CHP'li Arslan'dan AK Partili Kaya'ya 'Körfez' çıkışı: O gemilere ceza kesiliyor mu?
CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan NEO TV'de önemli açıklamalar yaptı. Senem Gökdağ konuşan CHP'li Arslan, AK Partili Mahmut Atilla Kaya'nın Büyükşehir Belediyesi'nin Temiz Körfez seferberliği için söylediği 'mış gibi yapıyorlar' sözlerine sert tepki göstererek "K Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya 'mış gibi yapıyorlar' dedi. Peki Gediz Eylem Planı ne oldu? En büyük kirletici Gediz. Siz o nehrin üzerindeki fabrikaları denetlemediğiniz, arıtmalarını kurdurmadığınız sürece Körfez'i nasıl temizleyeceksiniz? Büyükşehir Belediyesi dron ile kirleticileri tespit ediyor, Ulaştırma Bakanlığı o gemilere yaptırım uyguluyor mu? Ceza kesiliyor mu?" diyerek sert tepki gösterdi.
- Ege Postası
- 24.04.2026 - 15:54
- Güncelleme: 24.04.2026 - 16:18
EGEPOSTASI - CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, Neo TV'de yayınlanan ve Senem Gökdağ’ın sunduğu "Manşet" programının konuğu oldu. Gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Arslan; Meslek Fabrikası'nın devrinden Elektrik Fabrikası'nın durumuna, İzmir Körfezi'nin temizliğinden meclis gerginliklerine ve olası bir ara seçime kadar birçok konuda iktidara yüklendi.
"Meslek Fabrikası İzmirlilerin Öz Malıdır, Yapılan Bir Gasptır"
Meslek Fabrikası sürecini hatırlatan Arslan, alanın İzmir Büyükşehir Belediyesinin tapusunda olduğunu ve belediyenin girişimleriyle restore edildiğini belirterek şunları kaydetti:
"Burada fırsat eşitliğinden faydalanmak isteyen kadınlarımız, gençlerimiz için çeşitli kurslar açılmış. Bugüne kadar da 140 küsur bin İzmirli yurttaşımız bu fırsat eşitliğinden faydalanmış. Geçmişte un fabrikası olarak işletilmiş bu alan, 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasıyla kamulaştırılmış, 1940 yılında bütün taksitleri İzmir Belediyesi tarafından ödenmiş ve İzmir'in mülkiyetine geçmiştir. 2007 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü bir mukata şerhinden, mazbut vakıftan bahsetti. Ancak 2. Abdülhamit döneminde bu vakıf kapatılmış, yok böyle bir vakıf. Dönemin belediye başkanı, o şerhin kalkması için İzmirlilerin parasıyla 1.6 milyon lira ödemiş ve tapuda tam hisseyle İzmir Büyükşehir Belediyesi yazmıştır."
2025 yılının son aylarında çıkarılan bir yasa ile içinde "vakıf izi" geçen yapıların Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmeye başlandığını belirten Arslan, "İzmir'de belediye tapusunda olan 4 taşınmaz bu şekilde tescil edildi. İstanbul'da Yerebatan Sarnıcı'nı Ekrem İmamoğlu, Mahir Polat ve arkadaşları o mezbelelikten kurtarıp ayağa kaldırdıktan sonra orayı da almaya çalıştılar. Meslek Fabrikası, İzmirliler tarafından kullanılıyor. Tapuyu almış olsanız bile bence bu bir gasptır. Vakıflar Genel Müdürlüğü İzmirli'nin malını gasp etti. Hukuk sürecini bekleyin dedik, dinlemediler. Polis ablukasıyla oradaki kadını, genci dışarı çıkardınız. İçerideki 150-200 milyon liralık alet edevat, çöp mü olacak? Gelin sandık koyalım, İzmirliye soralım; burası ne amaçla kullanılacak, halk karar versin," ifadelerini kullandı.

"Elektrik Fabrikası’nı Rant Alanına Mı Çevireceksiniz?"
Kente kazandırılmayı bekleyen bir diğer alan olan Elektrik Fabrikası'na da değinen Arslan, sözlerine şöyle devam etti:
"Elektrik Fabrikası kentin ilk endüstri miraslarından biridir. Yıkılmak üzereyken Özelleştirme İdaresi satmak için ihaleye çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi en yüksek teklifi vermesine rağmen, şartnameye 'kamu kurum ve kuruluşları alamaz' maddesi ekleyerek vermediler. Özelleştirme İdaresinin derdi malı satıp gelir elde etmek değil midir? İzmir Büyükşehir Belediyesi orayı Havagazı Fabrikası gibi kente kazandırmak istedi. Şimdi o bölgeye 20 katlı binaların, ticari ve turizm alanlarının imarını tanımlıyorsunuz. 'Elektrik Fabrikası'nı belediyeye verebilirdik, demek ki 20 katlı konutlar yapacaklar' algısı doğuyor. Bir rant mı düşünüyorsunuz? Elektrik Fabrikası'nın yanına AVM yapıp, 20 katlı bina dikerseniz bunun adı ne olur? Bu İzmir'in kültürel dokusuna, geçmişine büyük bir ihanet olur. Gelin, Elektrik Fabrikası'nda ne yapacaksanız İZBAN'da olduğu gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi ile el ele verip birlikte yapalım."
"Meclislerdeki Kavga Görüntüleri İzmir'e Yakışmıyor"
Hem TBMM'de hem de İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde yaşanan gerginlikleri eleştiren Arslan, siyaset kurumunun nezaket diline dönmesi gerektiğinin altını çizdi:
"Demokrasiye inanan biri olarak söylüyorum; muhalefete kendini ifade edebileceği zamanı vermek gerekir. Demokrasi bir denge ve denetleme mekanizmasıdır. Yukarıdaki liderler arasındaki gerginlik yerel meclislere de yansıyor. Ben TBMM'deki o görüntülerden de İzmir Büyükşehir Belediyesindeki şeylerden de rahatsızım. Herkes sözünü nezaket kuralları içerisinde, belgeyle ortaya koyarak söylemeli. Büyükşehir Belediye Başkanının önüne kadar gitmeye gerek yok. Göze girmek için, rol çalmak için kavga edenler bir dönem sonra meclise gelemiyorlar. Meramını düzgün anlatan, nezaketini koruyan herkes her kesimden saygı görür. Sayısal üstünlüğe güvenerek her şeyi yapamazsınız; itirazlara kulak vermeli, muhalefetin sesini dinlemelisiniz. Şirketler meclislerden daha profesyonel yönetiliyor; çünkü şirketi kötü yönetirseniz batarsınız ama devleti veya belediyeyi batırdığınızda maalesef yaptırımı olmuyor."
"Körfez Temizliği Ortak Sorumluluktur, Gediz Eylem Planı Ne Oldu?"
İzmir Körfezi'nin temizliği konusunda iktidar milletvekillerinin eleştirilerine yanıt veren Arslan, sorumluluğun sadece yerel yönetimde olmadığını vurguladı:
"AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya 'mış gibi yapıyorlar' dedi. Peki Gediz Eylem Planı ne oldu? En büyük kirletici Gediz. Siz o nehrin üzerindeki fabrikaları denetlemediğiniz, arıtmalarını kurdurmadığınız sürece Körfez'i nasıl temizleyeceksiniz? Büyükşehir Belediyesi dron ile kirleticileri tespit ediyor, Ulaştırma Bakanlığı o gemilere yaptırım uyguluyor mu? Ceza kesiliyor mu? Hayır. Körfez sadece İzmir Büyükşehir Belediyesinin sorunu değildir; Ulaştırma Bakanlığının ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının da sorumluluğu vardır. Geçmişten bugüne yerel yönetimin hiç kabahati yoktur demiyorum. Ancak 'mış' gibi yapıyorlar diyerek işin içinden çıkamazsınız. Gelsin bilim adamları, oturalım kapıları kapatalım; Adriyatik Denizi nasıl temizlendiyse İzmir Körfezi'ni de hep beraber temizleyelim."
"İktidar Sandıktan Kaçıyor, Anayasal Ara Seçim Zorunludur"
Ekonomik kriz ve erken seçim taleplerine ilişkin anayasal zorunlulukları hatırlatan Arslan, iktidarın seçmenden korktuğunu belirtti:
"Sayın Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi, anayasaya göre parlamentodaki üye sayısının yüzde 5'i (30 milletvekili) boşaldığında ara seçime gitmek zorunludur. Şu an 7 milletvekili eksiği var. Can Atalay da TBMM'nin bir üyesidir ve yemin edip görevine başlaması gerekir; ancak Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluğu bitirilmiyor. Anayasada 'boş olan milletvekillikleri için ara seçim yapılır' yazıyor ama iktidar 'bizim gündemimizde yok' diyor. İktidar anketleri, sahayı okuyor ve kaybedeceğini gördüğü için sandıktan kaçıyor. Toplumda yüzde 60'ın üzerinde erken seçim talebi var; vatandaş geçinemiyor. Enerji fiyatları, mazot arttı. Avrupa'da İspanya tarım maliyetleri için 5 milyar dolarlık yardım paketi açıkladı, bizde çiftçi mazotu zamlı alıyor. Bu enflasyon garibanın cebinden gidiyor. Çünkü bu iktidar köprülerin, şehir hastanelerinin parasını tıkır tıkır müteahhitlere, faize ödüyor."
"Maliyeti Çıkarılmış Otoyollar Ücretsiz Olmalıdır"
Son günlerde tartışılan otoyolların ücretlendirilmesi ve özelleştirilmesi iddialarına da değinen Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Bu milletin cebiyle yapılmış, her kuruşu sonuna kadar ödenmiş ve kendini amorti etmiş olan otobanlar ücretsiz olmalıdır. Yollar halkındır. Şimdi Çeşme Otoyolu'nu, Narlıdere-Güzelbahçe arasını tekrar ücretli mi yapacağız? Devlet yatırımını yapmıştır, kendini amorti etmişse halkın kullanımına sunmalıdır. Bu otobanlara 300-400 lira gibi yüksek ücretler koyarsanız vatandaş nereye gidecek? Otoban dışı seçeneğe yönelindiğinde, Narlıdere Limanreis'te, Maltepe'de, Zeytinalanı'nda bir gidiş bir gelişe düşen eski yollar o trafiği kaldırmaz. Faciaya sebep oluruz, vatandaşa sadece eziyet etmiş oluruz."


Yorum Yazın