Kılıçdaroğlu, Gezi davası tutuklularının aileleriyle bir araya geldi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’da, Gezi Parkı Davası tutuklularının aileleri ile bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, "Yaşadığımız olay, sıradan bir olay değil. Entelektüel düzeyi yüksek; olayları sağlıklı sorgulayabilen, haksızlıklar karşısında sesini rahatlıkla ifade edebilen, düşüncesini ifade edebilen arkadaşlar bunlar. Sıradan insanlar değil. Dolayısıyla bunların tutuklanmaları, hapse atılmaları da sıradan bir olay değil. Çok sayıda örneği var bunun tarihte. Bütün mesele, bunların tekerrür etmemesiydi" dedi.

Politika 15.05.2022, 22:21 15.05.2022, 22:44
Kılıçdaroğlu, Gezi davası tutuklularının aileleriyle bir araya geldi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gezi Parkı Davası’nda haklarında hapis cezası verilen Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Yiğit Ali Ekmekçi, Ali Hakan Altınay ve Can Atalay’ın aileleri ve avukatlarıyla bir araya geldi. Emirgan Korusu’nda, Beyaz Köşk’teki buluşmaya; CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek Kaya İmamoğlu ile CHP milletvekilleri katıldı.

İMAMOĞLU: “EN BÜYÜK MÜCADELEYİ VERMESİ GEREKEN MEVKİLERDE BULUNUYORUZ”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise şunları söyledi:

“Genel Başkanımızın ilk andan itibaren; ‘süreci takip edin’ demesiyle; tabii ki içinizde çok yakın dostluklarımız, yol arkadaşlarımız var, ilk günden itibaren elimizden gelen her duyguyla yanınızda olmaya gayret ediyoruz. Umarım hiçbir anında eksikliğimiz olmaz. Biz, Genel Başkanımızın, ifade ettiği gibi vazifemizi yerine getiriyoruz. Hiçbir ailemizin başka bir duyguyla bize bakmamasını istiyoruz. Bu bizim vazifemizdir ve onu yerine getiriyoruz.

Hukuksuzluğa uğrayan kim varsa, ona da aynı şekilde davranmaya hazır bir yönetimiz. Çünkü hem Genel Başkanımız hem partimiz hem bizler böyle bir kültürün ve ahlakın temsilcileriyiz. Umuyorum; siyasi olan bu kararın, bu karar verici bir avuç insanın iktidar sürelerinin bitmesiyle beraber, kararın da sona ermesini hep birlikte sağlarız. Bu konuda en büyük mücadeleyi vermesi gereken mevkilerde bulunuyoruz. Bu manada elimizden geleni yapacağımızdan hem sizlerin hiçbir kuşkusu olmasın, hem de şu an hukuksuz yere hapiste bulunan dostlarımızın hiçbir kuşkusu olmasın.”

KAFTANCIOĞLU: “DAYANIŞMAYA, UMUDU BÜYÜTMEYE DEVAM”

Kılıçdaroğlu’nun, “Yakında içeri girecek olan Canan Başkan’a sözü verelim” esprisinin ardından konuşan Kaftancıoğlu ise şunları söyledi:

“Mağdur kontenjanından ailelerin sözcüsü olarak söz almış olayım. Şaka bir yana, her biriniz bir kez daha hoş geldiniz. Keşke bu vesileyle değil, daha güzel vesilelerle bir arada olabilseydik. Ama bizler zaten daha güzel vesilelerle bir arada olduğumuz için böyle cezalandırılıyor, içerideki kardeşlerimiz. O nedenle, bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da dayanışmaya, umudu birlikte büyütmeye ve örgütlenmeye, örgütlülüğe devam, diyorum. Sizlerden de bugün katılımınızdan ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum. Bizler süreci, Genel Başkanımızın yakın takibi talimatlarıyla, vekillerimizle birlikte bütün partimiz yürütmeye çalışıyoruz. Hepimize güzel bir gelecek diliyorum.”

KILIÇDAROĞLU: AMACIMIZ, BEDEL ÖDEYENLERİN YANINDA DURMAK

Kılıçdaroğlu ise şöyle konuştu:

“İnsanların yaşamlarında unutulmaz anılar vardır. Yakınları, eşleri, dostları, arkadaşları şu anda haksız yere içeride olanların da anıları birikiyor. Bu anılar bazen öykü oluyor, bazen roman oluyor, bazen bir sinema filmi oluyor. Ama sonuçta, insanlar özgürlüklerine kavuştuklarında, hayatları boyunca anlatacakları güzel öyküleri oluyor. Bu öyküler, bundan sonraki kuşakların ya da yöneticilerin ders almaları gereken öyküler olarak, keşke tarihte yerini alsa. Yani aynı acıları, bir toplum sürekli olarak yaşamasa… Fakat yaşıyoruz. Zaten insanlık tarihi, demokrasiyi sağlamak konusunda verdiği mücadelelerin tarihidir. Biz demokrasinin önemini, belki de bu tür olaylarla kendi ruhumuzda, bedenimizde, anlayışımızda, düşüncelerimizde hissediyoruz. Demokrasi mücadelesinin de bunun için verilmesi gerektiğini biliyoruz.

Bu mücadelede insanlar bedel öderler. Şu anda içeride olan arkadaşlarımız, bu bedeli ödeyenlerdir. Toplum; demokrasi konusunda, özgürlükler konusunda bedel ödeyen bu insanları asla unutmaz. Onlar, tarihteki yerlerini alırlar.

Bizim temel hedefimiz şu: Bedel ödemeyenler olarak, biz dolaylı bedel ödüyoruz, onlar doğrudan bedel ödüyorlar… Bizim amacımız, bizim görevimiz de bedel ödeyenlerin yanında durmak, onların bir anlamda içinde bulunduğumuz ortam neresi olursa olsun onların sözcülüğünü yapmak. Bu bazen; köşe yazarları oturur bunu yazarlar, sözcülüklerini yaparlar. Bazen bir televizyon programında, tartışmalarda sözcülüğünü yaparlar. Geniş kitleler, yapılan haksızlığı duymuş olur. Yapılan bu haksızlık sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da yankılandı, yerini aldı.

“YAŞADIĞIMIZ OLAY, SIRADAN BİR OLAY DEĞİL”

Yaşadığımız olay, aslında sıradan bir olay değil. Bir ülkenin; entelektüel düzeyi yüksek, olayları sağlıklı sorgulayabilen, haksızlıklar karşısında sesini rahatlıkla ifade edebilen, düşüncesini ifade edebilen arkadaşlar bunlar. Sıradan insanlar değil. Dolayısıyla bunların tutuklanmaları, hapse atılmaları da sıradan bir olay değil. Tarih bu tür örneklerle dolu, çok sayıda örneği var bunun tarihte. Bütün mesele, bunların tekerrür etmemesiydi. Ama maalesef darbe dönemlerinde, ben bunu çok gördüm. Ben; 12 Mart’ı da gördüm, 12 Eylül'ü de gördüm, bu dönemi de gördüm. Dolayısıyla yaşadığımız olaylar, dramlar; bundan sonra keşke hiç yaşanmasa. Ve bizler hangi görüşte, düşüncede olursak olalım, en az azından düşüncelerimizi birbirimize saygıyla anlatabileceğimiz bir atmosferi yakalayalım. Mücadele de bunun üzerine inşa edilen bir mücadele aslında.

“KARŞILIKLI DAYANIŞACAĞIZ”

Yapabilir miyiz? Evet, yapabiliriz. Umutsuzluğa kapılmak var mı? Asla kapılmak yok. Mücadeleyi sonuna kadar götürmek zorundayız. Bu tabii bir anlamda dayanışma kültürü de demek. Karşılıklı dayanışacağız. Birimiz acı çekerken, diğerimiz sevinç çığlıkları atmayacağız. Beraber düşüneceğiz. Acıları nasıl yok edebiliriz, izale edebiliriz; veya hafifletebiliriz bunun bir anlamda yolunu, yöntemini, yordamını bulmak zorundayız. Bu çerçevede mücadele edeceğiz.

Hepimiz Türkiye’de yaşıyoruz. Siyaset kurumunun çok sıkıntılı bir alan olduğunu da biliyoruz. Düzgün siyasetçi olmanın da kolay olmadığını, zor bir alan olduğunu biliyoruz. Ama sonuçta her şey, toplumun eğitimine bağlı. Toplum eğitildikçe daha farklı bir sürecin içine hep beraber giriyoruz.

Bu güzel sabah kahvaltısı organizasyonunu yapan Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Bey'e, İl Başkanımız Kaftancıoğlu'na o da yakında ‘adaletle’ tanışacak, farklı bir adaletle o da tanışacak, teşekkür ediyorum. Hep birlikte mücadele ettiğimiz zaman, gücümüzün ne kadar önemli… Çünkü haklı olduğunuz zaman, çok güçlüsünüz. Nerede olursak olalım, hapiste veya hapis dışında; yeter ki haklı olduğumuza inanalım. Haklı olduğumuz zaman daha güçlü, daha kararlı, daha inançlı olabiliyoruz.”

AİLELERDEN “DAYANIŞMA VE DESTEK” ÇAĞRISI

Kılıçdaroğlu, Kaftancıoğlu ve İmamoğlu’na süreç içinde gösterdikleri dayanışmadan dolayı teşekkürlerini ileten aileler, duygularını “Onların iyi olmalarını sağlayan şey, dışarıda kendilerine gösterilen dayanışma ve destek. Bunu göstermeye devam edin” sözleriyle dile getirdi.

KILIÇDAROĞLU, 12 EYLÜL ANISINI ANLATTI: 

Kılıçdaroğlu, burada; 12 Eylül askeri darbe döneminde başından geçen bir anısını anlattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“12 Eylül dönemi. Bürokratken, yurt dışına gideceğim, bir yıl süre hesap uzmanlarını yurt dışına gönderiyorlardı, ben de Fransa’ya gideceğim, 1980’li yıllarda. Tabii giderken babam ve annem Tunceli’deydi, o zaman böyle uçak seyahatleri, Avrupa’ya gidiş- geliş çok rahat değildi. Gidip, yaşlı ikisi de ellerini öpelim de ne olur, ne olmaz diye gittim. Dönüşte öğrenciliğimde gönderdiğim kitaplar vardı. O kitapların bazılarını yanıma aldım. El valizi vardı, onun içine koydum. Çamaşırlarımı üst tarafa koymuştum.

Bindik otobüse, İstanbul’a geliyorum. Elazığ’a yaklaşırken, yolda askerler durdurdular otobüsü, ‘Herkes insin, bagajının başında beklesin’ diye. Tabii biz de indik. Valiz küçük zaten. Onun başında bekliyorum. Sırayla aradılar, bana geldi, ‘Aç’ dediler. Fermuarı açtım. İşte üste atletim falan vardı. Kaldırdı, kitap. Kaldırdı, kitap. Kaldırdı, kitap.

Diğerlerinin tamamına ‘Sizler kaldırabilirsiniz’ dedi, ‘Siz bekleyeceksiniz’ dedi. Bekledik tabii, mecburen bekleyeceğiz. Allah’ın dağı. En üstteki kitabı aldı, hiç unutmuyorum. En üstteki kitap ‘İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı.’ Gri bir kapağı var. ‘Devlet Planlama Teşkilatı’ yazıyor. Çeviriyor sayfalarını hiç resim yok. Hepsi yazı. Dedi ki, ‘Bu kitapların taşınmasının yasak olduğunu bilmiyor musun sen?’  Dedim, ‘Bu yasak değil, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yayını.’

“DEMİREL’İN İMZASI VAR, O DA İÇERİDE”

Hüviyetimi aldı. Hesap uzmanlarının hüviyeti, bizim hüviyetlerde Başbakan, Maliye Bakanı ve kurul başkanlarının imzası vardır. ‘Her türlü vali, kaymakam yardım eder falan filan’ diye. Fakat Süleyman Demirel’in imzası var, o da içeride, 12 Eylül döneminde.

‘Sen bekleyeceksin’ dedi, götürdü kitabı. Bir teğmen var, ona verdi. O aldı kitaba baktı. Hüviyetime bakıyor. Bana şöyle işaretle, ‘Gel’ dedi. Gittim oraya. ‘Sen’ dedi, ‘bu kitapları nasıl taşıyorsun?’ dedi. Dedim, ‘Ben devlet memuruyum. Bunlar da kamunun kitabı.’ ‘Bir daha seni görmemeyim buralarda. Şimdi seni serbest bırakıyorum’ dedi. Bütün otobüs, herkes binmiş, sadece ben aşağıdayım. Herkes bana bakıyor, ‘bu ne yapıyor?’ diye.

Valizi aldık, bagajlar da kapandığı için otobüse koltuğun altına koydum. İstanbul’a gelinceye kadar üç ayrı yerde arama oldu. ‘Herkes insin, valizin başında beklesin.’ Tabii ben valizi aşağıya indirmedim. İndim ben de. Ama hiç kimse de çıkıp, ‘Ya bu koltukların altında bir şey var mı?’ diye bakmadı.

“İYİ Kİ ONLARI BULAMADILAR”

‘İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’ tesadüfen üstte. Onun altında bir sürü, sol içerikli kitap var. Doğan Avcıoğlu’nun kitapları, İsmail Beşikçi’nin kitapları var. Yani, iyi ki onu bulmadılar. O dönem yaşadığım stresi, o dönem kişi seni gözaltına alıyorum dese, yapacağınız hiçbir şey yok. Dağın başında, telefonla bile ulaşamazsınız. Şu anda içerdekiler de dışarıya çıkınca güzel anıları olacak.”

Yorumlar (0)
banner83
24
açık
banner84
banner82
Namaz Vakti 27 Haziran 2022
İmsak 03:52
Güneş 05:42
Öğle 13:19
İkindi 17:14
Akşam 20:46
Yatsı 22:28
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31