Siyasette ağlamayı AK Partili Bülent Arınç’tan görmüştük.

Türkiye son dönemler neredeyse üç basın toplantısından birinde Arınç’ın ağladığını gördü.  Bu modaya CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel’de katıldı.

Yıllardır basın toplantılarına katılan biri olarak İzmir’de bugüne kadar basın toplantılarında ağlayan bir siyasetçi görmedim… Bu da İzmir için bir ilk oldu…

 Zaten İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel, İzmir’de ilklere imza atan isimlerden… İl Başkanı, Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı görevlerini aldıktan sonra yeniden il başkalığı koltuğuna oturan ilk isim oldu…

Peki, İnsan neden ağlar'

Uzmanlar şöyle özetliyor…

Çok ağlayan insanlar üzüntüden, sevinçten (ki aslında sevinçten ağlamak, en fazla gözleri yaşarır), hırstan (özellikle çaresiz kalınca) veya şiddetli duygusal durumlardan dolayı ağlanır.

Yüksel’in ruh halinin hangi modda olduğunu bilemiyorum ama duygusal bir çöküntü içinde olduğunu görüyoruz…

Ben son dönemlerde CHP İzmir’de Yüksel’den sonra yaşananlar ve ilçelerde sürekli sorunların olmasını gündeme getirmiştim.  CHP’nin kaynamasının getirdiği sıkıntıları aşamayan İl Başkanı Yüksel’in bu nedenle büyük sıkıntılar içinde olduğunu düşünüyorum…

Basın toplantılarında takip ettiğimde Yüksel’in bu sıkıntıları yüz ifadesinden belli oluyor.  Ben Yüksel’in bu davranışlarının normal olduğunu düşünüyorum.

Çünkü CHP’de bütün koltuklarda oturmuş bir kişinin ciddi emek verilmesi gereken il başkanlığı koltuğuna yeniden oturması onun bugünkü, ruh halinin uygun olmadığını gösteriyor.

Nasıl futbolda üç büyüklerde oynamış bir futbolcu daha sonra Anadolu takımlarına gittiğinde başarısız oluyorsa, işte yıllarca partinin üst kademesinde görev almış Yüksel’in de durumu bu heyecanı kalmamış…

Ve bu il başkanlığını “angarya" olarak gördüğünü düşünüyorum…

Yıllardır siyasetten tanıdığımız  İzmir’in son 15 yılına damga vurmuş ve CHP Genel Başkanlık koltuğu haricinde bütün koltuklarında oturmuş olan Yüksel’in yeniden başladığı yere dönmesinin nasıl bir anlamı olduğunu çözmeye çalışalım…

Neden kongrede aday oldu.

Ve kongrede neredeyse karizmayı çizdiriyordu… Beş oy farkla kazandığı kongreden sonra işlerin çok da iyi gittiğini söylemek doğru değil, neredeyse bütün ilçelerde sorun var…

CHP İzmir’de otorite kaybolmuş, planlı programlı bir çalışma sistemi yok…

Bir de buna il yöneticileri arasında yaşanan sorunları eklerseniz sıkıntı büyük…

Diğer taraftan il başkanlığına gelen giden kimse yok… Sanki İzmir’de iktidar olmayan bir partinin il başkanlığı gibi…

İl başkanlığında sıradan popülist siyaset anlayışı hakim ve yapılan etkinliklere partililer ilgi göstermiyor…  İl başkanlığının yaptığı eylemlere baktığınızda 200-300 kişi katılıyor.

Katılanlar ise hep aynı isimler…

Bunun tek bir sebebi var, Yüksel’in karşısında ciddi bir muhalefet var… Karşısındaki muhalefet bireysel bir şekilde Yüksel ekibine karşı çalışma yaptığını görüyoruz.  Bu çalışmaların en büyük nedeniyse, seçimden sonra toparlayıcı olamayan Yüksel’in yıllardan beri  “dar ekipçi” anlayışını devam ettirmesinden kaynaklanan sorunlar olduğunu biliyoruz.

Ve bitmeyecek gibi görünüyor… Bu anlayış Yüksel’im başını yiyecek

Etrafında olan üç beş kişinin zaten karşılığının olmadığını düşünürsek, bir de buna 2019 hesaplarını katarsak CHP açısından 2017 ve 2018 çok ciddi sıkıntılı geçecek gibi görünüyor…

Bir sonra ki il kongresinde Yüksel aday olur mu bilemem ama Kocaoğlu’nun vereceği destekte bu ekibin seçim kazanmasına yetmeyecektir.

Çünkü geçtiğimiz kongre Kocaoğlu’nun yanında olan belediye başkanları kesinlikle bu ekiple birlikte olmayacaktır… Bu ekiple olduklarında sonlarını hazırlayacaklarını çok iyi biliyorlar…

Yüksel ve ekibinin 2019 hesapları içinde kendisine yakın olan isimleri yerel seçimlerde belediye başkanlığı koltuklarına oturtma planlarının olmasıdır… Ve görüştüğüm birçok belediye başkanında bu kaygıyı taşıdığını görüyorum.

Bir de buna Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun kendi partili belediye başkanlarına kongrede karşı olan ve onun dediklerini yapmayan isimler üzerinden Büyükşehir baskını koyması sevgi yerine gizli gizli bir hesaplaşma içinde olmalarına neden oluyor…

Birçok belediye başkanı 2014 yılında diğer belediye başkanlarının yaşadığı sonu yaşamak istemiyor. Bu kaygıları yaşayan belediye başkanları 2018’in kendileri için son bir şans olacağını biliyor…

Yüksel’in kurultayda örgütün taleplerini bir kenara bırakarak, kendisine yakın olan isimleri listeye yazdığını düşünürsek 2019’da Yüksel’in ekibinin güçlü gitmesinden sonra İzmir’de nasıl bir tablonun ortaya çıkacağını tahmin edebiliriz…

Bu yazdıklarıma İl Başkanı Yüksel’in itirazı olabilir, nasıl kongreden günler önce İl başkanlığına aday olmayacağını defalarca söylemiş olmasına rağmen aday olduysa…

Bunu da inkar edebilir… Ama bu inkar belediye başkanlarının taşıdığı kaygıyı değiştirmez…

Yüksel’in kongrede aday olmasının en büyük nedeni 2019 hesapları olduğunu sağır sultan bile biliyor…

Bu nedenle il başkanlığı koltuğuna oturup bir sonraki dönem il başkanlığı seçiminde yapılacak kongrede kendilerine yakın olan ilçeleri filmleyip il başkanlığını yeniden kazanmak planları var… Sonraki kongrede böyle bir ihtimalin çok düşük olduğunu düşünüyorum…

Bunu zaman içinde göreceğiz…

Ben ekibin stratejik bir hatayla Yüksel’i aday yaparak büyük bir hata yaptığını düşünüyorum… Yüksel il başkanlığı koltuğuna oturduğu günden beri günden güne eriyor…  Onunla birlikte Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da aynı şeyi yaşıyor…

Bu iki isim anlaşmış gibi hata üstüne hata yapıyor. Ve yapmaya devam ediyorlar. İl Başkanı Yüksel yeni siyasete başlamış bir kişi gibi acemilerin bile yapamayacağı hatalar yapıyor…

Bu da ikiliye inancı olan partililerin güvenlerinin kaybolmasına neden oluyor…

Ve Kocaoğlu’nun 2019 adaylığı ile ilgili yaptığı çelişkili açıklamaları bırakın örgütü, İzmirliler tarafından da tepkiyle karşılandı… Ve özellikle Başbakan Binali Yıldırım ile ilgili sözleri Kocaoğlu’nu sıkıntıya soktuğunu düşünüyorum. Ve önümüzdeki günler bu tepkilerin etkilerini hep birlikte göreceğiz…