
"MUTLAK BUTLAN KARARI SİYASİ BİR KARARDIR, SORUMLU YSK'DIR"
CHP'nin son kurultayının iptaline yönelik tartışılan mutlak butlan davasından büyük üzüntü duyduğunu ancak bu duruma hazırlıklı olduklarını belirten Bayır, yargının iktidar tarafından siyasi bir sopa olarak kullanıldığını vurguladı. Bu tür hamlelerin genellikle erken seçim dönemlerinde servis edilmesini beklediğini dile getiren Bayır, şu ifadeleri kullandı:
"Biliyorsunuz, emeklilerle ilgili bayram ikramiyesi hiç artırılmadan 4 bin lira olarak verilince, 'Eğer erken seçim yapacak olsalardı bu rakamı artırıp milletin gönlünü alırlardı' dedim. Bunu yapmadıklarına göre erken seçim gündemde yok. O halde bu dosyayı bugün neden ısıtıp servis ediyorlar? Demek ki ufukta yakın değil ama altı veya dokuz ay sonra bir seçim planı var. Buradaki asıl amaç; çift başlı bir CHP yönetimi algısı yaratıp, son kurultayda kazanan Özgür Özel ile önceki Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nu karşı karşıya getirmektir. Partileri parçalayarak CHP'nin birinci parti olmasının önüne geçmek istiyorlar."
Alınan kararın hukuki hiçbir dayanağı olmadığını, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) gözetiminde yapılan bir kurultayın mahkemelerce iptal edilemeyeceğini belirten Bayır, "Bu kurultayın geçerliliğinin gözlemcisi YSK'dır. Normal şartlarda herhangi bir mahkemenin 'Ben bu kurultayı iptal ediyorum' demeye yetkisi yoktur" dedi.
“CHP’Yİ BÖLMEK İSTİYORLAR”
Süreçte asıl hedefin CHP içinde çift başlı görüntü yaratmak olduğunu söyleyen Bayır, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşı karşıya getirilmek istendiğini belirtti.
“Buradaki amaç sadece iki genel başkanı karşı karşıya getirmek değil. Partiyi kendi içinde bölüp parçalamak istiyorlar. CHP bugün Türkiye’nin birinci partisi. 103 yıllık bir parti. Cumhuriyetin kurucu partisidir. Böyle bir partiyi zayıflatmak isteyen bir anlayış var” dedi.
Bayır, sosyal medyada yürütülen tartışmaların da sağlıklı olmadığını ifade ederek, bazı kişilerin CHP’li gibi davranıp parti içerisinde kutuplaşmayı körüklediğini söyledi.
“GENEL BAŞKANLAR GELİR GEÇER, CHP KALIR”
Parti içinde taraflaşmanın yanlış olduğunu vurgulayan Bayır, geçmişte birçok genel başkanla çalıştığını belirterek CHP kültüründe hakaret ve düşmanlığın yeri olmadığını dile getirdi.
“Ben 43 yıldır bu partideyim. Yedi genel başkan gördüm. Genel başkanlar gelir geçer ama Cumhuriyet Halk Partisi kalır. Bunu bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi gibi görmek yanlış. Kimsenin birbirine hakaret etmeye hakkı yok” diye konuştu.
Bayır, hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem de Özgür Özel’in partiye büyük emek verdiğini ifade ederek, iki ismin gerektiğinde kısa sürede bir araya gelebileceğine inandığını söyledi.
“Ben her ikisiyle de yıllarca çalıştım. Birbirleriyle konuşamayacak insanlar değiller. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi olursa, mesele memleket meselesi olursa beş dakikada bir araya gelirler” ifadelerini kullandı.
"SİYASETTE BİRİLERİNE YASLANARAK YÜKSELME KOLAYCILIĞI BAŞLADI"
Parti içi hizipleşmelere ve kişilere bağlı siyaset yapma anlayışına sert tepki gösteren Bayır, sol, sosyalist ve sosyal demokrat partilerin geleneğinde ön seçimin esas olması gerektiğinin altını çizdi. Siyasetçilerin eskiden köylere gidip emek vererek halkın oyunu istediğini hatırlatan deneyimli siyasetçi, günümüzdeki tabloyu şu sözlerle eleştirdi:
· Taraf Olma Zorunluluğu Hissi: "Genç arkadaşlarımız 'Özgür Özel ile siyasete dahil olduk, Kemal Bey gelirse şansımız kalmaz' diyerek, eskiler ise 'Özgür Özel bize yüz vermiyor, Kemal Bey gelirse bir dönem daha görev yaparız' diyerek taraf olma ihtiyacı hissediyor."
· Ön Seçim Vurgusu: "Son 20 yıldır Türkiye'de birilerine yaslanarak siyaset yapmak moda oldu. Genel merkez koridorlarında genel başkan yardımcılarına şirin gözükerek, iltifatlar yağdırarak atanma kolaycılığı seçiliyor. Oysa işin doğrusu sandığı üyenin önüne koyup, liyakat sahibi insanları ön seçimle belirlemektir."
· Derbi Maçı Değil: "Hem Kılıçdaroğlu hem de Özel bu partiye büyük emek vermiş insanlardır. Bu işi Galatasaray-Fenerbahçe derbisi gibi görüp, sosyal medyadan klavyeşörlük yaparak eski veya yeni genel başkana hakaret etmek gerçek CHP'lilerin yapacağı bir iş değildir."
"BABA-OĞUL GİBİDİRLER, 5 DAKİKADA BİR ARAYA GELİRLER"
Bayır, parti yöneticilerine ve Kılıçdaroğlu'nun çevresine de itidal çağrısında bulundu. İki liderin yıllarca Meclis'te sabahlayarak birlikte çalıştıklarını, baba-oğul, abi-kardeş gibi bir ilişkileri olduğunu hatırlattı. Mesele memleket ve Cumhuriyet Halk Partisi meselesi olduğunda, Kılıçdaroğlu ve Özel'in 5 dakika içinde bir araya gelip ortak karar alabileceklerini ifade eden Bayır, "Parti içi dinamikleri zıtlaştırarak, bir araya gelinemezmiş gibi bir tablo çizenlerin tutumunu asla doğru bulmuyorum" şeklinde konuştu.
Olası bir olumsuz mahkeme kararında "yedek partiyle seçime gireriz" şeklindeki söylemleri de kesin bir dille reddeden Bayır, "Bizim gibi aksaçlılar, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ni asla terk etmez. Böyle bir şey olamaz, kimse CHP'den ayrılmayı beklemesin" dedi.
“İKTİDAR CHP’NİN YÜKSELİŞİNDEN RAHATSIZ”
İktidarın CHP’nin yükselişinden rahatsız olduğunu savunan Bayır, devletin tüm imkanlarının siyasi amaçlarla kullanıldığını ileri sürdü.
“Cumhur İttifakı şunu düşünüyor; ‘CHP iktidar olursa biz bütün kadrolarımızı kaybederiz.’ Bu korku ve panikle hareket ediyorlar. Devletin bütün gücünü kendi siyasetlerinin devamı için kullanıyorlar” dedi.
Bayır, CHP’ye yönelik operasyonların temelinde de bu anlayışın bulunduğunu savundu.
YARGI BASKISI: AZİZ KOCAOĞLU DÖNEMİ VE BUGÜNKÜ ŞAFAK BASKINLARI
Türkiye’de yargının bağımsızlığına ilişkin ciddi sorunlar bulunduğunu söyleyen Bayır, belediye başkanlarına yönelik operasyonları da eleştirdi.
Geçmişte Aziz Kocaoğlu hakkında açılan davaları hatırlatan Bayır, o dönemde tutuksuz yargılama yapıldığını belirterek bugünkü uygulamaların farklı olduğunu söyledi.
CHP'li belediyelere ve belediye başkanlarına yönelik artan operasyonları değerlendiren Bayır, geçmişteki yargı süreçleriyle günümüz uygulamalarını karşılaştırdı. Hukukun siyasetin sopası haline geldiğini belirten Bayır, çarpıcı bir örnek verdi:
"2011 yılında ben İl Başkanı iken, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Peki ne oldu? Adama sadece davetiye çıkardılar, taksiye bindi ve gidip ifade verdi. Tutuksuz yargılandı. Şimdi ise belediye başkanlarına sabah 05.00'te, sanki bir terör evi basılır gibi şafak operasyonları yapılıyor. İtirafçıların sözleriyle, mahkeme kararı olmadan adamı alıp aylarca kodeste tutuyorlar."
Belediye başkanlarına "etkin pişmanlık" adı altında partilerini ve genel başkanlarını karalamaları yönünde baskı yapıldığını duyduklarını da ekleyen Bayır, mevcut yargı mekanizmasının, geçmişteki FETÖ'nün adalet borsası kurduğu dönemi hatırlattığını dile getirdi.
“FETÖ DÖNEMİNDEKİ YARGI SÜREÇLERİNİ HATIRLATIYOR”
Bugünkü yargı süreçlerinin geçmişteki FETÖ davalarını hatırlattığını söyleyen Bayır, özellikle Balyoz ve Ergenekon süreçlerine dikkat çekti.
“2011’de yaşananları hatırlıyoruz. O gün de insanlar kumpaslarla suçlandı. Generaller cezaevinde hayatını kaybetti. Bugün toplum yeniden benzer kaygılar yaşıyor” dedi.
Türkiye’de adalet sistemine duyulan güvenin ciddi şekilde azaldığını savunan Bayır, “Bugün sokakta insanlara ‘Türkiye’de adalet var mı?’ diye sorsanız büyük çoğunluk ‘Yok’ der” ifadelerini kullandı.
ÇİFTE STANDART: "SAVCILAR ERZURUM'A NEDEN BAKMIYOR?"
Bayır, yargıdaki çifte standarda da dikkat çekerek, ihale yolsuzluğu iddialarının sadece CHP'li belediyeler üzerinde işletildiğini vurguladı:
"O ihalelere giren ve CHP'li belediyelerde 'şaibe var' denen firmalar, aynı ihaleleri AKP'li Kayseri veya Erzurum belediyeleriyle de yapıyor. Hadi merceği Erzurum Büyükşehir Belediyesi'ne çevirin. O çikolatalara, tespihlere verilen 80 milyonlara neden kimse bakmıyor? Oraya bakan Cumhuriyet Savcısı yok mu? Eli yanar diye bakamıyorlar çünkü orası AKP'li belediye."
1994 SEÇİMLERİ UYARISI: "TARİHTEN DERS ALIP BÖLÜNMEMELİYİZ"
Geçmişte sol partilerin bölünmesi nedeniyle Türkiye’de siyasi dengelerin değiştiğini söyleyen Bayır, özellikle 1990’lı yıllarda İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesini örnek gösterdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemi hatırlatan Bayır, sol partilerin ayrı ayrı seçime girmesinin iktidar değişiminin önünü açtığını savundu. “O gün yapılan hataların sonucunda Türkiye bugün 24 yıldır AKP iktidarıyla yönetiliyor. Aynı hataları tekrar etmemeliyiz” dedi.
Bayır, CHP içerisinde ayrışma yaratacak söylemlerden uzak durulması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu:“Mesele Özgür Özel meselesi değil, Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değil. Mesele Cumhuriyet meselesidir. CHP’nin bölünmesine asla izin verilmemeli.”
Cumhuriyet Halk Partisi içindeki tartışmaların iktidarın ekmeğine yağ sürdüğünü ve AKP'nin 24 yıllık iktidarının temelinde sol oyların bölünmesinin yattığını belirten Bayır, 1994 yerel seçimlerini hatırlattı:
· İstanbul'un Kaybı: "O dönem sol/sosyal demokrat oylar %60'lardaydı. DSP, CHP ve SHP olarak üç ayrı parti seçime girdik. Oylar %15, %12 ve %17 olarak bölündü. Tayyip Erdoğan ise %26 ile aradan sıyrılıp İstanbul Belediye Başkanı oldu."
· Ankara'nın Kaybı: "Aynı durum Ankara'da yaşandı. Murat Karayalçın ile Çankaya Belediye Başkanı Doğan Taşdelen ayrı ayrı girdi. 50 bin oy farkıyla Ankara'yı Melih Gökçek'e kaybettik."
· Bugüne Verilen Mesaj: "İstanbul ve Ankara'yı kaybedince Türkiye'yi kaybettik. 30 yıl önce yaptığımız bu hatadan ders alıp aklımızı başımıza devşirmemiz lazım. Mesele Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş meselesi değil; mesele Cumhuriyet rejimi meselesidir."
ÇÖZÜM ÜRETİMDE
Türkiye'nin ekonomik tablosunun her geçen gün kötüye gittiğini, köylerde üretici yaş ortalamasının 70'e çıktığını ve ülkenin Edirne büyüklüğünde bir tarım arazisini kaybettiğini belirten Bayır, Avrupa'nın en pahalı etinin Türkiye'de yendiğine dikkat çekti.
Parti içi kavgalar yerine üretimi ve ihracatı artırmaya odaklanmak gerektiğini vurgulayan Bayır, İl Başkanlığı döneminde kurdukları Bilim Yürütme Kurulu üzerinden hayata geçirdikleri vizyon projelerini anlattı:
"İzmir'deki üniversiteler, sendikalar ve odalarla bir araya gelip projeler ürettik. Kırsaldan kente göçü durdurmak için bölgesel ürünleri festivale dönüştürdük. Urla'da enginar festivaline başladığımızda bölgede 2 milyon enginar üretiliyordu, bugün bu sayı 6 milyona ulaştı. Bayındır'da Çiçek, Kavacık'ta Üzüm, Karaburun'da Nergis festivalleriyle kentliyi kırsala taşıdık, yöre esnafını kalkındırdık. Bugün bizim konuşmamız gereken şey; üretimi nasıl artıracağımız ve alın terinin hakkını nasıl vereceğimizdir."
"ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİ VE CUMHURİYETİN KOLONLARI DEĞİŞTİRİLEMEZ"
Son günlerde siyaset sahnesinde yeniden alevlenen Anayasa'nın ilk dört maddesinin değiştirilmesine yönelik çıkışlara da sert yanıt veren Bayır, Cumhuriyetin temel değerlerine ve üniter devlet yapısına sahip çıkmanın önemini vurguladı.
Bayır sözlerini şu tarihi uyarıyla tamamladı: "Meclis'te çıkıp 'Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilebilir' diyenler var. Hayır, değiştirilemez. Geçmişte teşebbüs ettiler, ben de o dönem parlamentodaydım ve yumruklar konuşmuştu. Hukuk siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirilirse demokrasi güven kaybeder. Halkın seçimi sürekli tartışmaya açılırsa, toplum devlete olan inancını yitirir. CHP bu ülkenin hafızasıdır, Cumhuriyetin kolonudur. Bu yapı zayıflarsa Türkiye'nin ortak geleceği zayıflar."


Yorum Yazın