CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Türkiye Afet Müdahale Planı… Yaşadığımız felakete doğru dürüst müdahale edilememesinin sorumlusu, bu plana imza atan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Afetle mücadelede tüm Bakanlıklar, ana çözüm ortağı olarak belirlenmiş. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı, ana çözüm ortakları arasında yok. Trol ordularına sahip, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı afetlerde ana çözüm ortağı. Ama Peygamber ocağı ordumuz olağanüstü durumlar için afet için yetiştirilmiş Mehmetçiğimiz, afet operasyonunun içerisinde hiç konumlandırılmamış. Afette destekleyici tali çözüm ortağı yapılmış” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, bugün toplanan MYK gündemine ilişkin parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı yaptı. Öztrak, şunları söyledi:

“Cumhuriyet Halk Partisi ailesinden, acı bir haberle başlıyoruz. Değerli gazeteci, önceki dönem TBMM Grup Basın Danışmanımız ve önceki dönem RTÜK üyesi İsmet Demirdöğen’i tedavi gördüğü hastanede bugün kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

“CENAZELER YOK. ÇADIR YOK. KONTEYNER YOK”

Memleketimizde; aklı, ahlakı bitiren, liyakati öldüren, adaleti katleden, devletimizin dirliğine, milletimizin birliğine kasteden, çürümüş, yozlaşmış bir yönetimi, milletimizin göndermesine, artık sayılı günler kaldı. Deprem felaketinin üzerinden 1 ay 3 gün geçti. 46 bin 104 yurttaşımızı kaybettik. Bazı yurttaşlarımızın cenazeleri bile enkazdan çıkmadı. Cenazeler yok. Çadır yok. Konteyner yok. Hijyen yok. İçmeye su yok ve ar edip de istifa eden tek bir yönetici yok.

“SARAY; ‘HAYIRI’, ‘KAYIR’ ANLAYIP YANAŞMALARINI, BESLEMELERİNİ KIZILAY’A DOLDURMUŞ”

Milletin göz bebeği Kızılay’ı ‘Hayır kurumu’ olmaktan çıkarmışlar. Yandaşlarının kesesini doldurmak için, arpalığa çevirmişler. Saray; ‘Hayırı’, ‘Kayır’ anlayıp yanaşmalarını, beslemelerini Kızılay’a doldurmuş. Eski Kızılay mensuplarından öğreniyoruz ki mevcut Kızılay Başkanı 12 ayrı şirketten 36 asgari ücret tutarında maaşı, ‘Huzur hakkı’ diyerek her ay cebine atıyormuş. Biz; ‘Saray ve şürekâsı, 3-5 ayrı yerden maaş alıyor’ diye, eleştiriyorduk. Meğer rekor, bir düzine şirketten maaş alan Kızılay Başkanı’ndaymış. İşte kavga bundan çıkar. Kızılay, artık bildiğimiz Kızılay değil… Kızılay artık milletin bağışladığı paralarla afetzedeler için ürettiği çadırları, konserveleri afette ücretsiz dağıtmayan diğer hayır kurumlarına satan, bir ticarethane… Bunun adı deprem fırsatçılığıdır. Bunun adı ölü soyuculuğudur. Türkiye, böyle bir çürümüşlüğü böyle bir yozlaşmayı tarihinin hiçbir döneminde görmedi, yaşamadı…

“21 YIL ÖNCE ‘MÜCAHİT OLACAĞIZ’ DİYENLER, 21 YIL SONRA ‘MÜTEAHHİT’ OLMUŞ”

‘Ahlak gömleğini çıkaran başka hiçbir gömleği giyemez.’ Son deprem felaketinde bir kez daha gördük ki bunlar ahlak gömleğini çoktan çıkarıp atmış. 21 yıl önce ‘Mücahit olacağız’ diyenler, 21 yıl sonra ‘Müteahhit’ olmuş. 21 yıl önce ‘Harun olacağız’ diyenler, 21 yıl sonra ‘Karun’ olmuş. Bunlar dünyalıklarını yapmak için ahiretlerini yakmış. Yıllardır ‘Allah bizi utandırmasın’ dediler… Ama utanmayı bilmeyenlere yüce Allah ne yapsın. Kızılay kimin himayesinde? Kızılay tüzüğüne göre; Erdoğan’ın yüksek himayesinde… Milletimiz de işte bunun için depremin ilk günlerinde ‘Kızılay nerede?’ diye, Erdoğan’a feryat etti. Peki, Erdoğan milletin feryatlarına ne cevap verdi? ‘Be ahlaksız, be namussuz, be adi…’ Bir kere daha testinin içindeki, dışına sızdı.

“KIZILAY’I KENDİLERİNE ARPALIK YAPANLARI GÖRÜNCE BİZ DE ERDOĞAN’A SORUYORUZ: ‘KİM AHLAKSIZ? KİM NAMUSSUZ? KİM ADİ?”

Depremden sonra elindeki çadırları, konserveleri parayla başka hayır kurumlarına satanları, Kızılay’ı ticari holdinge dönüştürenleri dünyada huzura ermek için koskoca Kızılay’ı kendilerine arpalık yapanları görünce biz de Erdoğan’a soruyoruz: ‘Kim ahlaksız? Kim namussuz? Kim adi?’ Tabi ön teker nereye giderse arka teker de oraya gider… Erdoğan bu kepazeliği millete küfür ederek himaye ederse Kızılay’ın başındaki de çıkar kendini istifaya çağıranlara, ‘Goygoycu’ der. Biz bir kere daha söyleyelim. Kızılay Başkanının o koltukta oturduğu her dakika, haramdır…  Yazıktır… Günahtır… Ama görünen o ki Kızılay Başkanı pabucunu ucuza bırakmak niyetinde değil… Depremin ardından 48 saatte yaşananları bakın nasıl itiraf ediyor: ‘Askerler olağanüstü durum için afet için yetiştirilmiş insanlardır. Siz afet operasyonunun içerisinde askeri konumlandırmazsanız, askeri kapasiteyi konumlandırmazsanız, yanlış yaparsınız. Siz bir taraftan S-4 seviyesinde uluslararası bir afet yardım çağrısında bulunuyorsunuz ama kendi içinizde sivil-asker işbirliği mekanizmanız, maalesef geçmiş dönemlerde çökertildiği için bu mekanizmadan faydalanamıyorsunuz.’ Bu sözler Erdoğan’ın himayesindeki Kızılay Başkanının sözleri. ‘Ben başkomutanım’ deyip caka satmaya gelince ordumuzu hatırlıyorsunuz. O zaman bizde soruyoruz: Afet operasyonu içinde askeri konumlandırmayı kim unuttu? Askeri kapasiteden tam anlamıyla yararlanmayı kim unuttu? Sivil-asker işbirliği mekanizmasını kim çökertti? Bu ihmaller silsilesi nedeniyle, milletimizi 48 saat boyunca enkaz altında kim unuttu? Vatandaşlarımızı enkaz altında donarak ölmeye kim terk etti? Anlaşılan Kızılay Başkanı önümüzdeki dönemde açılacak görevi ihmal, görevi savsaklama, görevi suiistimal davalarında sadece sanık olmayacak aynı zamanda tanık ve itirafçı da olacak.

“TROL ORDULARINA SAHİP, CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI AFETLERDE ANA ÇÖZÜM ORTAĞI. AMA PEYGAMBER OCAĞI ORDUMUZ, AFETTE DESTEKLEYİCİ TALİ ÇÖZÜM ORTAĞI YAPILMIŞ”

Daha öncede bu resmi dokümanı gösterdim. Türkiye Afet Müdahale Planı… Yaşadığımız felakete doğru dürüst müdahale edilememesinin sorumlusu, bu plana imza atan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Afetle mücadelede tüm Bakanlıklar, ana çözüm ortağı olarak belirlenmiş. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı, ana çözüm ortakları arasında yok. Trol ordularına sahip, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı afetlerde ana çözüm ortağı. Ama Peygamber ocağı ordumuz olağanüstü durumlar için afet için yetiştirilmiş Mehmetçiğimiz, afet operasyonunun içerisinde hiç konumlandırılmamış. Afette destekleyici tali çözüm ortağı yapılmış. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır. Erdoğan’ın vehimleri, korkuları, ideolojik körlüğü bu plana yansımış. Sonuç: Enkaz altında on binlerce yurttaşımız bağıra, bağıra donarak öldü. Bunu biz unutmayacağız. Milletimiz de unutmayacak. Bu yönetim sadece algı operasyonu yapar. Sadece ihale peşinde koşar.

“DEPREMİN ÜZERİNDEN TAM 31 GÜN GEÇTİ. AMA BİR HASAR TESPİT RAPORU HALA ORTADA YOK”

Depremin üzerinden tam 31 gün geçti. Ama yaşadığımız deprem felaketinin ekonomik ve sosyal maliyetlerine ilişkin devlet tarafından hazırlanması gereken bir hasar tespit raporu hala ortada yok. Güya Ucube Erdoğan Şahsım Rejimi çok hızlı karar alacaktı. Bürokrasiyi azaltacaktı. Böyle diyerek bu ucubeyi, millete pazarladılar. Ama yaşadığımız her afet, ‘Liyakat yerine sadakat’ diyen, ‘Vatandaş yerine, önce yandaş’ diyen, ‘Her şeyi ben bilirim’ diyen kibir abidesinin elinde büyük bir felaket oldu.

“TÜRKİYE AFET MÜDAHALE PLANI’NA GÖRE HAZIRLANMASI GEREKEN BU RAPOR NEREDE?”

Şimdi şu dokümana dikkatli bakmanızı rica ediyorum. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nden tam 21 gün sonra 8 Eylül 1999 tarihinde Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, kalem, kalem… Sektör, sektör… Marmara Depremi’nin ekonomik ve sosyal maliyetlerini oturup hesaplamış. Depremin bütçeye etkilerini ilave finansman ihtiyacını tespit etmiş. Kısa, orta ve uzun vadede yapılması gerekenleri, teker teker saymış. Karar alıcılara tedbirler önermiş. Bu rapor hazırlandığında ben de Devlet Planlama Teşkilatı’nda Müsteşar Yardımcısıydım. Planlama Teşkilatı olarak gece gündüz özveriyle çalıştık. Ve bu raporu çok kısa sürede hazırladık. Şimdi Türkiye Afet Müdahale Planı’na göre hazırlanması gereken bu rapor nerede?

“İLK İKİ AYDA HAZİNE’NİN NAKİT AÇIĞI 226 MİLYAR LİRA. BU BİR REKOR”

Erdoğan’ın imzaladığı Afet Müdahale Planı’nda bu işin sorumlusu kim? Hazine ve Maliye Bakanlığı. Peki, Hazine ve Maliye Bakanı ne yapıyor? Afetzedelerin önünde, kamera kadrajına girmek için Binali Yıldırım’la mücadele veriyor. Depremin sebep olduğu ekonomik ve sosyal yıkımın fotoğrafı çekilmeden ilave finansman ihtiyacı belirlenmeden depremin yaraları nasıl sarılacak? Dünyadan nasıl destek alınacak? Nasıl yardım istenecek? İşte bu yılın daha ilk iki ayında hazine nakit dengesi alt-üst oldu. İlk iki ayda Hazine’nin nakit açığı 226 milyar lira. Bu bir rekor… Açık neyle kapatılıyor? Borçla… Ek bütçe yapmadan ilave finansman kaynakları bulmadan, ‘Kervan yolda dizilir’ anlayışıyla bu iş savuşturulamaz. Milletin sırtına yeni ve cesameti belirsiz ağır yükler bırakılamaz. Ama benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. İşte dün TBMM’ye, Kurumlar vergisi mükelleflerine verilen vergi teşviklerinden yüzde 10 ilave kesinti yapacak bir düzenleme getirdiler. Tutarlı bir finansman programı hazırlamadan önünü ardını iyi düşünmeden alınan her karar boşa alınmış karardır. Bu arada ortada ciddi bir hasar tespit raporu olmadığı için Avrupa Birliği’nin 16 Mart’ta Brüksel’de yapacağı Uluslararası Donörler Toplantısını erteleyeceğini duyuyoruz. Allah aşkına! Bu Nebati Bakan ne iş yapıyor? Ne işe yarıyor? Umarız duyduklarımız gerçek değildir.

“DEPREMDE EV VEYA İŞYERİ YIKILAN YA DA YIKILACAK OLAN TÜM HAK SAHİPLERİNİN BANKALARDAN ALDIKLARI KREDİLERİN ANAPARA VE FAİZLERİNİ TÜMÜYLE SİLECEĞİZ”

Genel Başkanımız, Millet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, en son geçtiğimiz hafta hızla alınması gereken bir takım tedbirler açıkladı. Bunları bir kez daha tekrar ediyoruz. Biz iş başına gelir gelmez; deprem bölgesindeki insanlarımızı rahatlatmak için şu adımları hızla atacağız: Depremde ev veya işyeri yıkılan ya da yıkılacak olan tüm hak sahiplerinin bankalardan veya Esnaf Kefalet Kooperatiflerinden aldıkları kredilerin anapara ve faizlerini tümüyle sileceğiz. Yeni konut veya işyeri yapımında depremzedelerden herhangi bir bedel almayacağız. Yıkılan konut veya işyerlerinde bu projeleri onaylayan, olur veren tüm sorumlulardan inşa bedelini tahsil edeceğiz.

“ÜRETİCİLERİMİZE GÜBRE, TOHUM, SULAMA, İLAÇ VE YEM DESTEĞİNİ İVEDİLİKLE NAKDEN ÖDEYECEĞİZ”

Kırsalda evi, ahırı, depoları yıkılan ya da ağır hasar gördüğü için yıkılacak olan çiftçi ve besicilerimizin bankalardan veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden aldıkları tüm kredilerin anapara ve faizlerini sileceğiz. Üreticilerimize gübre, tohum, sulama, ilaç ve yem desteğini ivedilikle nakden ödeyeceğiz. Veterinerlik hizmetlerini karşılayacağız. Üreticilerin elektrik borçlarını, kamu olarak, biz üstleneceğiz. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı tüm çiftçilerimizin ürünlerine ‘Maliyet artı makul kâr’ formülüyle alım garantisi vereceğiz.

“KONUTLARI VEYA İŞYERLERİ YIKILAN YA DA YIKILACAK OLAN TÜM AİLELERİN YENİ YAŞAM ALANLARINDAKİ İNTERNET HİZMETİNİ ÜÇ YIL SÜRE İLE DEVLET OLARAK BİZ ÜSTLENECEĞİZ”

Deprem yönetmeliklerine uygun olarak ihtiyaç duyulan tüm yapıların güçlendirilmesi için hak sahiplerine uygun koşullu ve uzun vadeli finansman sağlayacağız.  Oluşturulacak Hasar Tespit Komisyonlarında görev alan tüm çalışanlara güvence ve sorumluluk getireceğiz. Konutları veya işyerleri yıkılan ya da yıkılacak olan tüm ailelerin yeni yaşam alanlarındaki internet hizmetini üç yıl süre ile devlet olarak biz üstleneceğiz.

Depremde otomobil, kamyon, kamyonet, otobüs, motosiklet, traktör, biçerdöver, pulluk gibi hizmet ve ulaşım araçlarını kaybeden depremzedelere yeni araç alımlarında faizsiz ve uzun vadeli kredi sağlayacağız.  Ayrıca motorlu taşıtlar vergisine ve ÖTV’ye tabi araçlarda bu vergileri almayacağız.

“DEPREM BÖLGESİNDE İŞÇİ OLARAK ÇALIŞANLARIN ÜCRETLERİNİ BİR YIL SÜREYLE VERGİ KAPSAMI DIŞINDA BIRAKACAĞIZ”

Deprem bölgesinde işçi olarak çalışanların ücretlerini bir yıl süreyle vergi kapsamı dışında bırakacağız. Depremzede ailelerin, üniversitede okuyan çocuklarının, vakıf üniversiteleri de dâhil öğrenci harcı ve yurt ücretlerini devlet olarak biz karşılayacağız.

“DEPREM BÖLGESİNDEKİ YEREL YÖNETİMLERİN ALTYAPI İNŞAATLARINI MERKEZİ YÖNETİM OLARAK BİZ YAPACAĞIZ”

Deprem bölgesindeki yerel yönetimlerin altyapı inşaatlarını merkezi yönetim olarak biz yapacağız. Özellikle kırsal bölgelerdeki kamu personelinin lojman ihtiyacını hızla karşılayacağız.  Deprem bölgesinin yeniden yapılanmasında kamudan ihale alan firmalara bölgede yürüteceği işlerde kullanacağı personelin asgari yüzde 25’ini bölge halkından karşılama zorunluluğunu getireceğiz.

“YENİ VE ETKİLİ BİR YAPILANMAYI İÇEREN KAPSAMLI BİR ÇALIŞMAYI HIZLA BİTİRİYORUZ”

Biz tüm bu adımları hızla atacağız. Millet İttifakı Deprem Komisyonu da çalışıyor. Partilerimizin mutfaklarında hazırlanan raporları da bir araya getiriyoruz. Kahramanmaraş depremlerinin hasarını tespit etmek, yaraları sarmak için, kısa orta uzun vadeli bir eylem planını ve afetlerle mücadelede yeni ve etkili bir yapılanmayı içeren kapsamlı bir çalışmayı hızla bitiriyoruz.

“DAHA DEPREMLERİN ARTÇILARI BİTMEDEN İHALELERİ YANDAŞLARA DAĞITMAK İSTİYORLAR”

Saray yönetiminin yapamadığını biz yapıyoruz. Bu Ucube Saray Rejimi; depremde arama kurtarma için hiç acele etmedi. Depremzedelere yardım için hiç acele etmedi. Depremzedelere çadır, konteyner bulmak için hiç acele etmedi. Ama ihale açma, yandaşa rant dağıtma konusunda; çok aceleci. 21 Şubat’tan, 3 Mart tarihine kadar Toplu Konut İdaresi 30 milyar lira tutarında 35 İhale yapmış. Daha depremlerin artçıları bitmeden ihaleleri yandaşlara dağıtmak istiyorlar. Hiç kimse merak etmesin. Biz hem milletin kör kuruşunun heba olmamasını sağlayacağız. Hem de depremzedeler için yapılacak güvenli konutların hak sahiplerine zamanında ve bedelsiz verilmesini sağlayacağız.

“KÜFÜR YİYORUZ. HAKARET YİYORUZ. NOT EDİLİYORUZ. TEHDİT EDİLİYORUZ”

‘Akletmeyen, zillete düşer.’ Bugün akıldan ve liyakatten nasiplenmemiş bu yönetim elinde millet olarak zilletin ve zulmün en ağırını yaşıyoruz.  Topkapı Sarayı Bab-ı Hümayun kapısındaki kitabede ifade edildiği şekliyle; Murad’ın oğlu, iki kıtanın hükümranı, iki denizin hâkimi, Doğu ve batı arasında Allah’ın yardımcısı, denizin ve karanın kahramanı, İstanbul’un fatihi Sultan Mehmet Han ne güzel söylemiş: ‘Aklı öldürürsen, ahlak ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde, millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün, adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün, devlet de ölür.’ Ama bugünün Türkiye’sinde akletmeyen, ahlakı öldüren, adaleti katleden, liyakatsiz yönetim yüzünden; maden kazalarında, orman yangınlarında, hain darbe teşebbüslerinde, taşkın ve sellerde, depremlerde, türlü türlü felaketlerde, canımızla, kanımızla, malımızla sınanıyoruz. Ve tüm bunların üstüne; millet olarak; kibirli, yozlaşmış bu yönetimden fırça yiyoruz. Küfür yiyoruz. Hakaret yiyoruz. Not ediliyoruz. Tehdit ediliyoruz. Oysa bir hükümetin asli görevi ülkede huzur ve refahı sağlamaktır. Yurttaşlarına mutlu güçlü bir yaşam sunmaktır. Ucube Erdoğan Şahsım rejimi ise milletimizi eziyor. Limon gibi sıkıyor. Milletimizin posasını çıkarıp atıyor.

“12 AYLIK DIŞ TİCARET AÇIĞI 118 MİLYAR DOLARA ÇIKTI”

2021’in Eylül ayında, ‘Faiz sebep, enflasyon netice’ dediler. Faiz düşecek, kur yükselecek, rekabet gücümüz artacak, ihracat patlayacak, dış açıklar kapanacak, kur gerileyecek, enflasyon da düşecekti. Ama ihracat değil; ithalat patladı. Dış açık şaha kalktı. Şubat ayında ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 düştü. İthalatımız aynı dönemde yüzde 11 arttı. Şubatta ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60 ile 2017 Eylül ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi. 12 Aylık dış ticaret açığı 118 milyar dolara çıktı.  Tüm zamanların dış açık rekoru kırıldı. Şubat ayında 12 aylık enflasyon ise yüzde 55. Bu da Şubat ayları itibariyle mevcut serinin rekoru…

“MİLLET ETİ TENCERESİNDE DEĞİL RÜYASINDA BİLE GÖREMEZ OLDU”

İşte çarşı, pazar yangın yeri… Et ve yumurta fiyatları aldı başını gitti. Markette 30’luk karton yumurta 90 lira… Dana kıymanın kilosu 210 lira. Kuzu pirzolanın kilosu 330 lira.  Millet eti tenceresinde değil rüyasında bile göremez oldu. Dünyada gıda fiyatları düşüyor. Türkiye’de gıda fiyatları şahlanmaya devam ediyor.

“SON BİR YILDA, DÜNYADA GIDA FİYATLARI YÜZDE 10 DÜŞTÜ. TÜRKİYE’DE YÜZDE 69 ARTTI”

Son bir yılda, dünyada gıda fiyatları yüzde 10 düştü. Türkiye’de yüzde 69 arttı. O da TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla… Bu yılın fiyatlarıyla gıda enflasyonun en yüksek olduğu dördüncü ekonomiyiz. Rakiplerimiz; Zimbabve, Lübnan, Arjantin…

“BÜYÜKŞEHİRLERDE KİRALAR ALDI BAŞINI GİTTİ”

Ev kiraları derseniz aldı başını gitti. Faiz sebep, enflasyon netice safsatasıyla konut piyasasında büyük bir yıkıma sebep olmuşlardı. Şimdi bu yıkımın üstüne bir de deprem eklendi. Büyükşehirlerde kiralar aldı başını gitti. Depremde ihale yapmak dışında her şeye geciken kifayetsizler arşa çıkan kiralara tedbir almakta da gecikti. İstanbul’da kiralar aylık olarak yüzde 7, yıllık yüzde 137; Ankara’da kiralar aylık yüzde 18 yıllık yüzde 150; Konya’da kiralar aylık yüzde 8 yıllık yüzde 167 arttı. Ne dedilerse ne vadettilerse ülkede tam tersi oldu. Ama diyoruz ya bunların ne Allah’tan korkuları var. Ne de kuldan utanmaları. ‘Utancı gidenin, kalbi de ölürmüş.’

“TÜRKİYE’NİN 13. CUMHURBAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU OLACAK”

Bunların utancı gitmiş. Millete karşı kalpleri mühürlenmiş. Gözleri kör, kulakları sağır olmuş… Ama artık bu zorlukları aşmaya çok az kaldı. Millet İttifakı sözünü tuttu. Hep neyi söyledik? Seçim kararını alın. Adayımızı öğrenin. Demokrasinin er meydanı artık kurulacak. Seçim kararını alacakları tarihi, ilan ettiler. Adayımızı da öğrendiler. Biz ne söz verdiysek, tuttuk. Büyük bir disiplinle çalıştık. ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçeceğiz’ dedik. Nasıl yapacağımızı 28 Şubat 2022’de açıkladık. ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçerken, Anayasayı değiştireceğiz’ dedik. Anayasa değişiklik önerimizi, 28 Kasım 2022’de açıkladık. ‘Bu ülkeyi istişareyle yöneteceğiz’ dedik. Ülkeyi ayağa kaldıracak Ortak Politikalar Mutabakat Metnimizi,  30 Ocak 2023’de ilan ettik. En sonunda da Cumhurbaşkanı adayımızı, seçim kararının ilan edileceği tarih açıklanınca kamuoyuyla paylaştık. Sadece Cumhurbaşkanı adayımızı açıklamadık. Parlamenter sisteme geçene kadar ülkemizi yönetirken takip edeceğimiz yol haritamızı da açıkladık. Altı siyasi partimizin liderleri, birbirlerine kefil olarak, istişareyle, uzlaşıyla, ülkemizi parlamenter sisteme taşıyacak. Her şey planlandığı gibi yürütüldü. Biz bundan sonra da milletimize verdiğimiz her sözü tutmaya kararlıyız. Önce Millet İttifakı’nın adayı, milletimizin teveccühüyle Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak. Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu olacak! Planlarımız hazır. Programlarımız hazır. Adayımız hazır. Kadrolarımız hazır.

“CUMHURBAŞKANIMIZLA BERABER DEVLETTE KİBİR BİTECEK, TEVAZU GELECEK”

Millet İttifakı’nın iktidarında cumhuriyet ve halk, deva bulacak. Demokrat Türkiye, iyi olacak. Gelecek ve saadet milletimizin olacak. Biz, el ele verdik. Büyük bir güç birliğiyle, istişareyle, uzlaşıyla, hak, hukuk ve adaletle ülkemizi ayağa kaldıracağız. Milletimizi önce feraha çıkaracağız sonra refaha kavuşturacağız. 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, herkesin Cumhurbaşkanı olacak. 13. Cumhurbaşkanımızla beraber devlette kibir bitecek, tevazu gelecek. İsraf bitecek, tasarruf gelecek. Yönetimde keyfilik bitecek, kural gelecek. Soframız büyüyecek, zenginleşecek. Herkesin davetli olduğu Halil İbrahim sofrasında, kimse aç ve açıkta kalmayacak. Kimse geride bırakılmayacak. Çocuklar yatağa aç girmeyecek. Biz hazırız. Güzel, görkemli, ‘Muhteşem Türkiye’ için ‘Haydi Bismillah!

“CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ KEMAL KILIÇDAROĞLU, TÜM PARTİLERLE YAPACAĞI GÖRÜŞME TAKVİMİ ÇERÇEVESİNDE HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ’YLE DE GÖRÜŞECEK”

Kılıçdaroğlu, HDP ile görüşüyor Kılıçdaroğlu, HDP ile görüşüyor

Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu, tüm partilerle yapacağı görüşme takvimi çerçevesinde Halkların Demokratik Partisi’yle de görüşecek. Gelişmiş bir demokraside Cumhurbaşkanı ne vatandaşlar ne de meşru siyasi partiler arasında ayrım yapar. Bugüne kadar ne çektiysek bu ayrıştırıcı tavırlardan çektik.

“İNCE ARADI, TEBRİK ETTİ”

Sayın İnce, Genel Başkanımız sayın Kılıçdaroğlu’nu aradı ve cumhurbaşkanı adaylığı nedeniyle tebrik etti.”