Gültekin Uysal: Büyük bir vicdan azabı duyuyorum

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Türk Demokrasi Vakfı’nın düzenlediği Demokrasi Şurası’nda; “Bugünkü iktidar sahiplerinin de her birimize söylediği, ‘Demokrasi mafiş’ sözüdür. O açıdan, bu ülkede hiç kimsenin demokrat olmadığı, herkesin birbirinin celladı olduğu süreci sona erdirmek mecburiyetindeyiz. Bu fasit daireden Türkiye’yi çıkartmak mecburiyetindeyiz. Özellikle, yarınlarda Cumhuriyet’in tarihi yazılırken adeta tarihimizde olduğu gibi fetret dönemlerine benzer, Türkiye’nin bu 20 yıllık döneminin bir fetret dönemi olarak yazıldığı noktada, Türkiye’de herkesin birbirinin celladı olduğu bu süreçten çıkartacağımıza inanıyoruz” dedi.

Politika 17.12.2022, 16:22
Gültekin Uysal: Büyük bir vicdan azabı duyuyorum

Türk Demokrasi Vakfı, İstanbul’da Demokrasi Şurası düzenledi. Toplantıya, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İYİ Parti TBMM Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, siyasi partilerin genel başkan yardımcıları, milletvekilleri ve belediye başkanları katıldı.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, şöyle konuştu:

“BUGÜNKÜ DEMOKRATİK DÜZEYİ HAK ETMEDİĞİ KANAATİNDEYİZ”

“Ülke adına, milletimiz adına, demokrasimiz adına üzüntüler yaşasak da derin manalar içeren günlerdeyiz. İnsanlık, toplum olarak yaşadığı andan itibaren hep bir güven kaygısıyla bir gelişim çizgisini tutturmuş. Modern demokrasi tarihi de kuvveti elinde bulunduranların yetkilerini, sınırlarını hukuk içerisinde aslında bir nevi sınırlandırmanın tarihi, keyfiliğin sınırlandırılmasının tarihi. Bu serüven içerisinde elbette, imparatorluktan Cumhuriyet’e tebarüz eden bir iklimin önemini bilmek durumundayız. Bugün, verili olarak bulmadığımız demokrasiyi içselleştirmek gibi bir sürecin de içerisindeyiz. Maalesef bugün, milletimizin demokrasi serüveni içerisinde, özellikle çok partili siyasi hayata geçtiğimiz andan itibaren demokrasi mücadelemiz, kaybettiklerimizi bir nevi yerine koymanın mücadelesi olarak da tarif edebiliriz. Geldiğimiz noktada, bu büyük ülkenin demografisiyle, ekonomisinin büyüklüğüyle, bugün dondurulmuş olsa da AB müzakeresi yürüten bir ülkenin vatandaşları olarak bugünkü demokratik düzeyi hak etmediği kanaatindeyiz. Milletimizin demokrasi talebini, özellikle 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrası kendileri için bir nimet olarak değerlendirenler, adeta tarihi geriye doğru akıtırcasına milletimizin talebini sınırlandırmak, geriye çevirmek, sınırsız yetki, sıfır denetim mantığı içerisinde 85 milyondan daha ziyade bir kişinin talepleri doğrultusunda bir yola girdi. Bugün ‘Meydan okumalarla karşı karşıyayız’ diyerek, Türkiye’nin adeta bir tercihe zorlandığını görüyoruz. Oysa hükümet edenlerin meselesi sadece güvenliği temin etmek değildir. Güvenlikle beraber özgürlüğü, refahı temin etmek mecburiyetindeyiz. Bugün demokrasilerimizin artık en temel girdisinin hukuk ve demokrasi olduğunu şu yaşadığımız fiilen ve resmen adına yerli ve milli diyerek ifade edilen rejimin tabii çıktılarına bile baksak, bunları görebiliriz.

Siyaset bilimi literatüründe sert kuvvetler ayrılığına dayanan başkanlık modelleri de alışageldiğimiz parlamenter demokratik modeller de meşrudur. Ama bugün, üzülerek ifade etmek isterim ki, adını bile tarif etmekte zorlandığımız, güya kendimize özgü bu demokratik modelle Türkiye’nin yol alabilme imkânı olmadığı kanaatindeyim.

Ortaokul yıllarında bir hikâye hatırlarım. Domatese patates aşısı yapmışlar, domepato diye bir renksiz, kokusuz, ahenksiz bir ürün ortaya çıkmış. Bugün Türkiye’de demokrasimizi tarif etmeye kalksak, adına domepato rejimi diyebileceğimiz bir rejim ortaya çıkmıştır.

“KAYNAKLARIMIZIN HEBA OLUŞUNU İZLEMEKTEN BÜYÜK BİR VİCDAN AZABI DUYUYORUM”

Eğer Türkiye, bugün çabasını ortaya koyduğumuz önümüzdeki 3-5 yıllık periyod içerisinde bu çağın icap ettirdiği, artık tarihin milletlerin yarışı olarak bildiğimiz bu rekabette sadece millet ve devlet olarak değil bireyleriyle, üniversiteleriyle, şirketleriyle bu küresel rekabetin içerisinde olabilmemiz için demokrasimiz başta olmak üzere hukukumuza, eğitim sistemimize ve ekonomimize yeni bir boyut ve derinlik katmak mecburiyetindeyiz. Bugün kısacası, bu üçlü referanslar yerine güvenliği tercih etmeyi bizlere dayatanların ülkeye dayattığı ve hiçbir denetim yapamadığımız bu mekanizmanın ülkenin ödettiği büyük bedeller olduğu kanaatindeyim. Usulsüzlük, yolsuzluk başta olmak üzere ne siyasi ne idari ne de adli denetim ne de sivil toplum ve medyamızın kamuoyu denetimi yapmadığı bugünkü ülkede, kaynaklarımızın heba oluyor olduğunu izliyor olmaktan kendi adıma da büyük bir vicdan azabı duyuyorum.

HERKESİN BİRBİRİNİN CELLADI OLDUĞU SÜRECİ SONA ERDİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Geldiğimiz noktada, demokrasiyi konjonktürel bir program olarak görenler, demokrasiyi bir muhalefet ideolojisi olarak görenlerin iktidar olduklarında değerli vakıf başkanımızın da ifade ettiği gibi, konjonktüre, şartlara göre değişen fikirleriyle Türkiye’nin yol alabilme imkânı yoktur. Bugünkü iktidar sahiplerinin adeta ülkemize, her birime söylediği, Arap aleminde anlatılan bir darbımeselde vücut bulduğu şekliyledir. Hikâye odur ya, fırtınaya ağacın tepesinde yakalanmış vatandaşımız dua etmeye başlamış, ‘Yarabbi yere sağ salim inersem 5 kurban keseceğim’ diye. Yavaş yavaş indikçe 4 kurban demiş, 3 kurban demiş, 2 kurban demiş. Ayağı yere basınca ‘Kurban mafiş’ demiş. Bugünkü iktidar sahiplerinin de her birimize söylediği, ‘Demokrasi mafiş’ sözüdür. O açıdan, bu ülkede hiç kimsenin demokrat olmadığı, herkesin birbirinin celladı olduğu süreci sona erdirmek mecburiyetindeyiz. Bu fasit daireden Türkiye’yi çıkartmak mecburiyetindeyiz. Özellikle, yarınlarda Cumhuriyet’in tarihi yazılırken adeta tarihimizde olduğu gibi fetret dönemlerine benzer, Türkiye’nin bu 20 yıllık döneminin bir fetret dönemi olarak yazıldığı noktada, Türkiye’de herkesin birbirinin celladı olduğu bu süreçten çıkartacağımıza inanıyoruz. Muhatap olduğumuz hukuksuzları, usulsüzlükler ve her geçen gün rengi koyulaşan bu rejimin dayatmaları, özellikle bugün altılı masa etrafında birlikte irade koyduğumuz siyasal partiler olarak önümüze bir vazife koymaktadır. Bu vazife de korkusuzca yaşama hürriyetimizi teminat altına alacağımız, herkesin hukukundan emin olduğu bir Türkiye’yi ortaya çıkartacağımız, herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye ortaya çıkartmak, herkes için ortak yaşam alanını inşa etmektir.

Türkiye’nin buradan dönüşü yoktur. Türkiye’yi bu yoldan döndürmeye zamana zaman tarihimiz içerisinde teşebbüsler olmuştur. Ama milletimizin o şaşmaz vicdan duvarına vurarak bu teşebbüslerin her biri de dönmüştür.

İstanbul Belediye Başkanımız sayın İmamoğlu şahsında, siyaseti hukuk eliyle, bu kuvvetlerin uyumu diyerek hukuku, adliyeyi adeta yürütmenin bir şubesi hâline getiren ve hangi talimatlarla bu kararların alındığını hepimizin bildiği bu süreçle beraber, Türkiye’yi bu yoldan döndüremeyecek, Türk demokrasisine bir mühendislik teşebbüsüyle şekil verilemeyeceği kanaatindeyim. Demokrasiyi verili olarak bulmuş başka ülkelerle kıyas dahi etmek istemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti devletinin iki tane çökmüş ülkeye komşu olarak Fırat ve Suriye aynasında bile baksa bütün ağır aksak işleyen varlığıyla beraber her birimize sunduğu hukukun, fırsat eşitliğinin, güvenliğin, refahın kıymetini bilmek zorundayız. Bir hatırlatmayı yapmak isterim. Bu imkânların, bu kaynakların kıymetini hepimizden daha fazla, iktidarlarının varlık sebebi olan ve her tür imkânından, her tür imtiyazından yararlanan bugünkü iktidar sahiplerinin bilmesi icap eder. O açıdan Demokrasi Şurası’nı topyekûn ülkemiz adına, demokratik bir idrak tazelemesine vesile olmasını temenni ediyorum. Demokrasi yürüyüşümüzün kesintiye uğratılamayacağı inancıyla burada mutlaka ortaya çıkacak fikirler, bizim de için de kılavuz olacaktır.”

Yorumlar (0)
banner115
banner83
banner84
banner114
Namaz Vakti 28 Ocak 2023
İmsak 06:49
Güneş 08:14
Öğle 13:29
İkindi 16:11
Akşam 18:35
Yatsı 19:54
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 19 45
2. Fenerbahçe 19 41
3. Beşiktaş 19 38
4. Başakşehir 19 37
5. Trabzonspor 19 35
6. Adana Demirspor 19 34
7. Konyaspor 19 27
8. Kayserispor 19 26
9. Alanyaspor 20 25
10. Karagümrük 19 22
11. Ankaragücü 19 22
12. Giresunspor 19 21
13. Gaziantep FK 19 19
14. Kasımpaşa 19 19
15. Antalyaspor 18 18
16. Sivasspor 19 18
17. Hatayspor 18 17
18. İstanbulspor 19 15
19. Ümraniye 19 14
Takımlar O P
1. Eyüpspor 20 41
2. Samsunspor 20 38
3. Keçiörengücü 20 36
4. Bodrumspor 20 35
5. Pendikspor 20 34
6. Rizespor 20 34
7. Bandırmaspor 20 34
8. Boluspor 20 33
9. Sakaryaspor 20 31
10. Göztepe 21 30
11. Manisa FK 19 28
12. Adanaspor 20 22
13. Tuzlaspor 20 19
14. Altay 20 18
15. Erzurumspor 20 18
16. Altınordu 20 16
17. Ö.K Yeni Malatya 20 13
18. Denizlispor 20 12
19. Gençlerbirliği 20 10
Takımlar O P
1. Arsenal 19 50
2. M.City 20 45
3. Newcastle 20 39
4. M. United 20 39
5. Tottenham 21 36
6. Brighton 19 31
7. Fulham 21 31
8. Brentford 20 30
9. Liverpool 19 29
10. Chelsea 20 29
11. Aston Villa 20 28
12. Crystal Palace 20 24
13. Nottingham Forest 20 21
14. Leicester City 20 18
15. Leeds United 19 18
16. West Ham United 20 18
17. Wolves 20 17
18. Bournemouth 20 17
19. Everton 20 15
20. Southampton 20 15
Takımlar O P
1. Barcelona 17 44
2. Real Madrid 17 41
3. Real Sociedad 18 38
4. Atletico Madrid 18 31
5. Villarreal 18 31
6. Real Betis 17 28
7. Osasuna 18 28
8. Athletic Bilbao 18 26
9. Rayo Vallecano 18 26
10. Mallorca 18 25
11. Almeria 19 22
12. Girona 18 21
13. Valencia 17 20
14. Espanyol 19 20
15. Sevilla 18 18
16. Getafe 18 17
17. Celta Vigo 18 17
18. Real Valladolid 18 17
19. Cadiz 18 16
20. Elche 18 6