TENZİLE AŞÇI/EGEPOSTASI- Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilmek istenen ve Ege Turizm Merkezi projesi içinde kalan Çeşme Projesi’ne ilişkin flaş bir gelişme yaşanmıştı.

İzmir’in Kanal İstanbul’u olarak anılan projeyle ilgili geçtiğimiz günlerde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, TMMOB, EGEÇEP, İzmir Barosu ve İzmir Tabip Odası gibi sivil toplum kuruluşları ve çevreci yurttaşların başvurularıyla açılan davada Danıştay 6. İdaresi’nin verdiği “yürütmeyi durdurma talebinin reddi” kararını bozdu ve projeyle ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Kararın ardından TMMOB, karara ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya TMMOB İKK İl Dönem Sekreteri Aykut Akdemir, İzmir Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak ve İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz ile davacı tarafları katıldı.

Yapılan açıklamada, projeye ilişkin tüm çalışmalın durdurulması, geçmişte alınan kararların geri çekilmesi gerektiği ve aksi halde suç işlenmiş olacağı belirtilirken Yarımadayı kapsayan belediye başkanlarına da çağrıda bulunuldu.

YILMAZ: İRTİFAK HAKKI KAMUYA DEĞİL YATIRIMCIYA SUNULACAK

Davacı taraflar adına yapılan açıklamayı okuyan İzmir Baro Başkanı Yılmaz, proje alanın Çeşme ilçesinin yaklaşık yüzde 70’ini kapsadığını belirtti ve “Bu devasa kamu arazisi ve deniz alanları yatırımcılara irtifak hakkı tesisi suretiyle tahsis edilerek  bu alanın tümünde ve adaları da içeren deniz alanlarında halkımızın girişine kapalı imtiyazlı bir azınlığın kullanımına özgülenmiş, girişi denetimli, bağımsız özel bir yetki alanı oluşturulacaktır. Bu alanların irtifak hakkı sahibine devri karşılığı alınacak bedel kamu harcamaları için kullanılamayacak sadece alanın alt yapı yatırımlarına harcanabilecektir. Yani irtifak bedeli dahi kamuya değil yatırımcının hizmetine sunulacaktır. Tahsis edilecek kamu arazisi ve deniz alanları nadir bir ekosistemi barındırmaktadır.  Alan, Doğal sit alanları, su koruma havzaları, orman alanları ile çok özel niteliklere haizdir. Ancak alanın bu çok özel niteliklerine müdahale edilerek, imtiyazlı bir azınlığın hizmetine sunulmak üzere; mega yat limanları, golf sahaları, kıyı otelleri, lüks konut ve rezidanslar vb. yapılacaktır” dedi.

“BAKANLIK HİÇBİR İŞLEMLDE BULUNAMAYACAKTIR”

Bölgenin proje alanı olarak ilan edilmesinin ardından Danıştay tarafından 2006 yılında proje kararının iptal edildiğini ancak 2020 yılında yeniden alınan kararın hukuka aykırı olduğunun altını çizen Yılmaz, “Bakanlık yargı kararlarını umursamadan çok daha büyük alan için hukuka aykırılığı yargı kararı ile belirlenmiş işlemi tekrar yürürlüğe koymuştur. Bu yanıyla 12.02.2020 tarihli Resmi Gazete de ilan edilen işlem hukuk devleti ilkesinin de ihlali niteliğindedir. Kurumlarımız ve çok sayıda duyarlı yurttaş halkımızın yaşam alanlarına, nadir ve korunması gereken habitat alanlarına müdahale içeren ve hukuka aykırılığı daha önce yargı kararı belirlenmiş işleme karşı Danıştay 6. Dairesi nezdinde dava açmış, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde de işlemin kamu yararına uygun olmadığı belirlenmiş ise de Danıştay 6. Dairesi gerekçesiz olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir.  Ancak itirazımız üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı ile Danıştay 6. Dairesinin kararı İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesinin sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararında deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın gereklilikleri açıklanmadan turizm bölgesi ilan edilmesi hukuka aykırı bulmuştur. Bu kararla davalı Kültür ve Turizm Bakanlığına da tebliğ edilmiş olup İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 27. Maddesi gereğince Bakanlıkça Çeşme Turizm Bölgesi projesi kapsamında artık hiçbir işlem ve tasarrufda bulunulamayacaktır” diye konuştu.

“AYNI YÖNDE NİHAİ KARAR VERİLMELİDİR”

Projeyle ilgili bir an önce nihai karar verilmesi çağrısında bulunan Yılmaz, “Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun hukuka aykırı bulduğu işlem hakkında Danıştay 6. Dairesi tarafından aynı yönde nihai karar verilmesi beklenmektedir.  Korunması gereken doğal alanları, korunması gereken su havzalarını, orman alanlarını, deniz alanlarını, kıyıları, kamuya ait devasa alanları kamunun elinden alıp bir azınlığın kullanımına terk edecek bu işlemin hukuka aykırı bulunarak durdurulmuş olması ile kamusal sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Halkımıza ve tüm İzmirlilere armağan olsun” ifadelerini kullandı.

ERLAT: BUNDAN SONRA PLANLAMA ÇALIŞMASI YAPMAK SUÇ TEŞKİL EDER

Dava avukatlarından Ömer Erlat, bundan sonra yapılacak her işlemin suç teşkil edeceğini ifade etti ve “Bakanlık, yürütmenin durdurması kararına yani yargı kararına istinaden bütün işlem ve tasarrufları durdurmakla mümkündür. Aksi halde bu işlemleri yapan kamu görevlileri suç işler. Ayrıca bu işlemi yapan kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanma ve ihmal suçu işlemiş olurlar. İşlemler tamamen durdurulmalıdır. Yargı kararlarına uyulması hukuk devleti gereği ilkesince zorunludur. Sayın Bakan Aralık ayında planları askıya çıkaracağız demişti. Artık bundan sonra hiçbir planlama çalışması yapılmaz. Bunların hepsi suç teşkil eder. Devam eden geriye dönük işlemlerin de geriye döndürülmesi gerekiyor. Orada sit derecesi değiştirilen alanların sit derecesini değiştirme kararlarından da geriye dönülmesi gerekiyor” dedi.

KAYNAK: KAMU ALANLARININ ÖZEL ŞİRKETLERE VERİLMESİ…

Çiğli 5M Migros'ta şaşkınlık yaratan görüntü! Çareyi kovalarda buldular Çiğli 5M Migros'ta şaşkınlık yaratan görüntü! Çareyi kovalarda buldular

İzmir Tabip Odası Başkanı Kaynak ise; “Çeşme yarımadası tarihin derinliklerinden bugüne kadar faunası, bitkileri ve insanlarıyla çok zengin bir doğa merkezidir. Şu anda kamunun malı olan ve kamunun yararına kullanılması gereken bu alanın bazı özel şirketlere verilmesini öngören kararların yasaya önlenmesi aşamasındayız. Bunun son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu koruma sürecinde emek veren odalarımıza, STK’lara ve bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

AKDEMİR’DEN BAŞKANLARA ÇAĞRI

Son olarak konuşan TMMOB İl dönem Sekreteri Akdemir, mücadelenin devam edeceğinin altını çizerken yarımadayı kapsayan ilçe belediye başkanlarına çağrıda bulundu ve şunları söyledi; “Bu bir aşamadır. 2 yıllık mücadelenin sonunda gelinen bir aşamadır. Hukuk normlarına göre normal. Türkiye koşullarına göre mucize olan bir aşamadayız. Biz bunu Gezi sürecine bağlıyoruz. Gezi’de kamuya ait olan bir alanın kamu kullanımında kalması için mücadele verildi ve şu anda o alan tümüyle kamuya açık bir şekilde işlemini sürdürüyor. Çeşme Turizm bölgesinde ise büyük bir alanın turizm projesi adı altında tümüyle ranta kurban edildiği bir karar vardı. Biz de buna karşı bir mücadele yürüttük. Biz bugün geldiğimiz aşamada tekrar sesleniyoruz. Gezide tutsak edilen meslektaşlarımız mesleklerini yaptıkları için tutsaklar. Biz de mesleğimizi vicdan, kamu  yararı ve halkın yararı için yaptığımız için projeye karşı bir rapor hazırladık. Bilirkişi raporu doğrultusunda yürütmeyi durdurma kararı alındı. Biz mücadelemizin her şekilde devam edeceğiniz, Çeşme Turizm Bölgesi’ndeki talanın durdurulması ve kamuya açık alanların kamu kullanılması için mücadele edeceğimizi duyuruyoruz. Biz yetkililere söylüyoruz. Proje adına yapılacak her işlem kamu zararına neden olacaktır. Tekrar bütün kamu görevlilerini uyarıyoruz. Bu bir aşamadır. Bu davada İzmir Büyükşehir Belediyesi de bu sürece dahil olmuştu. Gelinen bu aşamada biz öncelikli olarak TMMOB, Tabip Odası, Baro ve mücadeleyi yürüten tüm örgütler olarak yeniden talep ediyoruz. Biz yarımadayı bir bütün olarak görüyoruz. Karaburun, Çeşme, Urla ve Selçuk belediyesi… Bu rant ve talan projesine hep birlikte mücadeleye etmeye davet ediyoruz. Bu belediye Başkanlarına projeye karşı beyanda bulunmaları yönünde çağrı yapıyoruz.”