Yeşil Sol Partisi Eş Genel Sekreteri İbrahim Akın, Büyük İzmir TV’de yayınlanan Birol Soylu ile 10. Köy programında önemli açıklamalarda bulundu. 

Türkiye’nin içinde olduğu ekonomik krizin etkilerinden bahseden Yeşil Sol Partisi Eş Genel Sekreteri İbrahim Akın, ‘’Ülke ekonomik, kültürel, toplumsal gibi çoklu kriz yaşıyor. Bir kapitalizm krizi yaşıyoruz. Pandemi sonrası ortaya çıkan ekonomik kriz yaşanıyor. Pandemi aslında tesadüfi bir durum değil, bu sistemin ekolojik tahribatlar sonrası dünyada yaşanamaz hale gelmesiyle doğrudan orantılı bir gelişme oldu. Bütün dünyayı sardı ve bunun etkisi var. Türkiye çok özel bir şey yaşıyor. Bir taraftan savaş politikası var. Bütün komşularımıza savaş açmış durumdayız. Tek adam rejiminin yarattığı bir sistem ile karşı karşıyayız. Dünyadaki enflasyonun, yoksulluğu kabul ederek ülkemize bakarsak, tarihte görülmemiş enflasyonlar Avrupa’da da yaşanır. Rakamlar onlarda 3ten 5e çıkmış durumda ama bizde artık 100’lerin üzerine çıkmış durumda. Gerçek rakamın yüzde 1555 civarında olduğu söyleniyor. TÜİK’in sahte raporlarına rağmen gerçek yüzde 155’dir. Toplumun yaklaşık 30 milyon civarında bir nüfusunun açlık sınırının çok altında bir yaşam mücadelesi vermiş gözüküyor.  Savaş dönemlerinde yaşanmış bu kadar yoksulluk ama şuan bir savaş döneminde değiliz. Korkunç bir adaletsizlik var. Zengin çok zengin, fakir çok fakir. AKP kendi çevresini rant politikasıyla beslemeye çalışıyor’’ ifadelerine yer verdi. 

‘Konut meselesi rant politikasının bir parçası’

TOKİ aracılığıyla başlatılan İlk Evim İlk İşim projesinin bir rant projesi olduğunu söyleyen İbrahim Akın, ‘’Türkiye’de bir tarihsel süreç yaşıyoruz. Son dönem aslında Türkiye’deki Barolar yok edilmeye çalışıldı. 84’ten sonra Türkiye normalleşme sürecini yaşamaya çalıştı. Son yaşadığımız dönemde AKP iktidarı faşizmin kurumlaşması sürecini yaşıyor. Onlar artık sesi çıkan muhalefet eden kesimleri yok etmeye çalışıyor.  Toplum örgütlü değilse ve kendi sorunlarına çözüm bulamıyorsa tek tek bireysel çözümler üretmeye çalışıyor. En kötü koşullarda bile AKP kendince çözümler üretmeye çalışıyor. Konut meselesin rant politikasının bir parçasıdır. Kamunun bütün arazilerine el koyuyor ve insanlar şuan para yatırarak başvuruyor. Güya siyaset ürettiklerini düşünüyorlar. Mevcut iktidarlarını devam ettirmek için insanların konut edinme isteği karşısındaki mal varlıklarını da oraya yatırtmak istiyorlar. 6 aylık ömürleri kalmışsa bu ömürlerini uzatmak için yaptıkları hamleler bunlar. Bütün yoksulluğa rağmen insanlar gündelik hayatlarını devam ettirmek konusunda kim ona çözüm üretirse onun yanında yer alıyor. Bu toplumda gerçekten bir muhalefet gücünün ortaklaşmasına ihtiyacı var, umut yaratmaya ihtiyaç var. Bütün muhalefet örgütlerinin son zamanlarda daha güçlü bir mücadelesi var. Şebnem hocanın tutuklu olması talihsiz bir durum. İddia ettiği doğrudur ya da yanlıştır, devletin iddiasının yalan olduğunu kanıtlayabilirdi ama öyle yapmadı. Nasıl dersin deyip, içeri atmaya çalışıyor. Aleviler kendi haklarını ifade etmek için açıklama yapmak istiyor ve saldırı ile karşı karşıya kalıyorlar. Türkiye artık sesini çıkaranların bastırıldığı bir siyaset ile karşı karşıya’’ dedi. 

‘AKP’nin siyasi ömrü bitti’

AK Parti’nin Alevilere karşı hamlelerini değerlendiren  Akın, ‘’AKP’nin aleviler ile ilgili son yaptığı, Cemevlerini Kültür Bakanlığına bağlanması bile tam bir alevi inançlarına anlayışlarını ve eşit yurttaşlık taleplerini reddetmektir. Aleviler inançlarını özgürce yaşayabileceklerini bir ortam istiyorlar. Bu gayet doğal hakları. Zorunlu din eğitimi istemiyorlar. AKP’nin Türkiye’de topluma vereceği siyasal bir çözüm olduğuna inanmıyorum. Türkiye Yüzyılı iddiaları da boş bir iddia. Sözüne bakma eylemine bak. Son 7 yıldır tek adam zihniyetini dayatmaya çalışıyor. AKP’nin siyasi ömrü bitti. Devletin kaba gücüyle ayakta kalmaya çalışan, parti olmaktan çıkmış ve tek adam etrafında örgütlenmiş tabiri caizse çeteleşmiş bir yapıdır’’ ifadelerini kullandı. 

Muhalefet iktidarın çizdiği sınırdan çıkmalı

2023 seçimleri hakkında önemli açıklamalarda bulunan Akın, ‘’ Seçim, Türkiye’nin sıradan bir seçimi olmayacak. Bu seçim bizim için Türkiye’nin kaderi bakımından, bu faşizan uygulamanın ve otoriterleşmenin önüne geçmek için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. bu iktidarın bu kaçar suçlu halini korumak için ayakta kalmak bakımından her şeyi yapabileceği bir dönemdeyiz. İktidar sadece parti gücünü değil, devlet gücünü de kullanıyor. Hiçbir parti bundan nasibini almayacak diye bir durum yok. Bugün mevcut egemen ve tek adam rejiminin etrafında toplanmış MHP ve AKP dışında bu devlet ile karşı karşıya kalmış herkes bundan nasibini alacak. Bu tarihi seçimde özellikle muhalefetin daha farklı davranması lazım. Bu davranışların bir kısmı gerçekleştirilmiyor. Muhalefet çok parçalı. Biz şuan HDP’nin bileşeni olarak çalışıyoruz. 12 partinin ayrı ayrı seçime girmesi mümkün olmadığı için bir parti etrafında toplandık.  Biz HDP üzerinden bir seçim çalışması yürütüyoruz. Temel hedef imiz Türkiye’ye bir daha aynı darbe yapılmasın. HDP’ye yapılacak herhangi bir kapatma davası ile Türkiye demokrasisi çok daha ağır bir darbe ile karşı karşıya kalacak. Türkiye’nin geleceğinde demokrasi ve özgürlükçü bir yapı istiyorsak partinin kapatılmasına itiraz ediyorsak, Millet İttifakının ses çıkarmasını istiyoruz. HDP üzerinden oynana oyun çok ciddi bir oyundur. Bahçeli bugün CHP ile HDP’yi eşitledi. Dolayısıyla saklanmaya gerek yok. Bugün iktidarın siyasi stratejisinin etrafında onun baskısı altında siyaset yaparak muhalefet yapılamaz. Muhalefet iktidarın çizdiği sınırdan çıkmalı. Başka türlü bu toplumun ortak geleceğini inşa etmek mümkün değil’’ ifadelerine yer verdi. 

‘Türban meselesi Türkiye’de gündem değildir’

Başörtüsü polemiğini değerlendiren İbrahim Akın, ‘’Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle ortaya çıktı, sonra AKP kendini bunu politik rant olarak kullandı. Referandum gibi bir şey söz konusu olamaz. İnsanların kendi tercihleridir. Nasıl giyinmek istiyorsa bir engel yoktur. Kılıçdaroğlu’nun neden söylediğini anlayabiliyoruz. Daha çok Kılıçdaroğlu üzerinden olası adaylığına bağlı olarak, muhafazakar kesim AKP siyasetiyle boşa çıkartmak için yapıldı. AKP bunu çok kötü kullanmış oldu. bunun aslında bir oyun olduğunu görmek lazım. Bizim ülkemizde kabul edilen İstanbul Sözleşmesi feshettiler ve muhafazakar kesimi kutuplaştırıp, düşmanlaştırıyorlar. Türban meselesi Türkiye’de gündem değildir. İnsanların inançları, yaşamlarını kimsenin yönetmeye hakkı yok’’ dedi. 

‘AKP’nin uygulamak istediği siyaset kötülük üreten bir siyasettir’

Rusya- Ukrayna savaşının üzerinden batının ve Amerika’nın yeni misyon üretmeye çalıştığına değinen Akın, ‘’Dünyada otoriterleşme hali var. Artık bu sistem çözüm üretemiyor. Toplumsal ortaklaşmayı sağlayacak bir siyaset üretemiyor. Kazanılmış demokratik haklar yok sayılıyor ve ekonomik krizler yaşamasına bağlı olarak durum giderek daha kötü oluyor. Ukrayna-Rusya savaşı dünyanın yeniden yapılandırılması için sürdürülen bir savaşın parçası haline geldi. Ukrayna savaşı üzerinden batı ve Amerika yeni bir misyon üretmeye çalışıyor. Kiminle ne ilişki kurulduğundan daha çok Erdoğan kendi geleceğini düşünüyor. Rusya’da kuracağı ilişki güven   ilişkisi değil. Ukrayna savaşından en çok faydalanan Erdoğan oldu. Hem enerji hem gıda meselesi üzerinden Türkiye, Avrupa’yı kullanıyor. Avrupa’nın bütün ülkelerinden aldığımız bilgiler şu, Türkiye artık güvenilir bir ülke değil. Herkes kendi çıkarlarının hesabı içerisinde. Bunlardan en çok etkilenen Türkiye halkı olacak. Türkiye’nin geleceği bu siyaset ile olmaz. Türkiye’deki milletçi kesimleri kendisine daha güçlü bağlamak için Yunanistan hamleleri yapılıyor. Muhalefetin bu oyuna girmemesi lazım. Türkiye’de AKP’nin uygulamak istediği siyaset kötülük üreten bir siyasettir. Bu konuda uyanık olmalıyız’’ dedi.  

Zafer Partisi’nin ırkçı milliyetçi yaklaşımı doğru değil

SP Sözcüsü Aydın'dan İzmir'de 6'lı Masa mesajı SP Sözcüsü Aydın'dan İzmir'de 6'lı Masa mesajı

Mülteci meselesine değinen Akın, ‘’Biz mülteci meselesine en temel insan hakları meselesi olarak bakıyoruz. O insanlar yerinden edilmiş ve buraya gelmişler. Avrupa’nın uyguladığı politikalar doğru değildir. Avrupa bu insanları buraya hapsetti. Avrupa kaliteli eleman alıyor. Bugün AKP iktidarının mülteci meselesine muhalefetten çok daha insancıl yaklaşıyor gibi ama onun bu şekilde olmadığı çok açık. Ucuz iş gücü olarak görüyorlar. Mülteciler açlık ile karşı karşıya. Asgari ücretin çok daha altında çalıştırılıyor. Savaş politikası bittiğinde bu insanlar burada kalmak istemez. Bu insanlar 10 yıl önce buraya gelip yerleşti. Bu insanlara geldiğiniz gibi göndereceğiz anlayışı ile yaklaşmak mümkün değil. Zafer Partisi’nin ırkçı milliyetçi yaklaşımı doğru değil. Bütün savaşların bittikten sonra gitmek isteyenlerin gitmesi doğaldır. Mülteci meselesini insan hakları evrensel değerleri bakımından bakmak lazım. Mülteci kavramı bizim ülkemizde kabul edilmiyor. Düzensiz göçmen kavramı kullanılıyor. Hasta olduğunda veya işsiz kaldığında ona bakmak zorunda olmadığını göstermek için düzensiz göçmen kavramı kullanılıyor’’ ifadelerine yer verdi. 

Millet İttifakı’na çağrı 

Emek ve Özgürlük ittifakı Türkiye’nin demokratik siyasal geleceği olduğunu belirten İbrahim Akın, ‘’Bu iktidardan kurtulmak lazım. Demokratik, katılımcı, ekolojik bir cumhuriyet kurmak lazım. Bütün muhalefetin ortak hareket etmesi gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun  yapmaya çalıştığı Milet İttifakının kendi içerisinde bir anlamı var ama bizim açımızdan eksik. Bizim ittifak olarak millet ittifak ile anlaşma şansımız yok, onlarla değil asıl iktidarla kavga ederek bir yol haritası çıkarmaya çalışıyoruz. İktidar değişikliği olduktan sonra bütün insanların demokratik katılım süreçlerinin olduğu, yerel yönetimlerin güçlendirildiği, ekolojik hayatın talan edilmediği demokratik bir siyasetin kurulması konusunda Emek ve Özgürlük ittifakının çok anlamı olduğunu düşünüyoruz. Özgürlük, adalet, eşitlik, demokrasi kavramları bizim şimdiye kadar söylediğimiz şeyler. Yok sayarak değil, varlığımızı ve farklılığımız kabul ederek yol haritasının çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz Millet İttifakı doğru bir siyasi yerde durmaya ve iktidarın oyununa gelmemeye çalışmalı. Emek ve Özgürlük ittifakı Türkiye’nin demokratik siyasal geleceği olduğunun altını çizme