Erdoğan'dan SADAT açıklaması: Hiçbir alakam olmadığı halde...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçim güvenliğine dikkat çekmek gittiği SADAT ile hiçbir alakasının olmadığını söyledi. Erdoğan, “SADAT'ın yöneticileriyle, kendileriyle yakından uzaktan hiçbir alâkam olmadığı halde bunu adeta bizim şu anda kullandığımız bir adeta darbeci bir kuruluş olduğunu söyleyecek kadar bu başkan terbiyesizleşiyor. Bay Kemal ne dersen de sen sabahtan akşama yalanla yatıyorsun yalanla kalkıyorsun. Hiçbir zaman senin dürüstlüğüne şahit olmadım. Bu yalanların da yine tutmayacak. Darbecilere yaptıramadığınız, terör örgütlerine gördüremediğiniz sinsi siyasi ve ekonomik çelmelerle neticeye ulaştıramadığınız işi Bay Kemal gibi bir karikatür tip vasıtasıyla hiç elde edemezsiniz” dedi.

Politika 18.05.2022, 12:28 18.05.2022, 17:45
Erdoğan'dan SADAT açıklaması: Hiçbir alakam olmadığı halde...

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün TBMM’de, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“2023'TE SİYASET ARŞİVİNİN TOZLU RAFLARINA HAVALE EDECEĞİZ: Ülkemiz, milletimiz ve bizim için 2023 bir final değil; büyük ve güçlü Türkiye hedefi için yeni bir milat olacaktır. Allah'ın izniyle 2023 seçimleri de büyük ve güçlü Türkiye hedefimizin kilit taşı olacaktır. Bu tablo, bizim kadar bölgemiz ve ülkemiz üzerine hesapları da olanların dikkatini çekmektedir. Her dönem olduğu gibi bugün de bu güçler içeride kendi senaryolarına uygun rollere talipli siyasetçi, sivil toplum temsilcisi, iş insanı, medya mensubu kılıklı aktörler olabilmektedir. Bir süre önce bölgemizde en çok sorun yaşadığımız devletlerden birinin başkanı, Türkiye'de iktidarı değiştirmek için beraber çalıştıkları çevreler olduğunu söylemişti. Tabi bunlar özellikle eskiden ülkemizde başka çevrelerle de çalışıyorlardı. Biz bunların çalıştığı vesayet güçlerinin, darbecilerin, terör örgütlerinin, beşinci kol faaliyeti yürüten sinsi tiplerin tepesine binip hareket alanlarını sınırladıkça alternatifleri azaldı. Kala kala hırsları boylarını aşan bir avuç kifayetsize ancak ilkokul müsameresi seviyesinde iş çıkartan oyuncuya kaldılar. Kumpasla geldikleri koltuklarını herkese duymak istediklerini söyleyen, yalanı, iftirayı, tehdidi, yüzsüzlüğü siyaset diye pazarlayan ülkenin ve milletin hayrına söyledikleri tek söz, yaptıkları tek iş olmayan karikatür tiplerin cesaret ve cüretlerinin giderek arttığını görüyoruz. Bunlar milletin irfanını, inancını, kimi zaman tek parti zulmüyle kimi zaman dipçik zoruyla kimi zaman algı operasyonlarıyla yenebileceklerini sanan zavallılardır. Milletimiz DP'den beri bunlara şamar üstüne şamar indirmesine rağmen bu habis zihniyetin tarihten ders çıkarmadan hâlâ aynı şımarıklıkla yoluna devam etmesini ibretle izliyoruz. İnşallah 2023'te bunların yüzlerindeki maskeleri düşürerek defterlerini dürecek ve hepsini de siyaset arşivinin tozlu raflarına havale edeceğiz.

KUYRUK ACILARINDAN SAĞA SOLA SALDIRIYORLAR: CHP ve şürekası sürekli öyle konularla öyle zırva iddialar ve yalanlarla karşımıza çıkıyorlar ki muhatap alıp cevap vermeyi zûl addediyorum. Buna rağmen milletimize olan saygımız sebebiyle bazı hususları açıklamamız gerekiyor. CHP İstanbul İl Başkanının mahkûmiyet kararlarının bazılarının Yargıtay tarafından onanmasının ardından bize yönelik bir saldırı, hakaret ve iftira dalgası başladı. Yargı kararları elbette layüsel değildir, eleştirilebilir ama bu eleştirinin yargı mensuplarının ve ülkeyi yönetenlerin kişilik haklarına saldırı derecesine varması siyasetin değil hukukun konusudur. Nitekim bu süreçte ettikleri her kem sözün, attıkları her iftiranın hesabını hukuk önünde vereceklerdir. Hadi diyelim ki burada bir kuyruk acıları var; onun için sağa sola saldırıyorlar. Ardından hakikatle, akılla, mantıkla ilgisi olmayan bir SADAT tantanası çıkardılar. SADAT, TSK'dan emekli bir grup subay ve astsubayın 2012'de savunma alanında danışmanlık faaliyetleri yürütmek üzere kurdukları bir şirkettir. Bu şirket özellikle de uzun yıllar sömürge altında kalmış İslam ülkelerine yönelik çalışmalar yapıyor. Daha önce de bu şirketle ilgili kimi siyasetçilerin beyanlarına dayalı olarak medyada yalan haberler çıkmıştı. Mesela 2018'de halen CHP ittifakı içinde yer alan bir siyasi partinin genel başkanı hanımefendi ülkemizin çeşitli yerlerinde silahlı eğitim kampları kurulduğu iddiasını bir gazetede dile getirmişti. Cumhuriyet Başsavcılığı, bu haber üzerine soruşturma açmış ve bu iddianın yalan ve bühtandan ibaret olduğunu belgeleriyle ortaya koymuştur. Şimdi de CHP'nin başındaki zat, ortada bunu gerektirecek herhangi bir sebep yokken SADAT şirketinin önüne baskın yapar gibi gidip benzer zırvaları tekrarlamıştır. Biz bu hareketin masum bir gündem oluşturma çabası değil Türkiye'nin bölgesindeki çatışmalarda üstlendiği arabulucu rolüne ve sınırları dışında yürüttüğü kapsamlı operasyonlarına karşı verilmiş bir cevap olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çıkışın suflesinin nereden geldiğini, neyi amaçladığını, ne için şimdi yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Cevaben bir kez daha ve tüm kalbimle diyorum ki, başaramayacaksınız.

SADAT’IN YÖNETİCİLERİ İLE ALAKAM OLMADIĞI HALDE…: SADAT'ın yöneticileriyle, kendileriyle yakından uzaktan hiçbir alâkam olmadığı halde bunu adeta bizim şu anda kullandığımız bir adeta darbeci bir kuruluş olduğunu söyleyecek kadar bu başkan terbiyesizleşiyor. Bay Kemal ne dersen de sen sabahtan akşama yalanla yatıyorsun yalanla kalkıyorsun. Hiçbir zaman senin dürüstlüğüne şahit olmadım. Bu yalanların da yine tutmayacak. Darbecilere yaptıramadığınız, terör örgütlerine gördüremediğiniz sinsi siyasi ve ekonomik çelmelerle neticeye ulaştıramadığınız işi Bay Kemal gibi bir karikatür tip vasıtasıyla hiç elde edemezsiniz. Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durmasından, kendi hedeflerine yürümesinden, kendi etki alanını oluşturmasından rahatsız olmak yerine, oturun bizimle birlikte nasıl çalışabileceğinizin hesabını yapın. İnanın sizin için böylesi hem daha kolay hem daha doğru. Bütün bunları söylerken karşımızdakilerin, ülkemizin ve milletimizin hayrına hiçbir adım atmayacaklarını elbette farkındayız. Biz insanlığımızı, hüsnüniyetimizi, diplomatik nezaketimizi gösterelim de varsın onlar kendi bildikleri yoldan yürüsünler. Sonuçta önce Allah’ın dediği olur, sonra da millî irade nasıl tecelli ediyorsa, netice öyle çıkar.

MİLLET BAHÇESİNE SALDIRMAYA BAŞLADILAR: Karşımızdaki habis zihniyet boş durmuyor. Henüz SADAT tartışması bitmeden Atatürk Havalimanı'nda inşa edeceğimiz millet bahçesine bin bir yalan ve iftirayla saldırmaya başladılar. Bunu öyle alçakça, sinsice yapıyorlar ki bu senaryo onların çapını da kalibresini de fersah fersah aşar. İstanbul Havalimanı'nın inşası başladığı günden beri kendi bölgesel ve küresel ulaşım ve ticaret merkezi konumlarının sarsılacağından endişe edenlerin kurguladığı bir yalan rüzgârı sürekli estiriliyor. Osmanlı döneminde kurulan DP döneminde uluslararası uçuşa açılan bu tesisin adı 12 Eylül darbesine kadar Yeşilköy Havalimanı'ydı. Eski Türk filmlerindeki sahneleri hatırlarsanız hepsi de Yeşilköy tabelasının altından geçer. Cumhuriyet döneminde, 12 Eylül'den 28 Şubat'a kadar tüm darbecilerin demokrasimize yaptıkları ihaneti gizlemek için kullandıkları en önemli araç hep Atatürk maskesi olmuştur. 12 Eylül darbecilerinin başı Evren de cumhurbaşkanlığı döneminde Yeşilköy ismini Atatürk yaparak aynı yolu izlemiştir. Atatürk ismi üzerinden fırtınalar kopartanların hiçbiri bu hakikati dile getirmez. Çünkü bunların derdi Atatürk'ün ismine sahip çıkmak değil, bu ismi kalkan yaparak kendi kirli gündemlerini inşa etmektir. Eğer gerçekten Atatürk hassasiyetleri olsaydı, havalimanı tabelasından önce kendilerine 'Mustafa Kemal'in itleri' diyenlerden hesap sorarlardı. Bu hesabı soramayanların attıkları iftiralar çok açık, net ortada. Eğer böyle bir samimiyetleri olsaydı PKK güdümündeki partiyi siyasi ortakları yapıp belediye birimlerini terör örgütü yandaşlarına teslim edenlerden hesap sorarlardı. Kendi ülkelerini yabancılara şikâyet eden genel başkanlarından, milletvekillerinden, şehrine ihanet eden belediye başkanlarından hesap sorarlardı. Kendi alanında dünyanın en modern eserlerinden biri olarak inşa ettiğimiz AKM'ye karşı çıkanlardan hesap sorarlardı. Meselenin Atatürk değil, ülkenin kazanımları olduğu izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Türkiye'nin havayolu ulaşımındaki ve ticaretindeki hedeflerini karşılamada yetersiz kalan Atatürk Havalimanı'nın faaliyetlerine devamı, şehrin en kalabalık nüfusuna sahip bölgelerdeki etkileriyle de sürdürülemez bir hale gelmişti. Biz de yeni bir havalimanı inşa ederek bu sorunun çözümü yoluna gittik. Bunu bile kabullenemediler. Sadece kargo bölümü Atatürk Havalimanı kadar olan İstanbul Havalimanı ülkemizin kalkınma tarihine en önemli kazanımlardan biri olarak geçmiştir. Dünyanın ilk 3 havalimanından bir tanesi. Bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücü de nefesi de yetmeyecektir. Atatürk Havalimanı'nın bir pisti, hem orada inşa edilen hastaneye hizmet vermek hem de ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere faaliyette tutulmaktadır.

O ZAMAN FİDAN AĞAÇ, FALAN BÖYLE BİR ŞEY İSTANBUL'DA YOK: Kılıçdaroğlu'nun halktan götürülen paralarla yapıldığı bühtanıyla tarif ettiği yeni havalimanımız ise milletin cebinden tek kuruş çıkmadan inşa edilmekle kalmamış, milletin cebine para aktaran bir kaynak haline gelmiştir. Konumu, kapasitesi, teknolojisi, altyapısı ve diğer özellikleriyle dünyanın en prestijli havalimanları arasına giren bu eseri itibarsızlaştırma çabaları beyhudedir. Bununla yetinmeyip Atatürk Havalimanı'na yapacağımız millet bahçesine çevrecilik adına karşı çıkmaları ise tam bir garabet örneğidir. İstanbul'un belediye başkanı olduğum dönemde İstanbul'un orta şeritlerine… O zaman fidan ağaç, falan böyle bir şey İstanbul'da yok. 1 milyon 250 bin ağaç diktik. Ağaca hasret olan İstanbul'u yeşillendirelim diye. Kalkıyorsun bizimle yeşilde yarışmaya yelteniyorsun Bay Kemal, ne sen ne senin buradaki yandaşların bu tür işleri başaramazsınız. Buradan sesleniyorum: Bugüne kadar kaç tane millet bahçesi yaptınız, bize bunu ispatlayın, bir görelim sizi. Bu hizmete itiraz edenin bırakınız çevreciliğini bırakınız siyasetçiliğini, insanlığından şüphe etmek lazım. Üstelik bu zat geçmişte Atatürk Havalimanı'nda yapılacak millet bahçesini öyle bir sahiplenmişti ki, bu projeyi telefonunu dinleyerek kendisinden çaldığımızı iddia edecek kadar ileri gitmişti. Ya Bay Kemal, bizim o kadar boş vaktimiz yok. İşimiz gücümüz yok Bay Kemal'i dinleyeceğiz. Sen git işine bak ya. Şimdi dikilecek 132 bin 500 ağacı, yürüyüş yolları, yaşlı bakım evleriyle ülkemizin gururu olacak bu projeye sadece karşı çıkmakla kalmıyor bir de buranın yabancılara satılacağı yalanıyla milleti galeyana getirmeye çalışıyor.

SEN MAĞARADA YAŞAYANLARLA SİYASİ ORTAKLIK YAPIYORSUN: Bir diğer taraftan da burada konutlar yapılacakmış. Yalana bak. 2013'te bir televizyon programında bana bu soruldu. ‘Haşa böyle bir şeyin olması söz konusu olamaz’ dedim. Gerçi bunlar için Alman’ı, İngiliz’i, Fransız’ı, Yunan’ı, Amerikalısı değil sadece Arap'ı, Orta Asyalısı, Afrikalısı yabancıdır. Nitekim bu zatın Bosna Hersek direnişinin efsanevi lideri merhum İzzet Begoviç için söylediği sözler onun aslında hangi kriterlere göre bir ayrım yaptığını gösteriyor. Aliya'nın karargâhını 'mağara' diyerek kendi aklınca değersizleştirmeye çalışan bu zata en güzel cevabı Boşnak kardeşlerimizin sandıkta vereceğine inanıyorum. Bay Kemal, bak sana ben şimdi bir şey hatırlatıyorum. Sen mağarada yaşayanlarla siyasi ortaklık yapıyorsun onlarla sen yoluna devam et. Ortaklığını sürdürdüğün o mağaradakilerin hali ortada. Tavsiye ediyorum gel bir an önce o mağaradakilerden kurtul; yoksa durumun iyi değil.

ARAPÇA MESAJINI TÜRKİYE'NİN BİR ÇIKARINI SAVUNMAK İÇİN DEĞİL; KÖRFEZ SERMAYESİNİ TEHDİT ETMEK İÇİN ATTI: Aşağılık kompleksi bunların ruhuna öyle sinmiştir ki bizim medeniyet ve tarih dünyamıza ait her şeyden nefret ederken geçmişi sömürü ve kanla dolu Batı'ya kayıtsız şartsız bir hayranlık beslerler. Bay Kemal'in son çıkışı da bunun ispatıdır. Bu zat herhalde tarihindeki ilk Arapça mesajını Türkiye'nin bir çıkarını savunmak için değil; Körfez sermayesini tehdit etmek için attı. Tüm dünya Körfez sermayesini çekmek için gece gündüz uğraşır, didinir; bunlar Körfez sermayesini ülkemizden kaçırmak için çalışır. Sermaye sahiplerinden devletin memuruna kadar herkesi tehdit ederek ülkeye yapılan yatırımları engellemenin adı siyaset değil ihanettir. Çünkü bunların derdi ne ülkenin kalkınması ne milletin refahı ne de Türkiye'nin geleceğidir. Bunlar sadece dışarıda hazırlanan projelerde kendilerine verilen görevleri yaparlar. Anlaşılan o ki son görevin adı misyon havalimanıdır. Ülkenin her kazanımına balta vurmayı, milletle ve milletin değerleriyle kavga etmeyi, kafalarındaki tek parti faşizmi hevesini her fırsatta kusmayı siyaset sanan bu güruhu zavallılığıyla baş başa bırakıyoruz.

29 MAYIS'I ATATÜRK HAVALİMANI'NDA KUTLAYACAĞIZ: Varsın onlar İstanbul'a hizmet diye, biraz komik olacak ama, musluk açmaya devam etsinler. İnşallah 29 Mayıs'ı da Bay Kemal istersen sen de gel, Atatürk Havalimanı'nda kutlayacağız. Sen böyle 700 kişiyi falan topla oraya götür, engeller kurmaya çalış, boşuna uğraşıyorsun. Biz orada İstanbul'un fethini kutlayacağız. O gün de ağacı dikip, bahçenin temelini atacağız.

İSTİHBARATÇI ARTIĞI SİYASETÇİLERİN BU KONUDAKİ ÇIRPINIŞLARININ SEBEBİNİ ANLIYORUZ: (Suriyeli sığınmacılar) İstihbaratçı artığı siyasetçilerin bu konudaki çırpınışlarının sebebini anlıyoruz. Onların işi, mesleği, görev emri bu. Bizi asıl endişelendiren CHP'nin başındaki zatın aynı küçük siyaseti ülkede kin ve nefret tohumları atma pahasına sürdürmesidir. Halbuki bu parti birkaç yıl önce yayımladığı bir raporda ülkemizin açık kapı politikasının yetersizliğinden, sığınmacı düşmanlığının yol açtığı tehlikelerden, kalıcı çözüm arayışlarına girilmemesinden, bu insanların meslek, toplumsal hayata katılım gibi konularda yeterli hizmetlerin verilememesinden velhasıl bizim yaptıklarımızın çok daha fazlasının hayata geçirilememesinden şikâyet ediyordu. Rapordaki şu cümleyi tüm CHP'lilerin yüzlerine çarpmak istiyorum: 'Ülkemizdeki sığınmacı ve mültecileri hedef alan ve yabancı düşmanlığına yaslanan ırkçı, ayrımcı ve dışlayıcı söylem ve uygulamalara tolerans gösterilmemelidir.' Söz, Bay Kemal'in ekibi. Biz de işte tam bu sebeple CHP'nin kin, nefret kokan, yabancı düşmanı söylemlerine karşı çıkıyor; sonuna kadar mazlum ve mağdurların yanında yer alacağımızı söylüyoruz.

NATO, DOĞU SINIRLARINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÇEŞİTLİ ARAYIŞLAR İÇİNDEDİR: Enerji ve hammadde fiyatlarındaki aşırı yükselişin tetiklediği enflasyonun en bariz tecellisi olduğu ekonomik sıkıntılar gelişmiş ülkeler başta olmak üzere herkesi kara kara düşündürüyor. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından insanlığın yeniden Rusya-Ukrayna arasında cereyan eden bu savaşta Ukrayna topraklarındaki savaşın vitrinini oluşturduğu bir büyük çatışmanın eşiğine gelmiş olması güvenlik dengelerini tekrar ön plana çıkardı. NATO, doğu sınırlarını güçlendirmek için çeşitli arayışlar içindedir. Bu doğrultuda kimi adımlar da atılıyor. Ukrayna krizinin ardından bölgede sergilenen dayanışma ve iş birliğini seferber edilen kaynakları, açılan kucakları, gösterilen hoşgörüyü biraz gözlerimiz dolarak ve tebessümle izliyoruz. Çünkü biz yıllarca terörle mücadele etmiş, sınırları tacize uğramış, yanı başında çok büyük çatışmalar yaşanmış bir NATO müttefiki olarak bu tabloyla hiç karşılaşmadık. Bizim NATO'daki müttefiklerimizden tek beklentimiz Türkiye'nin de kendi sınırlarını koruma, güvenliğini ve istikrarını güçlendirme hususundaki meşru çabalarına aynı hüsnüniyetle yaklaşmalarıydı. Müttefiklerimizden bizim hassasiyetlerimizi önce anlamalarını, sonra saygı göstermelerini nihayetinde de ve mümkünse destek vermelerini bekliyoruz.

SİZ TERÖRİSTLERİ BİZE VERMEYECEKSİNİZ AMA BİZDEN KALKIP NATO ÜYELİĞİNİ İSTEYECEKSİNİZ: Bizim terör örgütlerinin saldırılarına karşı sınırlarımızı korumak gibi bir hassasiyetimiz var. Yıllarca bu yüzden çok acılar çektik, çok kayıplar verdik, çok bedeller ödedik; hâlâ ödüyoruz. Maalesef bu hassasiyetimize hemen hiçbir müttefikimiz beklediğimiz şekilde ve ölçüde saygı göstermedi. Destek vermeyi hiç söylemiyorum bile. PKK ve DEAŞ'ın sınırlarımıza dayandığı bir dönemde ülkemizdeki hava savunma sistemlerinin sökülüp götürüldüğü günleri unutmadık. Bizim sınırlarımızın hemen dibinde istikrarsızlık kaynağı haline gelen yönetimler konusunda hassasiyetimiz var. Bu sıkıntının bedelini sayıları milyonları bulan sığınmacılara ev sahipliği yaparak ödedik; hâlâ da ödüyoruz. Sığınmacılar batı ülkelerine yönelmediği sürece bu konuda da derdimizi paylaşan hiçbir müttefik görmedik. Hatta sırf Türkiye'yi güç durumda bırakmak için gizliden gizliye bu süreci tahrik eden sözde müttefikler var. Ve bunlar kusura bakmasınlar NATO'daki müttefiklerimizdir. Bizim güçlü tarihi ve insani bağlarımızın olduğu kardeşlerimize karşı sorumluluklarımızdan kaynaklanan hassasiyetlerimiz var. Şartlar ne olursa olsun biz ortak tarih ve medeniyet mirası ile bağlı olduğumuz bu insanlara sırtımızı dönemeyiz. Her ne kadar NATO ve AB içinde her türlü şımarıklığı sergileyen, kendisine tahsis edilen devasa kaynakları istismar eden kimi ülkelere sınırsız hoşgörü gösterseler de müttefiklerimizin bizim bu yaklaşımımızı paylaşmadıkları çok açıktır. NATO içindeki müttefiklerimizin bize karşı sergiledikleri tüm bu tavırlara rağmen biz ittifak içindeki sorumluluklarımızı bihakkın yerine getirmeyi hep sürdürdük. Bugün de ittifakın faaliyetlerine fiilen en çok desteği veren ülkelerin başında biz geliyoruz. Ama bu, önümüze getirilen her teklife sorgusuz sualsiz evet diyeceğimiz anlamına da gelmiyor. NATO'nun genişlemesi, bizim için hassasiyetlerimize gösterilecek saygı oranında anlamlıdır. Hem PKK-YPG terör örgütüne her türlü desteği verip hem de bizden NATO üyeliği için destek istemek en hafif tabiriyle tutarsızlıktır. Caddelerinde PKK'nın YPG'nin teröristleri o ülkenin polislerinin kontrolü, desteği halinde yaptırılırken, Fransa'da, Almanya'da, Hollanda'da, İsviçre'de, İsveç'te yapılanlar bunları biz görmeyecek miyiz? 30 tane teröristi istedik, 'Vermeyiz' dediler. Siz teröristleri bize vermeyeceksiniz ama bizden kalkıp NATO üyeliğini isteyeceksiniz. NATO, bir güvenlik teşkilâtıdır; dolayısıyla bu teşkilâtını güvenlikten yoksun hale getirmeye biz evet diyemeyiz. Bu yanlış bir kere yapıldı. Yunanistan'la. Yunanistan ve Fransa NATO'dan çıkmışlardı. Sonradan girmelerine maalesef o zaman evet dedik. Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz, kusura bakmayın. Pazartesi günü gelmek istiyorlarmış. Boşuna yorulmasınlar gerek yok. Tavır ortada. İsveç'te hâlâ yürüyorlar. Bütün paçavralarıyla beraber yoldalar.

ARTIK BU DELİKTEN BİR DAHA SOKULMAYACAĞIZ: Bunlara her türlü desteği maalesef kendileriyle uzun uzadıya konuştuğumuz halde vermeye devam ediyorlar. Türkiye artık bu işe onların baktığı gibi bakmayacaktır. Türkiye'nin 2016'dan beri güney sınırlarında uyguladığı bir güvenlik stratejisi bulunuyor. Derinliği 30 kilometre olan bir güvenlik hattı oluşturuyoruz. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde, canında, malında gözümüz yok. Tek gayemiz ülkemizi istikrarsız hale getirmeye, insanımızın güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik eylemleri kaynağında kesmek ve kurutmaktır. Şayet bu gücü ve iradeyi ilgili muhataplarımız gösterebilmiş olsaydı asla böyle bir ihtiyaç duymayacak böyle bir hareket tarzına girişmeyecektik ama şartlar bizi buna mecbur bırakmıştır. Türkiye'nin kimsenin ne terör tehdidiyle ne göç şantajıyla ne sinsi mezhep ve köken ayrımcılığı tuzağıyla, demokrasi ve kalkınma hedeflerinden uzaklaştırılmasına izin veremeyiz. Geçmişte defalarca oynanmış bu oyunları tekrar üzerimizde denemek isteyenlerin uğraşları da buraya aktardıkları onca kaynak da beyhudedir. Bu ülkelere verilen paralar ortada. 100 milyonlarca avroyu bunlara veriyorlar terör örgütü daha çok palazlansın diye. Binlerce TIR araç gereç, mühimmat, silah Türkiye'deki terör örgütlerine gönderildi. Bunlar bizim NATO'dan ortağımızdı. Kusura bakmayın artık bu delikten bir daha sokulmayacağız. Sınırlarımız boyunca oluşturmayı planladığımız güvenli bölgelerin önemli bir kısmını zaten tamamladık. Kalan kısımlarıyla ilgili çalışmalarımızı da en kısa sürede hayata geçirmekte kararlıyız. Bölgedeki muhataplarımızla gereken mutabakatları sağlayıp en kısa sürede arada kalan bölgeleri güvenli hale getirmeye çalışıyoruz. Buradan hem bölgede etki sahibi ülkelere hem de NATO'daki müttefiklerimize sesleniyorum: Gelin Türkiye'nin bu meşru, haklı, insani, ahlâki harekâtlarına destek verin. En azından ayağımıza çelme takmaya çalışmayın.

500 BİN SURİYELİNİN KENDİ TOPRAKLARINA DÖNÜŞÜNÜ SAĞLADIK: Bugüne kadar 500 bin Suriyelinin kendi topraklarına dönüşünü sağladık. İnşası tamamlanan 57 bin; çalışmaları süren 20 bin ve hazırlıklarına başlanan 13 bin briket evle sınırlarımız ötesinde çadırlarda zor şartlarda hayatlarını sürdürmeye çalışan ailelere nispeten daha insani şartlara sahip yerler yapıyoruz. Şimdi de uluslararası yardım kuruluşlarının desteğiyle belirlediğimiz 13 ayrı yerleşim bölgesinde eğitimden sağlığa tüm altyapısıyla toplamda 1 milyon nüfusu barındıracak şehirler kuruyoruz. İnşallah önümüzdeki aylarda güvenli hale getireceğimiz ilave bölgelerle bu kalıcı konutların sayısını daha da artıracağız ve hedefimiz en az 100 bin konut ve üzeri olacak.”

Yorumlar (0)
banner83
33
az bulutlu
banner84
banner82
Namaz Vakti 07 Temmuz 2022
İmsak 03:59
Güneş 05:47
Öğle 13:21
İkindi 17:15
Akşam 20:45
Yatsı 22:25
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31