İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu; dün, TBMM Genel Kurulu’nda çıkan tartışmada İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs’ün AKP Bursa Milletvekili Zafer Işık’ın attığı yumrukla yaralanması ile ilgili bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Dervişoğlu, şunları söyledi:

“MECLİS’TE YAŞANAN ŞİDDET OLAYLARINDA HİÇ DEĞİŞMEYEN SABİT BİR TARAF VARDIR. O DA AKP TARAFI”

“Dün TBMM Genel Kurulu’nda yaşanan olay, son dönemlerde bilinçli olarak tırmandırılan gerginliğin geldiği seviyeyi göstermek açısından, ziyadesiyle vahimdir. İktidar ve bizzat Cumhurbaşkanlığı makamının kullandığı dilin, nasıl bir kurumsallık kazandığının da göstergesidir. Üstelik bu olay, TBMM bütçe görüşmeleri esnasında yaşanmıştır. Ve Adalet Bakanlığı ve yüksek yargı organlarının bütçelerinin görüşüldüğü sırada meydana gelmiştir.

Meclis’te yaşanan şiddet olaylarında hiç değişmeyen sabit bir taraf vardır. O da Adalet ve Kalkınma Partisi tarafıdır. Her olayın bir yerinde mutlaka AKP’liler bulunmaktadır. Millet adına, milletin haklarını savunan milletvekillerine karşı sözlü ve fiili saldırılar, üzülerek ifade ediyorum; sürekli hale dönüştürülmüştür. Söyleyecek sözü olmayanların kavgaya ihtiyaç duyması, anlayabileceğimiz bir husustur. Geldiğimiz noktada AKP; kavgadan, tartışmadan, polemikten beslenen bir siyasi oluşuma dönüşmüştür.

“SALDIRIYA HAZIR HALDE BEKLEYEN; SANKİ BU İŞ İÇİN MEMUR TAYİN EDİLMİŞ MİLLETVEKİLLERİ BULUNMAKTADIR”

Bütçenin ilk günkü görüşmeleri üzerine TBMM Başkanı’nın yaptığı açıklamalar, Meclis Başkanı’nın tarafsızlığını yitirdiğinin de açık bir delilidir. O açıklamalar göstermiştir ki; TBMM Başkanı AK Parti dışındaki partileri hedef alan, sadece onları ikaz eden kabul edilemez bir tutum içine girmiştir. Genel Kurul’da AK Parti ön sıralarında oturtulan, hatipleri konuşturmayan, sürekli onlara laf atan ve saldırıya hazır halde bekleyen; sanki bu iş için memur tayin edilmiş milletvekilleri bulunmaktadır. AK Parti yönetimi bu tür milletvekillerini uyarmak yerine onlara bu tutumları karşısında neredeyse prim vererek, kavgayı teşvik etmektedir.

“BÜYÜK BİR YÜZÜK BULUNAN ELİYLE, SAYIN ÖRS’E KASTEN VE VAHŞİCE YUMRUK ATMIŞTIR”

Kılıçdaroğlu’ndan VPN önerisi: Aklını yitirmiş saray sosyal medya iletişimini kesti Kılıçdaroğlu’ndan VPN önerisi: Aklını yitirmiş saray sosyal medya iletişimini kesti

Anayasamızın 83. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ağır cezayı gerektiren suçüstü hali, yasama dokunulmazlığının istisnalarından birini teşkil eder. Dünkü elim ve vahim olayda, AK Parti Bursa Milletvekili Zafer Işık, yapılan bütçe görüşmeleri esnasında; önce laf atmakla başlayan sonra da saldırıya dönüşen bir eylemi, hayata geçirmiştir. Genel Kurul salonunda kürsü yakınlarında bulunan Trabzon Milletvekilimiz Hüseyin Örs’e kürsünün arka tarafından koşarak gelip, büyük bir yüzük bulunan eliyle, Sayın Örs’e kasten ve vahşice yumruk atmıştır. Milletvekilimize acil şifalar diliyorum. İYİ Parti milletvekillerinin duruma ani ve yerinde müdahalesi şayet söz konusu olamasaydı, belki de saldırgan eylemini tamamlayacak ve bugün Hüseyin Örs’ü kaybetmiş olacaktık.

“BASİT BİR YARALAMA SUÇU OLARAK TANIMLANMASI MÜMKÜN OLAMAZ”

Sayın Örs’ün geçtiğimiz sene içinde TBMM’de kalp krizi geçirdiği, bütün milletvekillerinin malumudur. Ayrıca Hüseyin Örs, bütün milletvekillerinin sevgisini, saygısını kazanmış müstesna bir insandır. Hal böyle iken, AK Parti Milletvekili Zafer Işık’ın, Sayın Örs’e karşı yaptığı bu eylemin, basit bir yaralama suçu olarak tanımlanması da mümkün olamaz.

“BİLEREK VE İSTEYEREK GERÇEKLEŞTİRİLEN ŞİDDETTİR”

AK Parti Milletvekili Işık’ın eylemi sonucunda arkadaşımız yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştır. Doktorların ifadesi ile de ölümden dönmüş olduğu açıklanmıştır. TBMM’de yaşanan bu şiddet olayı, elim bir olayın ötesinde bilerek ve isteyerek gerçekleştirilen şiddettir. Bu nedenle yasama dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilebilecek, basit bir suç ya da arbededen bahsedebilmek mümkün olamaz. Söz konusu olay Türk Ceza Kanunu’nun 81. ve 82. Maddeleri kapsamına giren, kastı aşan bir eylem olup, adam öldürme ile sonuçlanabilecek, kişinin hayatına karşı işlenmiş bir suçtur. Bu nedenle genel hükümler çerçevesinde olaya sebebiyet veren vekil hakkında hukuki işlem yapılması gerekmektedir.

“ANAYASAL SUÇ, MUHALEFETİN MUHALEFET GÖREVİNİ YAPMASINI ENGELLEME”

İşin bir de anayasal boyutu vardır. Bizler, milletvekilleri olarak kamu görevi ifa ediyoruz. Anayasal bir haktan doğan, görevin ifasına karşı gerçekleşmiş tecavüzler, kendi içinde başka suçları da barındırır. Nasıl bir öğrencinin öğrenim özgürlüğünü engellemeye kalkışırsanız, nasıl bir gazetecinin gazetecilik yapma hürriyetini kısıtlamaya çalışırsanız ve suç işlerseniz; anayasal bir hakkın kullanımını engellemeye çalıştığınızda da bir büyük suç işlemiş olursunuz. Bu yapılan saldırılar, muhalefetin muhalefet görevini yapmasını engelleme için yapılıyor ve kamu görevi yapma özgürlüğümüzü kısıtlıyor.

Biz konunun pek tabii, hukuken takipçisi olacağız. Meclis İçtüzüğü’nün 161. Maddesinin uygulanması hususundaki ısrarımıza bağlı olarak, TBMM bütün partilerin mutabakatı ile bahse konu kişi ile ilgili birleşimden çıkarma kararı almıştır. Bu kararın alınmasına katkı sağlayan, siyasi partilerimizin grup başkanvekillerine ve Meclis’teki milletvekillerine huzurunuzda teşekkür ediyorum.

“AKP’DEN BEKLENTİMİZ; HEM PARLAMENTO GRUP DİSİPLİN YÖNETMELİĞİNİN GEREĞİNİ YAPMASI HEM DE MERKEZ DİSİPLİN KURULU’NUN KONU İLE İLGİLİ TATMİN EDİCİ BİR KARAR ALMASIDIR”

Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de yapması icap eden şeylerin olduğu kanaatini taşıyoruz. AKP, milletvekilimize saldırıda bulunan kişi hakkında gerekli disiplin takibatını yapmalı, cezasız kalmasının önünü kesmelidir. Bu, kendilerinden büyük bir beklentimizdir. Yoksa biz, hiç kimseden özür falan beklemiyoruz. Bazıları özür dilemeyeceğini açıklıyor. Senden özür dilemeni bekleyen mi var? Adalet ve Kalkınma Partisi’nden beklentimiz; hem parlamento grup disiplin yönetmeliğinin gereğini yapması hem de Merkez Disiplin Kurulu’nun konu ile ilgili tatmin edici bir karar almasıdır. Aksi taktirde yapılan davranış, ödüllendirilmiş olacaktır.

“AKP’NİN KARAR ALMAMASI DURUMUNDA GENEL KURUL SALONUNDA BULUNMAYACAĞIZ”

AKP’nin bu konuda doğru adım atmaması, bu elim olayla ilgili kamuoyu vicdanını tatmin edici bir karar almaması durumunda, bütçe görüşmeleri süresince AK Parti grubunun konuşmaları esnasında; İYİ Parti grubu olarak Genel Kurul salonunda bulunmayacağız. Bunun bir boykot olarak algılanmamasını hassaten istirham ediyorum. AKP yetkililerini göreve davet etmek olarak değerlendirilmesini talep ediyorum. Bu doğru uygulama yapılıncaya kadar tavrımızı sürdüreceğimizi kamuoyunun takdirlerine arz ediyorum.”

“CUMHURBAŞKANI’NDAN BAŞLAYARAK, İKTİDAR PARTİSİNİN KULLANDIĞI YANLIŞ DİLİN, EYLEMLERİN KURUMSALLAŞTIĞI ENDİŞESi”

Dervişoğlu, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dervişoğlu soru üzerine, çıkan kavga ile ilgili “Yaşanan olaya herhangi bir anlam yükleyebilmiş değilim. Ama bazı insanların, tıpkı sokaklarda olduğu gibi TBMM’de de kendilerinin suç işleme imtiyazına sahip olduğu yolunda bir hissiyat yaratıldığı hususundan endişe ediyorum. Yani Sayın Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak, iktidar partisinin kullandığı yanlış dilin, eylemlerin kurumsallaştığı endişesi ile karşı karşıyayım” dedi.

“TBMM’DE BİRAZ GECİKMİŞ OLSAYDIK, HÜSEYİN BEY’İ KAYBETMİŞ OLABİLİRDİK”

Dervişoğlu yine soru üzerine Örs’ün son durumu ile ilgili olarak da “Yoğun bakımda. Kalp pili ile ilgili problemleri nedeniyle… Doktorlardan edindiğimiz bilgi açık ve nettir. Şayet TBMM’de biraz gecikmiş olsaydık, Hüseyin Bey’i kaybetmiş olabilirdik. Müşahedesi devam ediyor” diye konuştu.

“YAPILAN, SİYASİ EŞKIYALIKTIR”

Dervişoğlu, “Yaptığımız konuşmalar, suç duyurusu niteliğindedir. Hukuki müracaat da milletvekilimiz yoğun bakımda olduğu için avukatlarının vekalet işlemleri henüz tamamlanmamıştır. Hukuken müracaatta bulunulacaktır. Böyle şeylerin karşılıksız bırakılmaması lazım. Milletimize karşı sorumluluğumuz var. Eşkıyalık, TBMM’ye gelirse bunu kimse doğru bir durum olarak göremez. Yapılan, siyasi eşkıyalıktır” ifadelerini kullandı.