TBMM Genel Kurulu’nda bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçeleri görüşülüyor. 

Genel Kurul’da söz alan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bütçesi üzerine konuştu. 

Kemalbay, “AKP-MHP bloku istiyor ki 2023 bütçe anlatısı, Alice Harikalar Diyarında gibi olsun. Ama yağma yok, HDP olarak bu kürsüden ‘Kral çıplak’ demeye devam edeceğiz. Bütçe paketinin biraz yanına yaklaştığınızda, kesik bir ölüm kokusu, karın gurultusu, acı ve keder görüyoruz. Bu bütçe, halkın ihtiyaçları için değil, Erdoğan’ın bekası; ekonomik, politik tercihleri için hazırlanmıştır. Savaşa, ranta, yandaşa kaynak ayırma bütçesidir” dedi.

Kemalbay, “20 yılın hikayesinin spotu, bundan sonra olabileceklerinin fragmanı, dün bu Meclis’te yaşandı. Bir milletvekili, AKP’li vekilin saldırısı ile az kalsın yaşamını yitiriyordu. Kürtçe konuşan bir milletvekilinin mikrofonu kapatıldı. Cinsiyetçi küfürler havada uçuştu. HDP’nin değiştirmek istediği, işte bu şiddete dayanan despotik, cinsiyetçi, yasakçı anlayıştır. İklimi de insanı da koruyacak emek, barış, demokrasidir” diye konuştu.

AK Parti’nin enerji politikalarını eleştiren Kemalbay, “42 madencinin katledildiği Amasra maden faciasının neden yaşandığına geliyoruz. Havzada iş sağlığı ve güvenliği politikasını baltalayan, böl-parça-yönet, özelleştirme, redevans sistemi, Amasra’daki katliamın sebeplerinden birisidir. 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma, Türkiye tarihinin en büyük maden katliamı olmuştur. Soma’dan hangi dersleri çıkardınız Sayın Bakan? Hiç. Çünkü sorun, bilmemek değil; sorun, tercih etmemektir. Amasra katliamının ikinci nedeni de burada yatıyor. Bilimin ‘Yüzde 100 önlenebilir’ demesine rağmen Erdoğan, Soma için ‘kader, kaza, fıtrat’ demişti ve ölümleri normalleştirmişti. Siz, Soma’nın yargıçlarını değiştirip ceza alanların önünü kestiniz. Soma’nın avukatları, sevgili Selçuk Kozağaçlı’yı ve Can Atalay’ı tutukladınız. Buradan da üçüncü nedene geliyoruz; cezasızlık politikası” dedi.

Bakan Soylu: Kınık Belediye Başkanımızla gurur duyuyoruz Bakan Soylu: Kınık Belediye Başkanımızla gurur duyuyoruz

MURAT ÇEPNİ: BU BÜTÇE, BETONLARIN, DOZERLERİN BÜTÇESİDİR

TBMM Genel Kurulu’nda bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçeleri görüşülüyor. 

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, görüşmelerde söz alarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesi üzerine konuştu. Çepni, şunları söyledi:

“Bu bütçe, halk açlıkla uğraşırken yüzde 300-500 kâr yapan şirketlerin, bankaların bütçesidir yani yüzde 1'in bütçesidir. Bu bütçe, betonların, dozerlerin bütçesidir ve bu bütçe, fidan dikmeyi orman sananların kurnazca inşa ettiği bir bütçedir. Bu bütçe, tüm coğrafyayı delik deşik eden maden ve enerji şirketlerinin bütçesidir ve bu bütçe, mafyaların, çetelerin, tarikatların bütçesidir. Bu bütçe, dağına taşına, deresine, ormanına sahip çıkan köylüye saldırmayı vatan millet adına savunan, yapan suç şebekelerinin bütçesidir ve yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olduğu, tüm soygunların, hırsızlığın, suçun, çürümenin vatan, millet, din, iman edebiyatıyla örtüldüğü bir bütçedir, bu sistemin bütçesidir. Evet, gerçekler başka, iktidarın ortaya koyduğu yalanlar başka.”

"BAKAN DEDİ Kİ, ‘600 TON YOK, 9 TON VAR’ BAKAN İÇİN 9 TON ZEHİR ÖNLEMLİ DEĞİL"

Çevre sorunlarına dikkat çeken Çepni; “Aliağa'da gelecek olan zehirli gemi itirazlar sonucunda engellendi. Bakan dedi ki, ‘600 ton yok, 9 ton var.’ Bakan için 9 ton zehir önlemli değil. Sonrasında iptal edildi. Bakan özür diledi mi, bilim insanlarına teşekkür etti mi? Hayır, hâlâ yerinde oturuyor. Gaziemir'de nükleer atıklar hâlâ çıkmış değil” dedi.

"ÖZGÜR, DEMOKRATİK, SOSYALİST BİR ÜLKEYİ VE DÜNYAYI MUTLAKA KURACAĞIZ"

AKP’nin ekonomi, sosyal ve çevre politikalarına değinen Çenpi; şu değerlendirmeleri yaptı:

“Savaş politikalarına, silahlanma çalışmalarına son verecek, halklar ve doğa lehine politikaları esas alacağız. Orman ve su varlıkları mutlak korunacak, buralarda bilimsel çalışma dışında tüm faaliyetler yasaklanacak. Dicle, Fırat, Kızılırmak, Çoruh, Gediz, Menderes gibi havzalar hızla rehabilite edilecek. Hayvanlara yönelik her türlü şiddet ağır biçimde cezalandırılacak. Biyolojik ve kültürel çeşitliliği koruyan, geliştiren politikaları uygulayacağız. Ekokırımı suç olarak sayacağız, yaban hayatını koruyacağız, avcılığı yasaklayacağız. Biz doğayı, emekçiyi, köylüyü, hayvanı kısaca tüm canlıları koruyan, egemenlik değil eşitlik ilişkisi kuran bir yaşamı kuracağız. Paranın yenmediğini bilerek paraya tapılan soygun düzenini yıkacağız. Gündüzlerinde aç gezilmeyen, gecelerinde aç yatılmayan özgür, demokratik, sosyalist bir ülkeyi ve dünyayı mutlaka kuracağız.”