Kılıçdaroğlu: Demokrasinin önünde kalın duvarlar var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bursa’da; “Demokrasinin önünde kalın duvarlar var. Bu kalın duvarları kaldırmak milletin elindedir. Önümüzde seçimler olacak. Herkesin oyu benim başımın üstüne. Ama artık geldiğimiz süreç sandığa giderken elimizi vicdanımıza koyup oy kullanma sürecidir. Artık Türkiye’nin yeni bir aşama kaydetmesi lazım. Hem demokrasi açısından hem ekonomi açısından; yeni bir aşama kaydetmesi lazım” dedi.

Politika 12.11.2022, 13:20
Kılıçdaroğlu: Demokrasinin önünde kalın duvarlar var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bursa’da; TR Düşünce Kulübü yönetimiyle kahvaltı yaptı. TR Düşünce Derneği Başkanı Ercan Yakut, kendisinin halen AKP üyesi olduğunu belirterek, “Önümüzde seçimler var. Sağduyu daha çok olmalı. Ne kadar sertleştirmek isteyen taraflar olursa olsun Türkiye’deki bütün siyasi partileri insanlık adına sağduyuya, söz söylemeye davet ediyoruz. Sizin samimiyetinize güveniyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:

“Bursa’da bulunmaktan son derece mutluyum. Bursa’nın sadece Cumhuriyet tarihi açısından değil. Bizim kendi tarihimiz, Osmanlı tarihi açısından da son derece değerli bir kent olduğunu biliyoruz. Cumhuriyet tarihi açısından da bazı tarihçiler ilk bakanlar kurul toplantısının, Cumhuriyet’ten sonra, ilk bakanlar kurulu toplantısının Bursa’da yapıldığını da ifade ederler.

Bursa’ya geldik ama Bursa’da bir şehidimiz var. Allah rahmet eylesin, diyoruz. Elbette bu ülkede her birimiz bayrağımız, vatanımız için canımızı vermeye; feda etmeye hazırız. Bizler CHP, olarak ifade edeyim. İki kırmızı çizgimiz var. Vatanımız ve bayrağımız. Vatanı ve bayrağı ile sorunu olmayan herkesin başımızın üstünde yeri var. Her düşünceye sağımız var. Değerlidir. Düşüncenin olmadığı yerde büyüme ve gelişme olmaz.

Bütün büyüme, düşünce dünyasındaki gelişme ve büyüme, farklı düşüncelerin birbirleri ile bir anlamda rekabet ortamında, birbirleri ile rekabet ederek; daha farklı bir geleceğe kapı aralamalarıdır. Bu bağlamda düşündüğümüzde, bu düşünce kulübünün Bursa’da kurulması Türkiye satına ve hatta yurtdışına yayılması güzel bir olay.

"ÖTEKİLEŞTİRME İNSAN HAKLARINA AYKIRI DAVRANIŞTIR"

Ötekileştirilmeden söz edildi. Ötekileştirme aslında insan haklarına aykırı bir davranıştır. Bir insanı düşüncelerinde ötürü, kimliğinden, inancından ötürü ötekileştirirseniz, aslında o toplumu kutuplaştırır ve ayrıştırırsınız. Mütedeyyin insanların olduğunu biliyorum bu toplantıda. İnanç üzerinden siyaset yapanların bu ülkeye en büyük kötülüğü yaptığını hepinizin bilmesini isterim. Kimin inançlı olduğunu, kimin inançsız olduğunu sadece ve sadece Yüce Yaradan bilir. Birisinin bir başka bir kişiye ‘Sen inançlısın’ ya da ‘inançsızsın’ diye suçlaması şirktir. Benim inancımı kim sorgulayabilir. Peygambere bile verilmeyen bu yetkiyi nasıl bir başkası kullanabilir. Özellikle muhafazakâr dünyadan gelen kardeşlerimin bu konuda çok duyarlı olmaları lazım. Herkesin kendi inancı benim başımın üstüne, ben bilemem. Herkesin kimliği de benim başımın üstüne. Hiç kimse annemizi, babamızı seçme özgürlüğüne sahip değiliz. O zaman benim kimliğim neden siyaset konusu olsun, neden kimliğimden dolayı ben ötekileştirilmiş olayım.

Önemli olan nedir? Kimlikler herkesin şerefidir, inanç herkesin manevi dünyasının zenginliğidir. Böyle bakmamız lazım. Böyle bakmayıp da inancı siyasette kullanırsak, kimliği, yaşam tarzını siyasette kullanırsak; toplumu asıl meşgul olması gereken alandan koparıp kendi içinde kavga eden bir topluma dönüştürmüş oluruz. Bugün Türkiye’nin geldiği nokta budur, bu noktadan çekip çıkarmamız lazım. İşsizlik var, nasıl çözeceğimizi tartışacağımıza kimliğini, inancını tartışıyoruz. Ne için, işsizlik sorununu gizlemek için. Bu siyaset değil. Bu siyaset Türkiye’de hiç kimseye yarar getirmez.

"İŞSİZLİK SORUNUNU GİZLEMEK İÇİN"

Sosyal devlet dediğimiz bir kavram var. Sosyal devlet üzerinde de yeterince durmuyoruz. Devletin sosyal olması, yani devletin bütün bireylerine zayıfından en varlıklısına kadar yardım etmesi ve kapı aralaması, özellikle düşük gelirli kesimlerin korunması demektir, sosyal devlet… Devlet hiç kimsenin yatağa aç girmediği, herkesin işinin, aşının olduğu ve dolayısıyla o devlette huzur, kalkınmanın olduğu bir anlayışı hakim kılacaktır sosyal devlet. Biz sosyal devleti de yeniden inşa etmek zorundayız. İnsanlar yoksul olabilirler, hiçbirimiz mal varlığı ile doğmadık. Giderken de bir şey götürmüyoruz. O zaman doğuş ile ölüm arasındaki tarihi, insanlık tarihini çok iyi bilmek ve değerlendirmek zorundayız. Gelirken bir şeyimiz yoktu, giderken bir şeyimiz yok. O zaman hırsımızı bir şekliyle gem vurmak zorundayız.

Hem diyoruz ki koşusu açken tok yatan bizden değildir. Güzel mi, güzel; doğru mu, evet doğru. Komşusu açken tok yatan binlerce kişiyi görüyor muyuz, görüyoruz. Alkışlıyor muyuz, yeri geldiğinde alkışlıyoruz. Yanlışımız burada. Onları alkışlamayıp da yeri geldiğinde, ‘Milyonlarca işsiz var, buna çözüm üretmeniz lazım. Bu ülkede evladına pantolon alamadığı için intihar eden babalar var. Bizim bunlarla ilgilenmemiz lazım’ demiyoruz.  

‘Devletin dini adalettir’ diyoruz, değil mi? Kâinatın adalet üzerine inşa edildiğini biliyor muyuz? Adalet konusunda ne yapıyoruz biz. Ne yaptık adalet konusunda biz? Adaleti eğer inşa edemezseniz, toplumda egemen kılamazsanız; ülkeye huzuru getiremezsiniz. İşin özü budur. Adalet aynı zamanda liyakat demektir. Aynı kökten geliyor bunlar. Acaba gerçekten biz devletin yönetiminde işi ehline veriyor muyuz? Eğer işi ehline vermiyorsak, devlet adaletle ve iyi yönetilmiyor demektir. Siz bankanın yönetim kurulu üyeliğine bankacılıkla ilgisi olmayan birisini, mesela bir arkeolog getirirseniz, arkeolog başımın üstüne onun görevi ayrı, yapar o işi. Ama, ‘taş yerinde ağırdır’ diyoruz. Taş yerinde ağrırsa, arkeolog kendi alanında, finansçı kendi alanında görev yapmalı. Bu devlette liyakat demektir.

"İNSANLAR BİZİM İNSAN OLDUĞUMUZU GÖRSÜNLER"

Siyasette gerçekten uygarca bir tartışma alanı ve zemini var mı Türkiye’de? Yok. Ben 1970’li yılları bilirim. Genel başkanlar çıkar televizyonlarda uygar insanlar gibi tartışırlardı. Gazeteciler soru sorarlardı, onlar da cevap erirdi. Ne oldu da biz bu kadar geriye gittik, niçin insanlar tartışmıyor?

Bir ara bakın, bir televizyoncu arkadaşım dedi ki ‘Biz bayramda röportaj yapmak istiyoruz, parti liderleri ile…’ Tamam dedim. ‘Bakın benim size bir önerim olsun, gidin bütün liderleri davet edin, bir Kurban Bayramı’nda, bir Ramazan Bayramı’nda çıkalım televizyona, böyle bir parkta olsun, her birimiz bir sandalyeye oturalım, masanın önünde de çaylarımız olsun, hiç siyasete girmeyelim, çocukluğumuz anlatalım, gençliğimizi anlatalım, nasıl evlendiğimizi anlatalım.’ Ya insanlar bizim insan olduğumuzu görsünler, bilsinler.

Otobüs fiyatını belirleyen de içtiğiniz suyun fiyatını belirleyen de siyasettir. Uçağa bindiğiniz de biletin fiyatını belirleyen de kurduğunuz fabrikanın iznini almak için başvurduğunu yer de siyasettir. Dolayısıyla siyasetin ahlaklı zeminde büyümesini ve gelişmesini sağlamamız lazım. Yani ahlaki kuralları, etik değerlere önem vermemiz lazım. Kirli insanların siyasetten arınması lazım. Siyaset zenginleşme, köşeyi dönme aracı değildir. Siyasetin özü halka hesap vermektir.

Hesap verilmediği zaman, vatandaş da ödediği verginin hesabını sormadığı zaman demokrasi gelişmiyor. İşin öznesi budur. Demokrasiyi geliştirmek istiyorsak, her birimiz milletvekili geldiğinde sormalıyız. Bunu kaça yaptın? Bana hesap vermesi lazım. Ben yapmam bu gizlidir. Vatandaştan gizli bir şey olmaz, devletin sırrı değil ki o. Yapmışsın hastane, köprü başımın üstüne. Kimse niye yaptın demiyor, kaça yaptın diye soruyoruz. Bunun cevabını almak zorundayım. Bunu siyasetçi olarak sorduğumda ‘Vay köprüye, hastaneye karşı’. Değiliz arkadaş biz kaça yaptığını soruyoruz. Demokrasi ve vatandaş adına soruyoruz.

Demokrasinin önünde kalın duvarlar var. Bu kalın duvarları kaldırmak milletin elindedir. Önümüzde seçimler olacak. Herkesin oyu benim başımın üstüne. Niye oraya verdin, buraya vermedin; diye hayatımın hiçbir döneminde bir suçlama yapmadım. Ama artık geldiğimiz süreç sandığa giderken elimizi vicdanımıza koyup oy kullanma sürecidir. Artık Türkiye’nin yeni bir aşama kaydetmesi lazım. Hem demokrasi açısından hem ekonomi açısından; yeni bir aşama kaydetmesi lazım. Çin bizden geriydi, kişi başına gelirde; geldi bizi geçti. Bulgaristan geriydi, geldi bizi geçti. Allah aşkına bizi geçmeyen ülke var mı? En zeki insanlarımızın şu anda neredeyse tamamı şu anda yurt dışına gitti. Yüksek yetenek inşasını şu anda Türk siyasi sağlamak zorundadır. Yani bir toplumun en zekilerinin önündeki bütün engelleri kaldırıp, onları üretim sürecinin içinde değerlendirmek zorundadır.

Niye gittim ben Amerika’ya? M.I.T.’ye, dünyanın bir numaralı üniversitesine niye gittim? Vay efendim, ‘icazet almaya.’ Keşke oradaki bilim insanları bana izin verse, keşke. O insanlar; dünyanın tarihini, dünyanın geleceğini değiştiriyorlar.

Asla karamsar değilim. Bu ülkede, bu milletin ferasetine güveniyorum. Bugüne kadar CHP olarak eksikliklerimiz oldu mu, yanlışımız oldu mu? Dünya kadar. Yanlışımız da eksikliğimiz de oldu. Her şeyimiz oldu. Ama size rahatlıkla şunu söyleyebilirim. Son 10 yılda siyasal partiler arasında en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Halkın partisi olmuştur. Hiç kimsenin kimliği, inancı ve yaşam tarzı. Asla ve asla. Herkesin kimliği şerefidir, herkesin yaşam tarzına saygı gösterilir, her kesin inancı onun manevi dünyasının zenginliğidir. Biz sadece ve sadece o insan inancını nerede yerine getirmek istiyorsa, belediye başkanlarıma şunu söyledim ‘Bulunduğunuz beldede cami mi, kilise mi, havra mı, cemevi mi? İnsan nerede Allah’a ibadet etmek istiyorsa oraları tertemiz yapacaksınız’. Buna benzer pek çok şeyi hayata geçireceğiz.

Allah nasip eder de millet ittifakı olarak iktidar olursak, Türkiye’nin 5 yıl içinde pek çok sorununu kararlılık ve azimle aşacağını göreceksiniz. Bakın altı lider farklıyız, ama demokrasi konusunda, insan hakları, adalet, devlette liyakat, millete hesap verme konusunda bütün bu konularda anlaştık.

Helalleşme… Çok kutuplaştık. Birbirimize farklı gözlerle bakmaya başladık. Bizim geçmişte hatalarımız oldu. Bu toplumun bir helalleşmeye ihtiyacı var. Bir kucaklaşmaya ihtiyacı var. Birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var. Bunu yapmadığımız taktirde Türkiye’yi büyütemeyiz. Kaybeden, Türkiye ve bizim insanımız olur.”

Yorumlar (0)
banner83
banner84
banner114
Namaz Vakti 09 Aralık 2022
İmsak 06:42
Güneş 08:10
Öğle 13:09
İkindi 15:37
Akşam 17:58
Yatsı 19:20
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4