CHP'li Bağcıoğlu'ndan 'Alsancak Limanı'nın özelleştirilmesine sert tepki: 'Bu bir güvenlik meselesi'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İzmir İl Başkanlığı’nda yaptığı açıklamada, İzmir Alsancak Limanı’nın Albayrak Grubu’na devredilmesine sert tepki göstererek, limanların özelleştirilmesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda milli güvenlik sorunu olduğunu vurguladı.
- Ege Postası
- 27.02.2026 - 12:32
- Güncelleme: 27.02.2026 - 13:17
EGE POSTASI - CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, CHP İzmir İl Başkanlığı’nda yaptığı basın açıklamasında, İzmir Alsancak Limanı'nın da Albayrak Grubu'na devredilmesine sert tepki gösterdi.
"BU CİDDİ BİR GÜVENLİK MESELESİDİR"
Bağcıoğlu, “Türkiye’de limanların özelleştirilmesi konusunu birçok kez gündeme getirdik. Limanların özelleştirilmesi sadece Türkiye için değil tüm dünya için milli güvenlik meselesi olarak bakılıyor. ABD limanların özelleştirmesini durdurma kararı aldı. Limanların içindeki değişik devletler tarafından imal edilmiş vinçlerin bile değiştirilmesine gayret ediyor.
Bu ciddi bir milli güvenlik meselesidir. Bu durumu Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki Ulaştırma kurul başkanlığı ve İzmir Milletvekillerimiz tarafından da takip edilmektedir. Her fırsatta gündeme getireceğiz. Ne yapılması gerekiyorsa o konu üzerinde çalışacağız” diye konuştu.
Bağcıoğlu'nun konuşmasındaki ara başlıklar şu şekilde;
ŞEHİT PİLOT BAŞSAĞLIĞI
“Semalarımızın güvenliği için şehit olan kahraman pilotumuz Hv.Plt.Bnb. İbrahim BOLAT’a Allah’tan rahmet, ailesine ve silah arkadaşlarına başsağlığı diliyorum. 6 sene önce, Suriye‑İdlib’de askeri birliğimize Rusya Federasyonu tarafından yapılan hava saldırısında 34 şehit verdik. Yardıma giden ambulanslar bile saldırıya uğradı. Şehitlerimizi de katillerini de tedbir almayarak olaya sebebiyet veren makam ve yetki sahibi sorumluları da unutmadık, unutmayacağız. Aziz ve Yiğit ruhları şad olsun.”
YUNANİSTAN'IN EGE FAALİYETLERİ
“Savaşın yeni alanı Karadeniz olmaya devam etmektedir. Geçtiğimiz aylarda meydana gelen tankerler ve ticari gemilere yönelik saldırılar, serseri mayınların oluşturduğu tehdit Karadeniz’de deniz güvenliğini ciddi bir şekilde tehdit etmiştir. Yunanistan’ın bu adalardaki askeri faaliyetlerine ilişkin video paylaşımları uluslararası hukuk ihlallerinin belgesi, kural tanımazlığın göstergesidir. Doğu Akdeniz’in milli hak ve menfaatlerimizin korunması açısından önemi her geçen gün artıyor. GKRY’nin siyasi ve askeri girişimlerinin yanı sıra Lübnan ile münhasır ekonomik bölge anlaşması son dönemin dikkate alınması gereken önemli olaylarıdır. Ayrıca Yunanistan'ın Girit'in güneyi ve Mora Yarımadası açıklarındaki dört alan için işletme sözleşmesi imzalaması ve arama alanını 48 000 km²’den 94 000 km²’ye çıkarması da dikkatle takip edilmelidir.”
Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuk çerçevesinde münhasıran haklarımız olan, ancak 2020 yılı aralık ayından itibaren faaliyet gösterilmeyen bölgelerde, ‘araştırma faaliyeti icra edilerek devlet uygulaması yapılması’, bayrak ve varlık gösterilmesi, milli menfaatlerimiz açısından zorunludur.
Karadeniz Uyumu Harekâtı ve Akdeniz Kalkanı Harekâtı, Türkiye’nin deniz güvenliğindeki merkezi rolüne önemli katkılar sağlamaktadır.
TSK PERSONEL VE UYUŞTURUCU SORUŞTURMASI
“Hava Harp Okulu’nda görevli bir kısım sözleşmeli erbaş/er hakkında ‘uyuşturucu madde temin etme, kullanma veya kullanımını kolaylaştırma’ suçlarından yasal işlem başlatıldığı öğrenilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri toplumumuzun aynasıdır ve insan kaynağına dahil edilen personel de vatandaşlarımızdan oluşmaktadır.”
İHRAÇ POLİTİKASI
“Kısa süre önce Deniz Kuvvetleri için üretilen Akhisar sınıfı Açık Deniz Karakol Gemisi’nin yapılan tüm uyarılara rağmen Romanya’ya satılmasının ardından, iki İstif sınıfı firkateynin (İzmir ve İçel) yurtdışına satılması gündeme gelmişti… Bu yanlış karardan dönülmesi; ihraç edilecek gemilerin ancak Kuvvet Yapısı hedeflerine ulaştıktan sonra ya da milli hedeflerde gecikmeye yol açmayacak şekilde eş zamanlı inşa edilmesi suretiyle değerlendirilmesini şiddetle tavsiye etmiştik.”
DEPREM SONRASI AFET YÖNETİMİ
“Depremin ardından geçen üç yılda, afet yönetimine dair birçok konuda değerlendirme yapıldı ama ne yazık ki temel yanlışlar giderilmedi. Mevcut Türkiye Afet Müdahale Planı’nda (TAMP), TSK ‘esas çözüm ortağı’ olarak değil, yalnızca ‘destek çözüm ortağı’ olarak tanımlanıyor. Bu, büyük bir eksikliktir.”
ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ
“Şehit aileleri ve gazilerin sorunlarına çözüm bulmak için TBMM Milli Savunma Komisyonunda yıllardır devam eden istişarelerin artık icra safhasına geçmesi lazım.
Askeri sağlık sisteminin tasfiye edilmesinin üzerinden on yıl geçmiştir. Bu süre boyunca yapılan uyarılar dikkate alınmamış, yanlış uygulamalardan geri dönülmemiş ve sistemin bütüncül biçimde yeniden kurulması sürekli ertelenmiştir."
Yorum Yazın