CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Denizli’de; Çardak ve Bozkurt ilçesi muhtarları ile bir araya geldi.

Bir muhtar, “Bundan bir sene öncesinde bu sulamada harcanan elektriği en aza indirmek için bir proje hazırladık. Biz Bozkurt Kooperatifi olarak bu projenin yapımı için harekete geçtik. Bizim kooperatifimiz 1995 yılında kuruldu, 2005 yılında faaliyete geçti, o günden bugüne en büyük gider elektrik gideri. Geçtiğimiz sezon 350 bin liralık gelirimiz vardır, 260 bin lirasını elektrik gideri olarak harcadık” dedi.

Başka bir muhtar iste üretimde girdi fiyatlarından şikayet ederek; “Maliyetler çok yüksek, elektrik ve gübre fiyatları ama elektriği aradan çıkardığımız zaman, inşallah iktidara geldiğiniz zaman gübre ve tohum sorununu da çözeriz halk biraz daha rahat üretir” diye konuştu.

“EMEK ZARAR EDER Mİ?”

Bir muhtar ise şu sözlerle dertlerini anlattı:

“Bizim gübre girdilerimiz yüzde 400, ürettiğimiz ürünü daha ucuza satıyoruz. Devlet destek vererek arazilerimize ceviz ektirtti ama bugün ne yazık ki bizi yurt dışındaki sermayeyle rekabete sokmak zorunda bıraktı. Biz ürettiğimiz ürünün maliyetine versek bile önümüzdeki yıllarda üretmekte sıkıntı yaşayacağız.”  

Başka bir muhtar ise “Bizim en büyük sorunumuz girdi maliyetleri…Enerji. Çiftçilerimizin alın teri, yani çalışan insan zarar eder mi genel başkanım? Emek zarar eder mi? Onun için bunu sizin dikkatlerinize sunuyoruz” dedi.

“ÇİFTÇİYE DAHA DÜŞÜK BİR BEDELLE ELEKTRİĞİ NASIL SAĞLAYABİLİRİZ?”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, muhtarlara şu sözlerle seslendi:

“Şanlıurfa’ya gittiğimde. Harran ovası var, sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun en verimli ovalarından birisi. Orada da çiftçiler sizin gibi bir şeyler ekiyorlar, alın teri döküyorlar. Ama elektrik kullanıyorlar, yer altı suları çekiyorlar ve elektrik fiyatları çok yüksek. Bir de her ay ödeyeceksiniz diyorlar elektriği, adam mahsulü daha satmadaki elektrik parasını ödesin. Bunu da yapamıyor. Dolayısıyla gelip elektriklerini kestiler, sonra insanların tarlalarındaki ektiği ürün kurudu. Milletvekili arkadaşlarımı gönderdim, sonra ben de oraya gittim. Biz bir çalışma yaptık. Türkiye’nin her tarafında çiftçiler elektrik fiyatlarından şikayet ediyorlardı. Mazot, gübre, ilaç, tohum fiyatından şikayet ettiği gibi elektrik fiyatlarından da sürekli şikayet ediyorlardı. Bir ön çalışma yaptık, ne yapabiliriz? Çiftçiye daha düşük bir bedelle elektriği nasıl sağlayabiliriz? Düşündük, taşındık, oturduk işin uzmanlarını çağırdık.

“KOOPERATİF KURACAKLAR, BÜTÜN ÇİFTÇİLER, TİCARET BORSASI, ZİRAAT ODALARI HEPSİ ORTAK OLACAKLAR VE DOLAYISIYLA ELEKTRİĞİ ÜRETECEĞİZ”

Petrole ihtiyaç yok, doğal gaza, kömüre ihtiyaç yok bunların hepsi dışarıdan geliyor dolar ödüyorsun. Allah’ın güneşi bedava, niye GES yapmıyorsun? Yani güneş enerjisi sistemini (GES) niye yapmıyorsunuz? Bir proje geliştirdik, Şanlıurfa için geliştirdik ve Şanlıurfalılara şu sözü verdik, ‘Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığını bize verin, bütün çiftçilere elektriği bedava vereceğiz.’ Kooperatif kuracaklar. Bütün çiftçiler, ticaret borsası, ziraat odaları hepsi ortak olacaklar ve dolayısıyla elektriği üreteceğiz.

Önce itiraz ettiler, Sayın Erdoğan; ‘Elinden tutan mı var, yapıyorsan yap’ diye söyledi. Sonra başkanımız sağ olsun dedi ki; ‘Biz küçük bir proje bizim bölgemiz için başlattık.’ Şimdi kooperatifler buraya ortak, elektriği alacaksınız, artan elektrik satılacak, elde ettiğiniz gelir ayrıca sizin paranız olacak.

“5 YIL İÇİNDE TÜRKİYE’DEKİ BÜTÜN ÇİFTÇİLERİN KIRSALDA KULLANDIKLARI ELEKTRİĞİN TAMAMI ÜCRETSİZ OLACAK”

Çiftçi, elektriği ücretsiz kullanacak ayrıca elektrikten bir de gelir elde edecek. Bu mümkün mü mümkün. Bunu önce Şanlıurfa için dedik, sonra etrafındaki altı il için dedik, 5 yıl içinde Türkiye’deki bütün çiftçilerin kırsalda kullandıkları elektriğin tamamı ücretsiz olacak, tabii kooperatif olması şartıyla. Elde edilen elektriğin artan kısmı satılacak oradan kooperatif gelir elde edecek. Kooperatifin gelir elde etmesi ne demektir? Çiftçinin diğer ihtiyaçlarını da kooperatif karşılayacak. Örneğin gübreyi, ilacı daha rahat imkanlarla alacak ve bir dayanışma kültürü de ortaya çıkacak. Çiftçiler bir araya gelecekler dertleri varsa rahatlıkla dile getirecekler. Bunu söyledik, bu mümkün, bunu yapmak mümkün.

Birlikten güç doğar evet birlikten güç doğacaksa bu işin kooperatif şeklinde olması lazım. Göreceksiniz siz kooperatif kurup güneş enerjisi santralleri kurduğunuz zaman ticaret borsaları gelecek biz de üye olmak istiyoruz diyecekler, ziraat odaları gelecek biz de üye olmak istiyoruz diyecekler, onlar da gelir elde etmek isteyeceklerdir.

“BU POLİTİKA YANLIŞ POLİTİKADIR VE BU POLİTİKA BİZİ DIŞARIYA MAHKUM EDİYOR”

Çiftçinin derdini biliyorum. Tarım dünyada stratejik sektörüdür. İster doğuya gidin Rusya, Güney Kore, Japonya, ister batıya gidin Amerika’sı, Kanada’sı, Brezilya’sı, Venezuela’sı, ister Avrupa’ya gidin Almanya’sı, Fransa’sı, ister Afrika’ya gidin tarım stratejik sektördür. İnsanoğlu, günde en az bir sefer, iki sefer yemek yemek zorundadır. Toplumu besleyen, doyuran sizlersiniz. Stratejik sektör olduğu için dünyanın bütün ülkelerinde çiftçi desteklenir. Çiftçiyi toprağa küstürürseniz verim elde edemezsiniz. Şimdi arkadaşımız söyledi; ‘Gençleri tutamıyoruz’ diye. Niye kalsın ki genç, bakıyor babası zarar ediyor, geçinemiyor, ben gideyim diyor, büyük kentlerin varoşlarında Ankara, İstanbul, Adana… Neresiyse; ‘Acaba asgari ücretle bir iş bulursak oralarda çalışırım, burada bir şey elde edemiyoruz’ diyor. Bu politika yanlış politikadır ve bu politika bizi dışarıya mahkûm ediyor.

“HER ŞEYİ DIŞARIDAN ALMAYA BAŞLADIK”

Buğday, saman, nohut, canlı hayvan dışarıdan gelir mi? Bunların hiçbirisinin gelmemesi lazım. Erzurum’a da gittim. Erzurum’u; Kars, Iğdır, Ardahan, Elazığ, Tunceli dahi olmak üzere o bölgeyi özel ekonomi bölgesi ilan edeceğiz. Bakın Ortadoğu’nun yıllık et ürünü ihtiyacı 25 milyar dolar. Biz 500 milyon dolar bile alamıyoruz. 25 milyar dolarlık bir pazarda Türkiye’nin en azından 7-8-10 milyar dolar para kazanması lazım. Mümkün mü? Mümkün. Ovalar var, suyumuz var, her şeyimiz var. Ama dediğim gibi yanlış politikalar bizi dışarıdan et, buğday almaya her şeyi yani ne gerekiyorsa her şeyi dışarıdan almaya başladık.

“HİÇBİR ÇİFTÇİNİN ZARAR ETMEYECEĞİ BİR MODELİ İNŞA ETMEK ZORUNDASINIZ”

Şunu söylüyorlar; ‘Dışarıdan daha ucuza alıyoruz.’ Doğrudur. Ama dışarıdaki çiftçiyi onların hükümeti destekliyor zaten. Biz bir veriyorsak onlar beş veriyorlar, üretim diyorlar, satalım diyorlar. 85 milyonluk bir pazar düşünün Türkiye, 85 milyonu kim doyuracak? Fransa diyor ben doyuracağım, Almayan diyor ben doyuracağım, Hollanda diyor ben doyuracağım…Brezilya, Venezuela ben doyuracağım diyor. Biz, biz niye kendimizi doyurmuyoruz? Onlardan daha iyi imkanlarımız var. Dolayısıyla yeni bir politika, bu politikanın öznesi ne olmalı? Öznesi şu olmalı; Hiçbir çiftçinin zarar etmeyeceği bir modeli inşa etmek zorundasınız. Formülü şu; maliyet artı makul kar, eşittir taban fiyat.

“ÇİFTÇİNİN ZARAR ETMEMESİ LAZIM.’ EĞER SİZ BUNU YAPARSANIZ ÇİFTÇİYİ TOPRAĞA KÜSTÜRMEZSİNİZ, HEPİMİZİN KARNI DOYAR”

Bir dönümde sulu arazi, susuz arazi, buğdaydır, arpadır, mısırdır, yulaftır, çavdardır maliyetini bulursunuz. Çağırırsınız ziraat odası başkanını, ziraat mühendisini; ‘Kardeşim bunun maliyeti nedir?’ Elektrik belli, su belli, gübre belli, ilaç belli… 100 lira. Üstüne makul kar nedir yüzde 20, 120 lira. Demek ki 120 liranın üstünde olursa çiftçi istediğine satsın, 130’a, 200’e satsın ama 120’nin altına düştüğünde devlet onu satın alacak diyecek ki; ‘Çiftçinin zarar etmemesi lazım.’ Eğer siz bunu yaparsanız çiftçiyi toprağa küstürmezsiniz, hepimizin karnı doyar. ‘Kırsalda kimse kalmıyor.’ Kalmaz tabii. Nasıl kalsın?

Biz bir şey daha yapacağız Allah nasip ederse, kırsalda çalışan kadınların ve gençlerin sosyal güvenlik primini biz ödeyeceğiz. Onlar orada çalışsınlar onların sigorta primini biz ödeyelim, gidip de asgari ücretle bir yerde bir iş bulabilir miyim diye bir arayışa girmeyecek. Genç çalışacak, kadın çalışacak devlet her ay onun sosyal güvenlik primini ödeyecek, yeri, zamanı gelince de emekli olacak. Bu yanlış mı hayır yanlış değil. Para mı parası var. Gayrısafi milli hasılanın, yani milli gelirin her yıl yüzde 1’i çiftçiye destek olarak verilir diyor. Verilebilir değil, verilir diyor, kanun diyor bunu ama vermiyorlar, biz vereceğiz.  Çiftçiye vereceğiz. Beşli çeteye vereceğine çiftçiye verin, alın teri dökene verin.

“SON 10 YILDA EN BÜYÜK DEĞİŞİMİ YAŞAYAN PARTİ CHP’DİR”

Bir arkadaşımız söyledi; ‘Alın teri zarar eder mi?’ Alın teri döküyorsunuz, alın terin zarar edecek, üretimden koparacaksınız, parayı yatıracak kur korumalı mevduata, faizi alacak, dolar garantisini alacak, bırakın alın teri dökmeyi hiçbir emek harcamadan milyarlar kazanacak. Böyle bir düzen olur mu? Bu düzen Türkiye’yi mahvediyor, bu düzenden Türkiye’yi çıkarmamız lazım ama birlikte çıkarmamız lazım. Eksi kavgaları da bırakmamız lazım, onun için dedim bir oturacağız helalleşeceğiz kardeşim.

Bizim de kabahatimiz var. Biz oturduk Ankara’da güzel nutuklar attık, vay bize niye oy vermiyorsunuz diye bir şikayet ettik. Niye oy versin vatandaş size? Vatandaşın sofrasına oturdun mu? Çayını, kahvesini içtin mi? Derdini dinledin mi? Çözümünü anlattın mı? Yok. Ben CHP’liyim bana oy verin, vermez vatandaş niye oy versin. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir.

“SEYRETMEYECEĞİZ, BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Şimdi biz gerçek anlamda halkın partisiyiz. Fakirin, fukaranın, unutulanın partisiyiz. Kim alın teri döküyorsa onların yanındayız. Sanayici olsun üretsin, çiftçi olsun üretsin başımızın üstünde yeri var. Esnaf, sabahın köründe dükkanını açıyor, kazansın başımızın üstünde yeri var. Ama oturup bir köşede milyar dolarları var, faiz geliri elde edecek, düzenli olarak devletin bütün geliri ona akacak, biz de seyredeceğiz. Seyretmeyeceğiz, bu düzeni değiştireceğiz.

Seyit Torun: Seçim yaklaştıkça belediyelerimizi algıyla karalamaya çalışıyorlar Seyit Torun: Seçim yaklaştıkça belediyelerimizi algıyla karalamaya çalışıyorlar

“BİZ LOBİLERİN ADAMI DEĞİLİZ, BİZ ÇALIŞAN, ÜRETEN, ALIN TERİ DÖKEN İNSANLARIN ADAMIYIZ”

Elektriğin çiftçilere ücretsiz verilmesi bizim ana hedeflerimizden birisi. Göreceksiniz 5 yıl sonra Allah nasip ederse Türkiye dışarıya elektrik ihraç eden ülke olacak. Barajlarımız var, santrallerimiz var elektrik elde ediyoruz, güneş enerjisini de Türkiye’ye yaygınlaştırdığınız zaman siz dışarıya elektrik ihraç eden ülke konumuna geleceksiniz. Neden diyorum güneş enerjisi? Doğal gaz getiriyorsunuz, akaryakıt getiriyorsunuz dolar ödüyorsunuz… Hepsiyle de elektrik elde ediyorsunuz. Allah’ın güneşi bedava yapacağınız sadece panel… Taş atıp kolunuz yorulmayacak. Bunun karşısında tek engel var; doğal gaz, petrol, kömür lobisi. Bu lobileri atacağız bir köşeye. Biz lobilerin adamı değiliz, biz çalışan, üreten, alın teri döken insanların adamıyız. Onlar bize kızarlar, çağırırlar, onların radyoları var, gazeteleri var, televizyonları var ama bizim de milletimiz var.

Orman köylüleri var, Türkiye’de en fakir kesim orman köylüleridir. Ekilecek tarlaları bile yoktur onların, yaklaşık 7,5 milyon kişidir bunlar. O insanları eğer siz ormanla barıştırırsanız orman yangını da olmaz, onları da engelleyebilirsiniz büyük ölçüde. Eski evlerin restore edilmesi lazım. Özellikle eski güzel evler vardır, köylerde bunu görmek mümkündür. Düşük faizli kredi verilmesi lazım, TOKİ bunları yapabileceği gibi, kredi verildiği zaman bunu siz de yapabilirsiniz. Güzel ustalarımız vardır. Antalya’nın güzel taş evleri var, olağanüstü güzel evler yaparlar, o ustaların sayısı da giderek azalıyor zaten. Köylü kazandığından itibaren kendi evini zaten yapar, güzel bir evde oturmak ister. Köylünün para kazanması lazım.

“YENİDEN MİLLİ KURTULUŞ RUHUYLA KÖYLÜYÜ MİLLETİN EFENDİSİ YAPMAMIZ LAZIM”

Bu devleti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne güzel söylemiş; ‘Köylü milletin efendisidir’ diye. Biz milletin efendisi olmaktan çıkardık, yeniden milli kurtuluş ruhuyla köylüyü milletin efendisi yapmamız lazım. Siz ürettiğiniz zaman bizim karnımız doyacak, 85 milyon insanın karnını doyuracak sizlersiniz. Dolayısıyla siyaset kurumunun bırakın sizi dinlemeyi koşa koşa size gelip ‘Bir derdiniz var mı? Varsa bir şekilde çözelim’ demesi lazım. Bu nedenle geldim. Demişti ya Erdoğan’ ‘Yap da görelim.’ Dedim ki; ‘Önce küçük bir yerde yapacağız, hep beraber göreceğiz. Sen de göreceksin.’ Allah nasip eder iktidar olduğumuz bütün Türkiye’de dost düşman herkes görecek. Öyle dışarıya dolar öde dışarıdan elektrik al, hayır. Elektriği biz üreteceğiz, dışarıya da satacağız, dolarsa doları biz kazanacağız, biz ödemeyeceğiz, biz kazanacağız.”